
Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkım kararına karşı Antalya Kent Konseyi’nin çağrısıyla bugün bir basın açıklaması gerçekleşti. Yapılan açıklamada; “Kültürel miras, yalnızca eserlerle değil, bu eserlerin sunulduğu yapılarla da anlam kazanır” denildi.
Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkım kararına karşı eylemler devam ediyor. Antalya Kent Konseyi’nin çağrısıyla yurttaşlar bugün (22 Temmuz) basın açıklaması gerçekleştirdi.
Antalya Kent konseyinde yapılan basın açıklamasına; CHP Antalya Kadın Kolları Başkanı Necla İnci Bayrak, Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Mustafa Karancı, Elektrik Mühendisleri Odası Başkanı Şaban Tat ve yurttaşlar katıldı.

Açıklamayı Antalya Kent Konseyi Başkanı Semanur Kurt, okudu.
Kurt, 2012 yılından bu yana müzenin geliştirilmesine yönelik hazırlanan önerilerin hayata geçirilmediğini hatırlatarak, “Antalya’nın kültürel belleğinde yer alan bu yapıyı yok saymak yerine koruyarak güçlendirmeliyiz” dedi.
Kent Konseyi’nin uzun yıllardır müze üzerine çalışmalar yürüttüğünü ifade eden Kurt, 2012’de gündeme gelen “Müze Adası” projesine dikkat çekti. Bu projede, Karayolları ve Meteoroloji arazilerinin mevcut müzeyle birleştirilerek geniş bir müze kompleksi oluşturulması önerilmişti. Geniş kesimlerin destek verdiği bu öneri ise zamanla rafa kaldırıldı.
2024 yılı Nisan ayından bu yana, müzenin “depreme dayanıksız” olduğu iddialarıyla yıkımının gündeme geldiğini belirten Kurt, bu durumun kamuoyunda büyük bir endişe ve tepki yarattığını söyledi. Kurt, “Deprem performans analizinin kamuoyuna açıklanmamış olması, kaygıları artırmaktadır” dedi.
KENT KONSEYİ’NDEN ALTERNATİF ÇÖZÜM ÖNERİSİ
Antalya Kent Konseyi bünyesindeki Kültürel Miras, Kültür ve Sanat, Altyapı, İmar ve Planlama gruplarının hazırladığı ortak rapora atıfta bulunan Kurt, müzenin korunarak çağdaş mimariye uygun biçimde genişletilmesi gerektiğini vurguladı. Kurt, şunları söyledi:
“Antalya Arkeoloji Müzesi yalnızca bir yapı değil; kentimizin kültürel belleğinde özel bir yer edinmiş, 1988’de ‘Yılın Müzesi’ ödülüne layık görülmüş, mimari açıdan da kıymetli bir eserdir. Kültürel miras, yalnızca eserlerle değil, bu eserlerin sunulduğu yapılarla da anlam kazanır.”

Kurt, müzenin geleceğine dair planlama sürecinin yalnızca bürokrat ve mimarlarla değil, arkeologlar, sanat tarihçileri, müzecilik uzmanları ve halkın katılımıyla yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Planlamanın, ulusal çapta bir mimari proje yarışmasıyla ve şeffaflık ilkesiyle yapılmasının altını çizdi.
OTELLEŞTİRME İDDİALARINA TEPKİ: “MÜZE ALANI MÜZEYE KALMALI”
Semanur Kurt’un açıklamasında, geçmişte müzenin yerine farklı yapıların (örneğin otel) inşa edileceği yönündeki iddiaların da kamuoyunu tedirgin ettiğine dikkat çekti. Kurt, bu alanın müze işleviyle korunmasını ve geliştirilen planların “kamu yararı ve kültürel miras” ilkeleri doğrultusunda yürütülmesini talep edildi. Kurt şu ifadeleri kullandı:
“Antalya’nın kültürel kimliğini yıkmakla değil, yaşatarak ve ortak akılla dönüştürmekle yükümlüyüz. Eski doğumevleri, tarihi okul yapıları, kartpostallarda gördüğümüz izler gibi. Gelecek kuşaklara miras bırakmalıyız.”
Antalya Kent Konseyi, yıkım kararının arkasında yer alan teknik raporların şeffaf bir şekilde kamuoyuna açıklanması çağrısında bulundu. Kurt, müzenin korunması için ortak mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti.
NELER OLMUŞTU?
Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkım kararına karşı, Müze Çalışma Grubu’nun çağrısıyla 5 Temmuz’da Antalya Arkeoloji Müzesi önünde basın açıklaması gerçekleştirildi.
Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkım kararına karşı, Müze Çalışma Grubu’nun çağrısıyla 7 Temmuz’da Antalya Arkeoloji Müzesi önünde basın açıklaması gerçekleştirmişti.
Kültürel mirasın korunmasına yönelik çalışmalar yürüten sivil toplum kuruluşlarının çabalarına rağmen, ödüllü müze binasının tesciliyle ilgili başvuruyu reddeden Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararının iptali için Mimarlar Odası tarafından dava açıldı.
13 Temmuz’da ise Müze Çalışma Grubu tarafından Müze Çalıştayı ve Forumu düzenlendi.
Yurttaşlar 14 Temmuz’da Müze önünde basın açıklaması yaptı
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye’nin önde gelen arkeoloji müzelerinden Antalya Arkeoloji Müzesi’ni 16 Temmuz 2025 tarihinde ziyaretçilere kapatma kararı aldı.
16 Temmuz’da yurttaşlar Müze önündeki eylemlerini sürdürdü
Müze önünde her gün nöbetler devam ediyor.
21 Temmuz’da Antalya Barosu konuya ilişkin eylem yaptı
ANTALYA ARKEOLOJİ MÜZESİ HAKKINDA
I. Dünya Savaşı’nın ardından, 1919 yılında İtalyanların Antalya’yı işgali sırasında açıkta bulunan eski eserlerin İtalyan Konsolosluğu’na taşınmak istenmesi üzerine Antalya Lisesi öğretmeni Süleyman Fikri Erten, 15 Ekim 1919’da Antalya Mutasarrıflığına başvurarak kendisini fahri Asar-ı Atika memuru olarak tayin ettirdi. Müze kurma çalışmaları bu tarihte başladı.
İlk olarak Antalya Merkez’deki eski eserler, Tekeli Mehmet Paşa Camii karşısındaki terk edilmiş Bayraktar Baba Türbesi’nde toplanarak geçici bir depo müze oluşturuldu. 1922 yılında bu eserler, mübadele sonrasında boş kalan Panaya Kilisesi’ne (Alâaddin Camii) taşındı ve burada ilk müze binası kuruldu. 1937 yılında müze, Yivli Minare Camii’ne; 1972 yılında ise hâlâ kullanılan modern binaya taşındı.
1988 yılında “Avrupa Konseyi Yılın Müzesi Özel Ödülü”ne layık görüldü. 30 bin metrekarelik bir alana yayılan müzede kapalı sergi salonları, açık hava galerileri, çocuk bölümü, modern sanatlar sergi salonu, konferans salonu, kafeterya ve video gösterim alanı bulunuyor.
Müze koleksiyonu, Alt Paleolitik Çağ’dan Bizans dönemine kadar geniş bir zaman dilimini kapsıyor. Doğa Tarihi ve Prehistorya Koleksiyonu, bölge kazılarından elde edilen eserler, Roma dönemi çömlekleri, Perge kökenli mitolojik heykeller, lahitler, takılar, mozaikler, ikonalar, madeni ve cam eserler koleksiyonun öne çıkan parçaları. Özellikle Perge’de bulunan Roma dönemi heykeltıraşlık eserleri ve müze kurtarma kazılarından elde edilen ünik buluntularla Antalya Müzesi, dünyanın sayılı arkeoloji müzeleri arasında yer alıyor.
Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanlığı





