
Antalya’da kıyıya geçişi engelleyen çit, masa, şezlong veya kaçak yapı gibi uygulamalar belediye, valilik ve ilgili kurumlara bildirilebiliyor.
Antalya’nın Konyaaltı, Lara, Kemer, Kaş, Kumluca, Demre, Finike, Manavgat, Serik, Alanya ve Gazipaşa gibi kıyı ilçelerinde sahiller yoğun şekilde kullanılıyor. Özellikle turizm sezonunda kıyıların işletmeler tarafından fiilen kapatıldığı, şezlong ve masaların kamusal alanı daralttığı veya yurttaşların denize erişiminin engellendiği yönündeki şikâyetler yeniden gündeme gelebiliyor.
Ancak her ticari kullanım otomatik olarak “kıyı işgali” anlamına gelmiyor. Alanın kıyı kenar çizgisi içerisindeki konumu, imar planı, varsa tahsis veya izinleri ve işletmenin kullanım biçimi birlikte değerlendirilmeli.
3621 sayılı Kıyı Kanununun temel yaklaşımı ise açık: Kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altında ve herkesin eşit ve serbest kullanımına açık. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı da kıyıların kamu yararına kullanılması gerektiğini vurguluyor.
Antalya’da kıyı işgali ne demek?
“Kıyı işgali” gündelik dilde geniş bir kavram olarak kullanılıyor.
Yurttaşların karşılaştığı bazı uygulamalar şunlar olabilir:
kıyıya çit veya tel örgü çekilmesi,
geçiş yolunun kapatılması,
kumsalın masa ve sandalyelerle tamamen doldurulması,
şezlongların kıyıya erişimi fiilen engellemesi,
izinsiz platform veya yapı oluşturulması,
kıyının yalnız işletme müşterilerine ayrıldığının söylenmesi,
kamusal geçiş alanına bariyer konulması,
kıyıda ruhsatsız veya izin dışı yapılaşma yapılması.
Ancak bunların hukuken “işgal” veya Kıyı Kanununa aykırılık oluşturup oluşturmadığının yetkili idare tarafından yerinde ve planlar üzerinden değerlendirilmesi gerekiyor.
Kıyılar gerçekten herkese açık mı?
Evet, temel hukuk kuralı bu.
Anayasa’nın 43’üncü maddesi ile 3621 sayılı Kıyı Kanunu kapsamında kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunuyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, kıyıyı herkesin eşit ve serbest kullanımına açık ve kamu yararına kullanılması gereken bir alan olarak tanımlıyor. Kıyılar özel mülkiyete konu olamıyor ve bu alanlarda yapılaşma hakları önemli ölçüde sınırlandırılıyor.
Bu ilke, Antalya kıyılarının yalnız belirli işletmeler veya oteller tarafından kullanılabileceği anlamına gelmediğini gösteriyor.
İşletmenin sahilde bulunması tek başına hukuka aykırı mı?
Hayır.
Kıyılarda mevzuata uygun bazı tesis ve düzenlemelerin bulunması mümkün.
Bakanlığın açıklamasına göre kıyının kamu yararına kullanımı amacıyla duş, gölgelik, soyunma kabini ve belirli koşullardaki büfeler gibi düzenlemeler yapılabiliyor. Bunun dışındaki pek çok yapı ve düzenleme ise imar planı gerektiriyor.
Dolayısıyla sahilde bir işletme bulunması tek başına kaçaklık veya işgal anlamına gelmez.
Sorulması gereken temel soru şu:
İşletmenin kullandığı alan ve yaptığı düzenleme verilen izinlerle uyumlu mu, yoksa kamusal kıyı alanını izinsiz şekilde mi kapatıyor?
Çit veya tel örgüyle kıyı kapatılabilir mi?
Kıyıda fiziki engeller konusunda mevzuat oldukça açık.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Kıyı Kanunu kapsamında cezai yaptırım konusu olabilecek uygulamalar arasında kıyıda:
duvar,
çit,
parmaklık,
tel örgü,
hendek,
kazık
ve benzeri engeller oluşturulmasını sayıyor.
Bu nedenle kıyının kendisinde yurttaşların geçişini engelleyen bu tür bir uygulama görülüyorsa yetkili idareye bildirim yapılabilir.
Ancak işletmenin kıyı gerisindeki özel parsel sınırında bulunan her çitin otomatik olarak Kıyı Kanununa aykırı olduğunu söylemek doğru olmaz.
Konumun kıyı kenar çizgisiyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Şezlonglar kıyı işgali sayılır mı?
Her şezlong yerleşimi otomatik olarak işgal değil.
Plaj hizmetleri kapsamında mevzuata uygun şekilde şezlong ve şemsiye bulunabilir.
Sorun, bu kullanımın kıyının kamusal niteliğini ortadan kaldıracak noktaya ulaşması halinde ortaya çıkabilir.
Örneğin kıyının tamamının şezlonglarla doldurulması ve kendi havlusuyla kıyıya gelen yurttaşa hiçbir kullanım alanı bırakılmaması, yerinde incelenmesi gereken bir durum oluşturabilir.
Burada yalnız şezlong sayısına değil:
alanın tahsis durumuna,
işletmenin izinlerine,
kıyı kenar çizgisine,
geçiş koridorlarına,
kamusal kullanımın fiilen mümkün olup olmadığına
bakılması gerekiyor.
“Şezlong kiralamadan denize giremezsiniz” denirse ne yapılabilir?
Öncelikle olayın gerçekleştiği noktanın hukuki statüsü belirlenmeli.
Kıyının kendisi ile otelin, restoranın veya beach club’ın kıyı gerisindeki özel hizmet alanı aynı şey değil.
Ancak işletmenin kıyıya geçişi doğrudan ücretli hizmet satın alma şartına bağladığı düşünülüyorsa bu durum ilgili belediyeye konum bilgisiyle bildirilebilir.
Bakanlığın resmi açıklamasına göre kıyılar herkesin eşit ve serbest kullanımına açık alanlar.
Masa ve sandalyeler sahile kadar yayılmışsa nereye şikâyet edilir?
İlk başvuru noktası çoğu durumda ilgili belediye.
Kıyıda restoran, kafe veya başka işletmeye ait masa, sandalye veya ticari ekipmanın kamusal alanı izinsiz kullandığı düşünülüyorsa zabıta ve ilgili imar birimlerine bildirim yapılabilir.
Antalya Büyükşehir Belediyesi Zabıta Hizmetleri, belediye mevzuatı kapsamındaki şikâyetleri değerlendiriyor; konu ilçe belediyesinin görev alanındaysa başvurunun ilgili ilçe belediyesine yönlendirildiğini belirtiyor.
Antalya’da kıyı işgali ilk olarak hangi kuruma bildirilir?
Kıyı alanlarının denetiminde yetki alanın bulunduğu yere göre değişiyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının resmi açıklamasına göre kıyı, dolgu alanı ve sahil şeridindeki uygulamalar:
belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde belediyeler,
bu sınırların dışında ise valilikler
tarafından denetleniyor.
İlgili idarelerin bu alanları sürekli kontrol altında tutması ve gerekli önlemleri alması gerekiyor.
Bu nedenle Antalya’daki yerleşim alanlarının büyük bölümünde ilk başvuru ilgili belediye olabilir.
İlçe belediyesine mi Büyükşehir Belediyesine mi başvurulmalı?
Bu, alanın mülkiyetine, yetkiye ve şikâyetin konusuna bağlı.
Örneğin Kaş’taki bir sahil işgali için Kaş Belediyesi, Alanya’daki bir alan için Alanya Belediyesi veya Kemer’deki bir durum için Kemer Belediyesi ilk yerel başvuru noktası olabilir.
Antalya Büyükşehir Belediyesi de Zabıta veya ABİM üzerinden şikâyet kabul ediyor.
Büyükşehir Belediyesi, kendi görev alanı dışında kalan şikâyetlerin ilgili ilçe belediyesine yönlendirilebildiğini belirtiyor.
Bu nedenle yurttaşın yetki ayrımını önceden kesin olarak bilmesi şart değil.
Antalya Büyükşehir Belediyesi kıyı şikâyeti nasıl yapılır?
Antalya Büyükşehir Belediyesinin güncel iletişim kanallarında:
ALO 153 – Zabıta
ve
444 94 20 – ABİM Dilek, Şikâyet ve Öneri Hattı
yer alıyor.
Zabıta Müdürlüğünün doğrudan şikâyet telefonu ise 0 (242) 249 50 84 olarak yayımlanıyor.
Başvuruda yalnız “plaj işgal edilmiş” demek yerine tam konum ve işgal biçiminin belirtilmesi incelemeyi kolaylaştırabilir.
Belediye sınırları dışında kalan kıyıda nereye başvurulur?
Bakanlığın açıklamasına göre belediye ve mücavir alan sınırları dışında kıyı denetimi valiliklerin sorumluluğunda.
Dolayısıyla Antalya’da yerleşim dışındaki bir koyda veya belediye yetki alanı dışında kalan kıyıda izinsiz yapı, çit veya benzeri bir müdahale görülüyorsa Antalya Valiliğine başvuru yapılabilir.
Antalya Valiliğinin güncel ana telefon numarası 0 (242) 243 18 80 olarak yayımlanıyor.
Antalya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüne başvurulabilir mi?
Evet.
Özellikle kıyı kenar çizgisi, imar planı, kıyı mevzuatı, izinsiz yapılaşma veya alanın hukuki statüsü konusunda değerlendirme gerektiğinde Antalya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüne de bildirim yapılabilir.
İl Müdürlüğünün güncel iletişim bilgileri:
Adres: Meltem Mahallesi, Dumlupınar Bulvarı No: 175, Muratpaşa / Antalya
Telefon: 0 (242) 237 00 10
olarak yayımlanıyor.
ALO 181’e kıyı şikâyeti yapılabilir mi?
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının Antalya İl Müdürlüğü internet sitesinde ALO 181 Çevre ve Şehircilik Hattı resmi uygulamalar arasında gösteriliyor.
Bakanlığın çevresel ve kentsel hizmetlerine ilişkin talep, öneri ve şikâyetler ALO 181 üzerinden iletilebiliyor.
Bu nedenle hangi kurumun yetkili olduğundan emin olunmayan kıyı, yapılaşma veya çevre şikâyetlerinde ALO 181 üzerinden kayıt oluşturulması da kullanılabilecek yollardan biri.
CİMER’e kıyı işgali şikâyeti yapılabilir mi?
Evet.
Kıyı işgali, imar mevzuatı veya kamu kurumlarının denetim görevleriyle ilgili şikâyetler CİMER üzerinden de ilgili kamu kurumuna iletilebilir.
Ancak yerel ve hızlı müdahale gerektiren bir olayda yalnız CİMER başvurusu yapmak yerine belediye zabıtası veya ilgili yerel idareye de eş zamanlı bilgi verilmesi daha doğrudan bir yol olabilir.
Özellikle fiziki engelin hâlen bulunduğu, çalışma sürdüğü veya yeni yapı yapıldığı durumlarda konum bilgisiyle yerel kuruma bildirim yapılması önem taşıyor.
Kıyı işgali şikâyetinde hangi bilgiler verilmelidir?
Başvurunun mümkün olduğunca somut olması gerekiyor.
Şikâyette şu bilgiler bulunabilir:
plajın veya koyun adı,
ilçe ve mahalle,
işletmenin biliniyorsa adı,
tam konum veya harita noktası,
işgalin niteliği,
tarih ve saat,
fotoğraf veya video,
kıyıya geçişin nasıl engellendiği,
varsa üzerinde işletme adı bulunan tabela,
şikâyete konu yapı veya ekipmanın tarifi.
Örneğin:
“Kaş’ta kıyı işgal edilmiş”
yerine,
“Kaş ilçesi X koyunda kıyıya inen kamusal yolun sonunda işletme tarafından yaklaşık şu noktaya tel örgü ve kapı yerleştirilmiş; geçiş yalnız işletme müşterilerine açılıyor”
şeklindeki bildirim inceleme açısından daha işlevsel olabilir.
Fotoğraf çekmek önemli mi?
Evet.
Fotoğraf veya video, şikâyet edilen fiziki durumun kayıt altına alınmasına yardımcı olabilir.
Özellikle:
çit,
bariyer,
masa ve sandalye,
şezlong dizilimi,
kıyıya giriş kapısı,
yapı veya platform,
“müşteriler dışında giriş yasaktır” benzeri tabela
görülebiliyorsa bunların konumla birlikte belgelenmesi yararlı olabilir.
Ancak başvuru sahibinin özel alanlara izinsiz girmemesi ve kişilerle tartışmaya girmeden kamusal alandan belge toplaması daha uygun.
Konum bilgisi neden önemli?
Kıyı şikâyetlerinde birkaç metrelik fark bile hukuki değerlendirmeyi değiştirebilir.
Çünkü kıyı, sahil şeridi, kamuya ait yol ve işletmenin özel parseli aynı hukuki statüde değil.
Bu nedenle mümkünse telefonun harita uygulamasından konum bilgisi veya koordinat alınması, yetkili birimin hangi parsel ve kıyı alanında inceleme yapacağını belirlemesini kolaylaştırabilir.
Kıyı kenar çizgisi neden kontrol edilmeli?
Bir alanın gerçekten Kıyı Kanunu kapsamındaki “kıyı” bölümünde olup olmadığının belirlenmesinde kıyı kenar çizgisi temel teknik verilerden biri.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kıyı kenar çizgisinin tespiti, onayı ve tesciline ilişkin görevleri yürütüyor.
Bu nedenle işletme “Burası bize ait” dediğinde yalnız bu beyana dayanarak kesin sonuç çıkarmak doğru değil.
Alan:
kıyıda mı,
sahil şeridinde mi,
kamu parselinde mi,
özel parselde mi,
tahsisli alanda mı
sorusunun resmi kayıtlarla değerlendirilmesi gerekebilir.
Otelin önündeki plaj otelin özel mülkü olabilir mi?
Kıyının kendisi özel mülkiyete konu değil.
Ancak kıyının gerisindeki otel parseli, tesis alanı veya özel mülkiyete konu başka bölümler bulunabilir.
Bu nedenle “otelin önü” ifadesi tek başına hukuki statüyü belirlemiyor.
Bakanlık kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu ve tapuda özel mülkiyete konu olmayacağını açıkça belirtiyor.
Ancak tesise ait özel parsel alanına izinsiz girme hakkı da bu kuraldan çıkarılamaz.
Temel mesele kıyıya hukuka uygun kamusal erişimin bulunup bulunmadığı.
Restoranın sahilde masa açması işgal midir?
Her durumda değil.
Restoranın belediyeden veya ilgili idareden alınmış kullanım, tahsis veya işgaliye izni bulunabilir.
Bu nedenle yurttaş yalnız masaların varlığından hareketle kesin olarak “kaçak işgal” sonucu çıkaramaz.
Ancak masaların izin verilen alanın dışına taştığı, yürüyüş yolunu kapattığı veya kıyıya erişimi engellediği düşünülüyorsa belediye zabıtasına başvuru yapılabilir.
Denetim sırasında işletmenin izinleri ve kullandığı alanın sınırları kontrol edilebilir.
İşletmenin ruhsatı varsa kıyıyı istediği gibi kullanabilir mi?
Hayır.
İşyeri açma ve çalışma ruhsatının bulunması, Kıyı Kanunu, imar planı, tahsis veya kamusal alan kullanımına ilişkin bütün diğer sınırlamaları ortadan kaldırmaz.
Bir işletmenin ticari faaliyet için ruhsatlı olmasıyla kullandığı kıyı alanının mevzuata uygunluğu ayrı konular.
Bu nedenle kıyı işgali iddiasında yalnız “işletmenin ruhsatı var” açıklaması yeterli olmayabilir.
Kullanım alanının ve yapıların ayrıca mevzuata uygun olması gerekiyor.
Kıyıda kaçak yapı görülürse ne yapılmalı?
Kıyıda ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapılması Bakanlığın kıyı mevzuatında yaptırım uygulanabilecek faaliyetler arasında sayılıyor.
Örneğin kıyıda izinsiz:
beton platform,
kapalı yapı,
sabit yapı,
duvar,
dolgu,
iskele
yapıldığı düşünülüyorsa ilgili belediyenin imar birimi ve zabıtasına, gerekli görülüyorsa Antalya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüne başvuru yapılabilir.
Alan belediye sınırlarının dışındaysa valilik yetkisi gündeme gelir.
Her iskele kaçak mı?
Hayır.
İskeleler için özel kıyı mevzuatı bulunuyor.
Bakanlığın rekreatif amaçlı iskele düzenlemesine göre kumluk veya çakıllık bazı alanlarda güneşlenme ve denize girme amacıyla iskele yapılmasına sınırlamalar getirildi; doğal veya fiziki nedenlerle denize girme imkânı olmayan bazı istisnai yerler için ise belirli koşullarda rekreatif iskele yapılabiliyor.
Bu nedenle kıyıda görülen her iskele için “kaçak” denilemez.
İskelenin izin ve mevzuat durumunun ilgili idareden sorgulanması gerekir.
Kum veya çakıl üzerinde değişiklik yapılması da şikâyet konusu olabilir mi?
Evet.
Bakanlığın Kıyı Kanununa ilişkin resmi açıklamasında izinsiz veya izin şartlarına aykırı şekilde kum ve çakıl alınması ile kıyıyı değiştirecek boyutta kazı yapılması da yaptırım gerektirebilecek faaliyetler arasında sayılıyor.
Bu nedenle işletmenin plaj oluşturmak veya kıyıyı değiştirmek amacıyla yoğun kazı, dolgu veya malzeme taşıması yaptığı görülüyorsa konu yalnız “işletme işgali” değil, kıyının fiziki yapısına müdahale olarak da değerlendirmeye alınabilir.
Kıyıya moloz veya atık dökülürse nereye bildirilir?
Kıyıya moloz, toprak, cüruf, çöp veya benzeri atık dökülmesi de Kıyı Kanunu kapsamında yaptırıma konu olabilecek uygulamalardan.
Böyle bir durumda belediyenin çevre/zabıta birimlerine ve gerektiğinde ALO 181 üzerinden çevre şikâyeti oluşturulabilir.
Kirlilik devam ediyorsa yer, tarih ve mümkünse araç plakası gibi somut bilgilerin kaydedilmesi incelemeyi kolaylaştırabilir.
İşletmenin tahsis belgesi varsa kıyıyı kapatabilir mi?
Bir işletmenin kamu taşınmazında tahsis veya kullanım hakkına sahip olması, kıyının Anayasa ve Kıyı Kanunundaki kamusal niteliğini ortadan kaldırdığı anlamına gelmez.
Ancak tahsisli alanın sınırı, tahsis amacı ve işletmenin yükümlülükleri somut dosyaya göre değişebilir.
Bu nedenle “tahsis belgemiz var” açıklamasının gerçek kapsamı ancak ilgili kamu idaresindeki belgeler üzerinden değerlendirilebilir.
Yurttaşın bu belgeyi yerinde işletmeden tartışarak istemesi yerine resmi başvuruda “kullanımın tahsis sınırları içerisinde olup olmadığının denetlenmesini” talep etmesi daha doğru olabilir.
Belediye şikâyete yanıt vermezse ne yapılabilir?
Başvurunun kayıt numarasının saklanması önemli.
İlk başvuruda sonuç alınamıyorsa aynı kayıt numarasına atıf yapılarak belediyeden işlemin durumu sorulabilir.
Kıyı mevzuatına ilişkin ciddi veya devam eden aykırılık iddiaları Antalya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüne veya ALO 181’e de iletilebilir.
Bakanlık, belediye ve mücavir alanlarda birinci derece müdahale yetkisinin ilgili yerel idarelerde olduğunu, ancak mevzuata aykırı uygulamaların sürmesi halinde gerekli idari süreçlerin diğer kurumlara aktarılabildiğini belirtiyor.
Aynı şikâyet birden fazla kuruma gönderilmeli mi?
Her durumda gerekli değil.
En hızlı yol, öncelikle doğrudan yetkili kuruma başvurmak.
Örneğin belediye sınırları içindeki açık bir sahil geçişi engeli için ilgili ilçe belediyesi veya Büyükşehir zabıtası ilk seçenek olabilir.
Ancak olay aynı zamanda:
kaçak yapı,
kıyı kenar çizgisi,
dolgu,
çevre kirliliği,
korunan alan
gibi farklı konuları içeriyorsa birden fazla kurumun görev alanı oluşabilir.
Bu durumda her kuruma aynı genel metni göndermek yerine kurumun görev alanına ilişkin talebin açıkça yazılması daha etkili olabilir.
Sit alanındaki kıyı işgali için süreç farklı mı?
Korunan alanlarda ek mevzuat devreye girebilir.
Antalya’nın çok sayıda kıyı bölgesi doğal sit, arkeolojik sit, özel çevre koruma bölgesi veya başka bir koruma statüsünde bulunabiliyor.
Bu nedenle Kaş, Demre, Kemer veya başka ilçelerde korunan bir kıyıda izinsiz yapılaşma iddiası varsa yalnız belediye ruhsatı açısından değil, alanın koruma statüsü bakımından da inceleme gerekebilir.
Kıyı mevzuatı kıyıların yanı sıra doğa koruma alanları ve deniz koruma alanlarının farklı kullanım biçimlerine sahip olabileceğini kabul ediyor.
İşletmeyle tartışmak gerekir mi?
Hayır.
Yurttaşın işletme çalışanlarıyla tartışması veya kendi başına bariyer, şezlong, masa ya da çiti kaldırması doğru bir yöntem değil.
En güvenli yol durumu belgeleyip resmi başvuru oluşturmak.
Fiziki bir engelin hukuka aykırı olup olmadığına ve kaldırılması gerekip gerekmediğine yetkili idare karar vermeli.
Acil durumda 112 aranmalı mı?
Kıyı işgali tek başına rutin bir acil çağrı konusu değil.
Ancak olayda:
tehdit,
fiziki saldırı,
kavga,
yangın,
hayati tehlike
gibi acil güvenlik veya sağlık riski oluşmuşsa 112 Acil Çağrı Merkezi kullanılabilir.
Yalnız “şezlonglar sahili kapatmış” gibi idari bir şikâyet ise belediye, valilik veya ilgili çevre-şehircilik birimlerine iletilmeli.
Şikâyet dilekçesinde ne yazılabilir?
Başvurunun uzun olması gerekmiyor.
Örneğin şu bilgiler yeterli olabilir:
“Antalya ili, … ilçesi, … Mahallesi / … Plajı’nda kıyıya geçişin … işletmesi tarafından tel örgü ve şezlonglarla engellendiği görülmektedir. Alanın Kıyı Kanunu, onaylı kıyı kenar çizgisi, tahsis ve imar planı açısından incelenmesini; varsa izinsiz kullanımın kaldırılması için gerekli işlemlerin yapılmasını ve sonucundan tarafıma bilgi verilmesini talep ediyorum.”
Bu metne tarih, konum ve fotoğraf eklenmesi başvuruyu daha somut hale getirebilir.
“Kıyı işgal edilmiş” demek tek başına yeterli mi?
Başvuru yapılabilir ancak ayrıntı verilmesi daha yararlı.
“İşgal” sözcüğü tek başına hukuki durumu açıklamıyor.
Örneğin şikâyette:
“Şezlong var”
yerine
“Yaklaşık yüz metrelik kıyı boyunca şezlonglar kesintisiz dizilmiş ve kendi havlusuyla gelenlerin kıyıya ulaşabileceği boş alan bırakılmamış”
denilmesi inceleme açısından daha açıklayıcı.
Aynı şekilde:
“Plaja giremiyorum”
yerine
“Kamu yolundan kıyıya ulaşan geçiş noktasına kilitli kapı yerleştirilmiş”
şeklinde somut tarif yapılabilir.
Antalya’da kıyı işgallerinde cezai yaptırım uygulanabilir mi?
Evet, mevzuata aykırılık tespit edilirse.
Bakanlık; duvar, çit, tel örgü ve benzeri engeller oluşturulması, izinsiz kum-çakıl alınması, kıyıya atık dökülmesi, kıyının değiştirilmesi, ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapılaşma ile kanuna aykırı dolgu yapılmasını Kıyı Kanununun 15’inci maddesi kapsamında yaptırım uygulanabilecek fiiller arasında gösteriyor.
Ancak yaptırım, yalnız bir yurttaşın iddiasıyla otomatik olarak uygulanmıyor.
Yetkili idarenin aykırılığı tespit etmesi gerekiyor.
Kıyı işgali şikâyetinden sonra ne olur?
Başvurunun içeriğine göre belediye veya ilgili kamu kurumu yerinde inceleme yapabilir.
İncelemede:
alanın planı,
kıyı kenar çizgisi,
işletmenin ruhsatı,
tahsis veya kullanım izinleri,
geçiş alanları,
yapıların izin durumu
kontrol edilebilir.
Aykırılık tespit edilirse ilgili mevzuata göre kaldırma, idari işlem veya yaptırım süreçleri gündeme gelebilir.
Şikâyet yapılmış olması tek başına işletmenin hukuka aykırı olduğunun kanıtı değil; resmi tespit belirleyici.
Antalya’da kıyılarda işletme işgali nasıl şikâyet edilir?
18 Eylül 2026 itibarıyla uygulanabilecek temel yol şu şekilde özetlenebilir:
Belediye sınırları içerisindeki kıyıda çit, bariyer, masa, şezlong veya izinsiz yapı nedeniyle kamusal kullanımın engellendiği düşünülüyorsa ilgili ilçe belediyesi veya Antalya Büyükşehir Belediyesi zabıtasına başvurulabilir. Bakanlığa göre belediye ve mücavir alan sınırlarında kıyı denetiminin sorumluluğu belediyelerde.
Antalya Büyükşehir Belediyesi için ALO 153, Zabıta Müdürlüğü ve 444 94 20 ABİM kanalları kullanılabiliyor.
Belediye sınırlarının dışındaki kıyılarda denetim yetkisi Antalya Valiliğine ait.
Kıyı kenar çizgisi, imar, kaçak yapı veya kıyı mevzuatı açısından ayrıca değerlendirilmesi gereken durumlarda Antalya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile iletişim kurulabilir veya ALO 181 üzerinden kayıt oluşturulabilir.
Başvuruda konum, tarih, fotoğraf ve sorunun açık tarifinin bulunması önemli.
En kritik ayrım ise şu: Bir işletmenin kıyıda ticari faaliyette bulunması tek başına işgal anlamına gelmez; asıl mesele kullanımın izin sınırlarını aşarak kıyının eşit ve serbest kullanımını fiilen engelleyip engellemediğidir.





