Eğitim-İş Antalya’dan yeni eğitim yılı açıklaması

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-İş) Antalya, 2026-2027 eğitim öğretim yılının ilk gününde yaptığı açıklamada okula başlama maliyetleri, yoksulluk, çocuk işçiliği, baskı ve sürgün politikaları ile öğretmenlere yönelik önlük ve müfredat uygulamalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Açıklamada, “Önlük neyi örtüyor?” sorusu yöneltildi.

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-İş) Antalya tarafından yapılan açıklamada, eğitim sistemindeki sorunların yıllardır çözülemediği belirtildi. Öğretmen açığı, ikili eğitim, kalabalık sınıflar, derslik yetersizliği, temizlik ve güvenlik sorunlarının yapısal sorunlar olduğu ifade edildi. Açıklamada ayrıca, yoksulluğun öğrencilerin beslenme çantası, eğitim araçları ve ulaşım olanaklarında görüldüğü, bunun devamsızlık ve çocuk işçiliğine neden olduğu vurgulandı.

“BİR ÇOCUĞU OKULA BAŞLATMANIN BEDELİ NEREDEYSE ÜÇ ASGARİ ÜCRET”


Açıklamada, bir çocuğu okula başlatmanın bedelinin neredeyse üç asgari ücrete ulaştığı belirtildi. Bazı okullarda kayıt sırasında 20 bin liradan 100 bin liraya kadar para istendiği, İstanbul’da bir veliden toplam 300 bin lira talep edildiği aktarıldı. Bu taleplerin “bağış” adı altında yapıldığı, gönüllülüğün kâğıt üzerinde kaldığı ifade edildi.

“AÇ ÇOCUK ÖĞRENEMEZ”


PISA verilerine göre Türkiye’de her üç öğrenciden birinin kahvaltı yapamadığı, beş öğrenciden birinin öğün atladığı belirtilen açıklamada, bütün öğrencilere en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek ile temiz içme suyu sağlanması gerektiği vurgulandı.

“OKUL KALICI, TEMİZLİK VE GÜVENLİK PERSONELİ NEDEN GEÇİCİ?”


Türkiye’de 60 binden fazla devlet okulu bulunduğu, buna karşılık 30 bin geçici güvenlik personelinden söz edildiği, her iki okula bir güvenlik görevlisi bile düşmediği ifade edildi. Okul güvenliğinin ve temizliğinin geçici personelle sağlanamayacağı, her okula kadrolu temizlik ve sürekli güvenlik personeli sağlanması gerektiği belirtildi.


Millî Eğitim Bakanlığının öğretmenin kıyafetiyle uğraştığı belirtilen açıklamada, “Öğretmenin önlüğünün boyunu santim santim hesaplayacağınıza, elli kişilik sınıfta bir çocuğa kaç santimetrekare düştüğünü hesaplayın” denildi.

“MEB KENDİ SORUMLULUĞUNU CAN GÜVENLİĞİ İSTEYEN ÖĞRETMENLERE YIKAMAZ”


Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu’nda yaşanan saldırının ardından can güvenliği talebiyle iş bırakma eylemine katılan öğretmenler hakkında soruşturma açıldığı ve il dışı sürgün kararı verildiği hatırlatılarak, bu durumun hukuksuzluk ve vicdansızlık olduğu ifade edildi.


Millî Eğitim Bakanlığının Türkiye Büyük Millet Meclisine iki ay arayla verdiği yanıtlarda önce 13, ardından 37 çocuğun Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) kapsamında yaşamını yitirdiğinin bildirildiği aktarılan açıklamada, “Çocuğun yeri fabrika, atölye, sanayi sitesi değil; okul sırasıdır” denildi.

“ÇOCUKLARIMIZ SİZİN DÜNYA GÖRÜŞÜNÜZÜN DENEKLERİ DEĞİLDİR”


Çocukların Eğitimine Destek Projesi (ÇEDES) ve benzeri uygulamalarla okullara vakıf, dernek ve dini yapıların sokulduğu belirtilen açıklamada, tarikat ve cemaat bağlantılı yapılarla yapılan protokollerin iptal edilmesi, karma eğitimin bilimsel ve pedagojik bir kazanım olduğu vurgulandı.


Açıklamada, öğretmenlerin propaganda memuru olmadığı, okulların siyasi iktidarın arka bahçesi olmadığı belirtilerek, “Bizim dersimiz dün de Cumhuriyetti, bugün de Cumhuriyet, yarın da Cumhuriyet olacaktır” ifadelerine yer verildi.

TALEPLER
Açıklamada yer verilen talepler şöyle sıralandı:

-Öğretmen sorunlarının çözülmesi.
-Her okula yeterli bütçe verilmesi.
-Kalabalık sınıflara ve ikili eğitime son verilmesi.
-Kadrolu temizlik ve güvenlik personeli sağlanması.
-Bütün çocuklara ücretsiz bir öğün sağlıklı yemek verilmesi.
-MESEM’lerde yaşamını kaybeden çocukların hesabının verilmesi.

Açıklamada, “Çocuklarımızın geleceğini yoksulluğa, piyasaya, gericiliğe ve güvencesizliğe teslim etmeyeceğiz. Laik, bilimsel, kamusal, parasız ve karma eğitim mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz” denildi.