UNEP Raporu: 1,5 derece hedefi için emisyonlar 2035'e kadar yüzde 45 azaltılmalı
Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın (UNEP) Emisyon Açığı Raporu'na göre, küresel ısınmayı yüzyıl sonunda 1,5 santigrat dereceye düşürebilmek için emisyonların 2030'a kadar yüzde 18, 2035'e kadar yüzde 45, 2040'a kadar ise yüzde 69 azaltılması gerekiyor.

Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın (UNEP) Emisyon Açığı Raporu'na göre, küresel ısınmayı yüzyıl sonunda 1,5 santigrat dereceye düşürebilmek için emisyonların 2030'a kadar yüzde 18, 2035'e kadar yüzde 45, 2040'a kadar ise yüzde 69 azaltılması gerekiyor. Raporda, Türkiye'nin 2025'te emisyonlarını en hızlı artıran ikinci G20 ülkesi olduğu belirtildi.
İklim Masası
Raporun basın toplantısına video mesaj ileten Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres, "limit aşımının pes etmek anlamına gelmediği" vurgusunu yaptı. Aşımın mümkün olduğunca "küçük ve kısa" olabilmesi ve küresel ısınmanın yüzyıl sonunda yeniden 1,5 santigrat derece seviyesine düşürülebilmesi için emisyonlarda "acil ve sıkı" kesintiler yapılması gerekiyor. 1,5 santigrat derece eşiğinin aşılmasının ölümcül seller, sıcak dalgaları ve orman yangınları gibi iklim etkilerini ve risklerini artırabileceği belirtiliyor. Rapora göre mevcut politikalarla devam edilmesi durumunda küresel ısınma yüzyıl sonuna kadar 2,8 santigrat dereceye ulaşabilir.
TÜRKİYE'YE İLİŞKİN BULGULAR
Bu tabloda COP31 Başkanı ve ev sahibi Türkiye, 2025'te emisyonlarını en hızlı artıran ikinci G20 ülkesi olarak öne çıkıyor. Raporda ayrıca Türkiye'nin emisyon hedefinin, emisyonların olağan seyrinde ulaşacağı seviyeden bile daha yüksek olduğuna dikkat çekiliyor.
Emisyonları en çok artan ülkenin açık ara farkla ABD olduğu (133 megaton karbondioksit eşdeğeri) belirtilirken, hemen ardından Türkiye'nin (24 megaton karbondioksit eşdeğeri), İran'ın (18,9 megaton karbondioksit eşdeğeri) ve Endonezya'nın (17,4 megaton karbondioksit eşdeğeri) geldiği hesaplanıyor.
Raporda, G20 üyelerinden Türkiye'nin yanı sıra Çin, Hindistan, Endonezya, Rusya ve Güney Afrika'nın mevcut politikalarının, Ulusal Katkı Beyanlarındaki hedeflerden daha düşük emisyonlara yol açacağı belirtiliyor. Özellikle Türkiye ve Rusya'nın emisyonlarının bugünkü gibi seyretmesi durumunda Ulusal Katkı Beyanı'nda hedeflenen emisyon seviyesinden yüzde 20 daha düşük olacağı vurgulanıyor.
DR. ÜMİT ŞAHİN: "TÜRKİYE'NİN HERHANGİ BİR EMİSYON AZALTIM HEDEFİ YOK"
Raporu değerlendiren İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Doktor Ümit Şahin, Türkiye'nin iklim hedefinin ek politika gerektirmediğine yönelik tespitin raporun Türkiye'ye yaptığı "en vurucu uyarı" olduğunu söyledi.
Şahin, "Bu uyarı önceki raporlarda da vardı ve anlaşılıyor ki geçen sene açıklanan yeni Ulusal Katkı Beyanı (NDC) hiçbir şeyi değiştirmemiş. Türkiye'nin 2035'te emisyonlarını 'indirmeyi' hedeflediği düzey, mevcut politikalarıyla emisyonlarının normal şartlarda çıkacağı düzeyden çok yüksek. Bu da Türkiye'nin sadece mutlak emisyon azaltım hedefi olmadığını değil, herhangi bir emisyon azaltım hedefi olmadığını, mevcut durumun devamını kağıt üzerindeki hesap oyunuyla politikaymış gibi sunduğunu gösteriyor. Kendi ulusal iklim politikaları ciddi olmayan ve kağıt üzerinde kalan bir ülke nasıl bir iklim liderliği yapacak, Antalya'da göreceğiz" dedi.
Şahin, "Bu yetersiz hedefin en önemli nedeni kömür ısrarı. Yenilenebilir enerjideki mevcut artış hızının iyi olduğunu ancak ülkenin enerji politikalarını belirleyenler kömürden vazgeçmeye yanaşmadığı için bu artışın emisyonları azaltacak şekilde bir enerji dönüşümüne neden olmadığını gösteriyor. Oysa biz İPM olarak Türkiye'nin 2036'ya kadar kömürlü termik santrallerini kademeli olarak kapatmasının mümkün olduğunu yaptığımız modelleme çalışmalarıyla göstermiştik. Artık BM'nin bu eleştirileri ciddiye alınmalı ve Türkiye acilen kömürden kademeli çıkış kararını alarak açıklamalı" ifadelerini kullandı.
"G20'DE EMİSYONLARI EN ÇOK ARTIRAN İKİNCİ ÜLKE TÜRKİYE"
Şahin, G20 ülkeleri arasında 2025'te emisyonlarını en çok artıran ikinci ülkenin Türkiye olacağına dair öngörüye ilişkin, "Türkiye emisyon azaltım hedefi olmadığı sürece emisyon artışı rekor kırmaya devam edecek. Bunun ekonominin normal gidişatıyla ilgili olmadığı, verilen fosil yakıt dostu kararlarla ilgili olduğu emisyonları en çok artan G20 ülkesinin ABD olmasından da belli" dedi.
ÖZLEM KATISÖZ: "COP31'DE TÜRKİYE'NİN SÖYLEMİ İLE EYLEMİ ARASINDAKİ TUTARLILIK SINANACAK"
Avrupa İklim Eylem Ağı Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz, "COP31 Başkanı Murat Kurum, artık taahhütlerden somut eyleme geçilmesi gerektiğini her fırsatta vurguluyor. UNEP Emisyon Açığı Raporu'nun bilimsel uyarılarının siyasi kararlara dönüşmesi gereken bir yer varsa, o da COP31 olmalı. Murat Kurum'un söylemi ile eylemi arasındaki tutarlılık iki alanda sınanacak" diye konuştu.
Katısöz, "İlki Türkiye'de: Kendi bakanlığının yetkisindeki yeni kömürlü termik santral projelerinin izin süreçlerini durdurmak ve hazırlanan Ulusal Adil Geçiş Stratejisi'nin kömüre bağımlı yerel ekonomilerin dönüşümünü kapsamasını sağlamak. İkincisi COP31'de: Gelişmiş ülkelerin ve gelişmekte olup bunu yapabilme kapasitesi olan ülkelerin fosil yakıtlardan çıkış için yol haritaları ortaya koymasına, gelişmekte olan ülkelerin dönüşümünü hızlandıracak finansman ve adil geçiş mekanizmalarının hayata geçirilmesine öncülük etmek" ifadelerini kullandı.
İKLİM MASASI HAKKINDA:
İklim Masası, iklim değişikliğiyle ilgili güvenilir bilgileri kamuoyunda yaygınlaştırmayı hedefleyen ücretsiz bir haber servisidir. Yazarları, haberleştirdikleri konularda uzmanlığı bulunan bilim insanlarıdır.
İklim Masası’nın paylaştığı haberler, haberi yazan bilim insanını referans göstermek kaydıyla, kısmen veya tamamen paylaşılabilir veya alıntılanabilir. Kısmen paylaşıldığı durumlarda, bütünün anlamından koparılarak veya çarpıtılarak gerçek dışı bilimsel veya siyasi bir anlam çıkarılamaz.
EkolojiClimaMeter: İstanbul'daki sel olayında yağışlar iklim değişikliğiyle yüzde yedi, rüzgarlar yüzde dokuz şiddetlendi İklim değişikliğinin aşırı hava olayları üzerindeki etkisini inceleyen ClimaMeter, 14 Ekim'de İstanbul'da yaşanan sel olayına ilişkin bir analiz yayımladı. Analizde, iklim değişikliğinin yağış ve rüzgar şiddetini artırdığı belirtildi..webp&w=3840&q=75)
.webp&w=3840&q=75)
.webp&w=3840&q=75)
