Antalya Barosu’ndan NATO Zirvesi kapsamında yapılan gözaltı ve yasaklara ilişkin açıklama

Ankara Valiliği’nin 28 Haziran-10 Temmuz tarihleri arasında 13 gün süreyle kent genelinde tüm toplantı, gösteri ve basın açıklamalarını yasaklamasının ardından, kentte 23 Haziran’da çok sayıda eve düzenlenen baskınlarda avukatların da aralarında bulunduğu 241 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Bu gelişmelerin ardından Antalya Barosu tarafından açıklama yapıldı.

Gözaltı ve yasaklara ilişkin açıklama yapan Antalya Barosu, Ankara Valiliği’nin 22 Haziran tarihinde yayımladığı basın açıklamasıyla 28 Haziran-10 Temmuz tarihleri arasında, 13 gün boyunca kent genelindeki tüm toplanma, toplantı, gösteri yürüyüşü, basın açıklaması, açlık grevi, oturma eylemi, protesto, miting, stant açma, çadır kurma, el ilanı, bildiri ve broşür dağıtma, afiş ve pankart asma faaliyetlerinin yasaklanmasına karar verildiği belirtildi.

“BARIŞÇIL TOPLANTI VE GÖSTERİ HAKKI AÇIKÇA İHLAL EDİLİYOR”

Açıklamada, kapsamı belirli bir yer, zaman, olay veya somut tehlikeyle sınırlandırılmaksızın, barışçıl olup olmadığı dahi gözetilmeksizin bütün bir toplumsal hareketliliğin peşinen yasaklanmasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11’inci maddesi ile Anayasa’nın 34’üncü maddesinde güvence altına alınan barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının açık ihlali olduğu ifade edildi.

“MASUMİYET KARİNESİ AĞIR BİR BİÇİMDE İHLAL EDİLDİ”

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 23 Haziran tarihli basın açıklamasında 241 kişi hakkında gözaltı kararı verildiğini duyurduğu, yapılan operasyonlar sonucunda İstanbul Barosu üyesi Avukat Doğa İncesu ile Ankara Barosu üyeleri Avukat Semra Demir ve Avukat Kürşat Bafra’nın evlerine yapılan baskınlarla gözaltına alındığı kaydedildi. Hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmayan kişilerin, soruşturma henüz başlangıç aşamasındayken suçlulukları sabitmiş izlenimi yaratacak ifadelerle kamuoyuna sunulmasının, Anayasa’nın 38’inci maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesiyle güvence altına alınan masumiyet karinesini ağır biçimde ihlal ettiği vurgulandı.

“VARSAYIM SUÇ SÜPHESİ DEĞİLDİR”

Açıklamada, kişilerin ileride bir gösteriye katılabileceği, açıklama yapabileceği, NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) politikalarını eleştirebileceği veya demokratik itirazlarını dile getirebileceği varsayımının suç şüphesi olmadığı, anayasal bir hakkın kullanılma ihtimalinin gözaltı gerekçesine dönüştürülemeyeceği belirtildi.

Birleşmiş Milletler Avukatların Rolüne Dair Temel İlkeler, 21’inci Yüzyılda Avukatlık Meslek Kurallarına Dair Turin İlkeleri, Avukatlık Kanunu ve evrensel hukuk ilkelerinin avukatların mesleklerini baskı, tehdit, engelleme, taciz ve uygunsuz müdahale olmaksızın serbestçe ve bağımsız biçimde yerine getirebilmelerini güvence altına aldığı kaydedilen açıklamada, avukatların evlerine yapılan şafak baskınlarıyla gözaltına alınmasının, savunmanın yalnızca adliye koridorlarında değil, yaşamın her alanında baskı altına alınmak istendiğine ilişkin ciddi bir gösterge olduğu, savunmayı susturmayı amaçlayan her müdahalenin yalnızca gözaltına alınan meslektaşlara değil, adil yargılanma hakkına, adalete erişim güvencesine ve hukuk devletine yöneltilmiş bir saldırı olduğu vurgulandı.

“SAVUNMA OLMADAN ADİL YARGILAMA OLAMAZ”

Açıklamda savunmanın hukuk devletinin vazgeçilmez kurucu unsuru olduğu, savunmanın olmadığı yerde adil yargılanmadan, uluslararası hukuk güvencelerinden, hukuk güvenliğinden ve yargı bağımsızlığından söz edilemeyeceği belirtildi.

Baro açıklamasında meslektaşlarına yöneltilen ceza soruşturmasının gelecekteki demokratik hak kullanımlarını engelleyen bir önleme aracına dönüştürülmesine son verilmesi, barışçıl toplantı ve gösteri hakkını bütünüyle ortadan kaldıran genel yasak kararının geri alınması ve meslektaşlarının derhal serbest bırakılmasını talep etti.

“MESLEKTAŞLARIMIZIN YANINDAYIZ”

 Açıklamanın sonunda savunmanın etkisizleştirilmesine, avukatların suçlu gibi gösterilmesine, ceza muhakemesinin toplumsal muhalefeti önleme aracına dönüştürülmesine karşı avukatların yanında olunduğu mesajı verildi.