Antalya Barosu KHTCEK’den, AYM’nin süresiz nafaka düzenlemesini iptaline ilişkin: “Kadınların ekonomik güvencelerine yönelik saldırıları kabul etmiyoruz”

Fotoğraf: Serra Akcan / csgorselarsiv.org

Antalya Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu (KHTCEK), Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) süresiz nafaka düzenlemesini oy çokluğuyla iptal etmesine karşı açıklama yaptı. Açıklamada, kadınların mücadeleleri sonucunda kazanılmış haklarının geriye götürülmesinin kabul edilmediği belirtildi.

Anayasa Mahkemesi (AYM) süresiz nafaka düzenlemesini oy çokluğuyla iptal etti. İptal hükmünün dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildi. İptal kararının gerekçesinin daha sonra yazılacağı belirtildi. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının, gerekçeli kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildi.

Bu kararın ardından Antalya Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu tarafından yapılan açıklamada, kadınların mücadeleleri sonucunda kazanılmış haklarının toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştirecek biçimde geriye götürülmesinin kabul edilmediği belirtildi.

“YOKSULLUK NAFAKASI TEKNİK BİR HUKUKİ İLİŞKİ DEĞİLDİR”

Açıklamada, yoksulluk nafakasının yalnızca boşanma sonrasında kurulan teknik bir hukuki ilişki olmadığı, kadınların düşük ücretli ve güvencesiz istihdam koşullarına, işsizliğe, görünmeyen bakım emeğine ve ev içi ücretsiz çalışmaya sistematik biçimde maruz bırakıldığı ifade edildi. Toplumsal cinsiyete dayalı iş bölümü nedeniyle kadınların önemli bir kısmının çalışma yaşamından uzaklaştığı, ekonomik bağımsızlığını kaybettiği ve boşanma sonrasında yoksulluk riskiyle karşı karşıya kaldığı kaydedildi.

“SINIRLI BİR EKONOMİK GÜVENCE”

Evlilikleri boyunca çalışma yaşamından uzak tutulan, eğitim hakkına erişimi engellenen, ev içi emek ve bakım yükünü üstlenmek zorunda bırakılan, ekonomik şiddet ve sömürü biçimleri altında yaşamını sürdüren pek çok kadının boşanma kararı aldığında uzun ve yıpratıcı yargı süreçleriyle karşı karşıya kaldığı belirtilen açıklamada, bu süreçlerin sonunda hükmedilen nafakanın çoğu zaman kadınların yaşamını yeniden kurmasına tek başına yetmeyen sınırlı bir ekonomik güvence olduğu ifade edildi.

“NAFAKA SÜRESİZ DEĞİLDİR”

Açıklamada, Medeni Kanunu’nda nafakanın süresiz olmadığı, kanun koyucu tarafından belirlenen hakkaniyete uygun sona erme hallerine bağlandığı hatırlatıldı. 4721 sayılı Medeni Kanunu‘nun 176. maddesi uyarınca nafakanın; alacaklının yeniden evlenmesi, taraflardan birinin ölümü, alacaklının fiilen evli gibi yaşaması veya yoksulluğunun ortadan kalkması durumlarında sona erdiği belirtildi.

Açıklamada, “Süresiz” ifadesinin nafakanın hiçbir koşulda bitmeyeceği anlamına gelmediği, yalnızca kanuni sona erme nedenleri gerçekleşene kadar devam eden bir güvenceyi ifade ettiği kaydedildi.

Anayasa Mahkemesi’nin 2012 yılında sosyal hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak nafaka hakkını koruyan ve iptal istemini reddeden yerleşik içtihadına rağmen; bugün mahkemenin hukuki istikrarı yok sayan bir yaklaşıma yöneldiği belirtilen açıklamada, mahkemesin henüz kararını dahi açıklamadan yargı süreçlerinin “12. Yargı Paketi” gibi düzenlemelerle siyaseten şekillendirilmeye çalışılmasının, hukukun evrensel ilkeleriyle bağdaşmayan vahim bir müdahale olduğu ifade edildi.

Açıklamada bugün tartışılması gerekenin, kadınların boşanma sonrası yaşamlarını sürdürebilmeleri için tanınmış hakların sınırlandırılması değil, kadın yoksulluğunu üreten toplumsal ve ekonomik düzenin ortadan kaldırılması olduğu belirtildi.

“YA YOKSULLUĞU SEÇ YA DA ERKEĞE BAĞLI KAL”

Açıklamada, evlilik süresince ekonomik bağımsızlığı sınırlandırılan, bakım emeği ve ev içi sorumluluklar nedeniyle çalışma yaşamından uzaklaştırılan kadınlara sunulan seçeneklerin, “ya yoksulluğu seç ya da erkeğe bağlı kal” anlayışının bir tezahürü olmasına izin verilmeyeceği kaydedildi.

“EKOMOMİK KAYIPLAR GÖRÜNMEZ KILINIYOR”

Mevcut hukuk düzeni içerisinde nafakanın kaldırılması, azaltılması veya değiştirilmesine ilişkin yargısal mekanizmaların zaten bulunduğu ifade edilen açıklamada, buna rağmen kamuoyunda yaratılan “nafaka mağduriyeti” söyleminin kadınların yıllar boyunca görünmeyen emeğini, ekonomik kayıplarını ve eşitsiz koşullar altında yürüttüğü yaşam mücadelesini görünmez kıldığı ifade edildi.

Antalya Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu, kadınların ekonomik, sosyal ve hukuki güvencelerini ortadan kaldırmaya yönelik saldırılara karşı mücadele etmeye devam edeceğini, haklarından, eşitlikten ve yaşamlarından vazgeçmediklerini duyurdu.