Antalya’da iş yerlerinde sıcak hava önlemleri yeterli mi?

antalya iş yerlerinde sıcak hava antalya iş yerlerinde sıcak hava
Görsel: Yapay zeka ile oluşturulmuştur.

Antalya’da yaz sıcakları çalışanlar için sağlık riski oluşturuyor. Mevzuat önlem istiyor ancak kent genelinde uygulamayı gösteren açık veri bulunmuyor.

Antalya’da yaz aylarında yükselen sıcaklıklar yalnızca açık havada çalışanları değil; havalandırması yetersiz atölye, mutfak, depo, fabrika ve hizmet işletmelerindeki çalışanları da etkiliyor. Sıcaklığın nem, fiziksel efor, güneş ışınımı ve kullanılan iş ekipmanlarıyla birleşmesi, çalışma ortamında ısı stresine yol açabiliyor.

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün on Eylül iki bin yirmi altı tarihli değerlendirmesine göre Antalya, Alanya, Finike, Kaş, Demre ve Manavgat çevrelerinde Ağustos ayı ortalama sıcaklıkları mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşti. Akdeniz Bölgesi’nde Ağustos ayı uzun yıllar sıcaklık ortalaması yirmi yedi virgül dört dereceyken iki bin yirmi altı Ağustos ortalaması yirmi sekiz virgül iki derece oldu.

Bu koşullar, Antalya’daki iş yerlerinde sıcak hava önlemlerinin yeterli olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor. Ancak Antalya genelinde kaç iş yerinde klima, gölgelikli dinlenme alanı, ek mola, termal konfor ölçümü veya sıcak hava eylem planı bulunduğunu gösteren güncel ve kamuya açık kapsamlı bir veri seti bulunmuyor. Dolayısıyla kent genelinde önlemlerin “yeterli” olduğunu söylemek de “hiç alınmadığını” ileri sürmek de mevcut verilerle mümkün değil.

İşverenin sıcaklığa karşı önlem alma yükümlülüğü var mı?

Türkiye’de işverenlerin çalışanların sağlık ve güvenliğini koruma yükümlülüğü 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında düzenleniyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Kanun kapsamındaki kamu ve özel sektör işyerlerinde risk değerlendirmesi yapılması gerektiğini belirtiyor. İşverenin ayrıca sağlık gözetimi, çalışanların bilgilendirilmesi, eğitim, acil durum ve gerekli koruyucu tedbirler gibi yükümlülükleri bulunuyor.

Sıcaklık da çalışma koşullarına bağlı olarak bu risk değerlendirmesinin konusu olabiliyor.

İşyeri Bina ve Eklentilerinde Alınacak Sağlık ve Güvenlik Önlemlerine İlişkin Yönetmelik, işverenin yeterli havalandırma ve termal konfor şartlarını sağlamasını istiyor. Yönetmeliğe göre çalışma ortamındaki sıcaklığın yapılan işe ve çalışanın harcadığı güce uygun olması gerekiyor. Sürekli çok sıcak bir ortamda çalışmanın zorunlu olduğu durumlarda da çalışanları aşırı sıcaktan koruyacak önlemlerin alınması öngörülüyor.

Yasada herkes için geçerli tek bir sıcaklık sınırı var mı?

Mevzuatta bütün işyerleri ve bütün meslekler için “hava sıcaklığı şu dereceyi aşınca çalışma durur” biçiminde tek bir genel sınır bulunmuyor.

Bunun nedeni sıcaklık riskinin yalnızca hava sıcaklığına bağlı olmaması. Çalışanın yaptığı işin fiziksel ağırlığı, ortamın nemi, hava akışı, doğrudan güneş ışığı, sıcak yüzeyler ve kullanılan kişisel koruyucu donanımlar vücudun maruz kaldığı toplam ısı yükünü değiştirebiliyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının sıcak havada çalışmaya ilişkin güncel bilgilendirmesinde de ısı stresinin yalnızca sıcaklıktan değil; nem, güneş radyasyonu, rüzgâr, fiziksel efor ve giysilerden etkilendiği belirtiliyor.

Bu nedenle Antalya’da gölgede hafif iş yapan bir çalışanla öğle saatlerinde asfalt, inşaat veya peyzaj işinde ağır fiziksel çalışma yapan bir kişinin karşı karşıya olduğu risk aynı değil.

Kapalı iş yerlerinde klima bulunması yeterli mi?

Klima sıcaklıkla mücadelede önemli bir araç olabilir ancak tek başına “iş sağlığı önlemleri yeterli” sonucuna ulaşmak için yeterli değil.

Yönetmelik, işyerindeki termal konfor koşullarının çalışanların fiziksel ve psikolojik durumlarını olumsuz etkilemeyecek biçimde düzenlenmesini istiyor. Çalışma ortamındaki sıcaklığın yapılan işe uygun olması, havalandırma sistemlerinin çalışır durumda tutulması ve kullanılan soğutma araçlarının çalışanları rahatsız etmeyecek biçimde yerleştirilmesi gerekiyor.

Örneğin klimanın yalnızca müşterilerin bulunduğu bölümü soğuttuğu ancak mutfak, depo veya üretim bölümünün aşırı sıcak kaldığı bir işyerinde bütün çalışanların termal konforunun sağlandığını söylemek mümkün olmayabilir.

Fırın, mutfak, çamaşırhane, sanayi atölyesi ve üretim tesisi gibi kendi içinde de ısı üreten işyerlerinde dış hava sıcaklığına makineler ve ekipmanlardan yayılan ısı da eklenebiliyor.

Termal konfor ölçülebilir mi?

Evet. Sıcaklığın işyerindeki etkisi yalnızca çalışanların “çok sıcak” şeklindeki hissine bırakılmak zorunda değil.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, termal konforun iş hijyeni ölçümleri kapsamında değerlendirilebildiğini belirtiyor. Bu ölçümlerde kullanılan yönteme bağlı olarak sıcaklık, nem, hava hareketi ve benzeri unsurlar birlikte ele alınabiliyor. Bakanlık, çalışma ortamı ölçümlerinin yetkilendirilmiş laboratuvarlar tarafından yapılabileceğini de ifade ediyor.

Bakanlık tarafından yayımlanan sektörel rehberlerde de çalışma ve dinlenme sürelerinin termal koşullara göre yeniden düzenlenmesi, aşırı terlemeye neden olan işlerde daha sık ara verilmesi ve çalışanların uygun termal koşullara sahip alanlarda dinlendirilmesi öneriliyor.

Bu nedenle özellikle sıcaklığın sürekli sorun olduğu işyerlerinde ölçüm yapılması, sorunun kişisel değerlendirmeden çıkarılarak somut verilerle ele alınmasını sağlayabilir.

Açık havada çalışanlar için hangi önlemler gerekiyor?

Mevzuat açık alanda çalışanların olumsuz hava koşullarından korunmasını da öngörüyor.

İşyeri bina ve eklentilerine ilişkin yönetmelikte açık alandaki çalışmalarda risklerin değerlendirilmesi ve çalışanların olumsuz hava koşullarından korunması gerektiği açıkça belirtiliyor. Tehlike halinde çalışanların alanı hızla terk edebilmesi veya kısa sürede yardım alabilmesi de düzenlenen yükümlülükler arasında.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının inşaat sektöründeki sıcak hava çalışmalarına ilişkin rehberinde ise gölgeli veya serin alanlarda sık dinlenme öneriliyor.

Antalya açısından bu önlem özellikle inşaat, yol bakım, tarım, temizlik, peyzaj, kurye hizmetleri ve turizm sektöründeki açık alan işleri için önem taşıyor.

Gölgelik dinlenme alanı neden önemli?

Sıcaklık altında verilen molanın doğrudan güneş altında geçirilmesi, molanın koruyucu etkisini azaltabiliyor.

İşyerlerinde çalışanların sağlığı açısından gerekli olduğunda uygun dinlenme yerlerinin sağlanması gerekiyor. Yönetmelikte on veya daha fazla çalışan bulunan işyerlerinde, işin niteliği gerektiriyorsa uygun dinlenme yeri oluşturulması da düzenleniyor. Dinlenme ve sosyal amaçlı alanlarda yeterli havalandırma ve termal konfor şartlarının sağlanması gerekiyor.

Dolayısıyla Antalya’da özellikle açık hava işlerinde dinlenme alanının yalnızca bir sandalye veya masa bulunmasından ibaret olmaması; mümkün olduğunca güneşten korunmuş ve serinlemeye imkan veren bir alan olması önem taşıyor.

Suya erişim sıcak hava önleminin parçası mı?

Yüksek sıcaklıkta çalışan kişinin terlemeyle kaybettiği sıvı miktarı artıyor. Bu nedenle düzenli su tüketimi ısı stresinin azaltılmasında temel önlemler arasında.

Dünya Sağlık Örgütü, işyeri ısı stresini hava sıcaklığı, nem, radyant ısı, iş yükü ve kıyafetlerin birleşimi sonucunda vücudun ısı biriktirmesi olarak tanımlıyor. Isı stresinin susuzluk, sıcak bitkinliği, sıcak çarpması, böbrek fonksiyonlarında bozulma ve nörolojik sorunlara yol açabileceğine dikkat çekiliyor.

WHO ve Dünya Meteoroloji Örgütünün iki bin yirmi beş tarihli ortak rehberi de işyerleri için bölgeye ve yapılan işe göre uyarlanmış sıcaklık eylem planlarının geliştirilmesini öneriyor.

Bu yaklaşımda su, dinlenme ve serinleme imkanları birbirini tamamlayan önlemler olarak değerlendiriliyor.

Çalışma saatleri değiştirilebilir mi?

Aşırı sıcak günlerde ağır fiziksel işlerin günün daha serin saatlerine kaydırılması, ısı stresini azaltabilecek yöntemlerden biri.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının sıcak havada çalışma bilgilendirmesi de çalışanların yüksek sıcaklığa maruziyetinin azaltılmasını ve gerekli önlemlerin işin niteliğine göre planlanmasını öne çıkarıyor.

Antalya’da özellikle yaz aylarında sabah erken saatlerde başlayıp günün en sıcak bölümünde daha düşük tempoya geçmek veya ağır işleri uygun olduğu ölçüde daha serin saatlere kaydırmak bazı sektörlerde değerlendirilebilir.

Ancak bu düzenlemeler çalışma süresi, gece çalışması, gürültü ve ilgili diğer mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılmalı.

Her çalışan sıcaktan aynı şekilde etkileniyor mu?

Hayır. Aynı ortamda çalışan kişilerin sıcaklığa dayanıklılığı farklılaşabiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü; ileri yaştaki çalışanların, kronik sağlık sorunları bulunanların, fiziksel kondisyonu düşük olanların ve ağır fiziksel iş yapanların ısı stresinden daha fazla etkilenebileceğini belirtiyor. Kişisel koruyucu ekipman kullanılması gereken işlerde de vücudun ısı kaybı zorlaşabiliyor.

Yeni işe başlayan veya sıcak ortama alışık olmayan çalışanların da sıcağa uyum sağlayabilmesi için kademeli çalışma düzeni gerekebiliyor.

Bu nedenle işyerindeki sıcak hava planının yalnızca termometreye değil, çalışanların sağlık özelliklerine ve yaptıkları işe göre hazırlanması gerekiyor.

Isı stresinin belirtileri neler?

Isı stresinin ilk belirtileri aşırı terleme, yorgunluk, halsizlik, baş dönmesi, kas krampları veya baş ağrısı şeklinde görülebiliyor.

Daha ağır durumlarda bilinç değişikliği, koordinasyon bozukluğu ve sıcak çarpması gelişebiliyor. WHO, sıcak çarpmasını acil müdahale gerektiren ve yaşamı tehdit edebilen bir durum olarak değerlendiriyor.

Bu nedenle işyerlerinde yalnızca serinletici ekipman bulunması değil, çalışanların ve yöneticilerin sıcaklık kaynaklı sağlık belirtilerini tanıyabilmesi de önem taşıyor.

Çalışanın sıcaklık nedeniyle çalışmaktan kaçınma hakkı olabilir mi?

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ciddi ve yakın tehlike halinde çalışanlara belirli koşullarda çalışmaktan kaçınma hakkı tanıyor.

Kanuna göre ciddi ve yakın tehlikeyle karşı karşıya kalan çalışan iş sağlığı ve güvenliği kuruluna, kurul bulunmuyorsa işverene başvurarak gerekli tedbirlerin alınmasını isteyebiliyor. Talebin haklı bulunması halinde gerekli önlemler alınana kadar çalışmaktan kaçınabiliyor. Ciddi ve yakın tehlikenin önlenemez olduğu durumlarda ise çalışan tehlikeli bölgeden ayrılarak güvenli bir yere gidebiliyor.

Ancak her sıcak gün otomatik olarak “ciddi ve yakın tehlike” sayılmaz. Ortam sıcaklığı, nem, çalışma koşulları, yapılan iş ve kişinin karşı karşıya olduğu somut tehlike birlikte değerlendiriliyor.

Antalya’da iş yerlerindeki önlemler yeterli mi?

Bu soruya Antalya geneli için kesin bir “evet” veya “hayır” yanıtı verebilmek için işyerlerindeki sıcaklık ölçümleri, yapılan denetimler, alınan önlemler ve çalışan şikâyetlerini sektör bazında gösteren düzenli açık verilere ihtiyaç var.

Bugün kamuya açık veriler, Antalya’da kaç işyerinin sıcak hava riskini özel olarak değerlendirdiğini, kaçında termal konfor ölçümü yapıldığını veya kaç işletmenin aşırı sıcak günlere yönelik ayrı bir eylem planı bulunduğunu göstermiyor.

Ancak güncel meteorolojik veriler sıcaklık riskinin Antalya açısından teorik olmadığını ortaya koyuyor. Ağustos iki bin yirmi altıda Antalya ve birçok ilçesinde ortalama sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşmesi, özellikle uzun süre sıcak ortamda çalışanlar açısından önlemlerin önemini artırıyor.

Mevzuat da işverene yalnızca klima veya vantilatör koyma görevi vermiyor. Risk değerlendirmesi, uygun termal konfor, havalandırma, dinlenme alanı, çalışma organizasyonu ve açık alanda olumsuz hava koşullarından korunma birlikte ele alınmak zorunda.

Bu nedenle Antalya’daki işyerleri açısından asıl ölçüt “klima var mı?” değil; çalışanın gün boyunca maruz kaldığı toplam ısı yükünün sağlık açısından güvenli düzeye indirilip indirilmediği olmalı. Kent genelinde sektör ve işyeri ölçeğindeki sıcaklık önlemlerinin daha görünür biçimde denetlenmesi ve sonuçların kamuoyuyla paylaşılması ise önlemlerin gerçekten yeterli olup olmadığını değerlendirmeyi kolaylaştırabilir.