
Antalya’nın Konyaaltı ilçesi Çakırlar Mahallesi’nde dere yatağı üzerinde yapılması planlanan 4 bin 574 konutluk TOKİ projesine verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli değildir kararına karşı Mimarlar Odası Antalya Şubesi, dava açtı. Yapılan açıklamada, “Antalya Valiliği tarafından verilen ‘ÇED gerekli değildir’ kararının açıkça hukuka, ilgili yasa ve yönetmeliklere ve taraf olunan uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu, ayrıca kamu yararı taşımadığı gerekçeleriyle iptali istemiyle dava açılmıştır” denildi.
Antalya’nın Konyaaltı ilçesine bağlı Çakırlar Mahallesi’ndeki, Çandır Deresi’nin kurumuş yatağı üzerine 4 bin 574 konutluk bir Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) projesini 9 Aralık’ta başlayan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci 11 Aralık’ta onaylandı.
Mimarlar Odası Antalya Şubesi, Konyaaltı ilçesi Çakırlar Mahallesi’nde dere yatağı üzerinde yapılması planlanan TOKİ projesine ilişkin verilen “ÇED gerekli değildir” kararına karşı dava açıldığını açıkladı.
Şube tarafından yapılan yazılı açıklamada, TOKİ’nin Çandır Çayı yatağında toplam 6 etapta 206 bloktan oluşan, 4 bin 574 konut, 2 okul ve 1 camiyi kapsayan projeyi hayata geçirmeyi planladığı belirtildi. Projenin ilk etabında yer alan 572 konut ve 1 ortaokul ile altyapı çalışmalarına ilişkin hazırlanan ÇED Proje Tanıtım Dosyası’nın, Antalya Valiliği tarafından iki gün içinde değerlendirilerek “ÇED Gerekli Değildir” kararıyla onaylandığı hatırlatıldı.
Açıklamada, proje alanının Boğaçayı’nın en büyük kollarından biri olan Çandır Çayı’nın eski kum-çakıl ocağı olarak kullanılmış dere yatağında yer aldığı ve AFAD’ın 2021 tarihli Antalya İl Afet Raporu’na göre taşkın riski altında bulunduğu vurgulandı. Bu durumun, ileride can ve mal güvenliği açısından ciddi riskler doğurabileceği ifade edildi.
Devlet Su İşleri tarafından yapılan incelemelerde, proje alanının Konyaaltı ilçesinin içme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılayan kuyulara yaklaşık 1 kilometre mesafede bulunduğunun tespit edildiği belirtilen açıklamada, alanın yer altı suyu akım yönüne göre kuyuların beslenim havzasında kaldığı kaydedildi. Yoğun yapılaşma ve oluşacak atık su yükünün, mevcut kuyuların su kalitesi üzerinde kirlilik riski yaratabileceğinin DSİ raporlarında açıkça yer aldığı bildirildi.
Proje alanının tarım alanlarıyla çevrili olduğu belirtilen açıklamada, Danıştay 6. Dairesi’nin daha önceki bir kararına dayanak oluşturan bilirkişi raporuna da atıf yapıldı. Raporda, Boğaçayı ve kollarının bulunduğu havzada aşırı kentleşme nedeniyle tarım alanlarının ve ekolojik dengenin tahrip edildiğinin vurgulandığı, kum ocakları faaliyetleri sonucu doğal su akışının ve yeşil alanların büyük ölçüde kaybolduğunun belirtildiği aktarıldı.
Mimarlar Odası Antalya Şubesi, içme ve kullanma suyu havzası niteliği taşıyan, karstik ve kırılgan hidrojeolojik yapıya sahip bu alanda yer altı suyu kirliliği, su güvenliği ve taşkın riski gibi başlıklarda ciddi bilimsel belirsizlikler bulunduğunu kaydetti. Bu riskler giderilmeden verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararının, 2872 sayılı Çevre Kanunu’na ve uluslararası sözleşmelerde yer alan ihtiyatlılık ilkesine aykırı olduğu ifade edildi.
Açıklamada ayrıca, proje alanının 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda tarım alanı olarak tanımlandığı, alt ölçekli imar planları ve sosyal-teknik altyapı düzenlemeleri yapılmadan, yalnızca tek bir yapı adası için ÇED süreci yürütülmesinin planlama ve hukuk açısından sorunlu olduğu belirtildi.
Açıklamada, Antalya Valiliği tarafından verilen ÇED gerekli değildir kararının açıkça hukuka, ilgili yasa ve yönetmeliklere ve taraf olunan uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu, ayrıca kamu yararı taşımadığı gerekçeleriyle iptali istemiyle dava açılmıştır” denildi.





