
Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Birleşik Metal İşçileri Sendikası (Birleşik Metal-İş), işçilerin sağlığını ve yaşamını tehdit eden yüksek sıcaklıklarda çalışmasına karşı yasal düzenleme yapılması talebiyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na (ÇSGB) yazı gönderdi.
TTB ve Birleşik Metal-İş, işçilerin sağlığını ve yaşamını tehdit eden yüksek sıcaklıklarda çalışmasına karşı yasal düzenleme yapılması talebiyle ÇSGB’ye 7 Ağustos 2026 tarihinde yazı gönderdi. Yazıda riskin yalnızca açık alanlarda çalışanlarla sınırlı olmadığı belirtildi.
Riskin yeterli iklimlendirme ve havalandırma sistemi bulunmayan fabrika, atölye, ofis, depo vb. kapalı alanlarda yeraltı işlerinde veya üretim süreçlerinde yüksek ısının açığa çıkardığı diğer işlerde çalışan işçileri de kapsamakta olduğu ifade edildi.
İklim krizine bağlı olarak her yıl daha uzun süren ve şiddetlenen sıcak hava dalgalarının milyonlarca işçinin sağlık ve yaşam haklarını tehdit ettiği, yüksek sıcaklıkların emekçilerde kısa ve uzun vadeli yarattığı sağlık sorunları ve mevcut hastalıklara olumsuz etkiler sıralanırken, bilimsel ölçütlere dayalı azami ısı maruziyeti sınırlarının belirlenmesi gerektiği ifade edildi.
“YÜKSEK SICAKLIKLAR ÖLÜMCÜL SONUÇLARA YOL AÇIYOR”
Yüksek sıcaklıkların yalnızca çalışma koşullarını ağırlaştırmadığı, aynı zamanda iş kazaları ve meslek hastalıkları riskini de artırdığı, ısı bitkinliği, sıcak çarpması, sıvı ve elektrolit kaybı ile kalp-damar ve beyin-damat sistemi üzerinde oluşan yükün kısa sürede ölümcül sonuçlara yol açabildiği açıklandı.
Ayrıca, Türkiye’de işçileri meslek ısı stresine karşı koruyan, somut ve bağlayıcı üst sınırlar getiren önemli bir düzenleme olmadığı ifade edilerek, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda da alınması gereken önlemler ile çalışmanın hangi koşullarda durdurulacağına ilişkin boşluk olduğuna dikkat çekildi.
Emekçilerin sağlık ve yaşam haklarının devletin ve işverenlerin hukuki ve insani bir sorumluluğu olduğu belirtilen yazıda yasal düzenleme yapılması gerektiği belirtilerek şu taleplerde bulunuldu:
- İşkollarının, yapılan işin ve çalışma ortamının özellikleri dikkate alınarak bilimsel ölçütlere dayalı azami ısı maruziyeti sınırları belirlenmeli; bu sınırlar hava sıcaklığı, nem ve radyant ısıyı birlikte değerlendiren, uluslararası kabul görmüş göstergeler esas alınarak yasa ve yönetmeliklerle düzenlenmeli, işin fiziksel yük, maruziyet süresi ve koruyucu giysiler de değerlendirmeye katılmalıdır.
- Belirlenen sınırların aşılması veya aşırı sıcakların ciddi ve yakın tehlike oluşturması halinde çalışmalar durdurulmalı; işçilerin çalışmaktan kaçınma hakkını ücret ve diğer haklarında kayıp yaşamadan kullanabilmeleri yasal güvence altına alınmalıdır.
- İşverenlere gölgelik alanlar ve serinleme noktaları oluşturma, ücretsiz ve kolay erişilebilir içme suyu ile gerektiğinde uygun sıvı desteği sağlama, ısı kaynaklarını yalıtma, uygun iklimlendirme ve havalandırma sistemleri kurma yükümlülüğü getirilmeli, bu yükümlülüklerin denetimi ve ihlallere yaptırım uygulanması sağlanmalıdır.
- Aşırı sıcak dönemlerde çalışma süreleri ve saatleri yeniden düzenlenmeli; günün en sıcak saatlerinde çalışma sınırlandırılmalı, zorunlu dinlenme ve serinleme molaları artırılmalı, çalışma-dinlenme programlarının uygulanması zorunlu hale getirilmelidir.
- Isı stresine ilişkin bütün yasal düzenlemelerin hazırlanması, uygulanması, denetlenmesi ve güncellenmesi süreçlerine işçi sendikaları, ilgili meslek odaları ve bilimsel kuruluşların etkin ve doğrudan katılımı sağlanmalıdır.
- İşyerlerinde yürütülen risk değerlendirmeleri, toplumsal cinsiyet perspektifini de içerecek biçimde; açık alanda çalışanlar, hamile veya menopoz dönemindeki çalışanlar, ileri yaştaki çalışanlar, kronik hastalığı bulunanlar, göçmen ve mevsimlik işçiler ile kayıtdışı ve güvencesiz çalışanların karşı karşıya olduğu özgül riskleri kapsamalıdır. Bu değerlendirmeler ayrımcılığa veya hak kaybına gerekçe yapılmamalıdır. İşin ve çalışma koşullarının işçiye uyarlanmasını sağlamalıdır.
- Her işyerinde azami ısı maruziyeti sınırlarının aşılması halinde uygulanacak önlemler ve çalışmanın durdurulma/yeniden başlatılma koşulları önceden belirlenmeli; işyerine özgü ısı yönetimi planları hazırlanmalı, uygulanmalı ve düzenli olarak güncellenmelidir.
- Isı stresinin işçi sağlığı, güvenliği ve çalışma yaşamı üzerindeki etkilerine ilişkin veri toplama mekanizmaları oluşturulmalı; bilimsel araştırmalar desteklenmeli ve veriler düzenli, şeffaf ve erişilebilir biçimde kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
- İşyerlerinde, aşırı sıcakların neden olduğu akut sağlık sorunlarının erken tanınması, hızlı soğutma, ilkyardım ve uygun sağlık kuruluşuna sevki kapsayan acil müdahale protokolleri oluşturulmalı, gerekli eğitimli personel ve ekipman sağlanmalıdır.
- Yüksek sıcaklıklara sürekli veya tekrarlayan biçimde maruz kalan işçilere risk değerlendirmesi, maruziyet düzeyi, işin niteliği ve işyeri hekiminin değerlendirmesi doğrultusunda uygun aralıklarla, ayrıca sıcakla ilişkili belirti veya sağlık olayı sonrasında sağlık gözetimi yapılmalı, gerekli klinik değerlendirme ve tetkikler sağlanmalıdır. Sağlık gözetimi, maruziyeti ortadan kaldıran veya azaltan koruyucu önlemlerin yerine geçirilmemeli ve işçilerin iş, ücret ve özlük hakları aleyhine kullanılmamalıdır.
Yazının tamamı için tıklayınız.





