Gülistan Doku için Antalya Barosu KHTCEK’den açıklama: “Sorumluların yıllarca hesap vermemesi kabul edilemez”

antalya barosu gülistan doku antalya barosu gülistan doku
Fotoğraf: Beyza Kural / csgorselarsiv.org

Antalya Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu (KHTCEK) tarafından, Gülistan Doku soruşturması için açıklama yayımlandı. Soruşturmaya ait delillerin karartıldığına dair yeni bulguların kamu kurumlarına güveni zedelediği vurgulanan açıklamada sorumluların hesap vermesi ve akıbetin aydınlatılması talep edildi.

Antalya Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu (KHTCEK) tarafından Gülistan Doku soruşturmasında meydana gelen gelişmeler için açıklama yayımlandı. Yayımlanan metinde, Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturmada tespit edilen yeni bulguların maddi gerçeğin açığa çıkarılmasını engellediği ifade edildi.

Bilirkişi raporlarına ve savcılık soruşturmasına göre, Doku’nun kaybolmadan kısa süre önce Tunceli Devlet Hastanesi’ne başvurduğuna dair kayıtların, olay tarihinden sonra yetkisiz kişilerce kasten silindiği belirtilen açıklamada, “Aynı şekilde, farklı kamu birimlerine ait veri ve kayıtların da ortadan kaldırıldığına dair iddialar, bu dosyada maddi gerçeğin açığa çıkarılmasının bilinçli şekilde engellenmiş olabileceğine işaret etmektedir” ifadeleri kullanıldı.

DELİL KARARTMA İDDİALARI

KHTCEK tarafından yayımlanan açıklamada, farklı kamu birimlerine ait veri ve kayıtların ortadan kaldırıldığına dair iddiaların ciddi bir güvenlik açığına işaret ettiği belirtildi.

Soruşturma dosyasındaki kayıtların kanuna aykırı şekilde sistemden silinmesinin, maddi gerçeğin açığa çıkarılmasını bilinçli olarak engellediği belirtilen açıklamada, “Bir kadının kaybolduğu, akıbetinin hâlâ aydınlatılamadığı bir süreçte; delillerin karartılması, kayıtların silinmesi ve sorumluların yıllarca hesap vermemesi kabul edilemez” ifadeleri kullanıldı.

CEZASIZLIK SORUNUNA DİKKAT ÇEKİLDİ

Açıklamada, kadınlara yönelik şiddetin önlenememesinin en önemli nedenlerinden birinin, faillerin korunabildiği algısının toplumda yerleşmesi olduğu belirtildi.

Kurul tarafından yapılan değerlendirmede, “Aydınlatılmayan her dosya, yeni suçlara zemin hazırlamakta, her cezasızlık hali, adalete olan güveni biraz daha aşındırmaktadır” ifadeleri kullanılarak hukukun üstünlüğünün zedelendiği kaydedildi.

Soruşturmanın etkin ve titiz bir şekilde ele alınmasının yargı makamlarının temel yükümlülüğü olduğu hatırlatılan açıklamada ayrıca, soruşturma sürecindeki ihmallerin, cezasızlık politikalarının kadınlara yönelik şiddet vakalarına zemin hazırladığı vurgulandı.

ADALET MÜCADELESİ

“Bu süreçte görev yapan savcının kararlı yaklaşımı kadar, Gülistan Doku’nun annesi, ablası ve kadın örgütlerinin yıllardır sürdürdüğü ısrarlı adalet mücadelesi de gerçeğin ortaya çıkarılmasında belirleyici olmuştur” ifadelerinin kullanıldığı açıklamada, Gülistan Doku’nun ailesinin ve kadın örgütlerinin yıllardır sürdürdüğü ısrarlı adalet mücadelesinin gerçeğin ortaya çıkarılmasında belirleyici olduğu vurgulandı.

Açıklamada ayrıca Rojin Kabaiş, Rabia Naz Vatan ve Nadira Kadirova dosyalarına da değinilerek, tüm şüpheli kadın ölümleri ve kayıpları için gerçeklerin eksiksiz biçimde ortaya çıkarılması istendi.

BARO TARAFINDAN SIRALANAN TALEPLER

“Antalya Barosu tarafından sürecin takip edileceği belirtilerek şu talepler duyuruldu:

Gülistan Doku’nun akıbeti derhal ve tüm yönleriyle aydınlatılmalıdır.

Delil karartma iddiaları etkin, bağımsız ve şeffaf bir şekilde soruşturulmalıdır.

Soruşturmadaki ihmaller ve tüm sorumlular hakkında gerekli işlemler yapılmalıdır.

Kamu görevlileri dahil hiç kimsenin hukukun üstünde olmadığı somut biçimde ortaya konmalıdır”

Adaletin gecikmesinin inkar anlamına geldiği ifade edilen açıklamada, tüm sorumlular hesap verene kadar sürecin takipçisi olunacağı bildirildi.

NE OLMUŞTU?

Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de Tunceli’de kaybolmasıyla başlayan ve “intihar” iddiasıyla sürüncemede bırakılan soruşturmada yıllardır ilerleme kaydedilmemişti.

Doku ailesinin ve kadın örgütlerinin yıllar süren mücadelesinin ardından bu yıl (2026) Nisan ayı itibarıyla dosyada gelişmeler meydana geldi. Dosyaya eklenen yeni kamera kayıtları ve savcı değişikliğinin ardından, olayın üzerini örttüğü ve delilleri kararttığı iddia edilen, aralarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve baş şüpheli Zaynal Abarakov’un da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında yasal işlem başlatıldı.

Nisan ayındaki son gelişmelerle birlikte ailenin ve kadın örgütlerinin mücadelesi sonucunda, “kasten öldürme”, “suç delillerini yok etme” ve “yağma” gibi suçlamalarla toplam 13 şüpheli gözaltına alındı ve 10’u tutuklandı.

Başka birinin kimlik bilgileriyle Elazığ’da konakladığı otelde yakalanan eski vali Tuncay Sonel ise görevden açığa alınarak “delilleri gizleme” suçlamasıyla soruşturma kapsamına alındı.

Devam eden soruşturma kapsamında altı yıldır sonuçsuz kalan süreç için, kamuoyu baskısı ve yeni bulgular sayesinde faillerin ve ihmali olan kamu görevlilerinin yargılandığı yeni bir aşamaya ulaşıldı.