
Antalya’da sıcak yaz günlerinde bank, içme suyu çeşmesi ve gölge eksikliği yaya erişimini ve kamusal alan kullanımını etkiliyor.
Antalya’da yaz aylarında kent merkezinde yürümek yalnızca mesafe meselesi değil. Yüksek sıcaklık altında gölgede dinlenebilecek bir bankın bulunması, ücretsiz içme suyuna ulaşılabilmesi ve yaya güzergâhlarının doğrudan güneşten korunması özellikle sıcak günlerde günlük yaşamın önemli ihtiyaçlarına dönüşüyor.
Kentte parklar ve yeşil alanlarda bank, pergola ve farklı kent mobilyaları bulunmasına rağmen bunların mahalleler, ana yaya aksları ve toplu taşıma güzergâhları boyunca ne ölçüde yeterli olduğunu gösteren güncel ve bütüncül bir açık veri seti bulunmuyor. Antalya Büyükşehir Belediyesinin Yeşil Kent sistemi yeşil alanların harita üzerinden görüntülenmesini sağlarken bank, kamusal içme suyu çeşmesi ve günün farklı saatlerindeki gölge oranlarını birlikte gösteren bir kent envanteri kamuya açık sistemde yer almıyor.
Bu nedenle tartışma yalnızca “kaç bank var?” sorusundan ibaret değil. Asıl mesele bu hizmetlerin ihtiyaç duyulan yerde, birbirine yakın ve yaya güzergâhlarının devamlılığını sağlayacak biçimde bulunup bulunmadığı.
Antalya’da sıcaklık kamusal alan kullanımını nasıl etkiliyor?
Meteoroloji Genel Müdürlüğünün güncel değerlendirmesine göre iki bin yirmi altı yılı Ağustos ayında Antalya, Alanya, Finike, Kaş, Demre ve Manavgat çevresinde ortalama sıcaklıklar mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşti.
Akdeniz Bölgesi’nin Ağustos ayı uzun yıllar ortalama sıcaklığı yirmi yedi virgül dört dereceyken, iki bin yirmi altı Ağustos ortalaması yirmi sekiz virgül iki dereceye çıktı. Türkiye genelindeki Ağustos ortalaması da normallerin sıfır virgül altı derece üzerinde gerçekleşti.
Yüksek sıcaklıklar kent merkezindeki kısa yürüyüşlerin bile daha yorucu hale gelmesine neden olabiliyor. Özellikle geniş asfalt ve beton yüzeylerin bulunduğu, ağaç örtüsünün sınırlı olduğu alanlarda doğrudan güneş altında geçirilen süre uzuyor.
Dünya Sağlık Örgütü sıcak havalarda günün en sıcak saatlerinde dışarı çıkmaktan kaçınılmasını, dışarıda bulunmak zorunda olanların gölgede kalmasını ve düzenli olarak su tüketmesini öneriyor. Yaşlılar, bebekler, açık havada çalışanlar ve kronik hastalığı bulunanlar sıcaklığın sağlık etkileri açısından daha kırılgan gruplar arasında gösteriliyor.
Gölge neden artık kent altyapısının bir parçası?
Gölge çoğu zaman park ve peyzaj tasarımının estetik bir unsuru olarak görülüyor. Ancak sıcaklığın yükseldiği kentlerde gölgelendirme aynı zamanda halk sağlığı ve erişilebilirlik konusu haline geliyor.
Dünya Sağlık Örgütü, doğrudan güneşten gölgeye geçmenin kişinin hissettiği sıcaklığı on dereceden fazla azaltabileceğini belirtiyor.
Bu fark özellikle kent merkezinde uzun süre yürümek zorunda olanlar açısından önemli. Otobüs durağı ile ev arasında yürüyen yaşlı bir yurttaş, çocuğuyla sağlık merkezine giden bir ebeveyn veya gün içerisinde sokakta çalışan bir kişi için gölgeli bir güzergâh doğrudan günlük yaşam koşulunu değiştirebilir.
Antalya Büyükşehir Belediyesinin performans programında da yayalaştırma projelerinin aşırı hava sıcaklıkları gibi iklim etkilerine uyumlu hale getirilmesi gerektiğine yer veriliyor. Programda ağaçlandırılmış ve korunaklı yaya ile bisiklet yollarının oluşturulması da iklim uyumu kapsamında belirtilen uygulamalar arasında.
Bu yaklaşım, gölgenin dekoratif bir peyzaj öğesinden çok iklim dirençli ulaşım altyapısının parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.
Bank sayısından çok bankın nerede olduğu önemli
Bir kent merkezinde çok sayıda bank bulunması tek başına dinlenme ihtiyacının karşılandığı anlamına gelmiyor.
Bankların doğrudan güneş altında bulunması, özellikle yazın gün ortasında kullanımlarını ciddi biçimde sınırlayabiliyor. Benzer şekilde bankların yalnızca parkların içinde yoğunlaşması, günlük yaya rotalarında dinlenmeye ihtiyaç duyan kişiler açısından yeterli olmayabiliyor.
Muratpaşa Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğünün görevleri arasında parklara ahşap oturma bankları, masalı banklar ve pergolalar üretmek ve bunların bakımını yapmak bulunuyor. Belediye ayrıca cadde, sokak, meydan ve refüjlerde ağaçlandırma ile yeşillendirme çalışmaları yürütüyor.
Ancak kent ölçeğinde tartışılması gereken konu yalnızca parkların içerisindeki donatı değil. Bankların sağlık merkezleri, toplu taşıma durakları, pazar yerleri, kamu kurumları, meydanlar ve yoğun yaya güzergâhları boyunca ne sıklıkta bulunduğu da önem taşıyor.
Özellikle hareket kısıtlılığı bulunan bir kişi için beş yüz metrelik bir yol boyunca hiç oturma alanı bulunmaması, aynı mesafeyi başka bir yurttaştan çok daha zor tamamlaması anlamına gelebilir.
Yaşlılar açısından bank neden erişilebilirlik meselesi?
Sıcaklığın etkileri yaşla birlikte daha ciddi sonuçlar doğurabiliyor.
Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi, sıcak hava dönemlerinde özellikle ileri yaştaki kişilerin sağlık açısından daha kırılgan olduğunu belirtiyor. İki bin yirmi altı yazındaki Avrupa sıcak hava dalgalarına ilişkin açıklamada da serinleme alanlarının, erken uyarı sistemlerinin ve kırılgan gruplara yönelik önlemlerin sıcaklığa bağlı sağlık etkilerini azaltabileceği vurgulandı.
Bu nedenle kent merkezinde belirli aralıklarla dinlenilebilecek gölgeli oturma alanlarının bulunması yaşlıların bağımsız hareket edebilmesini de destekleyebilir.
Konyaaltı Belediyesi, Mayıs iki bin yirmi altı itibarıyla erişilebilirlik belgesine sahip park sayısının yirmiye ulaştığını açıkladı. Bu tür uygulamalar parkların farklı kullanıcı grupları açısından erişilebilir hale getirilmesinin mümkün olduğunu gösteriyor.
Ancak erişilebilirliğin yalnızca park girişinde başlamaması gerekiyor. Parka, sağlık kuruluşuna veya toplu taşımaya ulaşan güzergâhların da dinlenme ve gölgelendirme açısından değerlendirilmesi gerekiyor.
İçme suyu çeşmeleri neden yeniden gündemde?
Antalya gibi sıcaklığın uzun süre yüksek kaldığı bir kentte ücretsiz içme suyuna erişim kamusal sağlık açısından ayrı bir önem taşıyor.
Dünya Sağlık Örgütü sıcak hava dönemlerinde susamayı beklemeden düzenli su içilmesini öneriyor. Sıcaklık yükseldiğinde ve fiziksel hareket arttığında vücudun sıvı ihtiyacı da artabiliyor.
Kentte kafelerden veya marketlerden şişelenmiş su satın alınabilmesi kamusal çeşme ihtiyacını ortadan kaldırmıyor. Çünkü kamusal alanın kullanılabilmesi temel bir ihtiyacın sürekli ticari tüketim yoluyla karşılanmasına bağlı olmamalı.
Çalışmayan, bakımsız veya hijyen açısından güven vermeyen çeşmeler de erişim sorununu çözmüyor. Yeni çeşmeler yapılacaksa içme suyu kalitesinin düzenli denetlenmesi, bakımının yapılması ve kullanım dışı kalan noktaların hızlı biçimde onarılması gerekiyor.
Bu nedenle tartışılması gereken yalnızca çeşme sayısı değil; çeşmelerin nerede bulunduğu, çalışıp çalışmadığı ve suyunun güvenli biçimde kullanılabilir olup olmadığı.
Su kıtlığı varken kamusal çeşme çelişki yaratır mı?
Antalya’da su kaynaklarının korunması önemli bir sorun. Ancak kamusal içme suyuna erişim ile su tasarrufunu birbirinin karşıtı olarak değerlendirmek gerekmiyor.
Antalya Büyükşehir Belediyesi, içme suyu şebekesindeki kayıpları azaltmaya yönelik yenilemeler ve su kaynaklarının korunmasına yönelik çalışmalar yürütüyor. Belediye verilerine göre iki bin on dokuz ile iki bin yirmi dört arasında binlerce kilometrelik içme suyu hattında yenileme çalışmaları gerçekleştirildi ve yüzlerce içme suyu deposunda tadilat yapıldı.
Muratpaşa Belediyesi ise park sulamasında uygulanan akıllı sistemlerle Temmuz iki bin yirmi altı itibarıyla milyarlarca litre su tasarrufu sağlandığını açıkladı.
Dolayısıyla kamusal çeşmeler planlanırken düşük debili sistemler, otomatik kapanan musluklar ve kaçakların düzenli izlenmesi gibi önlemlerle hem suya erişim sağlanabilir hem de israf sınırlandırılabilir.
Duraklarda yalnızca oturacak yer olması yeterli mi?
Toplu taşıma kullanıcıları açısından bank ve gölge ihtiyacının en belirgin olduğu alanlardan biri duraklar.
Bir durakta oturma bankı bulunması önemli olsa da bankın öğleden sonra tamamen güneş altında kalması yaz aylarında kullanımını zorlaştırabilir. Aynı durum metal veya ısıyı hızla tutan malzemelerle yapılan oturma yüzeylerinde daha da belirgin hale gelebilir.
Antalya Büyükşehir Belediyesinin iklim uyum hedeflerinde toplu taşıma altyapısının iklim değişikliği kaynaklı risklere karşı dirençli hale getirilmesi ve yüksek sıcaklığın yolcu sağlığı üzerindeki etkilerinin azaltılması hedefleniyor.
Bu nedenle yeni durak tasarımlarında yalnızca yağmurdan korunma değil, güneşin gün içindeki hareketine göre yeterli gölgelendirme de temel ölçütlerden biri olabilir.
Üç ihtiyaç neden birlikte düşünülmeli?
Bank, çeşme ve gölge birbirinden bağımsız planlandığında kamusal alan beklenen işlevi sağlayamayabilir.
Gölgesiz bir bank öğle saatlerinde kullanılamayabilir. Oturma alanı bulunmayan bir çeşme, sıcaktan yorulan yaşlı bir yurttaşın dinlenme ihtiyacını karşılamaz. Gölgelikli ancak suya erişimin bulunmadığı uzun bir yaya güzergâhında ise sıcak havada susuzluk sorunu devam eder.
Bu nedenle sıcak kentlerde yeni yaklaşımın “serinleme noktaları” biçiminde geliştirilmesi mümkün.
Böyle bir noktada gölge, oturma alanı ve içme suyunun aynı yerde veya birbirine yakın biçimde bulunması; gerekirse kamusal tuvalet ve yönlendirme bilgilerinin de sisteme eklenmesi düşünülebilir.
Antalya’da ihtiyaç haritası çıkarılabilir mi?
Antalya Büyükşehir Belediyesinin Yeşil Kent sistemi kentteki yeşil alanların harita üzerinden incelenmesine olanak sağlıyor.
Bu altyapının bank, içme suyu çeşmesi, gölgelikli alan, toplu taşıma durağı ve yaya güzergâhları gibi bilgilerle genişletilmesi durumunda hangi bölgelerde eksiklik bulunduğu daha somut biçimde görülebilir.
Haritaya nüfus yaşı, yaya yoğunluğu, yüzey sıcaklığı, sağlık kuruluşları ve toplu taşıma noktaları da eklendiğinde yeni yatırımlar için önceliklendirme yapılabilir.
Örneğin yüksek sıcaklığa sahip, yaşlı nüfusun yoğun olduğu ve sağlık merkezine giden yaya güzergâhında oturma alanının bulunmadığı bir bölge öncelikli müdahale alanı olarak belirlenebilir.
Kent merkezinde kamusal alanda kalabilmek ücretli olmak zorunda mı?
Bank ve çeşme tartışmasının sosyal bir boyutu da bulunuyor.
Bir kişinin dinlenebilmek için kafeye oturmak, serinlemek için alışveriş merkezine girmek veya su içmek için sürekli şişe su satın almak zorunda kalması kamusal alanın kullanım biçimini değiştiriyor.
Ücretsiz bank, gölge ve içme suyu; ekonomik durumdan bağımsız biçimde herkesin kent merkezinde bulunabilmesini sağlayan temel kamusal hizmetler arasında değerlendirilebilir.
Bu durum özellikle düşük gelirli yurttaşlar, emekliler, öğrenciler ve günün büyük bölümünü dışarıda geçirmek zorunda olan kişiler açısından önem taşıyor.
Kent merkezinin yalnızca hızlı biçimde geçilen veya tüketim yapıldığında vakit geçirilebilen bir alan yerine insanların ücretsiz biçimde dinlenebildiği bir yaşam alanı olması, kent hakkı açısından da önem taşıyor.
Antalya’da bank, çeşme ve gölge yeterli mi?
Antalya’daki bank, kamusal içme suyu çeşmesi ve gölgeliklerin mahalle ve yaya güzergâhları bazındaki yeterliliğini ölçen güncel, standartlaştırılmış ve kamuya açık kapsamlı bir envanter olmadığı için kent genelinde “yeterli” veya “yetersiz” şeklinde kesin bir oran vermek mümkün değil.
Ancak iki bin yirmi altı Ağustosunda Antalya’da sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşmesi, Dünya Sağlık Örgütünün sıcak dönemlerde gölge ve düzenli su tüketimine yönelik uyarıları ve Antalya’nın kendi iklim uyum belgelerinde korunaklı yaya yollarına yer verilmesi bu hizmetlerin öneminin arttığını gösteriyor.
Antalya’da bundan sonraki tartışma yalnızca yeni bank, çeşme veya ağaç eklemek üzerine değil; bunların doğru yerde ve birbirini tamamlayacak biçimde planlanması üzerine kurulabilir.
Sıcak bir kentte iyi tasarlanmış kamusal alan, yurttaşın yalnızca bir noktadan diğerine ulaşmasını değil; gerektiğinde oturmasını, gölgede dinlenmesini ve ücretsiz biçimde suya erişmesini de sağlamalı.





