
Antalya tamir kültürü devam ediyor ancak terzi, saatçi ve ayakkabı tamircilerinde usta-çırak zincirinin geleceği giderek daha fazla tartışılıyor.
Bir zamanlar Antalya’nın hemen her mahallesinde sökülen ayakkabının tabanı değiştirilir, pantolonun paçası yeniden dikilir, eski mekanik saat tamir edilerek yıllarca kullanılmaya devam ederdi.
Bugün bu meslekler tamamen ortadan kalkmış değil.
Kent merkezindeki küçük dükkânlarda terziler kıyafet tadilatı yapmaya, ayakkabı ustaları taban ve fermuar değiştirmeye, saatçiler ise mekanik ve pilli saatleri onarmaya devam ediyor.
Ancak güncel Antalya örneklerinde başka bir sorun giderek daha görünür hale geliyor: Mesleği sürdüren usta var, fakat onun yanında yetişecek yeni çırak bulmak kolay değil.
Antalya’da 2025 yılında yarım asrı aşkın süredir saatçilik yapan Üsame Çolak, meslek yaşamında iki yüzden fazla çırak yetiştirdiğini ancak artık çırak bulmakta zorlandığını anlattı. Manavgat’taki turizm işletmelerinde çalışan deneyimli terziler de benzer biçimde yeni usta yetişmemesinden yakındı.
Bu örnekler tamir kültürünün tamamen kaybolduğunu kanıtlamıyor.
Ancak geleneksel zanaatların kuşaktan kuşağa aktarılmasında belirgin bir kırılma riski bulunduğunu gösteriyor.
Antalya’da tamir kültürü gerçekten kayboluyor mu?
Bu soruya kesin biçimde “evet” diyebilmek için Antalya’da yıllara göre kaç terzi, saat tamircisi ve ayakkabı tamircisi bulunduğunu gösteren ortak ve güncel bir veri seti gerekli.
Böyle bir kent geneli açık istatistik bugün bulunmuyor.
Kaç terzi dükkânı son on yılda kapandı?
Kaç yeni ayakkabı tamircisi açıldı?
Saat tamircilerinin yaş ortalaması nedir?
Kaç çırak bu mesleklerde eğitim görüyor?
Bu soruların Antalya’nın on dokuz ilçesini kapsayan tek bir güncel veri tabanında yanıtı yok.
Dolayısıyla “tamircilik Antalya’da yüzde şu kadar azaldı” şeklinde bir oran vermek mümkün değil.
Buna karşılık saha haberleri ve meslek erbabının açıklamaları özellikle usta-çırak aktarımının zayıfladığına işaret ediyor.
Saatçilikte en büyük sorunlardan biri çırak bulmak
Antalya’daki güncel örneklerden biri saatçilik.
Muratpaşa’daki Tunca Çarşısı’nda 1973 yılından beri saatçilik yapan Üsame Çolak, 2025 yılında DHA’ya yaptığı açıklamada kariyeri boyunca iki yüzün üzerinde çırak yetiştirdiğini anlattı.
Çolak, geçmişte gençlerin çırak olmak için dükkâna geldiğini ancak artık çırak bulmakta zorlandığını söyledi.
Bu yalnız bir ustanın kişisel deneyimi.
Dolayısıyla bütün Antalya saatçilerini temsil eden istatistik olarak görülemez.
Ancak yarım yüzyılı aşkın süredir aynı meslekte bulunan bir ustanın geçmiş ile bugünü karşılaştırması, zanaat aktarımındaki değişimi anlamak açısından önemli bir saha göstergesi.
Saat tamiri tamamen ortadan kalkmış değil
Çırak sorunu saat tamirine talep olmadığı anlamına gelmiyor.
Aynı Antalya ustası kendisine yüz yıllık saatlerin dahi tamir için getirildiğini ve özellikle aileden kalan mekanik saatlerin manevi değer nedeniyle korunmaya çalışıldığını anlatıyor.
Saat tamirciliği bu açıdan yalnız ekonomik değil kültürel bir işlev de taşıyor.
Bir ürünün yenisi satın alınabilecek olsa bile aile yadigârı bir saatin yerine başka bir saat almak aynı ihtiyacı karşılamıyor.
Bu nedenle bazı geleneksel tamir meslekleri yalnız ürünün piyasa değerine değil, ona yüklenen hatıra değerine de dayanıyor.
Akıllı saatler geleneksel saatçiliği dönüştürüyor
Saat kullanımının kendisi de değişiyor.
Mekanik saat, kuvars saat ve pilli kol saatinin yanına akıllı saatler eklendi.
Ticaret Bakanlığının Ağustos 2026 tarihli güncel düzenlemesine göre akıllı saatler artık yetkilendirilmiş merkezlerde yenilenerek yeniden satışa sunulabilecek ürünler arasında bulunuyor. Yenileme süreci gerektiğinde onarım ve parça değişimini de kapsıyor.
Bu gelişme tamir kültürünün ortadan kalkmasından çok biçim değiştirdiğini de gösteriyor.
Eski saat ustasının küçük tezgâhında gerçekleştirdiği mekanik tamirin yanına elektronik cihaz yenileme merkezleri ekleniyor.
Ancak bu iki iş aynı uzmanlık değil.
Terzilerde de kuşak sorunu var
Antalya’da benzer tartışma terzilikte görülüyor.
Mart 2025’te Antalya’da kırk yedi yıldır terzilik yapan Cafer Erdoğan, genç terzi bulmanın giderek zorlaştığını, meslekte ileri yaştaki ustaların ağırlık kazandığını söyledi.
Erdoğan aynı zamanda tamirden dikime kadar farklı işler yaptığını ve yurttaşların ekonomik koşullar nedeniyle terziye fiyat sorarak geldiğini anlattı.
Bu açıklama da resmî bir meslek envanteri değil.
Fakat terzilikte iki gelişmenin aynı anda yaşandığını düşündürüyor:
Usta yetiştirmek zorlaşıyor.
Buna karşılık kıyafet tadilatına ihtiyaç devam ediyor.
Oteller bile terzi bulmakta zorlanabiliyor
Antalya’da terzilik yalnız mahalle arasındaki dükkânlardan ibaret değil.
Turizm sektöründe de terzi ihtiyacı var.
Manavgat’ın Çolaklı turizm bölgesinde çalışan ve yaklaşık kırk yıllık meslek deneyimi bulunan Zeynep Ünzile Arslan, 2025 yılında otellerde personel kıyafetleri ve tekstil ürünleriyle ilgilenen terzilerin bulunduğunu ancak yeni çırak yetiştirmekte zorlandıklarını anlattı. Haberde turizm işletmelerinin terzi bulmakta da güçlük yaşadığı aktarıldı.
Bu durum terziliğin yalnız düğme dikme veya pantolon paçası kısaltma hizmeti olmadığını gösteriyor.
Otel üniformaları, perde ve çeşitli tekstil malzemelerinin bakım ve onarımı da bu mesleğin çalışma alanlarından biri.
Alanya’da geleneksel terzilik hâlâ sürüyor
Mesleğin ortadan kalkmadığını gösteren 2026 tarihli başka bir Antalya örneği Alanya’dan.
Alanya’da otuz altı yıldır terzilik yapan Ali İhsan Arslan, Hacet Mahallesi’ndeki küçük atölyesinde yöresel Alanya şalvarının dikimini sürdürüyor.
Mayıs 2026 tarihli haberde Arslan’ın atölyesinde bir çırakla birlikte çalıştığı belirtiliyor.
Bu örnek önemli.
Çünkü zanaat yalnız onarım hizmeti olarak değil yerel kültürün aktarım biçimi olarak da yaşamaya devam ediyor.
Bir terzi bazen pantolon paçası kısaltıyor, bazen fermuar değiştiriyor, bazen de bir kentin geleneksel giyim kültürünü üretiyor.
Antalya Terziler Odası hâlâ geniş bir esnaf grubunu temsil ediyor
Antalya Terziler, Yorgancılar ve Kuru Temizlemeciler Odasının internet sitesinde odaya kayıtlı bin yirmi üye bulunduğu belirtiliyor.
Ancak bu rakam yalnız terzileri göstermiyor.
Oda açıklamasına göre üyeler arasında terzilerin yanı sıra yorgancı, kuru temizlemeci, gelinlikçi, halı yıkamacı, tenteci, tekstilci ve nakışçı esnafı da bulunuyor.
Dolayısıyla bin yirmi rakamından hareketle “Antalya’da bin yirmi terzi var” denilemez.
Bununla birlikte terzilik ve bağlantılı el emeği mesleklerinin kentte örgütlü bir esnaf yapısına sahip olduğu görülüyor.
Terzi odası zanaatı çocuklara tanıtmaya çalışıyor
Usta-çırak sorununun görünür hale gelmesi meslek örgütlerini de farklı yollar aramaya yöneltiyor.
Antalya Terziler Odası 2025 yılında öğrencilerle yapılan bir atölye çalışmasına katılarak çocukların kesme, biçme ve terzilik süreçlerini uygulamalı biçimde görmesini sağladı.
Etkinliğin özellikle geleneksel meslekler, el emeği ve usta-çırak ilişkisinin tanıtılması amacı taşıdığı açıklandı.
Bu tür çalışmalar doğrudan yeni terzi yetiştirmiyor.
Ancak çocukların zanaatlarla daha erken yaşta karşılaşması, mesleki eğitime ilişkin algının değişmesine katkı sağlayabilir.
Antalya 2026’da mesleki eğitimi daha görünür hale getirmeye çalışıyor
Antalya İl Millî Eğitim Müdürlüğü Haziran 2026’da “Mesleğimi Seçiyorum, Geleceğimi ve Ülkemin Geleceğini İnşa Ediyorum” projesinin tanıtımını Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirdi.
Programda mesleki eğitimin geliştirilmesi, öğrencilerin ilgi ve yeteneklerine göre yönlendirilmesi ve okul-sektör iş birliğinin güçlendirilmesi öne çıkarıldı.
Aksu Mesleki Eğitim Merkezi de 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde öğrenci kayıtlarının başladığını duyurdu.
Bu çalışmalar doğrudan Antalya’daki terzi, ayakkabı tamircisi veya saatçi sayısını artırdığı anlamına gelmiyor.
Ancak çıraklık ve mesleki eğitimin kamu politikası açısından hâlâ canlı bir alan olduğunu gösteriyor.
Ayakkabı tamircileri ne durumda?
Ayakkabı tamirciliği konusunda Antalya’ya özgü, 2026 yılında kent genelinde kaç usta bulunduğunu veya işletme sayısının artıp azaldığını gösteren güncel açık veri bulunmuyor.
Bu nedenle ayakkabı tamircilerinin Antalya’da “yok olmaya başladığını” sayısal olarak söylemek mümkün değil.
Buna karşılık ayakkabı onarımı halen esnaf ve sanatkâr faaliyetleri içerisinde ayrı bir zanaat alanı.
Ticaret Bakanlığı da Ocak 2026’da esnaf ve sanatkâr meslek kolları ile NACE kodlarını güncelledi. Bu sistem küçük zanaat ve hizmet faaliyetlerinin esnaf sicilindeki sınıflandırılmasının temelini oluşturuyor.
Antalya kent merkezindeki tarihsel Ayakkabıcılar Çarşısı’nın varlığı da ayakkabı üretimi, satışı ve zanaatının kent belleğinde uzun süredir yer tuttuğunu gösteriyor.
Ayakkabı neden artık tamir ettirilmeyebilir?
Bir ürünün tamir edilip edilmeyeceğini yalnız kültürel alışkanlık belirlemiyor.
Ekonomik hesap da önemli.
Tüketici genellikle şu karşılaştırmayı yapıyor:
Ayakkabının yenisi ne kadar?
Tamir ne kadar?
Tamirden sonra ne kadar daha kullanılabilir?
Ürünün malzemesi onarıma uygun mu?
Yeni ayakkabı ile tamir arasındaki fiyat farkı azaldığında tüketici yenisini tercih edebilir.
Kaliteli ve pahalı bir ayakkabıda ise taban, topuk, fermuar veya deri onarımı ekonomik olarak daha anlamlı olabilir.
Antalya için bu tercihlerin oranını gösteren güncel tüketici araştırması bulunmuyor.
Her ayakkabı eskisi kadar tamir edilebilir mi?
Hayır.
Tamir kültüründeki değişimin yalnız tüketici davranışıyla açıklanması eksik olur.
Ürünün nasıl üretildiği de önemli.
Dikili veya değiştirilebilir parçalardan oluşan bazı ürünlerde onarım daha kolayken yapıştırılmış, çok katmanlı veya parçası ayrılamayan tasarımlar ustanın müdahalesini zorlaştırabiliyor.
Dolayısıyla “insanlar artık tamir ettirmiyor” kadar “ürünler ne kadar tamir edilebilir üretiliyor?” sorusu da önemli.
Bu mesele özellikle elektronik ürünlerde daha görünür olsa da ayakkabı ve tekstilde de tasarımın onarılabilirlik üzerinde etkisi bulunuyor.
Terzinin yaptığı iş yalnız yeni kıyafet dikmek değil
Hazır giyim yaygınlaştıkça sıfırdan kişiye özel kıyafet diken klasik terzinin pazar payı daralabilir.
Ancak başka bir alan büyüyebilir: tadilat.
Pantolon paçası,
bel daraltma,
fermuar değişimi,
ceket kolu,
sökük,
astar,
düğme,
yırtık
gibi işlemler hazır giyimin devamında ortaya çıkıyor.
Bu nedenle hazır giyimin yaygınlaşması terziliği tamamen ortadan kaldırmak yerine mesleğin iş yapısını değiştirmiş olabilir.
Antalya’da bunun ne ölçüde gerçekleştiğini gösteren sayısal meslek verisi ise bulunmuyor.
İkinci el kıyafet ekonomisi terzilere yeni alan açabilir mi?
İkinci el kıyafet kullanımının artması tamir ve tadilat ihtiyacını da beraberinde getirebilir.
Bir ikinci el pantolon kullanıcının bedenine tam uymayabilir.
Eski ceketin astarı değişebilir.
Kullanılmış kıyafetin fermuarı veya düğmesi yenilenebilir.
Türkiye’de tüketiciden tüketiciye sürdürülebilir e-ticaret hacminin en büyük kategorilerinden birinin giyim, ayakkabı ve aksesuar olması, ürünlerin ilk kullanıcıdan sonra da ekonomik dolaşımda kalabildiğini gösteriyor.
Bu durumda tamir ve tadilat, ikinci el ekonomisinin görünmeyen altyapılarından biri haline gelebilir.
Tamir çevre politikası açısından da önem kazanıyor
Tamirin değeri yalnız tüketicinin cebindeki parayla sınırlı değil.
Bir ürün tamir edilip birkaç yıl daha kullanıldığında yeni ürün ihtiyacı ertelenebiliyor ve mevcut ürünün atığa dönüşmesi gecikiyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı da 2026 yılı Sıfır Atık çalışmalarında tamir edilerek yeniden kullanım yaklaşımını açık biçimde öne çıkarıyor.
Bakanlığın Şubat 2026 teması elektrik-elektronik ve metal atıklar olarak belirlendi; açıklamada kullanım ömrünü tamamladığı düşünülen ürünlerin uygun durumlarda tamir edilerek yeniden kullanılması ve geri dönüşüm zincirine kazandırılması gerektiği vurgulandı.
Bu yaklaşım saatçilik gibi tamir mesleklerinin çevresel rolünü de yeniden görünür hale getiriyor.
Tamir ile geri dönüşüm aynı şey değil
Bu iki kavram birbirinden ayrılmalı.
Bir ayakkabının tabanını değiştirip yeniden giymek tamir ve yeniden kullanım.
Kullanılmayacak hale gelmiş ayakkabının malzemesini ayrıştırmak ise geri dönüşüm.
Bir ceketin fermuarını değiştirmek tamir.
Kumaşın liflerine ayrılıp yeni bir hammaddeye dönüştürülmesi geri dönüşüm.
Tamir çoğu durumda ürünün özgün işlevini koruyarak kullanım ömrünü uzatıyor.
Bu nedenle atığın hiç oluşmaması açısından geri dönüşümden önce değerlendirilebilecek seçeneklerden biri.
Yeni elektronik tamir ekonomisi büyürken klasik zanaat neden zorlanıyor?
İlginç bir çelişki ortaya çıkıyor.
Bir tarafta geleneksel saatçi veya terzinin çırak bulmakta zorlandığına ilişkin örnekler var.
Diğer tarafta Türkiye, teknolojik ürünlerin onarılıp yeniden satılmasına yönelik kurumsal sistemi genişletiyor.
Ticaret Bakanlığının Haziran 2026’da yayımladığı yeni Yenilenmiş Ürünler Yönetmeliğiyle cep telefonu ve tabletin yanında akıllı saat, bilgisayar, oyun konsolu, modem ve televizyon gibi ürünler de yenileme sistemine dahil edildi. Düzenleme 1 Ağustos 2026’da yürürlüğe girdi.
Bu tablo “tamir ölüyor” demekten çok tamirin biçiminin değiştiğini düşündürüyor.
Klasik zanaat dükkânlarının bazıları kuşak sorunu yaşarken yeni teknoloji ürünlerinde daha kurumsal tamir ve yenileme modelleri ortaya çıkıyor.
Yetkili servis ile mahalle tamircisi aynı şey değil
Tüketicinin bunu ayırması önemli.
Terzi, ayakkabı ustası veya geleneksel saatçi çoğu zaman bağımsız esnaf olarak hizmet veriyor.
Elektronik ürünlerde ise üretici tarafından yetkilendirilmiş servis sistemleri bulunabiliyor.
Ticaret Bakanlığı 2026 yılında sahte yetkili servisler konusunda tüketicileri ayrıca uyardı ve servis bilgilerinin Servis Bilgi Sistemi üzerinden kontrol edilebildiğini hatırlattı.
Bakanlık ayrıca belirli ürün gruplarında üretici ve ithalatçıların ürünün kullanım ömrü boyunca bakım ve onarım hizmeti sağlayacak teknik altyapıyı oluşturmak zorunda olduğunu belirtiyor.
Bu sistem geleneksel mahalle tamirciliğinden farklı bir hukuki çerçeveye sahip.
Tamir fiyatı neden bazen pahalı geliyor?
Tamir işinde maliyet yalnız kullanılan parçadan ibaret değil.
Ustanın zamanı,
işçilik,
dükkân kirası,
vergi ve diğer işletme giderleri,
yedek malzeme,
elektrik,
ekipman
gibi birçok kalem fiyatın içinde.
Küçük bir saat parçası veya birkaç santimetrelik kumaş ucuz olabilir.
Ancak ustanın bunu doğru biçimde değiştirebilmesi yıllar içinde edinilmiş beceri gerektiriyor.
Tamir kültürünün zayıflamasındaki sorunlardan biri de el emeğinin yalnız kullanılan malzemenin fiyatıyla karşılaştırılması olabilir.
“Yenisini alırım” yaklaşımı hangi durumda değişebilir?
Yeni ürün fiyatlarının yükselmesi tamiri yeniden ekonomik bir seçenek haline getirebilir.
Örneğin yüksek kaliteli bir ayakkabının yalnız tabanı aşındıysa bütün ayakkabıyı değiştirmek yerine taban yaptırmak daha düşük maliyetli olabilir.
Benzer biçimde iyi durumdaki bir ceketin fermuarı bozulduğunda tüm ceketi değiştirmek yerine terzi onarımı düşünülebilir.
Ancak Antalya’da tüketicilerin ekonomik nedenlerle tamire daha fazla yöneldiğini gösteren kapsamlı güncel bir araştırma yok.
Bu nedenle hayat pahalılığının tamir talebini kesin olarak artırdığını söylemek için veri yetersiz.
Tamir dükkânları mahalle yaşamı açısından neden önemli?
Bu küçük işletmeler yalnız ticari hizmet noktası değil.
Mahalle ekonomisinin bir parçası.
Bir terzi veya ayakkabı tamircisi çoğu zaman büyük metrekareli mağazaya ihtiyaç duymuyor.
Küçük dükkânlarda faaliyet gösterebiliyor.
Yaya olarak erişilebiliyor.
Müşteriyle uzun süreli ilişki kurabiliyor.
Aynı usta bir ailenin yıllar boyunca farklı eşyalarını tamir edebiliyor.
Bu açıdan tamir dükkânlarının kaybı yalnız bir meslek kolunun azalması değil, mahalle ölçeğindeki küçük esnaf çeşitliliğinin de azalması anlamına gelebilir.
Kent merkezindeki dönüşüm zanaat dükkânlarını etkileyebilir mi?
Küçük zanaat işletmelerinin devamlılığında dükkân maliyeti önemli.
Antalya’nın merkez mahallelerinde ticari kiralar ve işyeri maliyetleri yükseldikçe küçük alanda çalışan geleneksel esnaf da bundan etkilenebilir.
Ancak Antalya’da terzi, saatçi ve ayakkabı tamircilerinin kapanma nedenlerini ayrı ayrı gösteren güncel bir çalışma bulunmadığı için kira maliyetinin ne ölçüde dükkân kapanmasına yol açtığını sayısal olarak söylemek mümkün değil.
Bu başlık ayrıca araştırılmaya ihtiyaç duyuyor.
En büyük sorun müşteri mi, çırak mı?
Mevcut Antalya örnekleri özellikle çırak sorununu öne çıkarıyor.
Saat ustası Üsame Çolak iki yüzden fazla çırak yetiştirdiği geçmiş dönemden bugün çırak bulmakta zorlandığı bir döneme geçildiğini anlatıyor.
Manavgat’taki deneyimli terziler de mesleğin yeni kuşaklara aktarılmasındaki güçlüğe dikkat çekiyor.
Bu nedenle bazı zanaatlarda kısa vadeli sorun “iş yok”tan çok “bu işi gelecekte kim yapacak?” sorusu olabilir.
Ancak bunu tüm tamir mesleklerine genellemek için daha kapsamlı Antalya verisine ihtiyaç var.
Usta-çırak sistemi neden kırılıyor?
Tek bir neden yok.
Gençlerin eğitim ve kariyer tercihlerinin değişmesi,
ailelerin farklı mesleklere yönlendirmesi,
zanaatın uzun öğrenme süresi,
başlangıç gelirinin cazip görülmemesi,
küçük esnaflığın ekonomik belirsizlikleri
gibi faktörler etkili olabilir.
Saat ustası Çolak da gençlerin ve ailelerin masa başı mesleklere yönelmesine dikkat çekiyor.
Ancak Antalya genelindeki gençlere yönelik bir araştırma yapılmadan bu nedenlerden hangisinin daha önemli olduğunu kesin biçimde sıralamak mümkün değil.
Çıraklık yeniden cazip hale getirilebilir mi?
Mesleki Eğitim Merkezleri bunun için mevcut kurumsal kanallardan biri.
Antalya İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2026 yılında mesleki eğitimin tanıtımına ve okul-sektör iş birliğine yönelik çalışmalar yürütüyor.
Ancak klasik zanaatlar açısından yalnız okul yeterli olmayabilir.
Ustanın yanında uzun süre uygulamalı çalışma, malzemeyi tanıma, hata görme ve el becerisi kazanma da mesleğin önemli parçaları.
Bu nedenle oda, okul ve usta arasında daha doğrudan çıraklık modelleri oluşturulması geleneksel mesleklerin aktarımı açısından önemli olabilir.
Tamir atölyeleri eğitim alanına dönüşebilir mi?
Antalya Terziler Odasının öğrencilerle gerçekleştirdiği 2025 etkinliği küçük ölçekte bunun mümkün olduğunu gösteriyor.
Çocukların terzi ustalarıyla birlikte kumaşa dokunması, kesim ve biçim sürecini görmesi yalnız meslek tanıtımı değil el emeğine bakışı da değiştirebilir.
Benzer modeller ayakkabı tamiri ve saatçilik için de uygulanabilir.
Bir saatin nasıl söküldüğünü,
bir ayakkabı tabanının nasıl değiştirildiğini,
bir yırtığın nasıl görünmez biçimde onarıldığını
görmek, gençlerin bu işleri yalnız “eski meslekler” olarak görmesini engelleyebilir.
Belediyeler tamir kültürünü destekleyebilir mi?
Dünyada “repair café” olarak bilinen modellerde yurttaşlar bozulan küçük eşyalarını belirli günlerde gönüllüler veya uzmanlarla birlikte tamir ediyor.
Antalya’da da belediyeler, meslek odaları ve mesleki eğitim kurumları aracılığıyla benzer tamir günleri düzenlenebilir.
Amaç esnafın ücretsiz rakibini oluşturmak değil.
Tam tersine hangi ürünün tamir edilebildiğini göstermek, zanaatı görünür kılmak ve gerektiğinde yurttaşı profesyonel ustaya yönlendirmek olabilir.
Bu tür çalışmalar aynı zamanda sıfır atık hedefleriyle de uyumlu olur.
Tamir dükkânlarının haritası çıkarılabilir mi?
Kent ölçeğinde yararlı olabilecek uygulamalardan biri mahalle tamir hizmetlerinin ortak haritasının oluşturulması.
Terzi,
ayakkabı tamircisi,
saatçi,
elektronik tamircisi,
bisiklet tamircisi,
mobilya onarım ustası
gibi esnaf tek bir kamu rehberinde görülebilir.
Bu uygulama hem küçük esnafın görünürlüğünü artırabilir hem de yurttaşın “bunu nerede tamir ettirebilirim?” sorusuna yanıt verebilir.
Antalya’da üç mesleğin tümünü kapsayan güncel kamusal tamir haritası bulunmuyor.
Tamir kültürünün kaybı atık miktarını da etkiler
Bir ürünün küçük bir arıza nedeniyle çöpe gitmesi, yalnız ekonomik değer kaybı yaratmıyor.
Ürünün üretiminde kullanılan malzeme ve enerji de daha kısa sürede atık sistemine taşınıyor.
Bu nedenle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 2026 Sıfır Atık yaklaşımında tamir ve yeniden kullanım özellikle vurgulanıyor.
Bir ayakkabının ömrünü bir yıl,
bir ceketin ömrünü birkaç sezon,
bir saatin ömrünü onlarca yıl
uzatabilen usta bu açıdan aynı zamanda döngüsel ekonominin yerel aktörü.
Antalya’da tamir kültürü kayboluyor mu?
Bugünkü verilerle “tamir kültürü Antalya’da tamamen kayboluyor” demek fazla kesin.
Kentte terziler, saatçiler ve ayakkabı tamircileri faaliyetlerini sürdürüyor.
Antalya Terziler, Yorgancılar ve Kuru Temizlemeciler Odası gibi örgütlü esnaf yapıları var; Alanya’da onlarca yıllık terzilik geleneğini sürdüren ustalar çalışmaya devam ediyor.
Saatçilikte de yarım asrı aşan ustalar hâlâ tamir yapıyor ve müşteriler eski mekanik saatlerini onarmak için getiriyor.
Ancak mesleğin devamlılığı açısından uyarı işaretleri güçlü.
Antalya’daki deneyimli saatçi ve terzilerin son dönemde dile getirdiği ortak sorun çırak bulamamak.
Dolayısıyla asıl soru bugün “Antalya’da terzi veya saatçi kaldı mı?” değil.
On veya yirmi yıl sonra bugünkü ustaların yerini kim alacak?
Bu soruya yanıt verebilmek için Antalya’da zanaat mesleklerinin işletme sayısı, çalışan yaşı, çırak sayısı, kapanan-açılan dükkân sayısı ve mesleki eğitim verilerinin birlikte izlenmesi gerekiyor.
Bugün eksik olan tam da bu.
Öte yandan ikinci el tüketiminin görünür hale gelmesi, yeni ürün maliyetleri ve sıfır atık politikalarının tamir ve yeniden kullanımı öne çıkarması, bu meslekler için yeni bir alan da yaratabilir.
Tamir kültürünün geleceği yalnız geçmişi koruma meselesi değil.
Bir ayakkabıyı yeniden giyilebilir, bir kıyafeti yeniden kullanılabilir, bir saati yeniden çalışır hale getirmek; yerel esnaf, hane bütçesi ve atık azaltımı arasında doğrudan bir bağ kuruyor.
Antalya açısından çözüm bu meslekleri yalnız “kaybolmaya yüz tutmuş nostaljik zanaatlar” olarak anmak değil; çırak yetiştirme, mesleki eğitim, uygun çalışma alanları ve tamire yönelen döngüsel ekonomi politikalarıyla yeniden günlük kent yaşamının parçası haline getirmek olabilir.





