
Akdeniz Üniversitesi’nde kadın ve LGBTİ+ öğrencilerin güvenli bir kampüs yaşamı ve dayanışma misyonuyla bir araya gelen Akdenizli Kadınlar, kampüs güvenliği, kampüslerde yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri üzerine Antalya Kent Haber’in sorularını yanıtladı.
Aslı Görgülü
Akdenizli Kadınlar, kadın ve LGBTİ+ öğrencilerin güvenli bir kampüs yaşamı ve dayanışma misyonuyla Akdeniz Üniversitesi öğrencileri tarafından 18 Şubat 2026 tarihinde faaliyete geçirildi. Akdenizli Kadınlar, üniversite yaşamındaki güvenlik zafiyetleri, öğrencilerin yaşadığı mağduriyetler ve çözüm taleplerini Antalya Kent Haber’e anlattı.
Söyleşide Akdenizli Kadınlar’ın, kadın ve LGBTİ+ öğrencilerin Akdeniz Üniversitesi kampüslerinde karşılaştığı eşitsizliklere karşı bir dayanışma ağı oluşturduğu belirtilirken, kampüs ve yurtlarda hissedilen güvensizlik haline karşı somut adımlar atılması gerektiği vurgulandı.

BİR DAYANIŞMA İHTİYACINI DOLDURMAK
A.G.: Öncelikle Akdenizli Kadınlar’ın kuruluş sürecinden ve temel misyonundan bahsedebilir misiniz?
A.K.: “Topluluğumuz, kampüsümüzde eksik olduğunu hissettiğimiz feminist hareketin yanı sıra kadın ve LGBTİ+ öğrencilerin; üniversite kampüslerinde ve günlük yaşamda karşılaştıkları eşitsizlik, barınma sorunları, ekonomik zorluklar ve cinsiyetçi baskılara karşı yan yana gelmesini sağlayan bir dayanışma ihtiyacını doldurmak için 18 Şubat 2026’da kuruldu.
Bizler Akdeniz Üniversitesi’nde kadın hareketini güçlendirmek isteyen öğrencileriz. Rekabetçi düzenin yerine dayanışmayı koyarak, kadınların yaşamları ve emekleri üzerinde söz sahibi olduğu bir dünyayı yaratmanın mümkün olduğunu düşünüyoruz”
“MİSYONUMUZ, ÖĞRENCİLERİN HAKLARINI SAVUNMAK”
A.G.: Topluluğun gelecek hedefleri ve kurumsal yapısı nasıl şekilleniyor?
A.K.: “Akdenizli Kadınlar, Akdeniz Üniversitesi’ndeki kuruluşundan sonra Öğrenci Sendikası ile birleştireceğimiz bir kadın hareketi; bir nevi sendikanın başlangıç ayaklarından biri. Üniversitelerdeki Cinsel Tacizi Önleme birimlerinin inaktif oluşu veya kapatılmış olması büyük bir güvenlik açığı oluşturuyor.
Misyonumuz, öğrencilerin haklarını savunmak ve daha güvenli kampüsler için bir mücadele hattı kurmaktır. Bu kapsamda hazırladığımız ‘Akademide Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (2026)‘ raporunu da farkındalık yaratması açısından önemsiyoruz”

“IŞIKLANDIRMA YETERSİZLİĞİ VE ISSIZLIK ENDİŞE VERİCİ”
A.G.: Kampüs ve yurtlarda kendinizi ne kadar güvende hissediyorsunuz? Gündüz ve gece arasında bir fark var mı?
A.K.: “Gündüz vakitleri ve kalabalıkken kendimizi daha güvende hissediyoruz ancak hava karardığında durum değişiyor. Kampüsün ışıklandırmasının yetersizliği ve yaşanan ıssızlık endişe verici. Özellikle tasarruf kapsamında yapıldığı söylenen elektrik kesintileri güvenliğimizi doğrudan tehdit ediyor. Yurtlarda ise ışıklandırma sorununun yanı sıra odalarımızın kapılarında kilit olmaması büyük bir risk yaratıyor”
A.G.: Güvenlik konusunda Akdeniz Üniversitesi kampüsünde veya yurt içinde yaşadığınız somut bir örnek paylaşmak ister misiniz?
A.K.: “Maalesef çok fazla örnek var. Örneğin, dört sene önce bir arkadaşımız, yurdun kapısında duran bir güvenlik görevlisinin kendisini sosyal medyadan bulup istek atmasıyla bir taciz durumu yaşadı. Kendisi, yalnız olduğu için kimseye söyleyememiş ve yurtlarda kilit sistemi olmadığı için de bir süre rahat uyuyamamıştı. Görevlilerin güvenliğimizi sağlamak yerine bu tür davranışlar sergilemesi çok öfkelendirici.
Ayrıca kampüse giriş kısıtlamalarının tutarsızlığına da şahit oluyoruz. Ailelerimizin ve kuryelerin girişine izin verilmezken, çevre apartmanlarda yaşayanların kampüsü ‘kestirme yol’ olarak kullanabildiğini öğrendik”
“CİDDİ BİR MAHREMİYET SORUNU VAR”
A.G.: Yurtlardaki yaşam koşulları ve kuralları güvenliğinizi nasıl etkiliyor?
A.K.: “Yurtlarda ciddi bir mahremiyet sorunu var. Memurların veya güvenliğin, kapıyı sadece bir kez vurup çok hızlı bir şekilde odaya girmesi bizi hazırlıksız yakalıyor ve bu durum çok rahatsız edici.
Ayrıca giriş-çıkış saatleri de güvenliği sağlamıyor. 23.00’dan sonra girildiğinde işlem yapılması veya 00.00’dan sonra girişin yasak olması, birçok arkadaşımızın izin alamadığı durumlarda dışarıda sabahlamasına ve daha da güvencesiz kalmasına yol açıyor”
A.G.: Peki, mevcut güvenlik önlemlerini ve personelin yaklaşımını yeterli buluyor musunuz?
A.K.: “Güvenliğin bizi gerçekten koruduğunu düşünmüyoruz. Bir asansör düştüğünde veya yurda yabancı biri girdiğinde bize ‘susmamızı’ ilk söyleyenler yine onlar oluyor. Hatta bir öğrenci eylemi olduğunda şiddet uygulayacak ilk kişiler de maalesef güvenlik görevlileri.
Yurtlarda her yerde kamera var ama bir hırsızlık yaşandığında ‘çalışmadığı’ söylenerek geçiştiriliyor. Asansörlerde bile kamera var. Geçenlerde iki çift ayakkabı çalındı ama uğraşmamak için kameraların çalışmadığı söylendi”

GÜVENLİ KAMPÜS İÇİN TALEPLER
A.G.: Son olarak, güvenli bir kampüs için üniversite yönetiminden talepleriniz nelerdir?
A.K.: “Taleplerimizi net bir şekilde sıralayabiliriz:
Işıksız alanlarda kör nokta kalmayacak şekilde aydınlatma sorunu çözülmelidir.
Kampüsün ıssız bölgelerine, basıldığında doğrudan güvenlik merkezine veya kolluk kuvvetlerine anında konum ve ses ileten acil yardım butonları yerleştirilmelidir.
Yurt odalarına kartla çalışan kilit sistemleri kurulmalıdır.
Yurt görevlileri ve güvenlik personeli mahremiyet konusunda eğitilmeli ve görevini kötüye kullananlar denetlenmelidir.
Yurt girişleri ve ortak kullanım alanlarındaki kameralar her zaman çalışır durumda olmalı ve bakımları düzenli yapılmalı.
Giriş-çıkış saati sınırlamaları kaldırılmalı, öğrencilerin sosyal hayata katılımına yurtlar karar vermemeli. Böylelikle personellerin de bir işte çalıştığı için yurda geç girmek zorunda kalan arkadaşlarımıza sanki çok kolaymış gibi iş değiştirmesini söylemesi de gerekmez.
Güvenlik sistemleri kurulurken öğrenci kulüplerinin ve sendikaların görüşleri dikkate alınmalıdır.
Gerçek bir kampüs güvenliği sadece yüksek duvarlarla ve kameralarla değil; şeffaf, hesap verebilir, liyakatli ve öğrenciyi merkeze alan bir yönetim anlayışıyla inşa edilebilir”





