
Antalya Kadın Platformu, 11. Yargı Paketi’nden çıkarılan LGBTİ+ karşıtı düzenlemelerin Medeni Kanun ve Türk Ceza Kanunu’nda yapılacak değişikliklerle yeniden gündeme getirileceği iddialarına tepki gösterdi. Platform, söz konusu düzenlemelerin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde yeniden tartışmaya açılmasını, kadınlar ve LGBTİ+’lar üzerinden topluma mesaj verilmek istendiği şeklinde değerlendirdi.
11. Yargı Paketi’nden çıkarılan LGBTİ+ karşıtı düzenlemelerin yeniden gündeme getirileceği iddia edildi. Daha önce kamuoyundan gelen tepkiler üzerine paketten çıkarılan düzenlemelerin, Medeni Kanun ve Türk Ceza Kanunu’nda yapılacak değişikliklerle yeniden ele alınmasının planlandığı öne sürüldü.
Türkiye Gazetesi’nde yer alan habere göre, Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan bir taslakta, “aile kurumunun korunması”, toplumun “genel ahlak ve değerlerine” yönelik “saldırıların önlenmesi” ve “tek tipleştirme ve cinsiyetsizleştirme akımlarıyla etkin mücadele” ifadelerine yer verildi.
Haberde aktarılan taslağa göre, cinsiyet uyum operasyonlarına ilişkin mevcut yasal düzenlemelerde değişiklik yapılması planlanıyor. Buna göre, cinsiyet uyum operasyonları için yaş sınırının 25’e çıkarılması, operasyon öncesinde mahkemeden izin alınması ve sürecin daha sıkı koşullara bağlanması öngörülüyor.
Taslakta, “kanuna aykırı cinsiyet değişikliği” operasyonu yapan kişilere 3 yıldan 7 yıla kadar hapis ve adli para cezası verilmesi planlanıyor. Operasyonun çocuğa karşı yapılması ya da yetkili olmayan kişilerce gerçekleştirilmesi halinde cezaların bir kat artırılacağı belirtiliyor. Kanunda öngörülen kurallara aykırı şekilde cinsiyet uyum operasyonu yaptıran kişiler için ise 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.
Cinsiyet uyum operasyonunun ruh sağlığı açısından zorunlu olduğunun belgelendirilmesi için, Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilen bir eğitim ve araştırma hastanesinde en az üçer ay arayla yapılacak dört ayrı değerlendirme sonucunda düzenlenecek resmî sağlık kurulu raporunun şart koşulacağı ifade ediliyor.
Taslakta ayrıca, “doğuştan gelen biyolojik cinsiyete ve genel ahlaka aykırı” tutum ve davranışlarda bulunan ya da bu tutum ve davranışları alenen teşvik eden, öven veya özendiren kişilere 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülüyor. Aynı cinsiyetteki kişilerin nişan veya evlilik töreni düzenlemesi halinde ise taraflara 1 yıl 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülen düzenlemeler arasında yer alıyor.
Haberde, söz konusu düzenlemelerin henüz taslak aşamasında olduğu, resmi olarak Meclis gündemine sunulup sunulmadığına ilişkin ise herhangi bir açıklama yapılmadığı belirtildi.
Antalya Kadın Platformu konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, “İktidar bir kez daha kendi yarattığı ekonomik çöküntüyü, sosyal devletin vermesi gereken barınma, sağlık, eğitim gibi temel hizmetleri vatandaşlarına rant uğruna dağıtmasını ve halkı neredeyse sadece hayatta kalabilecek bir yoksulluğa mahkûm etmesini sorumluluğunu “ahlak” ve “aile” kavramları üzerinden kapatmaya çalışıyor” denildi.
2025 yılı ve sonrasındaki 10 yıl için ilan edilen Aile Yılı ilan edilmesine atıf yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“LGBTİ+’lar ayrımcılık ve nefret söylemleriyle bir kez daha iktidarın hedefinde.Kadınlar ve LGBTİ+’ların ‘Barış sadece silahların susması değil, iletişim ve diyalogdur’ söylemini sahiplenerek birlikte yaşamı savunduğu bu süreçte, kadınları ve lubunyaları her yargı paketinde cezalar ve yasaklarla baskılama girişimi, aslında LGBTİ+’ların ayrılmaz bir parçası olduğu kadın mücadelesinin gücünün bir kanıtı.”
Yargı Paketi’nin LGBTİ+’lar ve çocuklar üzerinden, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde yasaklarla yeniden gündeme getirilmesine tepki gösterilen açıklamada, “İktidarın başta gençler olmak üzere halka vermeye çalıştığı bir gözdağı, bir korku algısı yaratma ve sindirme politikası. Bunu biliyoruz, görüyoruz ve kabul etmiyoruz” ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada, “Kadınlar ve lubunyalar olarak emeğimizde, bedenimizde, özgürlüğümüzde söz hakkı bizim. Kimliğimiz sizin yasalarınızla baskı değil, yasaklarınızla hapsolmayacak. Kim olduğumuzdan, hak ve özgürlüklerimizden vazgeçmeyeceğiz” denildi.
Açıklamada, ülkede yaşanan ekonomik kriz, yoksulluk ve artan şiddetin sorumlusunun LGBTİ+’lar olmadığını vurgulanarak, “20 yılda yarattığınız ekonomik çöküntünün, yoksulluğun, artan şiddetin sebebi LGBTİ+’lar değil; sizin gücünü hukuk tanımazlıktan alan tek adam rejiminiz” ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada ayrıca, yargı sistemine yönelik eleştiriler de yer alarak, “Eril adaletinizin karşısında boyun eğmeyeceğiz. ‘LGBTİ+ hakları insan haklarıdır’ demekten ve bunu savunmaktan vazgeçmeyeceğiz” ifadelerine yer verildi..
Platform, açıklamasını “Kadın mücadelesi nefret yasalarınızı geçirmeyecek” sözleriyle tamamladı.





