
Kepez Belediyesi tarafından Dokuma’ya ilişkin sunulan taslak çalışmalar ve görseller üzerine, TMMOB Mimarlar Odası Antalya Şubesi açıklamada bulundu. Oda, belediye tarafından kamuoyuna sunulan çalışmaların yapay zeka araçları kullanılarak hazırlandığının açıklandığını, bu durumun sürece yönelik nitelik ve ciddiyet bakımından önemli soru işaretleri doğurduğunu belirterek süreçte yapılması gerekenlere yönelik açıklamada bulundu.
Kepez Belediyesi tarafından Dokuma alanına ilişkin olarak kamuoyuna sunulan taslak çalışmalar ve görseller üzerine, Türk Mühendis ve Mimarlar Odası Birliği (TMMOB) Mimarlar Odası Antalya Şubesi değerlendirmelerde bulunduğu açıklamayı kamuoyu ile paylaştı.
Oda, belediye tarafından yapay zeka araçları kullanılarak çalışmaların hazırlandığının açıklandığını belirterek, bu konuda görüş verecek bilgi birikimi açısından Antalya’da çok sayıda uzman olduğunu aktardı. Buna yönelik, kentin en değerli kamusal alanlardan birinin geleceğinin yapay zeka tarafından üretilmiş görseller üzerinden tartışmaya açık olmasının kabul edilemez olduğu belirtildi.
“KAMU YARARINA KULLANILMASI BELEDİYENİN İSTEĞİNE VEYA TERCİHİNE SUNACAĞI AYRICALIK DEĞİL”
Oda açıklamada Dokuma’nın kamu yararına kullanılmasının belediyenin isteğine bağlı bir tercih veya kent halkına sunacağı bir ayrıcalık olmadığını, mülkiyet devrinin amacının kamusal sorumluluğu ve idare hukukunun temel ilkeleri gereğinde yerine getirilmesi gereken bir yükümlülük olduğunu ifade etti.
Dokuma’nın bütünüyle veya ağırlıklı olarak gelir ve rant odaklı kullanımlara açık olmasının, Kepez Belediyesine devredilmesinin temel amacıyla bağdaşmayacağı belirtildi.
Dokuma’nın, kentin en değerli kamusal alanlardan biri olduğu ifade edilen açıklamada, belediyenin yapay zeka tarafından üretilmiş görseller üzerinden tartışmaya açık hale getirilmesinin kabul edilebilir olmadığı dile getirildi.
Açıklamanın devamında, Antalya’da yaklaşık beş bin mimarın mesleki bilgi ve deneyimi bulunduğu, ülke genelinde de mimarlık, şehir planlama, peyzaj mimarlığı, ulaşım, ekoloji ve kültürel miras alanlarında geniş bir uzmanlık birikimi olduğu, bu birikimin sürece dâhil edilmemesi düşündürücü olduğu belirtildi.
Yapay zeka kullanımının veri analizi, alternatif geliştirme ve görselleştirme amacıyla kullanılabilecek yardımcı bir araç olduğu ancak kentin ihtiyaçlarını belirleyen, alanın tarihsel ve toplumsal hafızasını kavrayan, kamu yararını gözeten ve alınan kararların hukuki, teknik ve mesleki sorumluluğunu üstlenen bir mimar, şehir plancısı ya da uzman kurulun yerini alamayacağı ifade edildi.
Yapay zeka araçlarıyla üretilen “etkileyici görsellerle”, “proje” izlenimi verecek şekilde sunulmasının, henüz bilimsel, teknik ve toplumsal açıdan değerlendirilmemiş kullanım kararlarının kesinleştiği yönünde yanlış bir algı oluşturulabileceği belirtildi.
Buna yönelik, “Katılımcı planlama süreci; önceden hazırlanmış tasarımlara kamuoyu desteği sağlama yöntemine indirgenmemeli, alanın ihtiyaçlarının ve temel kararlarının ilgili meslek disiplinlerinin, uzmanların ve kent halkının katkısıyla birlikte oluşturulmasını esas almalıdır” ifadesi kullanıldı.
“DOKUMA, GEÇMİŞTE ANTALYA KAMUOYUNUN MÜCADELESİ SONUCUNDA YARGIDAN DÖNMÜŞTÜR”
Dokuma arazisinin geçmişte özel bir şirkete uzun süreli olarak tahsis edilmesine ilişkin işlem gerçekleştirdiği belirtilen açıklamada Antalya kamuoyunun, meslek odalarının ve kent dinamiklerinin mücadelesi sonucunda yargıdan döndüğü ifade edildi.
Geçmişte yaşanan sürece ilişkin tarihsel bir deneyim olduğu belirtilerek, “Bugün atılacak her adımda kamu yararının, şehircilik ilkelerinin, planlama esaslarının ve şeffaflığın temel alınmasını zorunlu kılmaktadır” açıklaması yapıldı.
“ANTALYALILARIN ORTAK DEĞERİ”
Kent belleğinde önemli bir yere sahip olduğu ifade edilen Dokuma alanının, sıradan bir taşınmaz veya belediyeye gelir sağlayacakbir yatırım alanı olarak değerlendirilemeyeceği belirtildi. Dokuma’nın endüstri mirası, kamusal niteliği ve geçmişte uğruna verilen kent ve hukuk mücadelesiyle bütün Antalyalıların ortak değeri olduğu açıklaması yapıldı.
“DOKUMA’NIN GELECEK VİZYONU İKİ AYLIK BİR TAKVİME SIĞDIRILAMAZ”
Antalya’nın önümüzdeki 50 yılına yön vereceğinin belirtildiği ifade edilen açıklamada, Dokuma’nın bu yönde önemli bir alan için aceleyle alınacak kararların, bilimsel, teknik ve katılımcı planlama anlayışıyla bağdaşmayacağı dile getirilerek, ilerleyen aşamalarda telafisi güç sonuçlar da doğurabileceği açıklaması yapıldı.
“Yüzlerce dönümlük büyüklüğü, tarihsel birikimi, kamusal niteliği ve kent bütünü üzerindeki etkileri dikkate alındığında Dokuma alanının geleceği, iki aylık sınırlı bir çalışma takvimi içerisinde belirlenemez” açıklamasında bulunuldu.
Dokuma alanına ilişkin herhangi bir kullanım, planlama veya proje kararı alınmadan önce kapsamlı ve bütüncül biçimde incelenmesi gerektiğine ilişkin şu maddeler belirtildi:
- Alanın mevcut fiziksel durumu ile mülkiyet yapısının,
- Ulaşım bağlantıları, trafik yükü ve altyapı kapasitesinin,
- Antalya’nın sosyal, kültürel ve kamusal mekân ihtiyaçlarının,
- Ekonomik ve demografik gelişme eğilimlerinin,
- İklim değişikliği, afet riskleri ve çevresel etkilerin,
- Doğal, tarihsel ve kültürel miras değerlerinin,
- Yakın çevredeki mevcut ve planlanan yapılaşma kararlarının,
- Kamusal erişim, işletme, yönetim ve finansman modellerinin incelenmesi
Bahsi geçen maddelere yönelik, analizler tamamlanmadan kullanım kararlarının oluşturulmasının, tasarım görsellerininin kamuoyuna sunulmasının ve ihale yönteminin tartışmaya başlanmasının planlama sürecinin doğru sıralamasını bozmakta olduğu ifadeleri kullanıldı.
Buna yönelik, “Bir alanın nasıl tasarlanacağına karar vermeden önce, o alanın hangi kamusal ihtiyaçlara cevap vereceği, ne ölçüde yapılaşabileceği, kent bütünüyle nasıl ilişki kuracağı ve hangi ilkelerle yönetileceği belirlenmelidir” açıklamasında bulunuldu.
Dokuma için izlenmesi gereken yöntemin açık olduğu, önce bilimsel araştırmalar ve katılımcı çalışmalar yürütülmesi gerektiği, ardından ihtiyaç programı ve temel planlama ilkelerin hazırlanması gerektiği, mekânsal çözümlerin de bu çerçeve doğrultusunda geliştirilmesi gerektiği ifadeleri kullanıldı.
“KAMU YARARI, MÜLKİYET DEVRİNDEN DOĞAN TEMEL BİR YÜKÜMLÜLÜKTÜR”
Dokuma alanına ilişkin alınacak bütün kararların temel ölçütünün kamu yararı olması gerektiği belirtildi. Bu ilkenin, Dokuma açısından genel bir planlama tercihi olmasının ötesinde, alanın Kepez Belediyesine devredilmesinin temel gerekçesi ve koşulu olduğu belirtildi.
Sürece ilişkin şu bilgilere yer verildi:
“Antalya Pamuklu Dokuma Sanayii T.A.Ş.nin üretim faaliyetlerinin sona ermesinin ardından alanın özelleştirilmesine yönelik girişimler, Antalya’daki meslek odalarının, sivil toplum kuruluşlarının ve kent halkının yoğun tepkisiyle karşılaşmıştır.
Bu mücadelenin sonucunda Dokuma arazisi, özel mülkiyete geçirilmek yerine kamu yararı gözetilmek üzere Kepez Belediyesine devredilmiştir. Dolayısıyla belediyenin alan üzerindeki tasarruf yetkisi, bu tarihsel ve hukuki koşuldan bağımsız değerlendirilemez.”
Geçmişte Dokuma arazisi üzerinde özel bir şirkete uzun süreli üst hakkı tanınmasına yönelik işlem, yargı denetimine konu olduğu hatırlatıldı. Sürece yönelik, Danıştay 10. Dairesinin kararında alanın kamuya ait olması, devir işleminin kamu yararı koşuluna dayanması ve taşınmaz üzerinde kurulacak hakkın ilgili ihale mevzuatına uygun biçimde tesis edilmesi gerektiğinin vurgulandığı belirtildi.
Açıklamada bu kararın, Dokuma alanına ilişkin işlemlerde kamu yararının soyut bir söylem olarak kullanılamayacağını, alınacak kararların hukuki ve kamusal gerekçelerle ortaya konulması gerektiğini göstermekte olduğu ifade edildi.
“Alan üzerinde yürürlükte bulunan ticaret kullanım kararı da belediyeye sınırsız bir tasarruf yetkisi vermez” denilen açıklamada imar planında ticari kullanımlara yer verilmiş olmasının mülkiyet devrinin kamu yararı amacıyla gerçekleştirilmiş olduğu gerçeğini, alanın kamusal niteliğini ve idarenin kamu yararını gözetme yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı açıklaması yapıldı.
Belediyeye gelir sağlayacak kullanımlar ile geniş anlamdaki kent ve toplum yararı aynı kavramlar olmadığı ifade edilerek şu açıklamalara yer verildi:
“Ticari işlevlere yer verilmesi tek başına hukuka aykırılık anlamına gelmese de bu işlevlerin alanın esas kamusal amacını gölgelemesi, yapılaşma ve rant baskısını artırması veya belirli yatırımcıların çıkarlarını öncelemesi hâlinde, devir koşulları ve kamu yararı ilkesi bakımından ciddi hukuki sorunlar ortaya çıkabilir. Böyle bir süreç; idari itirazlara, yargısal denetime, projenin gecikmesine ve kamu kaynaklarının verimsiz kullanılmasına neden olabilir.”
Dokuma alanında şu maddelere ilişkin süreç yürütülmesi gerektiği belirtildi:
- Kent halkının serbest ve eşit kullanımının esas alınması,
- Kamusal açık ve yeşil alanların korunması ve artırılması,
- Yapılaşma yoğunluğunun sınırlandırılması,
- Alanın afet toplanma, kültür, eğitim, rekreasyon ve sosyal donatı potansiyelinin değerlendirilmesi,
- Dokuma’nın tarihsel ve endüstriyel miras kimliğinin korunması,
- Ticari işlevlerin kamusal kullanımları destekleyen sınırlı ve tamamlayıcı bir nitelikte tutulması,
- Planlama, ihale ve uygulama süreçlerinin şeffaf, katılımcı ve denetlenebilir biçimde yürütülmesi
“ÖNCELİKLE BAĞIMSIZ VE ÇOK DİSİPLİNLİ BİR KURUL TARAFINDAN İHTİYAÇ PROGRAMI HAZIRLANMALIDIR”
Oda tarafından yapılan açıklamının devamında, alanın hangi işlevlere ihtiyaç duyduğu ve Antalya kent bütünü içinde nasıl bir rol üstleneceğini ortaya koyan kapsamlı bir ihtiyaç programının, Dokuma’nın geleceğine ilişkin mimari ve mekânsal çözümler üretilmeden önce hazırlanması gerektiği belirtildi.
Bu çalışmada ulusal ve uluslararası ölçekte deneyime sahip mimar, şehir plancısı, peyzaj mimarı ve kentsel planlama uzmanlarından oluşan bağımsız ve çok disiplinli bir kurul oluşturulması gerektiği aktarıldı.
Ayrıca, bahsi geçen uzmanların yanı sıra Antalya’nın tarihsel gelişimi, güncel gereksinimleri, planlama sorunları ve uygulama koşullarını iyi bilen kente ilişkin değerlendirmelerini tarafsız ve bilimsel ölçütlerle yapabilecek kişilere de yer verilmesi gerektiği ifade edildi.
“Kurul üyeleri herhangi bir proje önerisini savunmak veya önceden belirlenmiş kararları onaylamak üzere değil; alanı planlama, kamu yararı ve kent bütünü açısından nesnel biçimde değerlendirmek üzere görevlendirilmelidir” açıklamasında bulunuldu.
Sağlıklı bir proje sürecinin temelini, etkileyici görsellerden önce kapsamlı ve gerçekçi bir ihtiyaç programı oluşturulacağı ifade edilerek şu açıklama yapıldı:
“Bu aşamada yeni bir yarışmaya veya önceden belirlenmiş tasarımların üretilmesine kaynak ayrılması yerine, mevcut bütçenin bilimsel araştırmalara, alan analizlerine, katılımcı çalışmalara ve nitelikli bir ihtiyaç programının hazırlanmasına yönlendirilmesi daha doğru olacaktır.”
Hazırlanacak çalışmanın Dokuma alanının ve Kepez ilçesinin gereksinimleriyle sınırlandırılmaması gerektiği, Antalya’nın mevcut ve gelecekte ortaya çıkabilecek sosyal, kültürel, ekonomik, çevresel ve kamusal mekân ihtiyaçları bütüncül biçimde değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Alanın Antalya kent merkeziyle ilişkisi, ulaşım bağlantıları, açık ve yeşil alan sistemi, sosyal donatı ihtiyacı, kültürel işlevleri ve kamusal kullanım olanakları birlikte ele alınması gerektiği belirtildi.
Ayrıca şu açıklamalar yapıldı:
“Kurul, Dokuma alanı için daha önce gerçekleştirilen yarışmanın proje önerilerini, raporlarını ve jüri değerlendirmelerini de incelemelidir. Önceki yarışma sürecinde elde edilen mesleki ve bilimsel birikim yok sayılmamalı; bu çalışmalardaki öneriler güncel ihtiyaçlar, değişen kent koşulları ve yeni planlama verileri doğrultusunda yeniden değerlendirilmelidir.
Çalışma, alan sınırları içinde kalan tekil bir proje yaklaşımıyla yürütülmemelidir. DokumaPark, Pil Fabrikası, çevredeki konut alanları, ulaşım sistemi, sosyal donatılar, yakın çevredeki yapılaşma kararları ve olası kentsel dönüşüm süreçleri birlikte incelenmelidir.
Kentsel dönüşümün çevrede oluşturabileceği nüfus, yoğunluk, ulaşım ve altyapı etkileri de ihtiyaç programının temel girdileri arasında yer almalıdır.”
Kurulun görevinin doğrudan bir mimari proje hazırlamak olmadığı, bilimsel verilere ve uygulama gerçeklerine dayanan kapsamlı bir ihtiyaç programı ve planlama çerçevesi oluşturmak olduğu belirtilerek şu maddelere yer verildi:
- Alanın taşıma kapasitesi,
- Antalya’nın güncel ve gelecekteki kamusal ihtiyaçları,
- Önerilecek sosyal ve kültürel işlevler,
- Yapılaşma sınırları ve yoğunluğu,
- Açık ve yeşil alan sistemi,
- Ulaşım ve altyapı kararları,
- Yakın çevre ve kentsel dönüşüm ilişkileri,
- Koruma, etaplama, işletme ve yönetim modelleri
Bahsi geçen maddelerin açık biçimde belirlenmesi gerektiği belirtildi.
“Bilimsel ve uygulamaya yönelik bu çalışma tamamlandıktan sonra, hazırlanacak ihtiyaç programı doğrultusunda en uygun proje elde etme yöntemi belirlenebilir. Böylece Dokuma’nın geleceği, önceden oluşturulmuş tasarım görsellerine göre değil; Antalya’nın gerçek ihtiyaçlarını esas alan, tarafsız, bilimsel ve uygulanabilir bir planlama süreciyle şekillendirilebilir” açıklamasında bulunuldu.
“İYİ NİYET BEYANI PLAN DEĞİŞİKLİĞİYLE GÜVENCE ALTINA ALINMALIDIR”
Kepez Belediye başkanının açıklaması olumlu olmak birlikte şeklinde ifade edilen açıklamada, Dokuma alanın geleceği kişisel beyanlarla veya görev süresiyle taahhütlerle güvence altına alınamayacağı belirtildi. “Kepez Belediye Başkanı tarafından, mevcut imar planında yer alan E=1,87 emsal ve 15 kat yapılaşma hakkının kullanılmayacağı, alandaki yapılaşma emsalinin E=0,40’ı aşmayacağı ifade edilmektedir” açıklamasında bulunuldu.
“BAĞLAYICI BİR PLANLA ORTAYA KOYMALIDIR”
Kepez Belediyesi’nin Mimarlar Odası, ilgili meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çalışmak konusunda kararlıysa ifadeleri kullanılarak, bu iradesini bağlayıcı bir plan kararıyla ortaya koyması gerektiği belirtildi.
Başka bir açıklamada sürecin şu sırayla yürütülmesi gerektiği ifade edildi:
“Bu kapsamda Belediye Meclisi tarafından gerekli plan değişikliği yapılarak mevcut E=1,87 yapılaşma emsali E=0,40’a düşürülmeli; yapı yükseklikleri, kullanım oranları, kamusal açık alanlar ve yeşil alan miktarları plan hükümleriyle açıkça güvence altına alınmalıdır”
“İLK KOŞUL PLAN DEĞİŞİKLİĞİ”
Plan değişikliğinin yapılmasının, Dokuma alanında düşük yoğunluklu, kamusal kullanımı esas alan ve kent yararını gözeten bir yaklaşımın benimsendiğini somut biçimde göstereceği belirtilerek şu açıklama yapıldı:
“Mevcut yüksek yapılaşma hakları yürürlükte bırakılarak yapılacak proje, ihale veya yatırım işlemleri, gelecekte bu hakların kullanılabilmesine imkân tanıyacaktır. Bu nedenle iyi niyet beyanının hukuki, kalıcı ve denetlenebilir bir güvenceye dönüşmesinin ilk koşulu plan değişikliğidir.”
“GEREKLİ KOŞULLAR OLUŞTURULURSA SÜRECİN HER AŞAMASINDA TEKNİK DESTEK SUNMAYA HAZIRIZ”
Yapılaşma emsalinin E=0,40’a düşürülerek plan kararına bağlanması, bağımsız ve çok disiplinli kurulun oluşturulması, kapsamlı ihtiyaç programının hazırlanması ve sürecin katılımcı ve şeffaf biçimde yürütülmesi durumunda, TMMOB Mimarlar Odası Antalya Şubesi’nin bundan sonraki aşamalarda mesleki ve teknik katkı sunmaya hazır oldukları ifade edildi.
İhtiyaç programının hazırlanması, planlama ilkelerinin belirlenmesi, proje elde etme yönteminin oluşturulması ve mimari projenin üretilmesi aşamalarında bilgi ve deneyimlerini paylaşmaya devam edecekleri belirtildi.
Sürecin şu sırayla yürütülmesi gerektiği ifade edildi:
- Mevcut yapılaşma emsali Belediye Meclisi kararıyla E=0,40’a düşürülmelidir.
- Bağımsız, tarafsız ve çok disiplinli bir bilimsel kurul oluşturulmalıdır.
- Mevcut yarışma çıktıları ile jüri değerlendirmeleri incelenmelidir.
- Antalya’nın ve yakın çevrenin güncel ve gelecekteki ihtiyaçlarını dikkate alan kapsamlı bir ihtiyaç programı hazırlanmalıdır.
- Yapılaşma sınırları, kamusal kullanım koşulları, açık ve yeşil alan oranları ile temel planlama ilkeleri belirlenmelidir.
- Mimari projenin elde edilmesine ilişkin yöntem ve ihale koşulları bu kurallar doğrultusunda hazırlanmalıdır.
Sürece yönelik bilimsel kurul tarafından ihtiyaç programı ve temel planlama ilkelerinin hazırlaması gerektiği belirtildi. Belediyenin süreçte yapması gerekenlere ilişkin şunlar söylendi:
“Belediye; proje elde etme, ihale ve uygulama süreçlerini belirlenen ölçütler ve ihtiyaçlar doğrultusunda yürütmelidir. İhale koşullarında alanın kullanım kararları, yapılaşma sınırları, kamusal alan oranları, açık ve yeşil alan sistemi ile uygulama esasları açık ve bağlayıcı biçimde tanımlanmalıdır.”
Açıklamanın devamında yapay zeka görsellerine, tanıtım çalışmalarına veya ihtiyaç programı hazırlanmadan yürütülecek tasarım faaliyetlerine ayrılacak kamu kaynağının bilimsel araştırmalara, alan analizlerine, uzman çalışmalarına ve ihtiyaç programının hazırlanmasına yönlendirilmesi daha verimli ve uygulanabilir sonuçlar sağlayacağı ifade edildi. Dokuma’nın geleceğinin önceden hazırlanmış görseller veya geçici beyanlar üzerinden değil, Antalya’nın güncel ve gelecekteki gereksinimleri, kamu yararı ve bilimsel planlama ilkeleri doğrultusunda belirlenmesi gerektiği belirtildi.
Son olarak şu ifadeler kullanıldı:
“Dokuma Antalya’nındır ve bu alanla ilgili kararlar Antalya’nın ortak aklıyla alınmalıdır. Bilimin, hukukun ve kamu yararının rehberliğinde, Dokuma alanı için planlanan süreçlerin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.”




