Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkım kararına karşı Antalya Barosu’nun çağrısıyla bugün bir basın açıklaması gerçekleşti. Yapılan açıklamada, “Depreme dayanıksız olduğu iddia edilen raporlar açıklanmadı Kim tarafından, hangi standartlara göre, hangi analizlerle hazırlandığı belli değil” denildi.
Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkım kararına karşı eylemler devam ediyor. Antalya Barosu’nun çağrısıyla yurttaşlar bugün (21 Temmuz) Müze önünde eylemlerini sürdürdü
Antalya Barosu Başkanı Avukat Ali Çağdaş Bozaner, Antalya Müzesi’nin yıkım kararı ve kapatılmasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Bozaner, hukuki sürecin tüm aşamalarında yer alacaklarını ve müzenin yeniden halkın kullanımına açılana kadar mücadele edeceklerini belirtti.

Bozaner, 20 Mart 2025 tarihinde “depreme dayanıksız” olduğu gerekçesiyle yıkım kararı alınan ve 16 Temmuz 2025’te ziyaretçilere kapatılan Antalya Müzesi’ne ilişkin tepkilerini dile getirdi. Kararın şeffaflıktan uzak alındığını savunan Bozaner, “Antalya halkının, sivil toplumun ve meslek odalarının görüşü alınmadan, herhangi bir teknik rapor kamuoyuna sunulmadan bu karar uygulanmak isteniyor. Buna sessiz kalamayız” dedi.
“MÜZE KENTİN HAFIZASIDIR”
Bozaner, Antalya Müzesi’nin yalnızca bir müze değil; aynı zamanda kentin belleği, tarihsel ve kültürel bir hafıza alanı olduğunun altını çizerek, “Müze, 1922 yılında Süleyman Fikri Erten tarafından kurulduğundan bu yana, hem Türkiye’nin hem de dünyanın önemli kültür merkezlerinden biri olmuştur. Sanattan arkeolojiye kadar birçok disiplini içinde barındırmış, sayısız etkinliğe ev sahipliği yapmıştır” dedi.
“YIKIM DEĞİL GÜÇLENDİRME SEÇENEĞİ TARTIŞILMALIYDI”
Müzenin yıkım kararının ardında bulunan gerekçelerin kamuoyuyla paylaşılmadığını ve bu durumun anayasal haklara aykırı olduğunu belirten Bozaner, “Depreme dayanıksız olduğu iddia edilen raporlar açıklanmadı. Kim tarafından, hangi standartlara göre, hangi analizlerle hazırlandığı belli değil. Yıkım yerine neden güçlendirme yapılmadığı da kamuoyuna açıklanmış değil” ifadelerini kullandı.
“BU KARAR ANAYASAYA AYKIRIDIR”
Bozaner, alınan kararın yalnızca etik değil, hukuki olarak da sorunlu olduğunu vurgulayarak, “Anayasa’mızın 63. maddesine ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na açıkça aykırıdır. Bu nedenle hukuki süreci başlatıyoruz” diye konuştu.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’na da eleştiriler yönelten Bozaner, son dönemde yaşanan bazı uygulamaların kamuoyunda ciddi güvensizlik yarattığını belirterek, “Kültürel ve doğal varlıklar halkındır. Bunların sermayeye ya da özel kişilere peşkeş çekilmesine karşı duracak olanlar, bu kentin yurttaşlarıdır” dedi.
Baro olarak süreci başından beri yakından takip ettiklerini belirten Bozaner, bundan sonraki aşamalarda da meslek odalarıyla ve sivil toplumla dayanışma içerisinde olacaklarını söyledi. “Anayasa’dan ve Avukatlık Kanunu’ndan aldığımız yetkiyle, müzelerin kapısına kilit vurulmasına karşı çıkıyoruz. Müze tekrar halkın kullanımına açılana kadar mücadelemiz sürecek” dedi.
Bozaner’in ardından Müze Çalışma Grubu adına Prof. Dr. Gül Işın, yaptığı açıklamada, “Dünyanın hiçbir yerinde müze savunucuları diye bir şey yoktur herhalde ama Türkiye Cumhuriyeti bu acı gerçeği yaşıyor” diyerek duruma tepki gösterdi.
Antalya Müzesi’nin yıkılma kararına karşı sivil toplumun, meslek odalarının ve yurttaşların başlattığı kamuoyu hareketine destek veren Işın, yaşanan süreci “kültürel mirasa karşı bir tehdit” olarak değerlendirdi. “Asla istemezdik ama bizi bu duruma düşürdüler” diyen Işın, hem müzenin hem de tüm kültürel mirasın savunucusu olduklarını vurguladı.

“MÜZE SAVUNUCULARI DİYE BİR ŞEY OLMAMALIYDI”
Konuşmasında duygusal anlar da yaşayan Işın, “Dünyanın hiçbir yerinde müze savunucuları diye bir şey yok. Olmamalıydı da. Ama ne yazık ki biz burada, bu ülkenin müze savunucuları olmak zorunda kaldık. Bu bile yaşadığımız kültürel atmosferin ne halde olduğunun göstergesidir” dedi.
“GÜZEL GELİŞMELER DE VAR, SESİMİZ DUYULUYOR”
Topluluğa umut veren bir gelişmeyi de paylaşan Işın, Antalya’daki üst düzey yöneticilerle yaptıkları temaslardan olumlu geri dönüşler aldıklarını açıkladı. “ATSO, Muratpaşa Belediyesi gibi kurumlarla düşüncelerimizi paylaşma fırsatı bulduk. Görüşmelerimiz yapıcı geçti. Yarın da Antalya Valiliği’ne gideceğiz. Sesimiz duyuluyor, bu çok kıymetli” sözlerini kullandı.
Antalya’daki birlikteliğin, şehir yöneticileri tarafından da takdirle karşılandığını aktaran Işın, “Bizi karşılayan yetkililer, Antalya’nın hiçbir konuda bu kadar birlik göstermediğini söylediler. Bu tamamen sizlerin başarısı. Bu mücadelenin gücü tabandan geliyor ve biz hep birlikte olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Konuşmasının sonunda tüm katılımcılara teşekkür eden – Işın, mücadelenin kararlılıkla süreceğinin de altını çizdi ve “Birlikte oldukça sesimiz daha da yükselecek. Kültürel miras hepimizindir ve sonuna kadar sahip çıkacağız” diyerek sözlerini tamamladı.
NELER OLMUŞTU?
Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkım kararına karşı, Müze Çalışma Grubu’nun çağrısıyla 5 Temmuz’da Antalya Arkeoloji Müzesi önünde basın açıklaması gerçekleştirildi.
Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkım kararına karşı, Müze Çalışma Grubu’nun çağrısıyla 7 Temmuz’da Antalya Arkeoloji Müzesi önünde basın açıklaması gerçekleştirmişti.
Kültürel mirasın korunmasına yönelik çalışmalar yürüten sivil toplum kuruluşlarının çabalarına rağmen, ödüllü müze binasının tesciliyle ilgili başvuruyu reddeden Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararının iptali için Mimarlar Odası tarafından dava açıldı.
13 Temmuz’da ise Müze Çalışma Grubu tarafından Müze Çalıştayı ve Forumu düzenlendi.
Yurttaşlar 14 Temmuz’da Müze önünde basın açıklaması yaptı
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye’nin önde gelen arkeoloji müzelerinden Antalya Arkeoloji Müzesi’ni 16 Temmuz 2025 tarihinde ziyaretçilere kapatma kararı aldı.
16 Temmuz’da yurttaşlar Müze önündeki eylemlerini sürdürdü
Müze önünde her gün nöbetler devam ediyor.
ANTALYA ARKEOLOJİ MÜZESİ HAKKINDA
I. Dünya Savaşı’nın ardından, 1919 yılında İtalyanların Antalya’yı işgali sırasında açıkta bulunan eski eserlerin İtalyan Konsolosluğu’na taşınmak istenmesi üzerine Antalya Lisesi öğretmeni Süleyman Fikri Erten, 15 Ekim 1919’da Antalya Mutasarrıflığına başvurarak kendisini fahri Asar-ı Atika memuru olarak tayin ettirdi. Müze kurma çalışmaları bu tarihte başladı.
İlk olarak Antalya Merkez’deki eski eserler, Tekeli Mehmet Paşa Camii karşısındaki terk edilmiş Bayraktar Baba Türbesi’nde toplanarak geçici bir depo müze oluşturuldu. 1922 yılında bu eserler, mübadele sonrasında boş kalan Panaya Kilisesi’ne (Alâaddin Camii) taşındı ve burada ilk müze binası kuruldu. 1937 yılında müze, Yivli Minare Camii’ne; 1972 yılında ise hâlâ kullanılan modern binaya taşındı.
1988 yılında “Avrupa Konseyi Yılın Müzesi Özel Ödülü”ne layık görüldü. 30 bin metrekarelik bir alana yayılan müzede kapalı sergi salonları, açık hava galerileri, çocuk bölümü, modern sanatlar sergi salonu, konferans salonu, kafeterya ve video gösterim alanı bulunuyor.
Müze koleksiyonu, Alt Paleolitik Çağ’dan Bizans dönemine kadar geniş bir zaman dilimini kapsıyor. Doğa Tarihi ve Prehistorya Koleksiyonu, bölge kazılarından elde edilen eserler, Roma dönemi çömlekleri, Perge kökenli mitolojik heykeller, lahitler, takılar, mozaikler, ikonalar, madeni ve cam eserler koleksiyonun öne çıkan parçaları. Özellikle Perge’de bulunan Roma dönemi heykeltıraşlık eserleri ve müze kurtarma kazılarından elde edilen ünik buluntularla Antalya Müzesi, dünyanın sayılı arkeoloji müzeleri arasında yer alıyor.
Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanlığı






