Aliye Coşar ve İbrahim Akın’dan Milli parklar uyarısı: “Doğal miras yağmalanıyor” 

Milli Parklar Köprülü Kanyon Milli Parklar Köprülü Kanyon
Fotoğraf: Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya Milletvekili Aliye Coşar ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İzmir Milletvekili İbrahim Akın, 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu’nda yapılan değişikliklere ilişkin Antalya Kent Haber’e açıklamalarda bulundu.

Aslı Görgülü

Türkiye’de korunan alanların yönetimini düzenleyen 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu’nda yapılan değişiklik, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda kabul edilerek milli parkların yönetimine dair yetki ve sorumlulukları yeniden tanımladı. Yasalaşan düzenleme ile milli parklar içerisindeki tesislerin işletme haklarının devri ve yapılaşma süreçlerine ilişkin yeni kriterler yürürlüğe girdi ve bu değişiklik, milli park alanlarının ticari işletmelere açılmasının önünü açıyor. 

238 kabul ve 68 ret oyuyla yasalaşan düzenleme, Antalya’daki Olympos-Beydağları’ndan Altınbeşik Mağarası’na kadar uzanan alanları sermaye tahsislerine açtı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya Milletvekili Aliye Coşar ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İzmir Milletvekili İbrahim Akın, Milli Parklar Kanunu hakkında yapılan düzenlemeye ilişkin Antalya Kent Haber’e açıklamalarda bulundu.

“MİLLİ PARKLAR PAZARLANMAYA ÇALIŞILIYOR”

Coşar, yasanın yürürlüğe girmesiyle Antalya’daki Olympos-Beydağları Sahil Milli Parkı gibi alanlarda, kıyı şeridindeki tesislerin işletme modellerinde değişiklikler beklendiğini ifade etti. Köprülü Kanyon ve Termessos gibi arkeolojik ve doğal sit alanlarının turizm projeleriyle ilişkilendirilmesinin yasal zemin bulduğunu vurgulayan Coşar, Meclis kürsüsünde konu hakkında yaptığı ve “Milli parklar rant ve gelir kapısı değil doğal mirastır. Bu mirasın yağmalanmasına kanunla kılıf hazırlayamazsınız” ifadelerini kullandığı konuşmasını hatırlattı. 

aliye coşar meclis
Aliye Coşar

Milli parkların değer statüsünden ticari mal statüsüne geçtiğini belirten Coşar, süreci şu sözlerle ifade etti:

“Milli parklar korunması gereken alanlar ve çıkan yasayla birlikte milli parkların tamamen işletmeye açıldığı bir kanun teklifi kabul edildi. Milli parklar korunma statüsünden çıkarıp işletmeye açan bir kanunla karşı karşıyayız. Şu anda milli parklar üzerinde her şey yapılabilir duruma geliyor. Turizm tahsis alanı olarak açılabilir. Daha önce çıkan yasalarla birlikte zeytinlikleri madenciliğe açmışlardı. Bu yasayla beraber de milli parklar turizm işletmelerine açılacak”

Yasanın meralar ve sit alanlarına yönelik müdahalelerin devamı olduğunu bildiren Coşar, “Her çıkan yasa teklifi bir değerimizi yok ederek geliyor. Sit alanlarına dokunuluyor, meralar GES’lere açılıyor. Madencilik Kanunu’nda da meralar amacı dışında kullanılamaz. Fakat çıkan yasayla birlikte meralar da bu koruma statüsünden çıkarıldı. Oralara da GES yapıldı. Milli Parklar da o durumda. Tamamen işletmelere pazarlanmaya çalışılıyor” sözlerini kullandı.

“BU YASA MİLLİ PARKLARIN HAYATINA KASTETMEKTİR”

Akın ise kanunun, son bir yıldır Meclis’ten çevre ile ilgili geçen en önemli yasalardan biri olduğunu belirterek, milli parkların savunulması gereken en önemli alanlardan biri olduğunu vurguladı. 

Düzenlemenin çevre tahribatı açısından riskli olduğunu belirterek, şirketlerin karşılaştığı Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerindeki engellerin bu yasayla aşılmak istendiğini belirten Akın, yasanın içeriğini şu şekilde özetledi:

“Milli parklar özellikle koruma alanları oldukları için bizim açımızdan savunulması gereken çok önemli alanlar. Resmen bazı şirketler için korku olarak değerlendirilen ve buna bağlı olarak bir çok ÇED’in iptal edilmesine sebep olan bir durumdu. Şu an şirketlerin kendi ruhsatlarını alabilmeleri bakımından Milli Parklar Yasası açıkçası önündeki engelleri kaldırmak üzerine yapılmış bir yasal düzenleme. Sadece bu mu? Değil. Aynı zamanda bizim milli parklar ve koruma alanlarımız içerisinde ticaret yapmayı öngören ve ticari faaliyetlerle hem turizm alanlarını hem de bizim yıllardır korumakta olduğumuz ormanlarımızı meralarımızı hatta sit alanları dahil olmak üzere statü değiştirilerek yapılmak istenen bir hazırlık sürecinin parçası olarak görünüyor”

Kanunda yapılan değişikliği ruhsat alabilmeleri bakımından şirketlerin önündeki engellerin kaldırılması için yapılmış bir yasal düzenleme olarak tanımladığını belirten Akın, sorunun bununla sınırlı olmadığına dikkat çekti.

Milli parkların ticarileştirilmesini ise Akın, şu cümleyle tanımladı:

“Bir insanın hayatına kastedilmesi ne anlama geliyorsa milli parklar için de bu yasa o anlama geliyor. milli parkların ortadan kalkması ve bahsettiğim riskler altında olmasını oraların ticarileştirilmesini, ruhsat verilerek maden ve benzeri faaliyetlerin önünün açılmasına neden olacak bir durum doğuruyor”

Milli Parklar Yasası’nı tehlikeli olarak nitelendiren Akın, “Muhtemelen Anayasa Mahkemesi’ne CHP vasıtasıyla gelecek. Biz de destek vereceğiz elimizden geldiği kadar” ifadeleriyle sürecin devam edeceğini vurguladı.

Akın kanun hakkında ayrıca, “Bunları durduramazsak önümüzdeki süreç içerisinde Türkiye’deki bir çok alanımız, özellikle koruma alanlarımız olan, değerlerimiz olan, varlıklarımız olan her şeyin gitme ihtimali çok yüksek” uyarısında bulundu.

MECLİS SİYASETİ VE SAHA MÜCADELESİ

Oylamaya katılmaması hakkında eleştirilere de yanıt veren Akın, vekillik sorumluluğunun Genel Kurul Salonuyla sınırlı olmadığını ifade etti. Akın, sürecin yalnızca oylamadan ibaret olmadığını belirterek, şunları söyledi:

“Milli parklar altı yedi hafta sürdü. Ben bunlardan üç tanesine katıldım. En son oylamada başka bir görevim vardı. Orada olduğum için katılamadım. Ama bizim için sadece oylamaya katılmayla sınırlı bakıyorlar. Ve sanki oylamaya katılmazsan itiraz etmene rağmen oylamaya katılmamış olmaktan kaynaklı olur verdiğimizi düşünüyor kamuoyu”

Sahaya inilmeden Meclis’ten yürütülen siyaseti yetersiz bulduğunu belirten Akın, konu hakkındaki görüşlerini şu şekilde ifade etti:

“Meclis’te sürekli hazır olda bekleyerek, oylamaya katılarak sürdürülen mücadele eksiktir, yeterli değildir ve sonuç almaya uygun bir durum değildir tek başına. Meclis’teki oylamayla sınırlı olarak Meclis çalışmalarına bakmak demek hayatın içinde, sokakta, halkın yanında siyaset yapmak isteyen vekilleri resmen Meclis’e hapsetmek demek olduğunu düşünüyorum”

Akın, kanun değişikliğinin çoğunluk oylarıyla Meclis’ten geçmesi üzerine öncesinde program yapıldığına dikkat çekerek, “Şu an ne yaparsak yapalım AKP ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) çoğunluğuyla geçecek olan bu yasaların önüne geçemeyeceğimizin de kabul edilerek sonuna kadar aktif mücadele sözümüzü tutmak, kamuoyuna anlatmak ama fiili olarak da halkın içerisinde itirazımızı yapmak gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.