Antalya’da gölge haritası çıkarılmalı mı? Sıcak kentlerde yeni ihtiyaç

antalya gölge haritası antalya gölge haritası
Görsel: Yapay zeka ile oluşturulmuştur.

Antalya’da artan sıcaklık baskısı, yaya güzergâhlarının yalnızca mesafeye değil günün hangi saatinde gölge sunduğuna göre planlanmasını gündeme getiriyor.

Antalya’da yaz aylarında bir sokakta yürümek ile birkaç yüz metre ilerideki ağaçlıklı bir güzergâhta yürümek arasında hissedilen sıcaklık açısından önemli farklar oluşabiliyor. Özellikle öğle saatlerinde kaldırımlar, meydanlar, toplu taşıma durakları ve geniş sert zeminler doğrudan güneş altında kaldığında kent içinde kısa mesafeleri yürümek dahi zorlaşabiliyor.

Bu durum, sıcak kentlerde yeni bir planlama aracını gündeme getiriyor: gölge haritası. Böyle bir harita, kentte yalnızca ağaçların veya parkların yerini değil; belirli bir saatte hangi kaldırımların, meydanların, durakların ve yaya yollarının gölgede kaldığını gösterebilir.

Antalya Büyükşehir Belediyesinin kamuya açık sisteminde bugün yeşil alan haritası bulunuyor. Ancak belediyenin mevcut açık dijital hizmetlerinde, günün saatine göre sokak ve yaya güzergâhlarındaki gölge sürelerini gösteren kapsamlı bir kent gölge haritası görülmüyor. (yesilkent.antalya.bel.tr)

Antalya’da sıcaklık gölge ihtiyacını neden artırıyor?

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün 1991-2020 normallerine göre Antalya’da ortalama en yüksek sıcaklık Haziran ayında otuz bir virgül altı, Temmuz ve Ağustos aylarında ise otuz dört virgül dokuz dereceye ulaşıyor. Kentte ortalama güneşlenme süresi Haziran ayında on bir, Temmuz ayında on bir virgül bir ve Ağustos ayında on virgül beş saat. (mgm.gov.tr)

İki bin yirmi altı yılı Ağustos ayında ise Antalya, Alanya, Finike, Kaş, Demre ve Manavgat çevresindeki ortalama sıcaklıklar mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşti. Akdeniz Bölgesi’nin Ağustos ayı ortalama sıcaklığı uzun yıllar ortalamasındaki yirmi yedi virgül dört dereceden yirmi sekiz virgül iki dereceye yükseldi. (mgm.gov.tr)

Bu veriler Antalya’da gölgenin yalnızca konfor sağlayan bir kent mobilyası unsuru olarak değil, sıcak hava dönemlerinde yaya hareketliliği ve halk sağlığıyla ilişkili bir altyapı olarak değerlendirilmesini gerektiriyor.

Muratpaşa araştırması ısı adasının büyüdüğünü gösteriyor

Antalya’da kentleşme ile sıcaklık arasındaki ilişkiye dair önemli verilerden biri Akdeniz Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi araştırmacılarının Muratpaşa üzerine yaptığı çalışma.

İki bin yirmi beş yılında yayımlanan araştırmada Muratpaşa’daki kentsel ısı adası etkisinin son kırk yılda güçlendiği tespit edildi. Bin dokuz yüz seksen dört yılında daha sınırlı alanlarda görülen sıcak noktaların, iki bin yirmi dört yılına gelindiğinde yapılaşmanın genişlemesiyle çok daha geniş bir alana yayıldığı belirtildi.

Araştırmada yapılaşmış alanların en yüksek yüzey sıcaklıklarına sahip olduğu, yeşil alanlarla su yüzeylerinin ise daha düşük sıcaklıklarla öne çıktığı belirlendi. Araştırmacılar yeşil alanların gölgeleme ve buharlaşma yoluyla soğutucu etki sağladığını ancak Muratpaşa’daki sınırlı yeşil alan miktarının bu etkinin kent genelinde yayılmasını zorlaştırdığını ifade etti.

Bu sonuç, Antalya için hazırlanacak bir gölge haritasının yalnızca “nerede ağaç var?” sorusuna değil, “insanlar günün en sıcak saatlerinde nerede doğrudan güneşe maruz kalıyor?” sorusuna da yanıt vermesi gerektiğini gösteriyor.

Gölge haritası tam olarak neyi gösterebilir?

Basit bir yeşil alan haritası parkları ve ağaçlandırılmış bölgeleri gösterirken gölge haritası zamana bağlı çalışabilir.

Bir kaldırım sabah saatlerinde bina gölgesinde bulunurken öğleden sonra tamamen güneş altında kalabilir. Aynı şekilde bir otobüs durağı sabah gölgeli olmasına rağmen insanların yoğun kullandığı akşamüstü saatlerinde doğrudan güneşe maruz kalabilir.

Bu nedenle hazırlanacak sistemde ağaç taçlarının genişliği, bina yükseklikleri, güneşin gün ve saat içerisindeki açısı, kaldırımlar, yaya geçitleri, duraklar, meydanlar ve kamusal dinlenme alanları birlikte değerlendirilebilir.

Sonuçta yurttaş, örneğin öğleden sonra bir noktadan diğerine yürürken en kısa güzergâh yerine birkaç dakika daha uzun ancak daha fazla gölge sağlayan rotayı seçebilir.

Bilimsel çalışmalar gölgenin etkisini gösteriyor

İki bin yirmi beş yılında yayımlanan geniş ölçekli bir araştırma, ağaç ve yapı kaynaklı gölgenin yayaların maruz kaldığı sıcaklık yükünü düşürdüğünü ortaya koydu. Çalışmada özellikle ağaç gölgesinin kentsel alanlarda termal konfor açısından güçlü bir araç olduğu belirtildi.

Başka bir iki bin yirmi beş çalışmasında ise coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak ağaç ve bina gölgelerinin kent ölçeğinde hesaplanabileceği gösterildi. Araştırmacılar belirli sokak kesimlerine gölge eklenmesinin yayaların hissettiği termal koşulları iyileştirebildiğini bildirdi.

İki bin yirmi altı yılında yayımlanan kaldırımlara ilişkin başka bir çalışma da yalnızca toplam gölge miktarının değil, yürüyüş boyunca güneş altında geçirilen kesintisiz sürenin önemli olduğunu ortaya koydu. Bu yaklaşım, sıcak kentlerde gölgenin tek tek noktalardan ziyade kesintisiz yaya güzergâhları üzerinden planlanması gerektiğine işaret ediyor.

Bir parkın gölgeli olması yeterli mi?

Kentte yeşil alan bulunması tek başına yayaların sıcak havadan korunmasını sağlamıyor.

Bir yurttaş evinden çıktığında otobüs durağına ulaşana kadar tamamen güneş altında yürüyorsa, mahallesinde büyük bir park bulunması günlük sıcaklık maruziyetini ortadan kaldırmıyor. Benzer şekilde okul ile durak arasındaki yol, sağlık merkezinin çevresi veya pazar yerine ulaşan kaldırımlar gölgesizse özellikle öğle saatlerinde kısa mesafeler bile zorlayıcı hale gelebiliyor.

Bu nedenle gölge planlamasının parklardan kaldırımlara, yaya geçitlerine ve toplu taşıma sistemine taşınması gerekiyor.

Antalya Büyükşehir Belediyesinin iki bin yirmi beş yılı performans programında da yaya alanlarının aşırı sıcaklık gibi iklim etkilerine uyumlu hale getirilmesi, ağaçlandırılmış ve korunaklı yaya ile bisiklet yollarının oluşturulması gibi hedeflere yer veriliyor.

Dolayısıyla gölge haritası, belediyenin mevcut iklim uyum yaklaşımından tamamen bağımsız yeni bir fikir değil; bu hedeflerin nerelerde öncelikli uygulanacağını belirlemeye yardımcı olabilecek bir veri aracı olabilir.

Öncelik hangi alanlara verilebilir?

Antalya’da olası bir gölge haritası hazırlanırken yalnızca turistik bölgelerin gösterilmesi yeterli olmayacaktır.

Toplu taşıma duraklarının çevresi, hastane ve aile sağlığı merkezlerine ulaşan yollar, okul çevreleri, yaşlı nüfusun yoğun yaşadığı mahalleler, pazar yerleri, meydanlar ve uzun yaya güzergâhları öncelikli olarak incelenebilir.

Özellikle otobüs veya tramvaydan indikten sonra yaya olarak devam edilen güzergâhlarda gölge sürekliliği önem taşıyor. Bir yolun yüzde kaçının gölgeli olduğunun yanında, kişinin kaç dakika boyunca kesintisiz güneş altında kaldığının hesaplanması daha kullanışlı sonuç verebilir.

Her yere ağaç dikmek mümkün mü?

Gölgelendirme yalnızca ağaç dikmek anlamına gelmiyor.

Yer altı altyapısı, kaldırım genişliği, tarihi doku, bina cepheleri veya mevcut ulaşım düzeni bazı noktalarda büyük ağaçların kullanılmasını zorlaştırabilir. Bu alanlarda pergola, tente, güneş kırıcı, gölgelikli durak ve farklı kamusal gölgeleme sistemleri değerlendirilebilir.

Bununla birlikte ağaç gölgesi yapay gölgelemeden farklı yararlar sağlayabiliyor. Ağaçlar doğrudan güneş ışığını kesmenin yanında çevredeki mikroiklim üzerinde de etkili olabiliyor.

Bu nedenle ihtiyaç olan yerlerde doğal ve yapay gölgelendirmenin birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısı olarak ele alınması mümkün.

Palmiye ile geniş taçlı ağaç aynı gölgeyi sağlamıyor

Antalya’nın peyzajında palmiye türleri oldukça görünür olsa da bütün ağaçların gölgeleme kapasitesi aynı değil.

Gölgenin miktarı ağacın yüksekliği, taç genişliği, yaprak yoğunluğu ve güneşin açısına bağlı olarak değişiyor. Kent peyzajında yalnızca ağaç sayısını artırmak bu nedenle yeterli bir ölçüt olmayabilir.

Kaç ağacın dikildiğinin yanında bu ağaçların günün sıcak saatlerinde kaldırım, bank, çocuk oyun alanı veya durak gibi insanların kullandığı yüzeylerin ne kadarını gölgelediğinin de ölçülmesi gerekiyor.

Gölge haritası tam da bu noktada ağaçlandırma politikasının nicelikten işlevselliğe doğru değerlendirilmesini sağlayabilir.

Antalya’nın elinde zaten önemli veriler var

Antalya Büyükşehir Belediyesinin Yeşil Kent sistemi içerisinde kentteki yeşil alanları gösteren dijital harita bulunuyor. Belediye ayrıca iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planını yürütüyor. (yesilkent.antalya.bel.tr) (antalya.bel.tr)

Büyükşehir Belediyesinin faaliyet raporunda da Antalya’daki kentsel ısı adası etkisini veri temelli yöntemlerle incelemeyi amaçlayan CLIMAAX projesinin başlatıldığı belirtiliyor. Projenin kentteki ısı adası etkisini azaltmaya yönelik stratejiler geliştirmesi planlanıyor.

Yeşil alan, bina, ulaşım ve sıcaklık verilerinin birlikte değerlendirilmesi durumunda gölge haritası bu çalışmaların yurttaşların günlük hayatına doğrudan dokunan çıktılarından birine dönüşebilir.

Harita yalnızca belediyenin kullanacağı bir belge olmamalı

Bir gölge haritasının yalnızca teknik bir planlama belgesi olarak hazırlanması kullanım alanını sınırlar.

Sistem kamuya açık ve mobil cihazlardan erişilebilir hale getirildiğinde yurttaşların yürüyüş güzergâhı seçmesine de yardımcı olabilir. Örneğin harita, belirlenen saatte hangi güzergâhın daha fazla gölge sunduğunu, yakınlardaki parkları, gölgeli dinlenme alanlarını veya toplu taşıma duraklarını gösterebilir.

Belediyeler açısından ise aynı sistem, hangi mahallede gölgelendirme yatırımına öncelik verileceğini ortaya koyabilir.

Böylece gölge, sezgisel biçimde değil ölçülebilir bir kent hizmeti olarak ele alınabilir.

Gölge aynı zamanda erişilebilirlik meselesi

Sıcak bir günde gölgesiz beş yüz metre yürümek herkes için aynı sonucu doğurmuyor.

Yaşlılar, çocuklar, engelliler, kronik hastalığı bulunanlar, açık havada çalışanlar ve toplu taşımaya bağımlı yurttaşlar sıcaklık yükünden daha fazla etkilenebiliyor. Bu nedenle gölgelendirme yatırımlarının yalnızca kent estetiği veya turistik alan düzenlemesi olarak değerlendirilmesi yeterli değil.

Antalya’nın iklim uyum belgelerinde de yaya alanlarının aşırı sıcaklık koşullarına karşı dirençli hale getirilmesi gerektiğine yer veriliyor.

Bu yaklaşım, gölgeyi kamusal erişilebilirliğin bir parçası haline getiriyor.

Antalya’da gölge haritası çıkarılmalı mı?

Antalya’nın uzun yaz dönemi, yüksek güneşlenme süresi ve kentsel ısı adası etkisine ilişkin yerel araştırmalar birlikte değerlendirildiğinde gölge haritası hazırlanması kent planlaması açısından işlevsel bir araç olabilir.

Ancak yalnızca renkli bir dijital harita hazırlamak sorunu çözmez. Haritadan elde edilen verinin ağaçlandırma, durak tasarımı, kaldırım düzenlemeleri, meydanlar, okul çevreleri ve yaya rotalarında somut gölgelendirme yatırımlarına dönüşmesi gerekir.

Antalya’da mevcut yeşil alan haritası ve kentsel ısı adasına yönelik veri çalışmaları bu sistem için başlangıç altyapısı sağlayabilir. Bir sonraki adım ise kentin nerede yeşil olduğunu göstermekten öteye geçerek yurttaşın Temmuz ayında öğleden sonra saat üçte hangi sokakta gölgede yürüyebileceğini göstermek olabilir.

Sıcaklıkların daha uzun süre yüksek kaldığı kentlerde geleceğin ulaşım haritası yalnızca en kısa yolu değil, en güvenli ve en serin yolu da göstermek zorunda kalabilir.