
16 Ekim Dünya Gıda Günü’nde Antalya Okul Yemeği Koalisyonu, çocukların sağlıklı beslenme ve ücretsiz okul yemeği hakkına dikkat çekmek için basın toplantısı düzenledi. Yapılan açıklamada “Çocukların beslenme hakkı için ayrılan her kuruş, geleceğe yapılan en güvenli yatırımdır” denildi.
Antalya Okul Yemeği Koalisyonu, 16 Ekim Dünya Gıda Günü kapsamında çocukların sağlıklı beslenme ve ücretsiz okul yemeği hakkını savunmak amacıyla bir basın toplantısı düzenlendi. Etkinlikte, okul yemeği hakkının yasal güvence altına alınması yönündeki talepler kamuoyuyla paylaşıldı.
Toplantı, bugün (16 Ekim) saat 12.00’de Antalya Gazeteciler Cemiyeti Lokali’nde gerçekleştirildi.
“Okul yemeği kamusal bir hak politik bir sorumluluktur” başlıklı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Bugün, 1945 yılında Macaristan’ın önerisiyle başlatılan ve açlıkla mücadele için küresel çabaları birleştiren Dünya Gıda Günü’nde, ‘Daha İyi Gıdalar ve Daha İyi Bir Gelecek İçin El Ele’ gündeminde; Antalya Okul Yemeği Koalisyonu olarak ülke genelinde eş zamanlı yürütülen Türkiye Okul Yemeği Koalisyonu eylemlilikleri kapsamında her çocuğun ücretsiz, sağlıklı ve besleyici bir öğün okul yemeğine erişim hakkını savunmak; bu hakkın kamusal bir politika olarak hayata geçirilmesi ve bütçeden kaynak ayrılması talebimizi dile getirmek için buradayız. Bu buluşma bir farkındalık etkinliği değil; çocukların geleceğini koruma, sosyal devletin sorumluluğunu hatırlatma ve politik iradeyi göreve çağırma eylemidir”

Beslenmenin yaşam hakkının ve dolayısıyla eğitim hakkının temeli olduğu vurgulanan açıklamada, “Her çocuk, sosyal, ekonomik ya da coğrafi koşullarından bağımsız olarak sağlıklı beslenme hakkına sahiptir. Anayasa’mız, Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları bildirgeleri; çocukların yeterli ve dengeli beslenmesini devletin güvencesine bırakmıştır” denildi.
Açıklamada, günümüzde, Türkiye’de her dört çocuktan biri yoksul, her beş çocuktan biri açlıkla karşı karşıya olduğu vurgulandı. Yoksulluk, okul terklerinin en önemli nedenlerinden biri olduğu ifade edildi.
“SUYA ERİŞİM BİR KONFOR DEĞİL; EĞİTİM HAKKININ FİZİKSEL KOŞULUDUR”
Okuldan kopan her çocuk, erken yaşta işçiliğe, çocuk evliliğine, istismara ve sömürüye açık hale geldiği ifade edilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Okul yemeği programı, bu döngüyü kıracak en etkili kamusal politikadır. Okulda ücretsiz, sağlıklı bir öğün alan çocuk; okula devam eder, başarır, güçlenir, kendine güven duyar ve geleceğini kurar beslenme kadar, temiz içilebilir suya erişim de kamusal bir haktır. Her okulda arıtma ve filtreleme sistemleri bulunmalı, çocukların kolayca ulaşabileceği içme suyu noktaları oluşturulmalıdır. Suya erişim bir konfor değil; eğitim hakkının fiziksel koşuludur.”
Yoksulluk kader olmadığı ifade edilen, “Kamusal politika tercihidir. Derin yoksulluk yaşayan çocuklar, yardım nesnesi değil; hak sahibi yurttaşlardır.
Devletin görevi, bu hakları lütuf olarak değil, kamusal bir yükümlülük olarak yerine getirmektir. Okul yemeği uygulaması, sosyal devlet ilkesinin en somut göstergesidir. Bir yardım değil, bir hak; bir masraf değil, geleceğe yapılan en değerli yatırımdır” sözleri kullanıldı.
Açıklamada talepler şu şekilde sıralandı:
* Derin yoksulluktan kaynaklı çocuklarımızda görülen gelişim gerilikleri için MEB, sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının okullarımızda sağlık taraması yaparak acil müdahale programları hazırlamalı,
*Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı “Beslenme Genel Müdürlüğü” kurulmalı.
*Bu müdürlük illerde de yapılandırılmalı; gıda mühendisleri, diyetisyenler, hekimler, aşçılar ve mutfak personelleri güvenceli biçimde istihdam edilmelidir.
*Okullarda yemekhane alanları oluşturulmalı, fiziki mekânı uygun olmayan bölgelerde merkezi kamusal mutfaklar kurulmalıdır.
*Okul yemeği hizmeti taşerona devredilmemeli, kamu eliyle ve kamu kaynaklarıyla yürütülmelidir.
*Her okulda temiz içme suyu altyapısı zorunlu hale getirilmelidir.
*Bütçe görüşmelerinde okul yemeği ve temiz içilebilir su hakkı ayrı bir bütçe kalemi olarak ele alınmalı; bu haklar için yeterli kamu kaynağı ayrılmalıdır.
Okul yemeği bütçeye bir yük değil, Türkiye’nin bugününe ve geleceğine yapılan en güçlü yatırımdır.*Okul yemeği programlarında ekolojik üretim, küçük üreticiler ve kooperatifler desteklenmelidir.
*Programlar demokratik denetime açık olmalı; okul aile birlikleri, sendikalar, meslek örgütleri ve sivil toplumun katılımıyla yürütülmelidir.
*Sağlıklı beslenme ve su hakkı eğitim müfredatına entegre edilmeli; çocuklara, öğretmenlere ve velilere yönelik farkındalık çalışmaları yapılmalıdır.
“HER YURTTAŞ İÇİN DE AHLAKİ BİR SORUMLULUKTUR”
Dünyada 466 milyon çocuk her gün okulda ücretsiz yemek yemekte olduğu söylenen açıklamada, “100’ü aşkın ülke, okul yemeği programlarını ulusal ölçekte ve öz kaynaklarıyla yürütmektedir. Türkiye de Uluslararası Okul Yemekleri Koalisyonu’na katılmalı ve bu doğrultuda gerekli yasal düzenlemeleri acilen hayata geçirmelidir. Okul yemeği ve temiz su hakkı, devletin bütçe planlamasında ‘tercih’ değil, anayasal bir yükümlülük olarak yer almalıdır. Eğitim hakkının gereği olan bu iki temel hak için bütçe oluşturmak; sosyal devletin asli görevi, politik iradenin samimiyet testidir. Çocukların beslenme hakkı için ayrılan her kuruş, geleceğe yapılan en güvenli yatırımdır” sözleri kullanıldı.
Açıklamanın sonunda şu ifadelere yer verildi:
“Her çocuk, doğduğu yerden, gelir düzeyinden, kimliğinden bağımsız olarak eşit eğitim, eşit beslenme ve eşit yaşam hakkına sahiptir. Bugün okul yemeği ve temiz su hakkı için adım atmak; yalnızca çocuklara değil, ülkemizin geleceğine sahip çıkmaktır. Biz Antalya Okul Yemeği Koalisyonu olarak diyoruz ki: Bu ülkenin geleceği, çocukların tabağında şekilleniyor. Sağlıklı okul yemeği ve içilebilir temiz su bir yardım değil, kamusal bir haktır. Bu hakkı yaşama geçirmek, sosyal devletin, politik iktidarın ve kamu yöneticilerinin Anayasal ,muhalefet ve tüm toplumsal kurumlar için kamusal bir görevdir; ancak her yurttaş için de ahlaki bir sorumluluktur.”
Antalya Okul Yemeği Koalisyonu Bileşenleri ):
Akdeniz Aile Sağlığı ve Eğitimi Derneği (ASED)
Akdeniz Kadın Çalışmalarını Destekleme Derneği
Akdeniz Üniversitesi Kadın Çalışmaları ve Toplumsal Cinsiyet Araştırma ve Uygulama Merkezi (KATCAM)
Akdeniz Reklamcılar Derneği
ANKA Kadın Girişim ve İşletme Kooperatifi
Antalya Barosu Çocuk Hakları Merkezi
Antalya Çağdaş Eğitim ve Kültür Vakfı (ANTÇEV)
Antalya Down Sendromluları ve Engelliler Derneği
Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği
Antalya Kent Konseyi
Antalya Tabip Odası
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Antalya Şubesi
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Antalya Şubesi
Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve İnceleme Derneği Antalya Şubesi
Kız Çocuklarına Destek Derneği
ODTÜ Antalya Mezunlar Derneği
Öğrenci Veli Derneği (Veli Der) Antalya Şubesi
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Antalya Şubesi
Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Antalya Şubesi
Türk Psikologlar Derneği Antalya Şubesi
Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Antalya Şubesi
Uluslararası Kadınlar Dayanışma Derneği Antalya Şubesi
Yardım Gönüllüleri Eğitim ve Proje Derneği
Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı Antalya Şubesi (ZİÇEV)
Bireysel katılımcılar
Andaç Çetinkaya
Aslıhan Ulu (Sosyoloji Doktora Öğrencisi)
Ayşegül İşler (Hemşirelik Prof. Dr.)
Ayşe Günbey Şerifoğlu (Tarımda Kadın Girişimi ve İşletme Kooperatifi)
Berna Evren (TEGV Gönüllüsü)
Bülent Şık (Gıda Mühendisi, Akademisyen)
Gül Şaldıran (Diyetisyen)
Gülsen Aras (BAGEV Genel Sekreteri)
Gülsün Gülay Yılmaz (Çocuk Doktoru)
Meltem Vural (Okul Aile Birliği Başkanı)
Mine Demirezen (Antalya Barosu, Avukat)
Müberra Öztürk Kılıç (Doktor, Yaşam, Aile, Sağlık Koçu)
Özgür Baran Atlas (Avukat, Antalya Barosu)
Songül Başkaya (Gazeteci, Akdeniz Gerçek)
Şükran İçöz
Taha Karaman (Psikiatrist, Prof. Dr.)
Taylan Özgür Tufan (Avukat, Antalya Barosu)





