BES Antalya’dan Vergi Haftası açıklaması: “Yoksulla zenginin aynı oranda ödediği bu vergilerde adaletsizliğe son verilmesini istiyoruz”

bes antalya vergi haftası bes antalya vergi haftası

Büro Emekçileri Sendikası (BES) Antalya Şubesi, Vergi Haftası kapsamında şube binasında basın toplantısı düzenledi. Yapılan açıklamada, mevcut vergi politikalarının dar ve sabit gelirliler üzerinde ağır bir yük oluşturduğu vurgulandı.

BES Antalya Şubesi, Vergi Haftası kapsamında bugün (26 Şubat) saat 13.00’de Kepez’deki şube binasında basın toplantısı düzenledi. Basın açıklamasını Şube Başkanı Devrim Mol, okudu.

Anayasa’nın 73. maddesinde yer alan “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır” ifadesine atıf yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Tanımlanan vergi yükümlülüğü, bütün diğer tartışma başlıklarında olduğu gibi şeklen varlığını korumanın ötesinde bir anlam ifade etmemektedir. Bunun için bizler, Gelir İdaresi Başkanlığı’nca Şubat ayının son haftasında kutlanan Vergi Haftaları’nın, olmayan bir şeyin kutlanması olmaktan çıkarılmasını ve maliye emekçilerinin yapısal sorunlarının tartışıldığı ve çözüm önerilerinin geliştirildiği bir süreç olarak ele alınmalıdır.”

Açıklamada, vergi sisteminin dar ve sabit gelirli yurttaşlar üzerindeki etkilerine dikkat çekildi. Açıklamada, başta kamu emekçileri olmak üzere tek işverenden gelir elde eden yurttaşların, gelirleri ellerine geçmeden kaynağında vergi kesintisine tabi tutulduğu ifade edildi.

Açıklamada, bu durumun özellikle eğitim ve sağlık harcamaları gibi giderlerin indirim konusu yapılamamasına karşın, birden fazla işverenden yüksek gelir elde edenler ile menkul, gayrimenkul, serbest meslek gelirleri ve ticari kazanç sahibi yurttaşların, ödeyecekleri vergilerden giderlerini düşebildiği belirtildi. Ayrıca, dernek ve vakıflara yapılan bağışların da çoğunlukla tamamının gider olarak gösterilebildiği kaydedildi.

“BİZLERE DERİNLEŞEN BİR YOKSULLUĞUN HİKAYESİ DAYATILMAKTADIR”

Açıklamada, vergi sisteminin yarattığı sorunların tartışılması ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi gerektiğini vurgulayarak, bu konudaki çalışmalarını sürdüreceğini açıkladnı.

İktidarın uyguladığı  ekonomi politikası esas itibarıyla üretimden ve istihdam yaratmaktan uzak bir anlayışa sahip olduğu ifade edilen açıklamada, “Bu politikalarla düşük gelir gruplarından yüksek gelir gruplarına sürekli bir servet aktarımı yapılırken, bizlere derinleşen bir yoksulluğun hikayesi dayatılmaktadır” denildi.

2026 bütçesinin başlangıç kalemlerinden bazıları açıklamada, şu şekilde sıralandı:

  • 2026 bütçesinde toplam harcama tutarı olarak belirlenen yaklaşık 16 trilyonluk harcama tutarının 3 trilyona yakını sadece faiz ödemelerine ayrılmış olup, 2026 yılı Ocak ayında ödenen faiz tutarı bütün zamanların rekorunu kırarak 458 milyarı bulmuştur. 
  • Maliyetlerinin kat kat fazlasına yaptırılan ve devletin kasasından bir kuruş çıkmayacağı iddia edilen araç garantili yola, köprüye, yolcu garantili hava meydanlarına 2026 yılında 238 milyar lira ayrılmıştır.
  • 2026 bütçesinin başlangıç hesaplarında 1 trilyon 741 milyar tutarındaki kurumlar vergisinin 768 milyarlık kısmından vergi istisnası ve teşviki adı altında vaz geçilmiştir.

Açıklamada, “Bu kalemler bütçenin başlangıç kısmına konulmuş olup, bütçe yılı sonunda bu tutarların çok üzerinde tutarlara ulaşılma olasılığı gözden uzak tutulmamalıdır” denildi.

Açıklamada, iktidar tarafından yapılan bütçelerin kazanç vergi gelirlerinin esas kaynağının, “Biz kamu emekçileri başta olmak üzere tek işverenden elde edilen ve kaynağında kesintiye uğrayan ücretliler” olduğu belirtildi. Diğer ana gelir kalemlerinin ise dolaylı vergiler, KDV ve ÖTV olduğu ifade edildi.

“YAŞANAN SORUN BAŞLIKLARININ BÜTÜNLÜKLÜ BİR ÇERÇEVEDE ELE ALINMASI VE KURUMLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI”

Kurum açıklamasında, OECD ülkelerinde dolaylı vergilerin ortalama yüzde 34-35 bandında uygulandığı, Türkiye’de ise bu vergilerin bütçe gelirleri içindeki oranının yüzde  68’in üzerinde olduğu vurgulandı. Açıklamada, “Yoksulla zenginin aynı oranda ödediği bu vergilerde adaletsizliğe son verilmesini istiyoruz” sözleri kullanıldı. Ayrıca hane halkının ağırlıklı olarak kullandığı beyaz eşya, mobilya, cep telefonu ve gıda maddeleri üzerindeki KDV ve ÖTV oranlarının düşürülmesi gerektiği ifade edildi.

Açıklamada, vergi emekçilerinin yaşadığı sorunlara da değinilerek, “Vergi Haftalarında verginin önemine vurgu yapan idare, vergi emekçilerinin yaşadığı sorun başlıklarını görmezden gelmeye devam etmektedir” denildi. Gelir İdaresi Başkanlığı ve Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Mali Hizmetler iş kolunda görev tanımlarının belirsizliğini koruduğu belirtilerek, “Yaşanan sorun başlıklarının bütünlüklü bir çerçevede ele alınması ve kurumların yeniden yapılandırılması” talep edildi.

Açıklamda, talepler şu şekilde sıralandı:

  • Açlık sınırındaki ücret gelirleri vergi dışı bırakılmalı ve yoksulluk sınırındaki gelirlerden alınan vergi oranı yüzde 10’a düşürülmelidir. 
  • Hane halkının yoğunlukla kullandığı tüketim mal ve hizmetlerden alınan KDV ve ÖTV oranlarının sıfıra indirilmesi için düzenlemeler bir an önce hayata geçirilmelidir. 
  • İş yerlerimizde kreş ve bebek bakım odaları açılmalıdır.
  • Mülakat haksızlığına son verilmeli, görevde yükselme ve unvan sınavlarında yazılı puanları esas alınmalıdır.
  • Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın parçalı yapısı ortadan kaldırılmalı Mali Hizmetler Sınıfı altında ayrı bir iş kolu olarak tanımlanmalı ve kariyer-liyakat ilişkisi bu unvan içerisinde yeniden düzenlenmelidir. 
  • 5510 Sayılı Yasanın yarattığı mağduriyetlerin ortadan kaldırılmalı, emekçilerin emekli olduktan sonra iyi bir emeklilik yaşamaları için kamusal emekliliğe daha fazla kaynak ayrılmalıdır.