
Antalya’da sel riski özellikle dere yatakları, kıyı ovaları ve drenaj sorunu bulunan mahallelerde öne çıkıyor. Konyaaltı, Aksu ve Kepez dikkat çekiyor.
Antalya’da kısa sürede etkili olan kuvvetli sağanaklar, sel ve su baskını riskini yeniden kent gündemine taşıyor. Ancak “Antalya’nın en riskli mahallesi hangisi?” sorusunun resmi kaynaklarda tek bir sıralaması bulunmuyor.
AFAD’ın Antalya İl Afet Risk Azaltma Planı, taşkınları ilçe ve akarsu havzası ölçeğinde inceliyor. Planda 1975-2020 döneminde taşkın olaylarının en fazla Antalya’nın merkez ilçeleri Konyaaltı, Muratpaşa, Kepez, Aksu ve Döşemealtı’nda meydana geldiği belirtiliyor. Merkez ilçelerin ardından Kumluca, Finike, Kemer, Manavgat, Demre ve Alanya öne çıkıyor.
Mahalle ölçeğinde bakıldığında ise resmi planlar, altyapı yatırımları ve son sel olayları bazı bölgelerin tekrar tekrar gündeme geldiğini gösteriyor. Konyaaltı’nda Hurma, Sarısu, Liman ve Uluç; Aksu’da Karaçalı, Boztepe ve Aksu Çayı çevresindeki tarım mahalleleri; Kepez’de Güneş, Hüsnü Karakaş, Yenimahalle ve Yeşildere; Muratpaşa’da Güzeloba; Manavgat’ta Şelale ve ırmak çevresi; Serik’te Belkıs, Sarıabalı ve Bucak bu alanlar arasında bulunuyor.
Ancak bu mahallelerin tamamının aynı derecede risk altında olduğu veya mahalle sınırlarının bütünüyle taşkın sahasında kaldığı sonucu çıkarılmamalı. Risk çoğu zaman belirli dere yatakları, düşük kotlu sokaklar, alt geçitler, tarım alanları ve drenajı yetersiz kesimlerde yoğunlaşıyor.
Antalya’da sel riski en yüksek ilçeler hangileri?
Antalya İRAP’ta kullanılan DSİ verilerine göre 1975 ile 2020 arasındaki taşkın olaylarının en sık meydana geldiği bölge kent merkezi.
Raporda özellikle:
Konyaaltı
Muratpaşa
Kepez
Aksu
Döşemealtı
merkez ilçeleri öne çıkıyor.
Bu ilçelerin ardından Kumluca, Finike, Kemer, Manavgat, Demre ve Alanya geliyor.
AFAD’ın değerlendirmesinde kıyıya yakın ilçelerin şiddetli hava olaylarına daha fazla maruz kalabildiğine dikkat çekiliyor.
Bu sıralama güncel bir “2026 mahalle risk puanı” değil. Veriler geçmiş taşkın olaylarının 1975-2020 dönemindeki dağılımını gösteriyor.
Mahalle bazında resmi bir sel riski sıralaması var mı?
Kamuoyuna açık kaynaklarda “Antalya’nın en riskli 10 mahallesi” şeklinde hazırlanmış güncel resmi bir liste bulunmuyor.
AFAD ve DSİ çalışmalarında risk daha çok;
akarsu havzası,
taşkın yayılım alanı,
100 yıllık taşkın senaryosu,
500 yıllık taşkın senaryosu,
geçmiş olay sıklığı
üzerinden değerlendiriliyor.
Bu nedenle bir mahallenin geçmişte su baskını yaşamış olması, mahallenin tamamının yüksek riskli olduğu anlamına gelmiyor.
Aynı şekilde son yıllarda yeni yağmur suyu hattı veya dere ıslahı yapılan bir bölgenin geçmişteki risk düzeyiyle bugünkü durumu da birebir aynı olmayabilir.
Konyaaltı’nda hangi mahalleler öne çıkıyor?
Antalya’da sel ve su baskını tartışmalarının en sık gündeme geldiği ilçelerden biri Konyaaltı.
Özellikle Boğaçayı ve Sarısu havzasındaki yerleşimler dikkat çekiyor.
Planlama ve altyapı çalışmalarında sık adı geçen mahalleler arasında:
Hurma
Sarısu
Liman
Uluç
Gürsu
Zümrüt
Çakırlar
bulunuyor.
Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü, Mart 2026’da Sarısu, Hurma ve Uluç mahallelerinde 60 milyon TL bedelli yeni yağmur suyu altyapı çalışmasına başladığını açıkladı.
Projede 3 bin 188 metre yağmur suyu hattı, kutu menfezler ve su alma yapıları planlandı. Sarısu Mahallesi Muhtarı bölgedeki yağmur suyu sorununun yaklaşık 20 yıldır sürdüğünü, Hurma’da ise yoğun yağışlarda su birikintileri nedeniyle ulaşım sorunlarının yaşandığını belirtti.
Bu güncel yatırım, söz konusu mahallelerin yağış ve drenaj açısından neden gündemde kaldığını gösteriyor.
Hurma Mahallesi neden sel riskiyle anılıyor?
Hurma, Boğaçayı havzasına yakınlığı ve hızlı yapılaşması nedeniyle uzun süredir yağmur suyu altyapısının tartışıldığı mahallelerden biri.
ASAT 2025 yılında Hurma, Sarısu ve Liman mahallelerinde yağmur suyu hatlarını kapsamlı biçimde temizledi.
Çalışmanın gerekçesi olarak şiddetli yağışlarda meydana gelebilecek ani su baskınlarının önlenmesi gösterildi.
Hurma Mahallesi Muhtarı da geçmiş kış dönemlerinde su baskınları yaşandığını belirtti.
2026 yılında ise mahallede yeni yağmur suyu hatlarının yapımına geçildi.
Dolayısıyla Hurma’nın adı yalnızca geçmiş sel haberlerinde değil, devam eden altyapı yatırımlarında da karşımıza çıkıyor.
Sarısu Mahallesi’nde sorun neden yıllardır gündemde?
Sarısu da Konyaaltı’ndaki önemli taşkın ve drenaj bölgelerinden biri.
ASAT’ın Mart 2026 açıklamasına göre mahallede yaklaşık yirmi yıldır yağmur suyu problemi yaşandığı ifade edildi.
Yoğun yağışlarda cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşması nedeniyle yeni hatlar ve menfezler inşa edilmeye başlandı.
5-6 Şubat 2026’daki kuvvetli yağışlarda da Sarısu Mahallesi’nde su baskınları meydana geldi.
Bu iki veri birlikte değerlendirildiğinde Sarısu, Antalya’da yağış kaynaklı sorunların tekrar gündeme geldiği mahallelerden biri.
Liman Mahallesi’nde geçmişte ne yaşandı?
Liman Mahallesi de uzun süre su baskını problemiyle anıldı.
Antalya Büyükşehir Belediyesi 2023 yılında Liman Mahallesi’nin yetersiz kalan yağmur suyu drenaj altyapısını yaklaşık 40 milyon TL’lik yatırımla yeniledi.
Belediye, çalışmanın gerekçesini kış aylarında aşırı yağışlar sonucu mahallede yaşanan su baskınları olarak açıkladı.
2025 yılında da Liman’daki yağmur suyu hatlarının periyodik temizliği sürdürüldü. Mahalle muhtarı geçmişte ani sel ve su baskınları yaşandığını belirtti.
Bu nedenle Liman geçmiş risk kayıtlarında önemli bir yer tutuyor.
Ancak yapılan yeni drenaj yatırımları nedeniyle geçmişte yaşanan sorunların bugünkü risk seviyesini aynen yansıttığı varsayılmamalı.
Boğaçayı taşarsa hangi alanlar etkilenebilir?
AFAD İRAP’ta Boğaçayı için ayrı taşkın modellemesi bulunuyor.
DSİ tarafından hazırlanan modele göre Boğaçayı’nda 100 yıllık taşkın senaryosunda yaklaşık bin 530 hektar, 500 yıllık senaryoda ise bin 620 hektar alan muhtemel taşkın sahası içerisinde kalıyor.
Rapora dayanan değerlendirmelerde bu alanın Antalya Limanı ile Hurma, Sarısu ve Liman mahallelerini ve Gürsu’nun batı kesimlerini kapsayabildiği belirtiliyor.
Buradaki Q100 ve Q500 değerlerinin günlük hava tahmini olmadığına dikkat etmek gerekiyor.
Q100, istatistiksel olarak yıllık yüzde 1 aşılma olasılığı bulunan taşkın debisine dayalı mühendislik senaryosunu ifade ediyor. “Yüz yılda yalnızca bir kez olur” anlamına gelmiyor.
2026 yağışlarında Boğaçayı yine yükseldi
Ocak ve Şubat 2026’daki kuvvetli yağışlar Boğaçayı havzasının güncel önemini yeniden gösterdi.
27 Ocak 2026’da şiddetli yağışların ardından sel suları Boğaçayı üzerinden denize ulaştı ve taşınan alüvyon nedeniyle Konyaaltı kıyısındaki denizin rengi kahverengiye döndü.
13 Şubat’taki yeni yağışta da Boğaçayı’ndan denize yoğun çamurlu su taşındı. Aynı yağışlarda Konyaaltı’nın bazı bölümlerinde yollar ve tarım alanları su altında kaldı.
Bu olaylar Boğaçayı çevresindeki yerleşimler için dere havzası yönetiminin önemini koruduğunu gösteriyor.
Aksu’da sel riski neden daha geniş bir alanı ilgilendiriyor?
Aksu, Antalya’nın taşkın açısından en dikkat çekici ilçelerinden biri.
Bunun temel nedenlerinden biri Aksu Çayı ve çevresindeki geniş, düşük eğimli tarım ovası.
AFAD İRAP’taki DSİ modellemesine göre Aksu Çayı için 100 yıllık taşkın senaryosunda 13 bin 764 hektar, 500 yıllık senaryoda ise 14 bin 630 hektarlık alan muhtemel taşkın alanı olarak hesaplandı.
Bu değer Antalya İRAP’ta modellemesi verilen akarsular arasında oldukça geniş bir taşkın yayılım alanına işaret ediyor.
Ancak 13 bin 764 hektarın tamamının konut alanı olduğu düşünülmemeli. Aksu havzasında geniş tarım arazileri de bulunuyor.
Aksu’da hangi mahalleler son sellerde gündeme geldi?
24 Ocak 2026’daki yoğun yağış Aksu’da önemli su baskınlarına yol açtı.
Karaçalı Mahallesi’nde seralar ve tarım alanları su altında kaldı. Üreticiler domates seralarının ve buğday tarlalarının suyla kaplandığını aktardı.
Boztepe Mahallesi’nde ise yağmur suyunun tahliye edildiği kanala düşen üç yaşındaki bir çocuk yaşamını yitirdi.
Aynı gün Kardeş Kentler Caddesi’nde araçlar yoğun su birikintilerinin içerisinde kaldı; Aksu genelinde derelerin taştığı ve bazı evlerin su bastığı bildirildi.
Bu nedenle Aksu’da özellikle:
Karaçalı
Boztepe
Altıntaş-Kardeş Kentler Caddesi çevresi
Aksu Çayı çevresindeki tarım mahalleleri
kuvvetli yağış dönemlerinde yakından takip edilen alanlar arasında.
Aksu’da taşkına karşı yeni altyapı yapılıyor mu?
Evet.
ASAT’ın 4 Ağustos 2026 tarihli açıklamasına göre 2019-2026 döneminde Aksu’da bin 301 metre yağmur suyu hattı yapıldı.
İdare bu yatırımların ilçede yağışlı dönemlerde oluşabilecek taşkın risklerini azaltmayı amaçladığını belirtiyor.
Aksu’nun hızlı büyüyen Altıntaş bölgesinde de büyük kanalizasyon ve altyapı çalışmaları 2026 yazında devam ediyor.
Ancak kanalizasyon hattı ile yağmur suyu drenaj hattının aynı şey olmadığı unutulmamalı. Sel riskinin yönetiminde ayrı yağmur suyu sistemi, dere kapasitesi ve yüzey drenajı belirleyici.
Kepez’de hangi mahalleler geçmiş sellerde en fazla etkilendi?
Kepez, Antalya’nın geçmiş taşkın kayıtlarında öne çıkan merkez ilçelerden biri.
Şubat 2024’te meydana gelen büyük selin ardından yürütülen çalışmalarda özellikle:
Güneş
Hüsnü Karakaş
Yenimahalle
Yeşildere
mahallelerinin en fazla zarar gören bölgeler arasında olduğu açıklandı.
Temizlik ve hasar tespit çalışmalarının Kepez’de 58 ayrı noktada yürütüldüğü bildirildi.
Bu nedenle söz konusu mahalleler Antalya’daki sel tartışmalarında sık kullanılan örnekler arasında.
Ancak 2024’te ağır etkilenmiş olmaları, 2026 itibarıyla bu dört mahallenin değişmez biçimde Antalya’nın en riskli dört mahallesi olduğu anlamına gelmiyor.
Kepez’in yağmur suyu altyapısı güçlendiriliyor
ASAT’ın Şubat 2026 verilerine göre 2019-2026 arasında Kepez’de 24 bin 158 metre yağmur suyu hattı inşa edildi.
İdare bu yatırımlarla yoğun yağış alan bölgelerde su birikintileri ve taşkın riskinin azaltılmasını hedeflediğini açıkladı.
24 Ocak 2026’daki kuvvetli yağışlarda da Kepez’de bazı evleri su bastı.
Şubat 2026’daki başka bir sağanakta ise bazı evlerin bahçelerinde kaldırım seviyesini aşan su birikintileri oluştu.
Bu tablo Kepez’de altyapı yatırımlarının artmasına rağmen ani ve çok kuvvetli yağışların kent içi drenaj üzerinde baskı oluşturmaya devam ettiğini gösteriyor.
Muratpaşa’da hangi bölgeler öne çıkıyor?
Muratpaşa’da taşkın tartışmasının önemli bölümü Düden Çayı havzası ve Lara yönündeki düşük kotlu alanlarla ilişkili.
AFAD İRAP’taki modele göre Düden Çayı için 100 yıllık taşkın senaryosunda 869 hektar, 500 yıllık senaryoda ise 2 bin 592 hektar alan muhtemel taşkın sahasında bulunuyor.
Muratpaşa Belediyesi İklim Eylem Planı da olası yüksek debili Düden ve Aksu taşkınlarının ilçenin bazı mahalleleri ve turizm bölgesi üzerinde etkili olabileceğine dikkat çekiyor.
2026 yılında mahalle bazında öne çıkan noktalardan biri ise Güzeloba.
Güzeloba’da 2026 yılında su baskını yaşandı
5 Şubat 2026 akşamında başlayan kuvvetli yağışların ardından Muratpaşa’nın Güzeloba Mahallesi’nde su baskınları meydana geldi.
ASAT’ın geniş kapsamlı yağmur suyu hattı temizlik programının da Lara-Güzeloba bölgesinden başlatıldığı açıklanmıştı.
Bu nedenle Güzeloba, Muratpaşa’da ani sağanaklara karşı drenaj çalışmalarının yoğunlaştığı mahallelerden biri.
Etiler’de geçmiş sel endişesi gündeme geldi
ASAT Ağustos 2026’da Muratpaşa’nın Etiler, Güvenlik ve Sedir mahallelerinde kanalizasyon temizliği ve bakım çalışmaları yürüttüğünü açıkladı.
Etiler Mahallesi Muhtarı, geçmişte normal yağışlarda dahi sel ve taşkın endişesi yaşandığını, yapılan çalışmalarla bu kaygının azaldığını ifade etti.
Bu açıklama Etiler’in bugün yüksek riskli olduğu anlamına gelmiyor.
Aksine yapılan altyapı bakımının geçmişte yaşanan endişeleri azaltmaya yönelik olduğu belirtiliyor.
Serik’te Köprüçay çevresindeki mahalleler dikkat çekiyor
Serik’te risk özellikle Köprüçay çevresinde belirginleşiyor.
13 Şubat 2026’daki sağanaklarda Köprü Çayı’nın seviyesi yükseldi.
Belkıs ve Sarıabalı mahallelerindeki ırmak kıyısı restoranların bahçeleri ve meyve bahçeleri su altında kaldı.
Bucak Mahallesi’ne ulaşımı sağlayan yol da su bastığı için güvenlik amacıyla trafiğe kapatıldı.
Bölgedeki bir işletmeci bu tür yükselmelerin yıl içerisinde birden fazla kez yaşandığını belirtti.
Bu nedenle Serik’te:
Belkıs
Sarıabalı
Bucak
ve Köprüçay’a yakın kırsal alanlar taşkın dönemlerinde dikkat çeken yerler arasında.
Manavgat’ta Şelale ve ırmak çevresi neden önemli?
Manavgat Çayı Antalya’daki önemli taşkın havzalarından biri.
AFAD İRAP modeline göre 100 yıllık taşkın senaryosunda yaklaşık bin 543 hektar, 500 yıllık senaryoda 2 bin 823 hektar alan muhtemel taşkın riski altında bulunuyor.
24 Ocak 2026’daki yoğun yağışlarda Şelale Mahallesi’nde üç katlı bir binanın zemin katını su bastı.
13 Şubat’ta ise Manavgat Irmağı’nın seviyesi yaklaşık bir metre daha yükseldi; yürüyüş yolları ve kıyıdaki alanlar su altında kaldı. Manavgat Şelalesi çevresindeki turistik tesislerin de taşkından etkilendiği bildirildi.
Bu nedenle Manavgat’ta özellikle ırmak kıyısındaki düşük kotlu alanların takip edilmesi gerekiyor.
Finike’de Yuva Mahallesi 2026’da su altında kaldı
Finike de AFAD’ın taşkın geçmişinde yüksek sıklığa sahip ilçeler arasında.
13 Şubat 2026’daki kuvvetli yağışlarda ilçedeki derelerin su seviyesi yükseldi.
Yuva Mahallesi’nde bazı evleri su bastı ve yüksek kesimlerde oluşan sel nedeniyle bazı yollar ulaşıma kapandı.
Finike’de Alakır Çayı da AFAD ve DSİ tarafından ayrı taşkın modellemesi yapılan akarsulardan biri.
100 yıllık taşkın senaryosunda 164 hektar, 500 yıllık senaryoda 202 hektar alanın etkilenebileceği hesaplandı.
Alanya’da Oba ve Dimçayı çevresi gündeme geliyor
Alanya’da özellikle büyük derelerin çevresi kuvvetli yağış dönemlerinde risk oluşturabiliyor.
13 Şubat 2026’da Dimçayı’nın debisinin yükselmesiyle çay üzerindeki bazı işletmeler zarar gördü.
Aynı yağış sırasında Oba Çayı’nın suyu yola ulaştı; Kızılcaşehir Kavşağı çevresinde araçlar mahsur kaldı, iki sitenin bahçesi ile bazı zemin katları su bastı.
AFAD’ın İRAP çalışmasında Dim Çayı da sık taşkın meydana gelen akarsular arasında bulunuyor.
Modelde 100 yıllık senaryoda 154 hektar, 500 yıllık senaryoda 190 hektar muhtemel taşkın alanı hesaplanmış durumda.
Kumluca, Demre ve Kemer neden riskli ilçeler arasında?
AFAD’ın geçmiş taşkın analizinde Kumluca, Finike, Kemer, Manavgat, Demre ve Alanya merkez ilçelerden sonra taşkın olaylarının en çok görüldüğü ilçeler arasında.
Kumluca ve Demre’de yoğun örtü altı tarım yapılması nedeniyle sel yalnızca konut ve yolları değil seraları da etkileyebiliyor.
Demre Çayı için hazırlanan modelde 100 yıllık senaryoda 585 hektar, 500 yıllık senaryoda 745 hektar alan muhtemel taşkın bölgesi olarak hesaplandı.
Şubat 2026’da Batı Antalya’daki kuvvetli yağışlar nedeniyle Alanya, Gazipaşa, Kumluca, Finike, Kaş, Demre ve Kemer’de eğitim bir gün süreyle durduruldu.
Bu olay, sel riskinin yalnızca Antalya kent merkezine özgü olmadığını bir kez daha gösterdi.
Dere yatağına yakın olmak tek başına risk anlamına mı geliyor?
Hayır.
Taşkın riski;
dere yatağından uzaklık,
arazinin yüksekliği,
dere kesitinin kapasitesi,
menfez ve köprülerin durumu,
yağmur suyu altyapısı,
yapılaşma şekli,
toprağın suya doygunluğu,
yağış miktarı ve süresi
gibi çok sayıda değişkene bağlı.
Aynı mahalle içerisinde birkaç sokak ciddi su baskını yaşarken daha yüksek kotlu başka bir bölüm hiç etkilenmeyebilir.
Bu nedenle yalnızca mahalle adına bakılarak bir ev veya parselin sel riski belirlenemez.
Alt geçitler neden tehlikeli?
Antalya’daki sel olaylarında sorun her zaman akarsuyun taşmasıyla ortaya çıkmıyor.
Şiddetli yağışlarda yağmur suyu sistemi kapasitesini aştığında düşük kotlu;
alt geçitler,
kavşaklar,
bodrum katları,
zemin katlar,
kapalı otoparklar
hızla suyla dolabiliyor.
24 Ocak 2026’daki yağışta kent merkezindeki çok sayıda cadde ve bulvarın suyla kaplanması ve araçların yollarda mahsur kalması bu kent içi taşkın tipinin güncel örneklerinden biri oldu.
Dolayısıyla dere taşkını ile yağmur suyunun tahliye edilememesinden kaynaklanan kent içi su baskını aynı olay değil.
Tarım alanlarında sel riski neden daha yüksek olabiliyor?
Aksu, Kumluca, Finike ve Demre gibi ilçelerde düz tarım ovaları bulunuyor.
Yoğun yağış sırasında çevredeki yüksek alanlardan gelen yüzey suları bu ovalarda birikebiliyor.
Dere ve drenaj kanallarının kapasitesinin aşılması halinde sera alanları kısa sürede su altında kalabiliyor.
Aksu’nun Karaçalı Mahallesi’nde Ocak 2026’da yaşanan olay bunun güncel örneklerinden biri. Seralar, buğday alanları ve portakal bahçeleri su baskınından etkilendi.
Bu nedenle Antalya’da sel riskinin değerlendirilmesi yalnızca konut alanları üzerinden yapılmamalı.
İklim değişikliği Antalya’da sel riskini artırıyor mu?
AFAD İRAP’ta 45 yıllık sel kayıtlarının zaman içerisindeki dağılımı da incelendi.
Raporda incelenen dönemde meydana gelen sel afetlerinin yüzde 55’inin son 10 yılda, yüzde 75’inin ise son 20 yılda gerçekleştiği belirtiliyor.
Değerlendirmede yıllık toplam yağış miktarından çok, kısa sürede düşen şiddetli yağışların artmasının önem kazandığı ve bunun iklim değişikliğiyle ilişkili yağış rejimi değişimi açısından değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.
Bu veri 2021’de hazırlanan risk analizine dayanıyor.
2026’daki tek bir sağanak olayı tek başına iklim değişikliğine bağlanamaz; uzun dönemli eğilimlerin bilimsel olarak birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Yoğun yapılaşma sel riskini neden büyütebilir?
Doğal zeminde yağışın bir bölümü toprağa sızabiliyor.
Yol, bina, otopark ve beton yüzey miktarı arttığında ise suyun toprağa geçebileceği alan azalıyor.
Yağış daha hızlı biçimde;
mazgallara,
yağmur suyu hatlarına,
dere yataklarına
ulaşıyor.
Kısa sürede çok fazla yağış düştüğünde altyapının kapasitesi aşılabiliyor.
Bu nedenle hızlı büyüyen Antalya’da sel riskinin yalnızca dere ıslahıyla değil imar, geçirgen yüzey, yeşil alan ve yağmur suyu yönetimiyle birlikte ele alınması gerekiyor.
Mazgalların temiz olması neden önemli?
Antalya’da son dönemde ASAT’ın yüzlerce kilometrelik yağmur suyu ve kanalizasyon hattında temizlik yapmasının nedenlerinden biri de sistemin kapasitesini korumak.
Yaprak, çöp, sediment ve diğer maddeler mazgal ve hatlarda biriktiğinde yağış suyunun tahliyesi yavaşlıyor.
ASAT, Konyaaltı’nda Hurma, Sarısu ve Liman başta olmak üzere merkez ilçelerde yaklaşık 150 kilometrelik yağmur suyu hattını periyodik olarak temizlediğini açıkladı.
Ancak mazgal temizliği çok büyük akarsu taşkınlarının önüne tek başına geçemez. Kent içi drenaj ile dere taşkını farklı ölçeklerde önlem gerektiriyor.
Ev satın alırken sel riski nasıl kontrol edilir?
Bir mahallenin geçmişte sel haberiyle gündeme gelmesi tek başına taşınmaz hakkında karar vermek için yeterli değil.
Parsel veya bina özelinde;
dere yatağına mesafe,
kot farkı,
bodrum ve otopark seviyesi,
yağmur suyu hattı,
geçmiş su baskını kayıtları,
imar planındaki taşkın sınırları,
DSİ kurum görüşleri
kontrol edilmeli.
Özellikle dere ve çay yakınındaki yeni yapılaşmalarda imar planlarına işlenen taşkın sınırlarının dikkate alınması gerekiyor.
AFAD İRAP’ta da yeni planlanacak alanlarda taşkın sahalarının plan açıklama raporu ve plan notlarında belirtilmesi gerektiği eylemler arasında yer alıyor.
Sel uyarısı olduğunda dere kenarında bulunmak neden tehlikeli?
Antalya’da yağış doğrudan bulunulan mahalleye çok yoğun düşmese bile havzanın üst kesimlerinde gerçekleşen yağış dere debisini artırabilir.
Serik’te Şubat 2026’da Köprüçay’ın yükselmesinde havzanın yukarı kesimlerinden gelen su etkili oldu.
Manavgat Irmağı’nda da Akseki ve İbradı’daki yoğun yağışlar sonrasında su seviyesinin artması yakından takip edildi.
Bu nedenle “burada yağmur az yağıyor” düşüncesi dere kenarında güvenli olunduğu anlamına gelmiyor.
Havza yukarısındaki yağış birkaç saat sonra daha aşağıdaki yerleşimleri etkileyebilir.
Antalya’da hangi mahalleler özellikle takip edilmeli?
Mevcut resmi planlar, altyapı yatırımları ve son taşkın olayları birlikte değerlendirildiğinde bazı mahalleler diğerlerine göre daha sık gündeme geliyor.
Konyaaltı’nda Hurma, Sarısu, Liman ve Uluç; Boğaçayı çevresindeki Gürsu ve yakın yerleşimler,
Aksu’da Karaçalı, Boztepe ve Aksu Çayı çevresindeki düşük kotlu tarım alanları,
Kepez’de geçmiş büyük selde ağır etkilenen Güneş, Hüsnü Karakaş, Yenimahalle ve Yeşildere,
Muratpaşa’da Güzeloba ve Düden havzasına yakın kesimler,
Serik’te Belkıs, Sarıabalı ve Bucak,
Manavgat’ta Şelale ve Manavgat Irmağı çevresi,
Finike’de Yuva,
Alanya’da Oba Çayı ve Dimçayı çevresi
sel ve su baskını açısından son yıllarda adı geçen yerler arasında.
Bu liste resmi bir risk sıralaması değil. Mahallelerin tamamının risk alanında bulunduğu anlamına da gelmiyor.
Antalya’da sel riski en çok hangi mahallelerde gündeme geliyor?
24 Ağustos 2026 itibarıyla Antalya için kamuya açık, güncel ve tüm mahalleleri puanlayan resmi bir “sel riski sıralaması” bulunmuyor.
Buna karşılık AFAD’ın uzun dönemli kayıtları taşkınların en fazla Konyaaltı, Muratpaşa, Kepez, Aksu ve Döşemealtı’nın oluşturduğu merkez bölgede yaşandığını gösteriyor.
Mahalle ve bölge ölçeğinde ise en güçlü göstergelerden biri Boğaçayı çevresi. Hurma, Sarısu ve Liman yıllardır drenaj ve taşkın çalışmalarıyla gündemde. Sarısu, Hurma ve Uluç’ta 2026 yılında 60 milyon TL’lik yeni yağmur suyu projesi uygulanıyor.
Aksu’da Karaçalı ve Boztepe Ocak 2026’daki selden doğrudan etkilenirken Aksu Çayı için hazırlanan mühendislik modeli çok geniş bir taşkın alanına işaret ediyor.
Kepez’de ise Güneş, Hüsnü Karakaş, Yenimahalle ve Yeşildere geçmiş büyük su baskınlarının en fazla zarar verdiği mahalleler arasında yer aldı.
Serik’te Belkıs-Sarıabalı-Bucak hattı, Manavgat’ta ırmak ve Şelale çevresi, Finike’de Yuva ve Alanya’da Oba-Dimçayı hattı da 2026’daki kuvvetli yağışlarda yeniden gündeme geldi.
Sonuç olarak Antalya’da sel riskini yalnızca mahalle adıyla değerlendirmek yerine akarsu havzası, arazi kotu, geçmiş su baskını, yağmur suyu altyapısı ve yapılan yeni yatırımlar birlikte ele alınmalı. Aynı mahallenin bir bölümü taşkına açıkken daha yüksek kotlu başka bir bölümü çok daha düşük risk taşıyabilir.





