
Antalya’da evlerde nem sorunu özellikle bodrum ve zemin katlarda daha görünür olabiliyor. İklim kadar su ve ısı yalıtımı da belirleyici.
Antalya’da bodrum ve zemin katta bulunan evlerde duvarlarda kabarma, boya dökülmesi, rutubet kokusu, kararma ve küf gibi sorunlarla karşılaşılabiliyor. Deniz kıyısındaki yüksek nem bu tabloyu etkileyen unsurlardan biri olsa da, bir evde rutubet görülmesinin tek nedeni Antalya’nın iklimi değil.
Zeminle doğrudan temas, temel ve perde duvarlardaki su yalıtımının niteliği, yağmur suyunun binadan uzaklaştırılması, ısı köprüleri, yetersiz havalandırma ve ev içindeki nem üretimi sorunun ortaya çıkmasında birlikte etkili olabiliyor.
Antalya’da kaç bodrum veya zemin kat konutta nem sorunu yaşandığını gösteren güncel ve kent geneli bir kamu araştırması bulunmuyor. Bu nedenle “Antalya’daki zemin katların çoğu rutubetlidir” şeklinde bir genelleme yapmak doğru değil. Ancak yapı fiziği açısından zeminle temas eden katlar su ve neme karşı üst katlardan farklı risklere sahip.
Antalya’nın nemli iklimi evleri nasıl etkiliyor?
Antalya’nın Akdeniz kıyısında bulunması, dış havadaki nemin özellikle kıyı kesimlerinde yılın belirli dönemlerinde yüksek seyretmesine neden oluyor.
Meteoroloji Genel Müdürlüğünün Antalya iklim çalışmasında Haziran ayı ortalama nispi nem dağılımının kıyı kuşağında genel olarak iç kesimlerden daha yüksek olduğu, Antalya çevresinde değerlerin yaklaşık yüzde elli sekiz ile yüzde altmış dört bandında seyrettiği görülüyor.
Ancak dışarıdaki yüksek nem tek başına duvarda rutubet oluşturmaz.
Sorun, nemli havanın yeterince havalandırılmayan bir iç mekânda birikmesi veya havadaki su buharının soğuk bir duvar ya da yüzey üzerinde yoğuşması halinde daha görünür hale geliyor.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü de havanın taşıyabileceği su buharı miktarının sıcaklığa bağlı olduğunu, doygunluk noktasına ulaşıldığında su buharının yoğunlaşmaya başladığını belirtiyor.
Bodrum katlar neden daha fazla risk altında?
Bodrum katları diğer katlardan ayıran temel özellik, duvarlarının veya döşemesinin önemli bölümünün toprakla temas etmesi.
Toprak içindeki nem ve su, yeterli yalıtım bulunmadığında yapı elemanlarına ulaşabilir. Yağış sonrasında zemindeki su miktarının artması veya yer altı su seviyesinin yükselmesi bu baskıyı daha da artırabilir.
Beton, tuğla ve sıva gibi yapı malzemeleri gözenekli yapıya sahip olduğu için nem uygun koşullarda malzeme içinde hareket edebilir. Özellikle eski yapılarda temel ve perde duvarlarda yeterli su yalıtımının bulunmaması halinde rutubet iç yüzeylerde görülebilir.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının teknik şartnamesinde de temel ve perde duvarlardaki su yalıtımının belirlenmesinde zeminin geçirgenliği, yer altı su seviyesi ve mevsimsel olarak ulaşılabilecek en yüksek yer altı su seviyesinin dikkate alınması gerektiği belirtiliyor.
Zemin katlarda nem neden oluşuyor?
Zemin katlarda sorun birkaç farklı kaynaktan ortaya çıkabiliyor.
Binanın oturduğu zeminden gelen nem bunlardan biri. Bir diğer önemli neden ise dış duvarların ve döşemenin sıcaklığıyla ev içindeki havanın sıcaklığı arasındaki fark.
İçerideki sıcak ve nemli hava, daha soğuk bir duvara temas ettiğinde yüzeyde yoğuşma meydana gelebiliyor. Özellikle dolap arkaları, yatak başları, köşeler ve hava hareketinin az olduğu duvarlarda bu nedenle kararma veya küf görülebiliyor.
Zemin kattaki dairelerin altındaki alanın otopark, depo veya ısıtılmayan başka bir bölüm olması da döşeme yüzeylerinin üst katlara göre daha soğuk kalmasına yol açabilir.
Bu nedenle aynı binanın üst katlarında sorun bulunmazken zemin katta rutubet oluşması mümkün.
Yağmur suyu binadan uzaklaştırılamazsa ne olur?
Antalya’da özellikle sonbahar ve kış döneminde kısa sürede yoğun yağış görülebiliyor.
Yağmur suyunun çatıdan ve bina çevresinden doğru şekilde uzaklaştırılması bu nedenle önemli.
Yağmur iniş borularındaki arızalar, bina çevresindeki eğimin suyu yapıya doğru yönlendirmesi, tıkanmış drenaj hatları veya bodrum duvarlarında su yalıtımının bozulması suyun yapı çevresinde birikmesine neden olabilir.
Bu durumda bodrum duvarları yalnızca havadaki nemle değil, doğrudan zemindeki suyla karşı karşıya kalabilir.
Bu nedenle duvardaki nemin çözümü her zaman boya yapmak veya evin içine nem alma cihazı koymak olmayabilir. Kaynak dışarıdan gelen suysa öncelikle yapıdaki su girişinin belirlenmesi gerekir.
Yeni binalarda su yalıtımı zorunlu mu?
Türkiye’de yeni yapılarda temel ve bodrum bölümlerine ilişkin su yalıtımı teknik mevzuatla düzenleniyor.
Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği yirmi yedi Ekim iki bin on yedi tarihinde yayımlandı ve bir Haziran iki bin on sekizde yürürlüğe girdi. Yönetmeliğin amacı binaların su ve neme maruz kalması nedeniyle oluşabilecek dayanıklılık, sağlık ve kullanım sorunlarına karşı alınacak önlemleri düzenlemek.
Yönetmelik yeni binaların toprakla temas eden temel, döşeme ve bodrum duvarlarındaki su yalıtımını da kapsıyor. Mevcut yapılarda su yalıtımı gerektiren tadilatlarda da yönetmelikteki esasların uygulanması öngörülüyor.
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nde de toprağa dayalı bütün bodrum katlarda dış etkilere karşı ısı ve su yalıtımı yapılması zorunlu tutuluyor.
Dolayısıyla yeni yapılmış bir binada bodrum veya zemin katta sürekli rutubet görülmesi “normal” kabul edilmemeli.
Yeni bina neden yine de nem yapabilir?
Bir binanın yeni olması nem sorununu tamamen ortadan kaldırmıyor.
Projenin doğru hazırlanması kadar uygulamanın da doğru yapılması gerekiyor. Su yalıtımındaki süreksizlik, uygulama sırasında malzemenin zarar görmesi, drenajın yetersiz kalması veya daha sonra yapılan müdahaleler sorun oluşturabilir.
Yeni yapılarda başka bir ihtimal de inşaat sırasında kullanılan beton, sıva ve şap gibi malzemelerde bulunan yapım neminin henüz tamamen uzaklaşmamış olması.
Dünya Sağlık Örgütü, yapıların nem sorunlarında iklim koşullarının yanında yapı kabuğu, yalıtım ve havalandırmanın önemli olduğunu; inşaat sırasında ıslak malzemelerin yapı içerisinde kapatılmasının da nem ve küf sorunlarına zemin hazırlayabileceğini belirtiyor.
Klima kullanımı nem sorununu çözer mi?
Antalya’da klima kullanımı oldukça yaygın ancak klima her rutubet sorununun çözümü değil.
Soğutma sırasında çalışan bir klima iç ortam havasındaki nemin bir bölümünü uzaklaştırabilir. Buna karşılık sistemin kapasitesi, kullanım biçimi, bakım durumu ve yoğuşma suyunun doğru tahliye edilmesi önemli.
Duvardaki nem zeminden veya dışarıdan su girmesinden kaynaklanıyorsa klimayla havadaki nemi azaltmak sorunun kaynağını ortadan kaldırmaz.
Dünya Sağlık Örgütü de iç mekândaki nemin havalandırma veya iklimlendirmeyle kontrol edilebileceğini ancak bina kabuğundan kaynaklanan su ve nem sorunlarının ayrıca giderilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Evi sürekli kapalı tutmak sorunu artırabilir
Antalya’da yaz aylarında yapılan yaygın hatalardan biri dışarıdaki hava sıcak olduğu için evin uzun süre hiç havalandırılmaması.
Ev içerisinde duş, yemek pişirme, çamaşır kurutma ve insanların günlük yaşamı sürekli su buharı üretiyor.
Bu nem dışarı atılamadığında iç ortamda birikiyor. Özellikle hava hareketinin az olduğu bodrum ve zemin katlarda sorun daha görünür hale gelebiliyor.
Ancak dışarıdaki havanın çok sıcak ve nemli olduğu saatlerde uzun süre pencere açmanın da her zaman iç mekân nemini düşüreceği söylenemez.
Bu nedenle kontrollü havalandırma, mutfak ve banyoda uygun aspirasyon sistemlerinin kullanılması ve ev içinde yoğun nem oluşturan faaliyetlerin sınırlandırılması daha etkili olabilir.
Mobilyaların duvara dayanması neden küf oluşturabiliyor?
Dolap, koltuk veya yatakların dış duvara tamamen yaslanması duvar yüzeyindeki hava hareketini azaltabiliyor.
Soğuk duvarın arkasında kalan bölüm yeterince havalanmadığında yüzey nemi yükseliyor ve küf gelişmesi için uygun ortam oluşabiliyor.
Bu nedenle evin geri kalanında belirgin bir sorun görülmezken yalnızca gardırobun arkasında veya yatağın başucunda siyah noktalar ortaya çıkabilir.
Böyle bir durumda yalnızca küfü silmek geçici bir çözüm olabilir. Nem kaynağı ve soğuk yüzey problemi devam ettiği sürece aynı bölgede yeniden oluşma ihtimali bulunuyor.
Rutubet ile su kaçağı nasıl ayırt edilir?
Her nem lekesi aynı nedenle oluşmuyor.
Duvarın belirli bir noktasında aniden ortaya çıkan ve zaman içinde genişleyen ıslaklık temiz veya atık su tesisatındaki kaçakla ilişkili olabilir.
Duvarın tabanından başlayarak yukarı doğru ilerleyen nem ise zemin veya temel kaynaklı bir soruna işaret edebilir.
Köşelerde, pencere çevresinde ve dolap arkasında oluşan siyah küf daha çok yoğuşma ve yetersiz hava hareketiyle ilişkili olabilir.
Yağmurdan hemen sonra belirginleşen lekelerde ise cephe, teras, çatı veya dış drenaj sisteminin kontrol edilmesi gerekebilir.
Kesin nedenin yalnızca lekenin görünüşüne bakılarak belirlenmesi her zaman mümkün değil. Özellikle sürekli tekrarlayan durumlarda kaynağın teknik olarak incelenmesi gerekiyor.
Küf yalnızca görüntü sorunu değil
Nemli yüzeylerde oluşan küf yalnızca boya ve sıvaya zarar veren estetik bir problem olarak değerlendirilmemeli.
Dünya Sağlık Örgütü, sürekli nem ve mikrobiyal büyümenin bulunduğu iç ortamlarda solunum yolu belirtileri, alerji ve astım görülme sıklığında artışla ilişki bulunduğunu belirtiyor. Kurum, sağlık açısından temel yaklaşımın sürekli nemin ve küf oluşumunun önlenmesi olduğunu vurguluyor.
WHO ayrıca yapısal bina kusurları, yetersiz ısı yalıtımı ve yetersiz havalandırmanın nem birikimi ile küf oluşumuna neden olabileceğini belirtiyor.
Bu nedenle özellikle sürekli ve geniş alanlara yayılan küfün yalnızca üzerinin boyanarak kapatılması sorunun çözümü anlamına gelmiyor.
Kiralık zemin kat eve bakarken nelere dikkat edilmeli?
Antalya’da bodrum veya zemin kat konut kiralamayı düşünenlerin yalnızca evin fotoğraflarına bakması yeterli olmayabilir.
Evin mümkünse fiziksel olarak görülmesi; duvar dipleri, pencere çevreleri, mutfak dolaplarının arkası, banyo, kuzeye bakan duvarlar ve büyük mobilyaların bulunduğu bölümlerin kontrol edilmesi yararlı olabilir.
Yeni yapılmış yoğun boya veya duvar kâğıdı uygulamalarının altında daha önce oluşmuş bir sorun bulunup bulunmadığı da sorgulanabilir.
Rutubet kokusu, kabarmış süpürgelik, duvarda toz halinde dökülen sıva, zeminde şişme ve pencere çevresindeki kararmalar nem sorununun işaretleri arasında olabilir.
Ancak bunların görülmemesi evde hiçbir su veya yalıtım problemi bulunmadığını garanti etmez.
Antalya’nın hangi bölgelerinde nem daha fazla?
Antalya’nın bütün ilçelerini aynı iklim koşullarına sahipmiş gibi değerlendirmek doğru değil.
Kıyıdaki Muratpaşa, Konyaaltı, Kemer, Kumluca, Finike, Demre, Kaş, Serik, Manavgat, Alanya ve Gazipaşa ile yüksek rakımlı Elmalı, Korkuteli, Akseki ve Gündoğmuş arasında sıcaklık ve nem koşulları farklılık gösteriyor.
Meteoroloji Genel Müdürlüğünün Antalya iklim haritalarında da kıyı ile iç ve yüksek kesimler arasında nispi nem dağılımının değiştiği görülüyor.
Bu nedenle bir konutun nem riskini yalnızca “Antalya’da bulunuyor” diyerek değerlendirmek mümkün değil. Binanın zemini, yapım yılı, yalıtımı, cephe yönü, havalandırması ve bulunduğu mikro bölge daha belirleyici olabilir.
Sorunun çözümü neden yalnızca rutubet boyası değil?
Nem sorununun kaynağı belirlenmeden yapılan yüzey müdahaleleri çoğu zaman sorunu geçici olarak gizliyor.
Eğer problem yoğuşmaysa ısı yalıtımı ve havalandırma koşulları; zeminden gelen suysa temel ve perde yalıtımı ile drenaj; tesisat kaçağıysa boru sistemi incelenmeli.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının teknik düzenlemelerinin temel ve perde duvarlarda su yalıtımını, drenajı ve yer altı su seviyesini birlikte ele almasının nedeni de bu.
Bu nedenle sürekli tekrarlayan rutubeti yalnızca boya veya yüzey temizliğiyle çözmeye çalışmak asıl su kaynağının gözden kaçmasına neden olabilir.
Antalya’da nem sorununun asıl nedeni iklim mi, bina mı?
Antalya’nın sıcak ve nemli kıyı iklimi bodrum ve zemin katlardaki nem sorununu kolaylaştırabilecek bir çevresel koşul oluşturuyor. Ancak tek başına iklim, sürekli ıslak duvar veya küf oluşmasını açıklamıyor.
Zeminle temas eden yapı elemanlarının su ve ısı yalıtımı, drenaj sistemi, dış cephe detayları, tesisat durumu ve evin havalandırılması sonucu belirleyen temel unsurlar arasında.
Bu nedenle Antalya’da iki yan yana binanın bodrum katlarından birinde ciddi rutubet görülürken diğerinde hiçbir sorun yaşanmaması mümkün.
Mevzuatın yeni yapılarda toprakla temas eden bodrum katlar için su ve ısı yalıtımını zorunlu hale getirmesi de nemin kaçınılmaz bir “Antalya gerçeği” olarak görülmemesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Antalya’da bodrum ve zemin kat konutlarda sağlıklı yaşam koşullarının sağlanması açısından asıl mesele nemi sürekli silmek veya üzerini boyamak değil; suyun ve nemin nereden geldiğini belirleyerek yapıdaki temel nedeni ortadan kaldırmak.





