MÜSİAD’tan daha çok çocuk işçi çağrısı | Dr. Naim Göktaş: “Bunların derdi çocuk emeğini de daha fazla sömürmek”

müsiad çocuk işçiliği müsiad çocuk işçiliği
Fotoğraf: Evrensel

MESEM programlarıyla yüzbinlerce çocuğun sanayiler çalışması zorunlu hale getirilmesine rağmen, MÜSİAD zorunlu eğitimin istihdama engel oluşturduğunu savunarak eğitim süresinin kısaltılmasını talep etti.

Türkiye’de Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) aracılığıyla yüzbinlerce çocuk sanayi sektöründe çalıştırılırken, çocuk işçiliğinde ciddi bir artış yaşandı. Resmî verilere göre 15-17 yaş grubundaki istihdam ve MESEM’li çocukların sayısı 1,3 milyona ulaşırken, kayıt dışı çalışanlarla birlikte bu sayının 3,5 milyona yaklaştığı tahmin ediliyor.

Öte yandan, Yenişafak Gazetesi’ne açıklama yapan MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir, zorunlu eğitim süresinin kısaltılmasını önerdi. Özdemir, istihdamın artırılması için eğitim sisteminin yeniden yapılandırılması gerektiğini belirterek, “Gençlerimiz iş gücüne daha erken katılmalı. Eğitim zorunluluğu esnetilmeli, pratik beceriler kazanan gençler piyasaya daha hızlı adapte olabilmeli” ifadelerini kullandı.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü dolayısıyla yayımladığı raporda, son 12 yılda en az 770 çocuğun iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğini açıklanmıştı.

müsiad çocuk işçiliği
Dr. Naim Göktaş

Konuya ilişkin Dr. Naim Göktaş açıklamalarda bulundu. Göktaş şu ifadeleri kullandı:

“İstanbul’da ortalama bir evin kira fiyatından daha düşük olan asgari ücret bile demek bu kesimlere yüksek gelmekte! Türkiye’de sermaye ucuz iş gücü arayışında. Bu nedenle daha ucuza, daha güvencesiz kimi çalıştırırız onun yolunu arıyorlar. MÜSİAD Başkanı’nın istediği de bu. Bu tür sermaye kesimleri yenilik, inovasyon peşinde koşmaz, kendi kârlarını en ilkel yöntemlerle nasıl daha fazla artırabilirse onun peşinde koşar. Mesele bu nedenle çok net. Bunların derdi çocuk emeğini de daha fazla sömürmek.”

19. yy kapitalizmde kuralların olmadığını hatırlatan Göktaş, “Çalışma saatleri oldukça uzundur, çocuklar okullarda değil fabrikalarda çalışır. Hatta ilk sosyal politika önlemleri sanayi devriminin beşiği olan İngiltere’de çocuk işçilere yönelik yapılmıştır. İşçilerin mücadeleleri sonucunda sosyal devlet anlayışı 20. yy’da gelişmiş, işçiler ve diğer toplum kesimleri çeşitli kazanımlar elde etmiştir. Eğitim herkes için bir hak olarak kabul edilmiş, çalışma standartları düzenlenmiş, hukuk düzeninde çocukların fiziksel ve psikolojik gelişimlerini koruyacak önemli kurallar koyulmuştur” dedi.

“19. YY’IN ACIMASIZ ÇALIŞMA KOŞULLARINA GERİ DÖNÜLMEKTEDİR”

Kazanılan bütün haklar neo-liberal politikalar eliyle tasfiye edildiğini söyleyen Göktaş,  “19. yy’ın acımasız çalışma koşullarına geri dönülmektedir. Çocuk işçiliğin daha fazla yaygınlaşmasını da bu durumdan bağımsız değerlendiremeyiz” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de çalışan işçilerin büyük bir bölümünün sendikasız olduğunu hatırlatan Göktaş, “Sendikalı olanların ise neredeyse yarısı toplu iş sözleşmesi hakkına erişemiyor. Özel sektörde durum daha kötüye gitmekte, toplu pazarlık kapsamı oranı yüzde 5’lere kadar düşmektedir. Grev hakkı zaten fiilen kullanılamaz hâle getirilmiş durumdadır” sözlerini kullandı.

Yaşanan süreçlerin değişmemesi için toplu iş mevzuatı yasaklarla çevrildiğini ifade eden Göktaş, “Sendikaların faaliyetleri de oldukça yetersiz ve kendi üyelerini dahi harekete geçirme konusunda oldukça atıl durumda. Sendikasızlık güvencesizlik doğurmakta ve artan güvencesizlik de sendikalaşmanın önündeki temel bariyer olmaktadır. Yetişkinlerin dahi kullanamadığı sendikal hakları çocukların kullanabilmesinin ise imkansız olduğu aşikardır” ifadelerini kullandı.

ÇOCUK İŞÇİLİĞİN FİZİKSEL VE PSİKOLOJİK ETKİLERİNDEN BAHSETMİYORUZ BİLE

İSİG Meclisi’nin 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü’nde yayımladığı rapora atıf yapan Göktaş, “Basına yansıyan haberleri hepimiz okuduk. MEB tarafından yürütülen MESEM uygulamalarında bile çocuklar fabrikalarda sermayenin kâr hırsı yüzünden ölüme gönderildi. Bakın çocuk işçiliğin fiziksel ve psikolojik etkilerinden bahsetmiyoruz bile” sözlerine yer verdi.

Çocuk ölümlerinden bahsedildiği ve bu durumun yetişkinlere daha büyük sorumluluk verdiğini söyleyen Göktaş, son olarak şunları söyledi:

“Bu yüzden MÜSİAD Başkanı’nın açıkça söylediği çocuk işçiliği artıracak her girişime karşı çıkmakla yükümlüyüz. Her çocuğun erişebileceği nitelikli, parasız, kamusal eğitimi savunmakla sorumluyuz. Çalışma ilişkilerinde ise güvenceli, sendikalı, kurallı çalışmanın yaygınlaşması için daha fazla çaba harcamak zorundayız. Böylece çocuk işçiliğin de önüne geçilebilir.”