
Antalya Barosu İnsan Hakları Merkezi’nden Avukat Irmak Yaman, Ahmet Zeybek ve Ilgaz Başaçık, Antalya Kent Haber’in sorularını yanıtladı. Cezaevlerinde süren açlık grevlerine ilişkin güncel durumu değerlendiren avukatlar, mahpusların sağlık durumlarının kritik aşamaya geldiğini, tecrit koşullarının ise insan onurunu zedeleyici nitelikte olduğunu belirtti.
Antalya Barosu İnsan Hakları Merkezi heyeti, Antalya Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde (YGC) açlık grevinde bulunan Serkan Onur Yılmaz, Ayberk Demirdöğen ve Ümit Çobanoğlu ile görüşme gerçekleştirmişti. Görüşmenin ardından Serkan Onur Yılmaz’ın Bolu F Tipi Cezaevi’ne, Ayberk Demirdöğen’in ise Kırıkkale F Tipi Cezaevi’ne sevk edildiği bildirildi. Merkeze gelen yeni başvurulara göre, Tahsin Sağaltıcı, Gürkan Türkoğlu ve Hüseyin Özen isimli mahpusların da açlık grevine başladığı öğrenildi. Baro heyetinin, ilerleyen günlerde bu mahpuslarla da görüşme gerçekleştirmesi planladığını açıkladı.
Antalya Barosu İnsan Hakları Merkezi’nin Eylül 2025 tarihli raporu, Antalya Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda süren açlık grevlerine ilişkin bulgular ortaya koymuştu. Raporda, ağır tecrit koşulları, sağlık riskleri ve hukuki güvencelerdeki eksiklikler öne çıkarken; yetkililere çözüm çağrısı yapılmıştı.
Antalya Barosu İnsan Hakları Merkezi’nden Avukat Irmak Yaman, Ahmet Zeybek ve Ilgaz Başaçık, 3 Ekim 2025 itibarıyla cezaevlerinde süren açlık grevlerine ilişkin son durumu Antalya Kent Haber’e değerlendirdi.

“AÇLIK NEDENİYLE HALSİZLİK GİBİ GÖZLEMLER RAPOR EDİLMİŞTİR”
Açlık grevine katılan mahpusların güncel sayısı ve sağlık durumları nedir? sorusuna avukatlar şu cevabı verdi:
“Antalya Barosu İnsan Hakları Merkezi heyetince Antalya YGC içerisinde Serkan Onur Yılmaz, Ayberk Demirdöğen ve Ümit Çobanoğlu olmak üzere 3 kişi ile görüşme gerçekleştirilmiş olup bu kişilerden Serkan Onur Yılmaz Bolu F tipine, Ayberk Demirdöğen Kırıkkale F tipine sevk edilmiş bulunmaktadır. Heyetçe gerçekleştirilen son görüşmeden bu yana Tahsin Sağaltıcı, Gürkan Türkoğlu ve Hüseyin Özen isimli mahpusların da greve başladıkları Merkezimize gelen başvurularca öğrenilmiş olup ilerleyen tarihlerde ziyaret gerçekleştirilecektir. Serkan Onur Yılmaz ve Ayberk Demirdöğen’in sevkleri nedeniyle son durumlarına ilişkin doğrudan bir bulgulama Merkezimizce yapılmamışsa da açlık grevlerinin geldiği safha itibariyle ciddi sağlık sorunlarının baş gösterdiği öngörülmektedir. Ümit Çobanoğlu açısında ise; en son 29.07.2025 tarihinde görüşme gerçekleştirilmiş olup o tarih itibariyle ciddi bir sağlık probleminin bulunmadığı ancak, açlık nedeniyle halsizlik gibi gözlemler rapor edilmiştir.”
“B VİTAMİNİ TAKVİYESİ TEMELLİ DİYETLER KONUSUNDA ZAMAN ZAMAN ERİŞİM PROBLEMİ YAŞANMIŞTIR”
Cezaevi yönetimi açlık grevcilerine karşı nasıl bir tutum sergilediği sorusuna ise avukatlar şu ifadeleri kullandı:
“Mahpusların, kendi adlandırmaları ile kuyu tipi olmayan bir cezaevine sevk talebi konusunda herhangi bir girişimde bulunulmamıştır. Mahpuslarla yapılan görüşmelerde cezaevi yönetimi tarafından haklarında herhangi bir disiplin işlemi yapılmadığı belirtilmiştir. Yine açlık grevi sürecinde erişilmesi gereken su, tuz, şeker ve karbonat ve B vitamini takviyesi temelli diyetler konusunda zaman zaman erişim problemi yaşanmıştır.”
Açlık grevcilerinin talepleri nelerdir ve bu taleplerin hukuki dayanağı nedir? sorusuna avukatlar şu yanıtı verdi:
“Grevcilerin ana talebi kendilerinin ‘’kuyu tipi’’ şeklinde isimlendirdikleri, uluslararası standartlara uygun olmayan Yüksek Güvenlikli, Y tipi, S tipi cezaevlerinin kapatılması olduklarını ifade etmektedirler. Grevciler bu tip cezaevlerinin tecrit koşullarında bulunduğunu, kaldıkları hücrelerin havalandırmasının bulunmadığını, götürüldükleri havalandırmada günde yalnızca bir buçuk saat kalabildiklerini ve hücrelerinde mahremiyeti ihlal edecek şekilde konumlandırılmış kameraların bulunduğunu dolayısıyla kuyu tiplerinin kapatılması taleplerinin yanında tüm bu ihlallerin de sonlandırılmasını ve kuyu tipi olmayan bir hapishaneye sevklerini talep etmektedirler. AİHS m.3, AY m.17, CPT (Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi), Nelson Mandela Kuralları gibi ulusal uluslararası birçok mevzuat hükmü mahpusların taleplerini desteklemektedir. Raporumuzda mevzuat hükümlerine ayrıntılı şekilde yer verilmiştir.”
Cezaevindeki sağlık hizmetlerine erişim yeterli mi? sorusuna avukatlardan şu yanıt geldi:
“Mahpuslar su, tuz, şeker ve karbonat ve B vitamini takviyesi temelli diyetlerini sürdürmüş, ancak B vitamini takviyelerinde gecikme veya uygunsuz ürünlerle (ör. limon yerine limonata) karşılaştıklarını belirtmiştir. Ağız yarasına iyi gelen B3 vitamini gibi desteklerin temin edilmediği bilgisi rapor edilmiştir.”
“AVUKAT GÖRÜŞME ODASINA HEYETTEN MÜSAADE ALMADAN GİRDİKLERİ VE GREVCİYE GREVİYLE İLGİLİ SORULAR SORDUKLARI KAYIT ALTINA ALINMIŞTIR”
Avukatların ve insan hakları heyetlerinin mahpuslarla görüşmelerinde engelleme ya da mahremiyet ihlali yaşandı mı? sorularına yanıt olarak avukatlar şu ifadelere yer verdi:
“Grevci Serkan Onur Yılmaz ile Antalya Barosu İnsan Hakları Merkezi heyetinin gerçekleştirdiği 20.05.2025 tarihli 5. Görüşme esnasında cezaevi idaresinden 2 kişinin (daha sonra grevciye sorulduğunda cezaevi 1. Ve 2. Müdürü oldukları ifade edilmiştir.) avukat görüşme odasına heyetten müsaade almadan girdikleri ve grevciye greviyle ilgili sorular sordukları kayıt altına alınmıştır. Ayrıca görüş kabinleri şeffaf olmakla birlikte koridorda bulunan kameralarca izlenmektedir.”
Açlık grevi, bir ifade biçimi olarak uluslararası hukukta nasıl değerlendirilir? Sorusuna ise avukatlardan şu yanıt alındı:
“AİHM içtihadına göre (örn. Nevmerzhitsky/Ukrayna, Ciorap/Moldova), açlık grevi, kişinin siyasi veya insani taleplerini görünür kılmak için başvurduğu bir protesto yöntemi olup, ifade özgürlüğü (AİHS m.10) kapsamında değerlendirilir. Bu nedenle devletler, grevciyi cezalandırıcı ya da baskıcı yöntemlerle bu eyleminden vazgeçirmemelidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında, devletin grevcilere karşı zorla beslemeye başvurmaması gerektiği, ancak yaşam hakkını koruma yükümlülüğü çerçevesinde sağlık hizmetini eksiksiz sağlama zorunluluğu bulunduğu belirtilmiştir.”
Zorla besleme uygulaması gündeme geldi mi? Eğer gelirse bu uluslararası hukuk ve tıbbi etik açısından nasıl değerlendirilir? sorularına ise avukatlardan şu yanıt alındı:
“Antalya YGC içerisinde grevcilere yönelik zorla besleme uygulamasıyla karşılaşılmamışsa da Bolu F tipine sevk edilen Serkan Onur Yılmaz’ın grevinin 318. Gününde Bolu İzzet Baysal Devlet Hastanesine zorla götürüldüğü öğrenilmiş olup hastane içerisine avukatların alınmadığı, Serkan Onur Yılmaz’ın avukatlarıyla görüştürülmediği, dolayısıyla hastanede zorla besleme uygulaması olup olmadığı bilinmemektedir.”
“ONUR KIRICI VE HATTA İNSANLIK DIŞI MUAMELE DÜZEYİNE VARAN AĞIR SONUÇLAR DOĞURABİLMEKTEDİR”
Raporda belirtilen tecrit ve hücre koşulları işkence veya kötü muamele yasağı kapsamında değerlendirilebilir mi? sorularına avukatlar şu yanıtı verdi:
“Günde 1,5 saat havalandırma, pencerelerde sık tel örgü, odaların kamera ile izlenmesi gibi uygulamalar insan onurunu zedeleyen, işkence veya kötü muamele yasağı kapsamında değerlendirilmesi gereken koşullar olarak raporda yer almıştır.
Diğer yandan, sosyal bir varlık olan insanın uzun süreli ve anlamlı bir insani temastan yoksun bırakılması, kendi başına bir ceza haline gelerek, hürriyetten yoksun bırakmanın kaçınılmaz ıstırabını aşan, onur kırıcı ve hatta insanlık dışı muamele düzeyine varan ağır sonuçlar doğurabilmektedir.”
Mahpusların sağlık hizmetlerine ulaşımı ne düzeydedir? Uzman hekim muayenesi, ilaç ve takip hizmeti kesintisiz şekilde veriliyor mu? Hangi eksiklikler raporda tespit edilmiştir? avukatlar sorularına şunları söyledi:
“Takviyelerin genel olarak temin edildiği, süreç içerisinde birkaç kez kesinti yaşandığı, grevcilerinden Ümit Çobanoğlu ile yapılan son görüşmede B3’ün kendisine temin edilmediğini bildirdiği ve ayrıca grevin ilerleyen günlerinde grevcilerin saf B1’e ihtiyaç duydukları ancak B1’in cezaevince karşılanmadığı, grevcilerin B1 vitaminini kendilerinin satın aldığı rapor edilmiştir.”
“BU TALEPLERİN KARŞILANMASINA YÖNELİK HİÇBİR ADIM ATILMAMIŞTIR”
Bu süreçte yapısal olarak hangi reformların acilen yapılması gerekiyor? sorusuna şu ifadeleri kullandılar:
“Raporda hukuki analizi yapılan, mahpusları statüleri (örn: ağırlaştırılmış müebbet) veya suç türü nedeniyle otomatik olarak tecrit rejimine tabi tutan uygulamanın terk edilmesi.
Mahpusların sınıflandırılmasının, NMK’nın öngördüğü şekilde bireysel ve dinamik risk değerlendirmelerine dayalı olarak yapılmasını sağlayacak idari ve yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi”
Grevcilerin resmî olarak ilettiği talepler tam olarak nelerdir? Bu taleplerin karşılanması için hangi adımlar atıldı? sorularına ise şu ifadeleri kullandı:
“Grevcilerin ana talebi kendilerinin ‘’kuyu tipi’’ şeklinde isimlendirdikleri, uluslararası standartlara uygun olmayan Yüksek Güvenlikli, Y tipi, S tipi cezaevlerinin kapatılması olduklarını ifade etmektedirler. Ancak grevciler arasında en uzun açlık grevi safhasında bulunan (327. Gün) Serkan Onur Yılmaz’ın, Antalya YGC’de bulunan arkadaşlarının kuyu tipi olmayan bir cezaevine sevkleri halinde grevini sonlandıracağını belirtmiştir. Bu taleplerin karşılanmasına yönelik hiçbir adım atılmamıştır.”





