Antalya’da cinsel istismar suçlamasıyla tutuklanan zanlı, çocuğun “rıza gösterdiği” gerekçesiyle serbest bırakıldı

Fotoğraf: Serra Akcan / csgorselarsiv.org

Antalya’da 11 yaşındaki çocuğa yönelik cinsel istismar davasında yargılanan sanığa beraat kararı verilmesine ilişkin UCİM Antalya Hukuk Koordinatörleri Avukat Fatma Yağmur Türkoğlu, Avukat Merve Koç Ülker ve davanın özel vekili Avukat Duygu Aydın açıklama yaptı.

Antalya’da 21 Şubat’a mağdur çocuk ortaokulun önünden sanık tarafından alınarak evine götürüldüğü belirtildi. Mağdur çocuk iki gün boyunca cinsel istismara maruz kaldığı ifade edildi. Daha sonra sanık sosyal medya üzerinden kayıp çocuk ilanını görerek anneye ulaştığı ifade edildi. Anneye 23 Şubat tarihinde çocuğu teslim etmek için getirdiğinde kolluk güçlerince yakalanarak ifadesinde başlanmak üzere karakola götürüldüğü söylendi.

Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce 3 Mart tarihli tensip tutanağıyla duruşmanın 3 Nisan’da yapılacağına karar verildiği belirtildi. Bu tensip tutanağın daha anneye ulaşmadan ilk duruşma yapıldığı açıklandı. Anne de UYAP sistemi üzerinden öğreniyor ve duruşmaya katıldığı söylendi. Bu duruşmada mağdurun rızasının olduğunda 11 yaşındaki çocuğun rızasının bulunduğu ve aynı zamanda 11 yaşındaki çocuğun 18 yaşındayım demesi dikkate alınarak sanığın tahliyesine karar verildiği açıklandı.

Söz konusu davanın özel vekili Avukat Duygu Aydın, olayın 21 Şubat 2025 tarihinde gerçekleştiğini belirterek konuşmasında şunları kaydetti:

“21 Şubat 2025 tarihinde müvekkil mağdur çocuk ortaokulun önünden sanık tarafından alınarak evine götürülüyor. Bu evde iki gün cinsel birliktelik meydana geliyor. Daha sonra sanık sosyal medya üzerinden kayıp çocuk ilanını görerek anneye ulaşıyor. Anneye 23 Şubat 2025 tarihinde çocuğu teslim etmek için getirdiğinde kolluk güçlerince yakalanarak ifadesinde başlanmak üzere götürülüyor.”

Aydın, sanığın ilk ifadesinde tüm yaşanılanları itiraf ettiğini savunarak, “Sanık, bütün her şeyi itiraf ediyor zaten, ikrarı mevcut. Daha sonra 24 Şubat 2025 tarihinde savcılıkta verdiği ifadede detaylı bir şekilde anlatıyor. Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce 3 Mart 2025 tarihli tensip tutanakta duruşmanın 3 Nisan’da yapılacağına karar veriliyor. Bu tensip tutanağı daha anneye ulaşmadan ilk duruşma yapılıyor. Anne de UYAP sistemi üzerinden öğreniyor ve duruşmaya katılıyor. Bu duruşmada mağdurun rızasının olduğunda 11 yaşındaki çocuğun rızasının bulunduğu ve aynı zamanda 11 yaşındaki çocuğun 18 yaşındayım demesi dikkate alınarak sanığın tahliyesine karar veriliyor.  Bir dosyaya sonradan müdahale olduk. Bir önceki celsede biz tutukluluğa yönelik taleplerimizi ve tahliyeye yönelik itirazlarımızı dile getirdik. Fakat yine aynı mahkemece bu itirazlarımız hukuka aykırı bir şekilde adli tıp raporunda açıkça buluntu olmasına rağmen reddedildi. Biz de bu karara karşı yine itiraz yoluna başvuracağız. Bir sonraki çocuk sizin çocuğunuz da olabilir. Bu hukuki durumun takipçisi olmaya devam edeceğiz” diye konuştu. 

“RIZA AÇIKLAMAYA YÖNELİK BEYANLAR HUKUKİ ANLAMDA GEÇERLİ DEĞİL”

Bahse konu olan davayı takip eden Saadet Öğretmen Çocuk İstismarıyla Mücadele Derneği (UCİM) Antalya Hukuk Koordinatörü Avukat Fatma Yağmur Türkoğlu ise Türk Ceza Kanunu Madde 103’ dikkat çekti.

Türkoğlu, “Türk Ceza Kanunu Madde 103’te çocukların nitelikli cinsel istismarı suçu düzenlenmiştir. Kanun maddesi düzenlenirken çocuklarımız iki gruba ayrılmıştır. 0-15 yaş aralığı çocuklarımız ve 15-18 yaş aralığı çocuklarımız. Bunun ayrım sebebi ise mahkeme devam ederken çocuklarda bir rıza araştırması yapılmalı mı yapılmamalı mı durumudur. 0-15 yaş aralığındaki çocuklarımızdan mahkemece herhangi bir rıza araştırması yapılmaksızın failin doğrudan cezalandırılması gerekir. Bu yaş grubundaki çocuklarımızın zaten rıza açıklamaya yönelik beyanları hukuki anlamda geçerli değildir” dedi.

Mağdur çocuğun 15 yaşından küçük olduğunu vurgulayan Türkoğlu, “Bu durumda mahkemece yapılan rıza araştırması geçersizdir. Hukuki olarak, Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen Madde 100-3 hükmü gereği çocuğun rızası var mıydı, yok muydu durumuna girmeden failin direkt cezalandırılması gerekir” ifadelerini kulandı.

“SANIĞIN TUTUKLU YARGILANMASI GEREKİYOR”

Ayrıca yargılama süreci devam ederken sanığın tutuklu yargılanması gerektiği söyleyen Türkoğlu, CMK’nın 100. maddesine dikkat çekerek, “Failin tutuklanabilmesi için öncelikli olarak kuvvetli bir suç şüphesi gerekir. İlgili dosyaya bakıldığında kuvvetli suç şüphesinin var olduğunu görmekteyiz. Çünkü samının açıkça ikrarı söz konusudur dosyada. Mağdurla birlikte bir cinsel birliktelik yaşadığını kendisi hem kolluk aşamasındaki beyanlarında hem mahkeme aşamasındaki beyanlarında açıkça kabul etmekte, ikrar etmektedir. Yani ilgili dosyada kuvvetli suç şüphesi mevcuttur. Delil karartama ve kaçma şüphesine bakılmaksızın CMK madde 100’ün 3. fıkrasında katalog suçlar sayılmıştır. Sadece bu katalog suçlardan biri oluyorsa eğer ki o zaman bunlara bakılmadan yine doğrudan tutukluluk istenebilir” diye konuştu.

İlgili dosyadaki suç, çocuğun cinsel istismarı suçu ve CMK madde 143’te çocuğun cinsel istismarı suçu açıkça katalog suçlardan biri olarak düzenlendiğini belirten Avukat Türkoğlu, “Böyle olunca girmiş olduğumuz, takip etmiş olduğumuz dosyamızda çocuğun nitelikli cinsel istismarı dosyasıdır, Sanığın açıkça ikrarı mevcuttur ve dosyaya eklenen deliller değerlendirildiğinde somut olgular söz konusudur. Bu durumda sanığın tutuklu yargılanması gerekir. Çocukların cinsel istismarı suçu yalnızca çocuğu ya da onun ailesini ilgilendiren suç değil bütün toplumu ilgilendiren suçtur” ifade ederek sanığın tutuklu yargılanması gerektiğini savundu.

“SOMUT VERİLER TOPLANIR”

Davayı takip eden UCİM Antalya Bilirkişi Koordinatörü Avukat Merve Koç Ülker ise, Türk Ceza Kanunu’nda yer alan hata hükümlerinden bahsetti. Ülker, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Türk Ceza Kanunumuzun 30. maddesinde hata hükümleri düzenlenmiştir. Bu maddeye göre fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımında yer alan maddi unsurları bilmeyen kişi kasten hareket etmiş sayılmaz. Yine Türk Ceza Kanunu’nda cinsel istismar suçunda yaş aralıkları suçun maddi unsurlarındandır. Fakat sanığın mağdurun yaşı konusunda hataya düşüp düşmediği her somut olayda, her somut olayın değişen koşullarına göre ayrı ayrı değerlendirilir.”

Sanığın mağdurun yaşı konusunda hataya düşüp düşmediği değerlendirilirken, suç tarihinde mağdurun gerçek yaşı tespit edilmesi gerektiğini vurgulayan Ülker, “Mağdurun suç tarihinde mevcut yaşından büyük gösterip göstermediği değerlendirilir. Bu konuda somut veriler toplanır. Yine sanığın mağdurun yaşında hataya düşmesinin normal olup olmadığı değerlendirilir. Gerekirse mahkeme tarafından bu konuda bir de kişi raporları aldırılır, kapsamlı araştırmalar yapılır ve tüm toplanan bu veriler değerlendirilerek mahkeme tarafından sanığın hata hükümlerinden yararlanıp yararlanmayacağı konusunda bir kanaate varılır” diye konuştu.

“11 YAŞINDA BİR ÇOCUK 18 YAŞINDA OLMASI MÜMKÜN DEĞİL”

Yaşanan somut olayda çocuğun yaşı 11 olduğunu dile getiren Ülker, 11 yaşındaki bir mağdur çocuğun kendisini 18 yaşında göstermesinin hayatın akışına aykırı olduğunu vurguladı.

Ülker,  “11 yaşında bir çocuğun 18 yaşında göstermesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Dosyada mağdur çocuğumuzun yaşından büyük gösterdiğine ilişkin hiçbir somut veri bulunmamaktadır. Çocuğumuz kendini 18 yaşında tanıtmış olsa dahi 11 yaşındaki bir çocuğun rızasının kanunen geçersiz olduğu gibi yaşı konusundaki beyanlarının da sanık için hata hükümlerinin yararlandırılması açısından tek başına yeterli olmayacağını düşünmekteyim. Nitekim dosya kapsamında sanık, ‘Mağdura yaşından küçük gösteriyorsun, 18 yaşından küçük gösteriyorsun’ dediğini beyan etmiştir. Dolayısıyla dosyadaki somut delilleri birlikte değerlendirdiğimde hukuki kanaatime göre bu dosyada sanığın hata hükümlerinden yararlı olmaması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

UCİM Antalya Bilirkişi Koordinatörü Avukat Merve Koç Ülker ve Avukat Fatma Yağmur Türkoğlu, UCİM olarak cum olarak davayı takip etmeye devam edeceklerini dile getirirken çocuklar toplumun geleceği olduğunu ifade ettiler.