
Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın kısa süre önce yayınladığı raporunda, küresel ısınmayı bir buçuk derece ile sınırlama hedefinin kaçınılmaz olarak aşılacağı belirtildi. Bu sırada Tibet-Nepal sınırında yaşanan sel nedeniyle, yüzlerce can kaybının yanı sıra, Nepal hükümetine 5 milyar dolarlık bir maliyet getirdi.
BM Çevre Programı’nın (UNEP) İklim ve Temiz Hava Koalisyonu (Climate and Clean Air Coalition, CCAC) ile birlikte yayınladığı Hidden assets: The economic and health case for climate and clean air action (‘‘Gizli kazanımlar: İklim ve temiz hava eyleminin ekonomik ve sağlık getirileri’’) başlıklı yeni çalışması, iklim krizi ve hava kirliliği arasındaki ayrılmaz bağa dikkat çekti ve rapor ayrıca bu iki sorunla eş zamanlı mücadele karşısında önemli faydalar sağlanabileceğini ortaya koydu.
25 ÇÖZÜM ÖNERİSİ
Raporda, bu sorunların ikisine de çare olabilecek 25 çözüm önerisi yer alırken, öneriler arasında yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, temiz ısıtma sistemleri gibi önlemler yer aldı. Çalışmaya göre, bu çözümlere yatırılan her bir ABD doları, 15 dolar getiri sağlayabilir, milyonlarca hayat kurtarabilir ve iklim değişikliğine neden olan sera gazı emisyonlarını önemli ölçüde azaltabilir.
TÜRKİYE EKONOMİSİ İÇİN YILLIK MALİYET
Temiz Hava Hakkı Platformu’nun (THHP) 2025’te yayınladığı Kara Rapor’da, hava kirliliğinin Türkiye ekonomisine yıllık maliyeti 138 milyar dolar olarak hesaplanmıştı. Aynı raporda, hava kirliliğinin, Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilen seviyeye düşürülmesi durumunda, Türkiye’de yılda en az 60 bin hayat kurtarılabileceği belirtiliyor.
Çalışmaya göre, belirlenen 25 önlemin hemen ve tamamen uygulamaya konması durumunda:
- 2050 yılına kadar, hava kirliliğiyle ilişkili toplam 144 milyon erken ölüm ve yüz milyonlarca kronik hastalık vakası önlenebilir.
- Yüzyıl ortasına kadar, küresel karbondioksit emisyonları yarıya indirilebilir. Metan emisyonları yüzde 60 azaltılabilir. Siyah karbon, kükürt dioksit ve azot oksitler de dahil olmak üzere başlıca hava kirleticiler yüzde 70 düşürülebilir.
- Yüzyıl sonuna kadar 1.4 derecelik ısınma önlenebilir. Bu senaryoda küresel karbondioksit emisyonları yüzyıl sonunda net negatif seviyeye ulaşabilir; başlıca hava kirleticiler ise yüzde 85’e kadar azalabilir.
Bu önlemlerin hayata geçirilmesiyle sağlanabilecek yıllık ekonomik faydaların ise şu miktarlara denk geleceği hesaplandı:
- 2035 yılında küresel GSYİH’nın yüzde 2,8’i
- 2050 yılında küresel GSYİH’nın yüzde 4,5’i
- 2100 yılında küresel GSYİH’nın yüzde 11,4’ü
Buna karşılık, 2022 yılında, küresel GSYİH’nın yüzde 2,18’i açık fosil yakıt sübvansiyonlarına harcandı. 2023 yılında ise sağlık hizmeti harcamaları, küresel GSYİH’nın yüzde 9,3’ü kadardı.
UZMAN GÖRÜŞLERİ:
Dünya Sağlık Örgütü Çevre, İklim Değişikliği ve Sağlık Departmanı Önceki Direktörü, Clean Air Fund Kıdemli Araştırmacısı Dr. Maria Neira, temiz hava yatırımlarına ilişkin açıklamada bulundu. Neira,bir toplumun yapabileceği en akıllı yatırımlardan birinin temiz hava olduğunu, temiz havanın akciğerleri koruduğunu, hayat kurtardığını ve ekonomileri güçlendirdiğini ifade etti.
Bu durumun sağlık, iklim ve kalkınma arasında bir seçim meselesi olmadığını belirten Neira hava kirliliğiyle mücadelenin bu üçünü de sağlayabileceğini söyledi.
Çalışmanın yazarları arasında bulunan London School of Economics and Political Science Çevre Politikası Profesörü Dr. Simon Dietz ise rapora ilişkin şu açıklamalarda bulundu:
“Bu rapor, iklim değişikliği ve hava kirliliğini ayrı sorunlar olarak ele aldığımızda, ikisiyle birlikte mücadele etmenin getireceği faydaları azımsadığımızı, bugüne kadarki en sağlam kanıtlarla ortaya koyuyor. Oysa bu iki mücadeleyi birlikte modellediğimizde, elde edilen faydalar, her birinin tek başına sağlayabileceğinden çok daha büyük oldu. Nitekim ikisinin de arkasında aynı kaynaklar, sektörler ve politikalar var.’’
TÜRKİYE’DEN UZMAN GÖRÜŞÜ
Raporu değerlendiren Temiz Hava Hakkı Platformu Yürütme Kurulu Üyesi ve Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan, hava kirliliğinin Türkiye ekonomisine bir yıldaki maliyetinin 138 milyar dolara ulaştığını ortaya koydukları çalışmaları geçen yıl yaptıklarını açıkladı. Bu sonucun Türkiye’nin GSYİH’sinin yaklaşık yüzde 10’una denk geldiğini belirterek şu açıklamada bulundu:
“Oysa UNEP ve CCAC tarafından bugün yayınlanan raporda ortaya konan önlemlerin Türkiye’de de hayata geçirilmesi, hem bu büyük ekonomik yükü azaltma hem de her yıl hava kirliliği nedeniyle gerçekleşen 62 binden fazla ölümü önleme potansiyeli taşıyor.”
Çağlayan açıklamalarının devamında, raporun en önemli mesajlarından birinin iklim değişikliği ile hava kirliliğini birbirinden ayrı sorunlar olarak ele alınamayacağı olduğunu ifade etti. Her ikisinin de başlıca kaynaklarının büyük ölçüde fosil yakıtlar olduğunu belirten Çağlayan, iklim eylemi ile temiz hava politikalarının birlikte tasarlandığında ve fosil yakıtlardan çıkışın somut bir adım olarak belirlendiğinde “Hem halk sağlığını korumak hem sera gazı emisyonlarını azaltmak mümkün” dedi.
Çağlayan, Türkiye açısından en somut adıma ilişkin şunları söyledi:
“Türkiye açısından bunun en somut karşılıklarından biri elektrik üretiminde kömür kullanımından vazgeçmek. Bu adım, 2024 verilerine göre sera gazı emisyonlarında dünyada 17. sırada yer alan Türkiye’nin iklim krizinin çözümüne küresel ölçekte anlamlı bir katkı sunmasını da sağlayacaktır.
COP31 Başkanlığını üstlenen Türkiye’den, kömürden çıkış için tarihli ve somut bir plan ortaya koymasını ve bu planı güçlü bir adil geçiş stratejisiyle desteklemesini ısrarla talep etmeye devam edeceğiz.”
İKLİM MASASI HAKKINDA:
İklim Masası, iklim değişikliğiyle ilgili güvenilir bilgileri kamuoyunda yaygınlaştırmayı hedefleyen ücretsiz bir haber servisidir. Yazarları, haberleştirdikleri konularda uzmanlığı bulunan bilim insanlarıdır.
İklim Masası’nın paylaştığı haberler, haberi yazan bilim insanını referans göstermek kaydıyla, kısmen veya tamamen paylaşılabilir veya alıntılanabilir. Kısmen paylaşıldığı durumlarda, bütünün anlamından koparılarak veya çarpıtılarak gerçek dışı bilimsel veya siyasi bir anlam çıkarılamaz.





