Hayvan hakları savunucuları: “Biz çocuklarımıza hayvanların korkuyla yaşadığı, ormanların yok edildiği bir ülke bırakmak istemiyoruz”

Attalos Pati Gönüllüleri, Antalya Hayvan Hakları Platformu ve Hayvan Hakları Platformu Türkiye dün Attalos Heykeli önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasında, Hayvan Hakları Yasası’ndaki değişikliklerin ardından sokaklarda yaşayan hayvanların kapatılması ve ölüme bırakılmasının çözüm gibi sunulmaya başlandığı ifade edildi. Açıklamada, Antalya’da yaşanan orman yangınlarına da değinildi.

Attalos Pati Gönüllüleri, Antalya Hayvan Hakları Platformu ve Hayvan Hakları Platformu Türkiye dün (13 Eylül) saat 18.30’da Attalos Heykeli önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, Hayvan Hakları Yasası’ndaki değişikliklerin ardından bu yasadan cesaretle sokaklarda yaşayan hayvanların kapatılması ve ölüme bırakılmasının çözüm gibi sunulmaya başlandığı ifade edildi.

Hayvan hakları savunucularının gerçekleştirdiği basın açıklamasında, ortada bir suçlu aranıyorsa sorumlusunun yıllardır sokaklarda yaşayan hayvanlar değil, kısırlaştırmayı yapmayarak süreci yönetemeyen yöneticiler olduğu ifade edildi. Açıklamanın devamında Antalya’da son zamanlarda yaşanan orman yangınlarına da değinildi.

Hayvanların yaşam haklarını, doğanın talan edilmesini, orman yangınlarını da içeren basın açıklamasını Attalos Pati Gönüllüleri Platformu Temsilcisi Özlem Başargil okudu. Antalya’da yaşanan son yangınlara da değinilen açıklamada, yananın yalnızca ağaçlar olmadığı, ormanlarda yaşayan sayısız canlının yuvasının, beslenme alanının ve yaşam düzeninin de yok olduğu ifade edildi.

Fark edilmeyenin başka canlıların da yaşamını etkileyen bir zincirin halkanın kopması olduğu doğanın kendi içinde düzenin bozulduğu ifade edilerek “O nedenle bugün bir köpeğin yaşam hakkını savunurken aslında doğanın bütünlüğünü ve kendi geleceğimizi de savunuyoruz” denildi.

Açıklamada barınak denilen yerlerde binlerce köpeğin yaşam mücadelesi verdiği, açlık, susuzluk, hastalık, korku ve çaresizlik içinde günlerini geçirdiği ifade edildi. Oradaki hayvanların gözüne bakıldığında orada istatistik görülemeyeceği “Korkan, acı çeken ve yaşamak istemeyen bir canlı görürsünüz” denilerek şu ifadeler kullanıldı:

“Bir insanın çocuğunu kucağından alıp kapalı bir yere götürseniz, onu korku ve çaresizlik içinde bıraksanız bunun adı zulüm olur. Bir kadına uygulandığında suç olan, bir çocuğa uygulandığında vicdanımızı ayağa kaldıran şiddetin bir hayvana uygulandığında nasıl olup da normal kabul edilebildiğini anlamak mümkün değildir. Bir canın dili olmadığı için acısı daha az değildir, gözyaşlarını bizim gibi akıtamadığı için yaşadığı korku daha küçük değildir.”

“CEZASIZLIK TOPLUMUN TAMAMINI ETKİLİYOR”

Cezasızlık büyüdükçe yalnızca hayvanların değil, toplumun tamamını etkilediği ifade edilerek hayvanlara eziyet edenlerin, kadına şiddet uygulayanların, çocuklara zarar verenlerin ve doğayı talan edenlerin karşılığında cezalandırılmadıklarında kötülüğün cesaret bulduğu ifade edildi.

DOĞANIN TALAN EDİLMESİNİN SONUÇLARINA HAYYVANLARIN KATLANMAK DURUMUNDA KALDIĞI İFADE EDİLDİ

Açıklamanın devamında doğayı kirletenlerin, denizlere atık bırakanların, kontrolsüz ilaç ve kimyasal sürdürülenlerin sorumlusunun hayvanlar değil insanlar olduğu ifade edildi. Tüm bu sorunların sonuçlarını hayvanların da yaşadığı, insanların kurduğu dünyanın insanların kirlettiği suyu içmek zorunda kalan hayvanlar, insanların yaşam alanlarını yok ettiği hayvanların hayatta kalmaya çalıştığı ifade edildi. Açıklamanın devamında şu ifadeler kullanıldı:

“Bugün onları gereksiz gören, sokaklardan tamamen silinebileceklerini düşünenlere şunu hatırlatmak istiyoruz: İnsan doğadan bağımsız değildir ve hiçbir canlıya ihtiyacımız olmadığını düşünmek büyük bir yanılgıdır. Ekosistemde her canlının bir görevi vardır ve bir gün, bugün küçümsediğimiz ya da yok etmeye çalıştığımız canlıların varlığının bizim yaşamımız için ne kadar önemli olduğunu çok daha ağır bir bedelle anlayabiliriz”

“ADALETİN CEZASIZLIK KARŞISINDA YENİLDİĞİ BİR ÜLKE BIRAKMAK İSTEMİYORUZ”

Açıklamanın devamında, bir gün geriye ne yasaların, ne binaların, ne makamların kalacağı, geriye nasıl bir vicdan kalacağının bırakılacağı ifade edilerek şu açıklamada bulunuldu:

“Biz çocuklarımıza hayvanların korkuyla yaşadığı, ormanların yok edildiği, doğanın sustuğu ve adaletin cezasızlık karşısında yenildiği bir ülke bırakmak istemiyoruz. Biz yaşamın tarafındayız. Çünkü yaşam hakkı bir canlının türüne göre değişmez: insanın da hayvanın da ağacın da yaban hayatının da hakkıdır. Ve biz, bütün bu yaşamların birbirine bağlı olduğunu unutmadan mücadelemizi sürdüreceğiz.”