Antalya’da 1 Eylül Dünya Barış Günü eylemi: “Barış mücadelesinden bir an olsun vazgeçmeyeceğiz”

1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla Antalya Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla Muratpaşa ilçesindeki Yavuz Özcan Parkı’ndan bir araya gelen yurttaşlar Cumhuriyet Meydanı’na yürüyüş yaptı. Yürüyüşün ardından basın açıklaması okundu. Açıklamada, “Ülkemizde, barışı savunmaya devam edeceğiz” denildi.

Antalya Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla yurttaşlar bugün (1 Eylül) saat 18.00’de Muratpaşa ilçesindeki Yavuz Özcan Parkı’ndan Cumhuriyet Meydanı’na doğru yürüyüş gerçekleştirdi.

Yürüyüş güzergâhının tramvay yolunu kapatacağı gerekçesiyle emniyet güçleri yürüyüşe izin vermek istemedi. Ancak yürüyüş devam etti.

Yürüyüşün ardından yurttaşlar gökyüzüne balon bıraktı.

Emek ve Demokrasi Güçleri adına basın açıklamasını Büro Emekçileri Sendikası (BES) Antalya Şube Başkanı Devrim Mol okudu.

“KAYIPLARIN TAMAMINA YAKINI EMEKÇİ VE YOKSUL İNSANLARDI”

Açıklamada, “1 Eylül 1939 günü Nazilerin Polonya’yı işgaliyle başlayan, insanlık tarihinin en acımasız, en kanlı ve en kirli savaşı olan, büyük çoğunluğu siviller olmak üzere milyonlarca insanın ölümü ile sonuçlanan II.Dünya Savaşı’nın üzerinden 86 yıl geçti. Emperyalizmin bu kanlı paylaşımında en az 70 milyon insan yaşamını yitirdi ve o dönem, dünya nüfusunun yüzde 3’ne denk gelen bu kayıpların tamamına yakını emekçi ve yoksul insanlardı” denildi.

“SIĞINDIKLARI ÜLKELERDE İNSANLIK DIŞI ŞARTLAR NEDENİYLE YAŞAYAN ÖLÜLER HALİNE GELMEKTEDİRLER”

Aradan geçen zamana karşın emperyalistlerin daha fazla kar etme adına tekelleşmeye ve silahlanmaya devam ettiği vurgulanan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Savaşın olduğu coğrafyalarda insanlığın tüm kazanımları yok edilirken 21. yüzyılın ilk çeyreğinde kadınlar ve kız çocukları köle pazarlarında satılmakta, tecavüz, işkence, mal varlıklarına el koyma, talan ve doğa katliamları işgalci güçlerce yaygınlaştırılmaktadır. Savaşın çıkmasında hiçbir rolü olmayan coğrafyanın emekçi yoksul halkları zorla yerlerinden edilerek sürgün yollarında tarifsiz acılar yaşamakta, sığındıkları ülkelerde insanlık dışı şartlar nedeniyle yaşayan ölüler haline gelmektedirler.”

Dünya’da artık savaş suçları’ dahi dava konusu yapılmadığı ifade edilen açıklamada, “Gazze’de BM’nin reşmen ilan ettiği kıtlık nedeniyle yüzlerce insan ölüyorken ve toplu ölümlerin an meselesi olduğu bugünlerde bırakalım savaş suçlarının yargılanmasını Gazze’nin işgal ve ilhak edilmesi ‘çare’ diye sunulur noktaya gelinmiştir. Savaşta dahi hedef olmaması gereken sağlıkçıların, gazetecilerin öldürülmesi ve uluslararası kamuoyunun buna sessiz kalışı nasıl vahim bir tablo ile karşı karşıya olduğumuzun da göstergesidir” sözleri kullanıldı.

Açıklamada, ayrıca şu ifadelere yer verildi:

 “Suriye’de demokrasi, barış, eşit yurttaşlık, laiklik, kadın ve çocuk hakları, ekoloji mücadelesi veren tüm toplumsal güçlerin reddini temsil eden bir rejimin uygulayıcısı olan HTŞ eliyle Alevilerin, Dürzilerin katledilmesine karşı da aynı kesimlerin ve ideolojik birliktelik yaşayanların ses çıkarmaması katliamların kanıksanmasına ve duyarsızlaşmaya yol açmaktadır. Ama biliyoruz ki, bu kanlı rejime ve katliamlarına dolaylı dolaysız destek veren, sessiz kalan tüm güçler tarih önünde hesap verecektir. İktidar son yerel seçimler sonrası iyice açığa çıkan meşruiyet krizini siyasal ve ekonomik baskıyla kapatmaya çalışırken, 19 Mart ve sonrasındaki siyasi operasyonlarda olduğu gibi yoğun gözaltı ve tutuklamalarla, halkın iradesini gasp eden kayyum uygulamaları ve tüm anti demokratik uygulamalarla, özellikle de laiklik karşıtı gerici kuşatmayla var olmaya çalışıyor. “

Dünyada 1 Eylül, savaşa karşı barış ve demokrasi taleplerinin yükseltildiği bir gün olduğu söylenen açıklamada, “Geldiğimiz siyasi ve ekonomik zeminde ülkemizde, ölüm, kan ve gözyaşı dışında bir sonuç üretmeyen, savaş dilinde, savaş/şiddet odaklı bu politikalarda ısrarın bedelini kadınlar, çocuklar, gençler, LGBTİ+larve emekçi halklar olarak ülkenin yüzde 99’u yani bizler ödüyoruz. Başta Ortadoğu olmak üzere, savaş ve militarizmin; emperyalizmin tüm yıkıcı işgaline karşı, Osmanlıcılık hayalleri ile değil, ancak tüm ezilen halkların ve emekçilerin kendi özgür iradesini, taleplerini ifade edebileceği, güvence altına alınacağı demokratik düzenlerin, bu coğrafyalarda kalıcı barışı sağlayacağını biliyoruz” denildi.

antalya 1 eylül barış günü eylemi

“SÜRECİ SAHİPLENMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

Açıklamada, barış ve demokrasi talebinin emek ve demokrasi güçleri için ekmek ve su kadar temel ihtiyaç olduğunu ifade edildi. Açıklamada, “Her zaman olduğu gibi bugün de, bu tarihsel kavşakta, yüreğimizde derin acılar bırakan çatışmalı dönemin tekrarlanmaması adına, devam eden sürecin emek, barış ve demokrasi lehine, halkların eşitliğini ve bir arada yaşam zeminini güçlendirecek şekilde kalıcı barışla sonuçlanması için çaba göstermeye, süreci sahiplenmeye devam edeceğiz” ifadeleri kullanıldı.

Gerçekleştirilen çözüm sürecinin sadece parlamentoya sıkışmaması gerektiği söylenen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

 “Demokratik kitle ve emek-meslek örgütlerinin de sözünü kurabildiği bir demokratik işleyişle; toplumla birlikte açık ve şeffaf şekilde paylaşılarak ilerlemesini önemsiyoruz.

1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle; savaşlarda, çatışmalarda yitirilen milyonlarca sivil insanın anısı önünde saygıyla eğiliyor Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri olarak, tüm saldırılara, savaş ve kutuplaştırma, tek tip yaşam tarzı dayatmalarına karşı ısrarla ve örgütlü, kararlı bir mücadele ile dünyada, Ortadoğu coğrafyasında ve ülkemizde, barışı savunmaya devam edeceğiz. 2. Dünya Savaşı’nın yıkıcı mirasının önünde emekçilerin ve ezilen halkların, sermaye tarafından cephelere sürülmesine ve yok edilmesine izin vermeyeceğiz. “

antalya 1 eylül barış günü eylemi

Açıklamada, Yannis Rıtsos “Barış” şiiri okundu

“Çocuğun gördüğü düştür barış. Ananın gördüğü düştür barış. Ağaçlar altında söylenen sevda sözleridir barış. …

Kitaplık yapıldığı zaman hapishaneler

geceleyin kapı kapı dolaştığı zaman bir türkü

ve dolunay, taptaze yüzünü gösterdiği zaman bir bulutun arkasından cumartesi akşamı berberden pırıl pırıl çıkan bir işçi gibi;

barış budur işte.”

Son olarak açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Adaletin, eşitliğin, tüm türler için özgürlüğün, laikliğin, dayanışmanın, insanca bir yaşamın kalıcı hale getirildiği bir dünya ve ülke kuruncaya kadar barış mücadelesinden bir an olsun vazgeçmeyeceğiz.”

antalya 1 eylül barış günü eylemi