Antalya’da inşaat işçileri yaz sıcağında hangi risklerle karşılaşıyor?

antalya inşaat işçileri antalya inşaat işçileri
Görsel: Yapay zeka ile oluşturulmuştur.

Antalya’da yaz sıcağında çalışan inşaat işçileri ısı stresi, susuzluk, dikkat kaybı ve iş kazası riskleriyle karşı karşıya kalabiliyor.

Antalya’da yaz aylarında inşaatlarda çalışan işçiler yalnızca yüksek hava sıcaklığına değil; doğrudan güneş ışığına, beton ve metal yüzeylerden yayılan ısıya, yüksek neme ve ağır fiziksel iş yüküne de maruz kalıyor. Baret, reflektif yelek, emniyet kemeri, eldiven ve iş ayakkabısı gibi zorunlu kişisel koruyucu donanımlar da bazı koşullarda vücudun ısı kaybetmesini zorlaştırabiliyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, inşaat sektöründe aşırı sıcak hava koşullarının hem sağlık sorunlarına hem de iş kazalarına yol açabileceğine dikkat çekiyor. Bakanlığa göre sıcaklık, nem, güneş radyasyonu, hava hareketi, yapılan fiziksel iş ve kullanılan giysi veya kişisel koruyucu donanımlar birlikte ısı stresini belirliyor.

Antalya açısından risk özellikle uzun yaz döneminde daha görünür hale geliyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün güncel değerlendirmesine göre Ağustos iki bin yirmi altıda Antalya, Alanya, Finike, Kaş, Demre ve Manavgat çevresindeki ortalama sıcaklıklar mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşti. Akdeniz Bölgesi’nin Ağustos ortalaması uzun yıllardaki yirmi yedi virgül dört dereceden yirmi sekiz virgül iki dereceye çıktı.

İnşaat işçileri neden sıcaktan daha fazla etkileniyor?

İnşaat işleri çoğunlukla açık havada ve yüksek fiziksel efor gerektirerek yapılıyor. Ağır malzeme taşımak, kalıp kurmak, demir bağlamak, beton dökmek, iskele üzerinde çalışmak veya çatı uygulamaları yapmak vücudun kendi içinde ürettiği ısıyı artırıyor.

Buna doğrudan güneş ışığı ve sıcak çalışma yüzeyleri eklendiğinde vücudun soğuma kapasitesi azalabiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü işyerindeki ısı stresini çevresel sıcaklık, vücudun fiziksel çalışmayla ürettiği metabolik ısı ve giyilen kıyafetlerin ortak etkisi sonucunda vücudun ısı biriktirmesi olarak tanımlıyor. Açık havada çalışanlar ve ağır fiziksel iş yapanlar daha yüksek risk grubunda bulunuyor.

Isı stresi nasıl ortaya çıkıyor?

Vücut sıcaklığını dengede tutmak için terleme ve deri damarlarının genişlemesi gibi mekanizmalar kullanıyor. Ancak yüksek sıcaklık ve özellikle yüksek nem altında terin buharlaşması güçleşebiliyor.

İnşaat işçisi aynı zamanda ağır fiziksel çalışma yapıyorsa vücudun ürettiği ek ısı da tabloya ekleniyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı uzun süreli sıcak maruziyetinin sıcak bitkinliği, sıcak krampları, sıcak çarpması ve isilik gibi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtiyor. Terlemeyle yaşanan su ve elektrolit kaybı da riskin artmasına neden oluyor.

Susuzluk yalnızca susama hissi yaratmıyor

Yüksek sıcaklıkta fiziksel çalışan bir işçi kısa sürede önemli miktarda sıvı kaybedebiliyor.

Susuzluk arttıkça halsizlik, baş ağrısı, baş dönmesi ve dikkat azalması ortaya çıkabiliyor. Daha ileri durumlarda böbreklerin ve dolaşım sisteminin etkilenmesi mümkün.

Dünya Sağlık Örgütüne göre işyeri ısı stresi susuzluğun yanı sıra bayılma, böbrek fonksiyonlarında bozulma ve nörolojik sorunlarla ilişkilendiriliyor. Dünya genelinde iki virgül dört milyardan fazla çalışanın aşırı sıcaklığa maruz kaldığı tahmin ediliyor.

Bu nedenle şantiyelerde temiz ve kolay erişilebilir içme suyunun bulunması yalnızca konfor değil, iş sağlığı açısından temel bir önlem.

Sıcaklık dikkat kaybına yol açabilir mi?

İnşaat sektöründe sıcaklığın önemli ancak daha az görünür risklerinden biri dikkat ve karar verme performansındaki bozulma.

İki bin yirmi beş yılında Safety Science dergisinde yayımlanan bir araştırmada, yüksek sıcaklığın inşaat çalışanlarında zihinsel iş yükü ve zihinsel yorgunluğu artırdığı; fiziksel yorgunluk ile sıcaklığın birlikte bulunmasının güvenlikle ilişkili bilişsel performans üzerindeki olumsuz etkileri güçlendirdiği belirlendi.

Bu durum inşaat sektöründe ayrı bir önem taşıyor. Çünkü birkaç saniyelik dikkat kaybı iskelede, vinç çevresinde, elektrikli ekipman kullanırken veya hareketli araçların yakınında ciddi sonuçlara yol açabilir.

Yüksekten düşme riski sıcak havada artabilir mi?

Yüksekte çalışma zaten inşaat sektörünün temel risklerinden biri. Isı stresi nedeniyle ortaya çıkabilecek baş dönmesi, halsizlik, kas güçsüzlüğü ve dikkat azalması bu riski daha da büyütebilir.

İki bin yirmi beş yılında yayımlanan ve inşaat sektöründeki aşırı sıcaklık çalışmalarını inceleyen bilimsel bir derleme, yüksek çevre sıcaklıklarının düşme, sağlık sorunu ve iş kazası riskindeki artışla ilişkili olduğunu ortaya koydu. Çalışmada özellikle yaz mevsimi ve günün en sıcak çalışma saatleri riskli dönemler arasında gösterildi.

Bu nedenle sıcak havada yüksekte çalışan bir işçi açısından sorun yalnızca sıcak çarpması değil; sıcaklığın diğer şantiye risklerini büyütmesi.

Baret ve diğer koruyucu ekipmanlar sıcağı artırabilir mi?

Baret, emniyet kemeri, reflektif kıyafet, iş ayakkabısı ve diğer kişisel koruyucu donanımlar inşaat sahasında vazgeçilmez güvenlik araçları.

Ancak vücudu kapatan ve hava hareketini sınırlayan ekipmanlar sıcak koşullarda ısı yükünü artırabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü de yoğun fiziksel işin ve tam kişisel koruyucu donanım kullanımının fizyolojik ısı yükünü artırabileceğine dikkat çekiyor.

Bu durum koruyucu ekipmanların çıkarılması gerektiği anlamına gelmiyor. Tam tersine kullanılan donanım hesaba katılarak iş-dinlenme düzeninin, gölgelendirme ve su erişiminin buna göre planlanması gerekiyor.

Çalışma ve Sososyal Güvenlik Bakanlığı da kullanılacak kişisel koruyucu donanımın çalışana uygun, ergonomik ve yapılan işle uyumlu olması gerektiğini belirtiyor.

Beton, metal ve çatı yüzeyleri riski artırıyor

Bir şantiyede ölçülen hava sıcaklığı, işçinin gerçek ısı maruziyetini tek başına göstermeyebilir.

Güneş altında kalan beton, metal, çatı kaplamaları ve diğer yapı malzemeleri önemli miktarda ısı depolayabiliyor. Bu yüzeylerden yayılan ısı doğrudan güneş ışığıyla birleştiğinde işçinin hissettiği termal yük artıyor.

Bu nedenle yalnızca telefon uygulamasındaki veya termometredeki hava sıcaklığına bakılarak çalışma ortamının güvenli olduğuna karar verilmesi yeterli değil.

WHO’nun kullandığı WBGT yaklaşımı da sıcaklıkla birlikte nem, güneş kaynaklı radyasyon ve hava hareketini değerlendiriyor.

Yeni başlayan çalışanlar daha fazla risk taşıyabilir

Sıcak koşullarda çalışan vücudun belirli bir uyum sürecine ihtiyacı bulunuyor.

Uzun süre serin ortamda çalıştıktan sonra doğrudan ağır ve sıcak bir işe başlayan kişiler veya işe yeni başlayan çalışanlar sıcağa henüz uyum sağlamamış olabiliyor.

İnşaat işçilerinde aşırı sıcaklık risklerini inceleyen güncel bilimsel değerlendirmede de sıcağa alışmamış çalışanların daha kırılgan gruplar arasında olduğu belirtiliyor.

WHO ve Dünya Meteoroloji Örgütü de işyeri sıcaklık eylem planlarında çalışanların sıcağa kademeli olarak alıştırılmasını öneriyor.

Gölge altında mola vermek neden önemli?

Sıcak havada verilen molanın doğrudan güneş altında geçirilmesi vücudun yeterince serinlemesini engelleyebilir.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının inşaat sektörü rehberinde sıcak havalarda çalışanlara yeterli dinlenme süreleri verilmesi, bol sıvı tüketiminin sağlanması ve dinlenme amacıyla gölgeli alanlar oluşturulması öneriliyor.

Bu nedenle bir şantiyedeki dinlenme alanının yalnızca masa ve sandalyeden oluşması yeterli değil. Alanın doğrudan güneşten korunması ve mümkün olduğunca serin bir ortam sağlaması gerekiyor.

Çalışma saatleri değiştirilebilir mi?

Sıcaklık riskinin azaltılmasında en etkili yöntemlerden biri çalışanların günün en sıcak dönemine maruziyetini azaltmak.

İşin niteliği ve diğer mevzuat hükümleri izin verdiği ölçüde ağır fiziksel faaliyetlerin sabah erken veya sıcaklığın azaldığı saatlere kaydırılması mümkün.

WHO ve WMO’nun iki bin yirmi beş tarihli rehberi, sıcaklığa karşı alınacak önlemlerin yerel iklim koşullarına ve yapılan işe göre hazırlanmasını öneriyor. Çalışma programlarının değiştirilmesi, yeterli dinlenme ve çalışanların sıcaklığa maruziyetinin azaltılması işyeri ısı eylem planlarının parçaları arasında bulunuyor.

Antalya gibi yaz sıcaklığının uzun sürdüğü bir kentte bu yaklaşım özellikle inşaat sektörü açısından önem taşıyor.

İşverenin sorumluluğu ne?

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında işverenler işyerindeki riskleri belirlemek ve gerekli tedbirleri almakla yükümlü.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Kanun kapsamındaki kamu ve özel sektör işyerlerinin tamamında risk değerlendirmesi yapılması gerektiğini belirtiyor. İşveren ayrıca gerekli iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin belirlenmesi, uygulanması ve izlenmesinden sorumlu.

İnşaat sektöründe ise sağlık ve güvenlik planlarının işin ilerleyişi ve ortaya çıkan değişikliklere göre güncellenmesi gerekiyor.

Dolayısıyla yaz sıcaklığı öngörülebilir bir risk oluşturuyorsa sıcaklık koşullarının şantiye risk değerlendirmesinde dikkate alınması gerekiyor.

Yalnızca güneş kremi ve şapka yeterli mi?

Hayır. Güneşten koruyucu ürünler ve uygun kıyafetler yararlı olsa da inşaat işçisinin sıcaklık riskini yalnızca kişisel önlemlere bırakmak yeterli değil.

İş sağlığı ve güvenliğinde öncelik mümkün olduğunca tehlikenin azaltılması ve toplu koruma yöntemlerinin uygulanması.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da kişisel koruyucu donanımların, risklerin toplu koruma veya teknik yöntemlerle yeterince azaltılamadığı durumlarda kullanılması gerektiğini belirtiyor.

Bu nedenle şantiyede gölgelendirme, çalışma programının değiştirilmesi, yeterli mola, içme suyu, dinlenme alanı ve çalışanların gözetimi gibi önlemlerin kişisel koruyucu donanımlarla birlikte uygulanması gerekiyor.

Sıcak çarpmasının belirtileri önemsenmeli

İşçinin aşırı terlemesi, yoğun halsizlik, baş dönmesi, baş ağrısı, kas krampları veya bulantı yaşaması ısıya bağlı bir sağlık sorununun işareti olabilir.

Bilinç bulanıklığı, koordinasyon kaybı veya ciddi nörolojik belirtiler ortaya çıktığında durum daha ağır olabilir.

WHO, sıcak çarpmasının yaşamı tehdit edebilen bir acil durum olduğunu belirtiyor. Isı stresi aynı zamanda bayılma ve nörolojik işlev bozukluğuna da neden olabiliyor.

Bu nedenle çalışanların ve saha yöneticilerinin belirtileri tanıması, yardım çağırma ve çalışanı güvenli alana alma konusunda önceden belirlenmiş bir plana sahip olması gerekiyor.

İşçiler birbirini gözlemleyebilir mi?

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ısı stresine ilişkin rehberlerinde sıcak ortamda çalışanların birbirlerini takip etmeleri, kısa süreli su molaları verilmesi ve sıcak çarpması belirtilerinin düzenli olarak izlenmesi öneriliyor. Acil durum prosedürlerinin önceden hazırlanması da alınabilecek önlemler arasında.

Bu yaklaşım şantiyelerde özellikle önemli. Çünkü sıcaklık nedeniyle bilinci veya dengesi bozulan bir işçi kendi durumunun ciddiyetini her zaman fark edemeyebilir.

Antalya’da risk ne kadar yaygın?

Antalya’daki inşaat işçilerinin kaçının yaz aylarında ısı stresine maruz kaldığını veya sıcaklığın kaç iş kazasında doğrudan ya da dolaylı rol oynadığını gösteren güncel, kent ölçeğinde kamuya açık bir veri seti bulunmuyor.

Bu nedenle Antalya’da sıcaklığın neden olduğu iş kazalarının sayısına ilişkin kesin bir rakam vermek mümkün değil.

Ancak Meteoroloji Genel Müdürlüğünün iki bin yirmi altı Ağustos verileri Antalya ve birçok kıyı ilçesinde sıcaklığın mevsim normallerinin üzerinde gerçekleştiğini gösteriyor. Ulusal iş sağlığı rehberleri de inşaat sektörünü açık alanda ve yüksek riskli çalışma nedeniyle sıcak hava koşullarından belirgin biçimde etkilenen sektörler arasında değerlendiriyor.

Sıcaklık aynı zamanda iş kazası riski

Antalya’da yazın inşaat işçilerinin karşı karşıya olduğu sorun yalnızca güneş yanığı veya sıcaklık nedeniyle rahatsız hissetmek değil.

Isı stresi; susuzluk, kas krampları, baş dönmesi ve sıcak çarpmasına yol açabildiği gibi dikkat, karar verme ve fiziksel performansı da etkileyebiliyor. Bu etkilerin yüksekte çalışma, ağır ekipman, elektrik, hareketli araçlar ve düşen cisimler gibi inşaat sektörünün mevcut tehlikeleriyle birleşmesi iş kazası riskini artırabiliyor. Güncel bilimsel çalışmalar da sıcaklık ve fiziksel yorgunluğun birlikte güvenlikle ilişkili bilişsel performansı olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor.

Antalya gibi uzun ve sıcak yaz dönemine sahip bir kentte çözüm, işçinin sıcaklığa dayanmasını beklemek değil; işin sıcaklığa göre yeniden düzenlenmesi olmalı.

Şantiyelerde gölgeli ve serin dinlenme alanları, sürekli içme suyu erişimi, yeterli mola, sıcaklığa göre çalışma planlaması, sıcağa kademeli uyum, çalışanların belirtiler konusunda eğitilmesi ve sıcaklık riskinin düzenli izlenmesi birlikte uygulanmadığında yalnızca baret ve diğer koruyucu ekipmanların bulunması yeterli bir sıcak hava politikası oluşturmuyor.