
Antalya’nın Manavgat ilçesindeki Oymapınar Baraj Gölü üzerine yapılması planlanan Yüzer Güneş Enerji Santrali (GES) projesine ilişkin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci kapsamında “Halkın Bilgilendirilmesi ve Sürece Katılım Toplantısı” yapıldı. Yurttaşlar, projenin geri döndürülemez zararlara neden olacağını ve projeyi istemediklerini vurguladılar.
Antalya Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından, Manavgat ilçesindeki Manavgat HES Tesisine Yardımcı Kaynak Yüzer Güneş Enerji Santrali (GES) Projesi’ne ilişkin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci kapsamında HKT’si bugün (26 Şubat) düzenlendi.
Bucakşeyhler Mahallesi’ndeki Alara Park Düğün Salonu’nda yapılan toplantıda, Assan Alüminyum Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından Oymapınar Baraj Gölü üzerinde hayata geçirilmesi planlanan ve mevcut hidroelektrik santraline yardımcı kaynak olarak tasarlanan 25,7673 MWm / 25,7673 MWe kurulu güce sahip yüzer GES projesine ilişkin değerlendirmeler ele alındı. ÇED sürecinin bir parçası olarak düzenlenen toplantıya Manavgatlı yurttaşlar tepki gösterdi.

Toplantıya, Manavgat Belediye Başkan Vekili Av. Mehmet Çiçek, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, CHP Antalya milletvekilleri Sururi Çorabatır, Aliye Coşar, Cavit Arı, Aykut Kaya, Mustafa Erdem, CHP Manavgat İlçe Başkanı Oykun Başar, Çevre İmar Kurulu Üyesi ve Antalya Barosu Toplumsal Olay ve Davaları İzleme Kurulu (TODAK) Avukat Salim Berkay Aksu, belediye başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, oda başkanları, siyasi parti temsilcileri, muhtarlar ve yurttaşlar katıldı.
Toplantıda, proje ile ilgili teknik ve çevresel boyutlar ele alınırken, yurttaşlar söz alarak endişelerini dile getirdi. Katılımcıların tamamı projeye karşı olduklarını ifade etti.
“Projenin iptal edilmesi gerektiği” vurgulandı
Toplantıya katılan yurttaşlar ve sivil toplum örgütleri temsilcileri, projenin doğaya, içme suyu kaynaklarına ve tarım alanlarına zarar verebileceğini savunarak iptal edilmesi gerektiğini belirtti. Katılımcılar, Oymapınar Baraj Gölü’nün yalnızca bir enerji üretim sahası olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade ettiler.

“BUGÜN GÖRDÜK Kİ MANAVGAT BU PROJEYİ İSTEMİYOR”
Manavgat Belediye Başkan Vekili Av. Mehmet Çiçek, Oymapınar’da yapılması planlanan projeye ilişkin düzenlenen toplantıda konuştu. Çiçek, bölge halkının projeye yönelik tutumuna dikkat çekerek değerlendirmelerde bulundu.
Çiçek konuşmasında, “Bugün gördük ki Manavgat bu projeyi istemiyor. Araştırma yapıp gelen arkadaşlarımıza teşekkür ederiz. İnşallah bunlar dikkate alınır karar verilirken. Umut ediyoruz ki bu proje zaten yapılmayacak. Yapılması da çok yanlış” ifadelerini kullandı.
Bölge halkının geçmişte çeşitli fedakârlıklar yaptığını belirten Çiçek, “Köylülerimiz zamanında fedakârlık yapıp tarlasını, köyünü terk etti. Sonrasında bir şekilde yeni düzene alıştı. Burası içme suyu havzası olduğu için ev yapamıyor, tarım yapamıyor. Uzun vadede Antalya’nın her yerine bu su gidecek. Bu projeye kesinlikle hayır diyoruz” dedi.

Projeye karşı mücadeleyi sürdüreceklerini ifade eden Çiçek, “Su hayattır, sağlıktır. Kesinlikle karşıyız, sonuna kadar mücadele edeceğiz. Buraya gelemeyip destekçimiz olan birçok insan var. Bu konuda kararlıyız. Bu projeyi yaptırmayacağız” şeklinde konuştu.
Toplantının ardından Manavgat Belediye Başkan Vekili Av. Mehmet Çiçek ve toplantıya katılan yurttaşlar, proje aleyhinde imza verdi.
Toplantıda söz alan Çevre İmar Kurulu Üyesi ve Antalya Barosu Toplumsal Olay ve Davaları İzleme Kurulu (TODAK) Başkanı Avukat Salim Berkay Aksu, Oymapınar Manavgat’ta yapılması planlanan projeye ilişkin açıklamada bulundu. Antalya Barosu heyetinin bölgeye destek amacıyla geldiğini belirten Aksu, sürece dair değerlendirmelerini paylaştı.
Aksu, “Antalya Barosu olarak buraya Oymapınar Manavgat halkıyla destek ve dayanışmada bulunmak için geldik. Biz de bu konuda sözümüzü söylemek istiyoruz” dedi.
Bölgede yurttaşların içme suyu ve temiz gıdaya erişim konusundaki kaygılarını dile getirdiğini aktaran Aksu, “Yenilenebilir enerji ve iklim adaleti meselesi her şeyden önce insanların içme suyuna ve yaşam alanına sahip çıkma mücadelesidir. Bu onların var olduğu koşulları ortadan kaldırarak gerçekleştirilemez” ifadelerini kullandı.
“İNSAN HAYATI VE DOĞAYLA İLİŞKİSİ TEKNIK PARAMETRELERE İNDIRGENMEMELİDİR”
Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının anayasal güvence altında olduğunu vurgulayan Aksu, “Anayasa’nın 56. maddesi gereğince sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı bir insan hakkıdır. Dolayısıyla burada verilen mücadele bir insan hakkı mücadelesidir” dedi.
Teknik değerlendirmelerin insan yaşamının önüne geçmemesi gerektiğini belirten Aksu, “İnsan hayatı ve doğayla ilişkisi teknik parametrelere indirgenmemelidir. Bu halk bunu istemiyor ve bunu vurguluyorsa bu yapılmamalıdır” ifadelerini kullandı.
“DOĞA KÂR ALANI HALİNE GETİRİLEMEZ”
Bölgede yapılması planlanan yatırımlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aksu, şirketlerin faaliyetlerini farklı alanlara kaydırabileceğini ancak yerel halkın doğrudan etkileneceğini belirterek, “Şirket başka bir yerde yine bir ÇED toplantısı yapar, yine başka bir yerde bir yatırım yapar. Ama buranın halkı, burada bozulan içme suyu, tahrip edilen doğa ve geri dönüşsüz olarak ortadan kaldırılan ormanla baş başa kalır. ” dedi.
Aksu açıklamasının sonunda, “Yerelin hassasiyetlerine kurak verin buranın kadınlarının, çocuklarının, yaşlılarının, gençlerinin her birinin doğadaki bitki örtüsünün, hayvanlarının, kuşlarının, böceklerinin seslerine kulak verin. Doğa kâr alanı haline getirilemez. Oymapınar kâra teslim edilemez” ifadelerini kullandı.

Süreç ÇED kapsamında devam edecek
Toplantıda dile getirilen görüş ve önerilerin ÇED süreci kapsamında ilgili merciler tarafından değerlendirileceği belirtildi. Projeye ilişkin nihai kararın, teknik incelemeler ve resmi değerlendirme sürecinin tamamlanmasının ardından verileceği kaydedildi.





