
Çiftçiler Sendikası (Çiftçi-Sen), Kasım ayında Antalya’da gerçekleşecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde bildiri yayımlayarak “İklim Adaleti Forumları” düzenleme çağrısında bulundu.
Çiftçiler Sendikası (Çiftçi-Sen), Kasım ayında Antalya’da gerçekleşecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde Çiftçi-Sen Genel Başkanı Ali Bülent Erdem ve Genel Örgütlenme Sekreteri Adnan Çobanoğlu imzasıyla bugün (19 Mart) bildiri yayımladı.
Sendika tarafından yapılan açıklamada, devletlerin ve sermayenin iklim krizine yönelik çözüm önerilerinin piyasa temelli olduğu ve asıl mağdur olan köylülerin, çiftçilerin ve yerel halkın taleplerinin yok sayıldığı savunuldu.
Endüstriyel tarım sisteminin iklim krizinin temel nedenlerinden biri olduğu belirtilen açıklamada, bu sistemin sera gazı üretiminde yüzde 44’ten fazla paya sahip olduğunun kanıtlandığı ifade edildi.
Şirket odaklı gıda politikalarının küçük çiftçiyi üretemez hale getirdiği ve tarımsal üretimin doğal döngüsünden koparıldığı aktarıldı.
ENERJİ POLİTİKALARI VE EKOLOJİK TAHRİBAT ELEŞTİRİLDİ
Sermayenin doğayı metalaştırdığına dikkat çekilen bildiride, “Meralar otlaklar, akarsular, ekili araziler, ormanlar sermayenin ihtiyacını karşılayabilmek için madenciliğe, ‘yenilenebilir enerji’, ‘temiz enerji’ propagandasıyla yeni enerji sistemlerine açılmıştır” ifadelerine yer verildi.
Hidroelektrik Santrallerinin (HES) başta Karadeniz Bölgesi olmak üzere suya erişimi kısıtladığı, Jeotermal Enerji Santrallerinin (JES) ise yeraltı ve yerüstü su kaynaklarını olumsuz etkileyerek tarımsal üretime ve canlılara zarar verdiği ifade edildi.
Rüzgar ve güneş enerji santrallerinin kurulumu için gerekli olan nadir toprak elementlerinin ayrıştırılması sırasında binlerce ton kimyasal kullanıldığı bildirildi.
Açıklamada, “Bu santrallerin kurulduğu araziler ormanlık bölge veya tarım arazisidir. Arazileri el konulan çiftçiler/köylüler yurtlarını terk etmek zorunda kalmaktadırlar. Bir anlamıyla İklim göçerleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Sermayenin ihtiyacına uygun enerji politikalarına karşı çıkmalı, ‘Enerjide Adalet ve Enerji Demokrasisi istemeliyiz” ifadeleri kullanıldı.
ALTERNATİF ZİRVE VE ENTERNASYONALİST DAYANIŞMA VURGUSU
Metinde, savaşların da iklim krizini tetikleyen asli unsurlardan biri olduğu ifade edildi. Devletlerin COP süreçlerinde bu gerçeklerden söz etmeyerek “Yeşil Boyama” yapmaya çalıştığı ifade edildi.
Antalya’da yapılacak resmi zirveye karşı, dünyanın farklı yerlerinden gelen iklim mağdurlarıyla birlikte bir “Alternatif Zirve” örgütleneceği açıklandı. Zirve için, “Sermayenin madencilik, enerji, gıda, su politikalarının ve yarattığı İklim Krizinin mağdurları olarak bizlerde orada olmalıyız” ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada, “Halkın, yereldeki mücadele örgütlerinin, uluslararası mücadele örgütlerinin aşağıdan yukarıya doğru kendini ve yakınındakilerini örgütlediği bir süreçle yürümeliyiz” ifadeleriyle halkın söz ve karar sahibi olduğu bir gelecek için yerel mücadele örgütlerinin aşağıdan yukarıya doğru örgütlenmesi gerektiği vurgulandı.
“GIDA EGEMENLİĞİ HEMEN ŞİMDİ”
Açıklamada, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımına ve karbon ticaretine karşı çıkıldığı belirtildi. Çiftçi-Sen, gıda egemenliği ve köylü haklarının güvence altına alınması için tüm emekçileri, kentlileri ve ekolojistleri birlikte mücadele etmeye davet etti.
Örgütlenme çağrısı, “COP süreçlerindeki gelişmeleri izleme yerine; emeğin, doğanın, tüm canlıların yaşam hakkını savunmak, halkın söz ve karar sahibi olduğu politikaları üretmek, Gıda Egemenliğini inşa etmek için mücadeleye hazırız” şeklinde ifade edildi.
Daha yaşanası bir dünyanın birlikte kurulabileceğinin söylendiği bildiride, “28 Ocak’ta Antalya yerelinde düzenlenmiş olan İklim Adaleti Forumu’nun örgütlenme mantığını doğru buluyor ve destekliyoruz” ifadelerine yer verilerek mücadele çağrısı yapıldı.
Kolektif üretim ve dayanışma ile iklim krizine karşı gerçekçi çözümlerin üretilebileceği vurgulandı.





