Antalya LGBTİ+ İnisiyatifi: “12. Yargı Paketi bir baskılama ve nefret paketidir”

Fotoğraf: Nazlı Özbiçen/ Antalya Kent Haber

Antalya LGBTİ+ İnisiyatifi tarafından bugün (10 Haziran) saat 14.00’te 12. Yargı Paketi’ne ilişkin basın açıklaması düzenlendi. Açıklamada, paketin LGBTİ+’ları ve kadınları hedef aldığı, temel hak ve özgürlükleri ihlal ettiği belirtildi.

Alp Hasdemir- Nazlı Özbiçen

Antalya LGBTİ+ İnisiyatifi tarafından bugün (10 Haziran) saat 14.00’te 12. Yargı Paketi’ne ilişkin basın açıklaması düzenlendi. Açıklamayı Antalya LGBTİ+ İnisiyatifi temsilcileri Çağrı Sert ile Avukat Ahmet Çevik okudu. Açıklamada, paketin LGBTİ+’ları ve kadınları hedef aldığı, temel hak ve özgürlükleri ihlal ettiği belirtildi.

Çevik, açıklamanın ilk bölümünde, iktidarın bir kez daha kadın ve LGBTİ+ düşmanlığını ortaya koyan bir yargı paketi ile karşı karşıya olunduğunu söyledi. Yargı paketin Meclis’in tatile girmesine haftalar kala açıklanmasının tesadüf olmadığını belirtti.

“AYNI YOLU YÜRÜYEN BÜTÜN YURTTAŞLAR BİR TEHDİT OLARAK YAFTALANACAK”

Çevik, 11. Yargı Paketi’nde LGBTİ+’lara yönelik baskıcı maddeler bulunduğunu, bu maddelerin LGBTİ+’ların varoluşlarını, kimliklerini, sağlığa erişim hakkını gasp ettiğini, yalnızca LGBTİ+’ları değil, onlara destek veren, bu hak mücadelesinde aynı yolu yürüten tüm yurttaşları birer tehdit olarak yaftalayıp cezalandırmakla tehdit ettiğini ifade etti. 12. Yargı Paketi ile LGBTİ+’ların iktidarın on yıllık bir süre için ilan ettiği Aile Yılı kapsamında “suçlu” ilan edildiğini söyledi.

Çevik, Türkiye coğrafyasında bu zamana kadar görülmemiş bir şekilde 12. Yargı Paketi ile LGBTİ+’ların kimliği, ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğünün “doğuştan gelen biyolojik cinsiyete ve genel ahlaka aykırılık” gibi kavramlarla kriminalize edildiğini belirtti.

Çevik, cinsiyet uyum sürecine başlama yaşının 25’e çıkarıldığını, çocuk sahibi olan transların sürece başlamasına izin verilmediğini, daha önce Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği “üreme yeteneğinden yoksun olma” hükmünün uyum süreci için ön şarta dönüştürüldüğünü, sürecin sağlık kurumları nezdindeki şartlarının zorlaştırıldığını ifade etti.

“TRANSLARIN BEDEN BÜTÜNLÜĞÜ TEHDİT EDİLİYOR”

Çevik, sağlık raporlarının yalnızca Bakanlık onaylı hastanelerden alınabilmesi ve bireyin en az dört aşamalı değerlendirmeden geçmesinin zorunlu kılındığını belirten Çevik, bu şekilde transların yaşam ve sağlık hakları ile bedensel bütünlüğünün tehdit edildiğini söyledi. LGBTİ+’ların en zaruri yaşam haklarının gaspına yönelik yasayı kabul etmediklerini, LGBTİ+ olmanın suç olmadığını, LGBTİ+’ların doğuştan var olma haklarının kriminalize edilemeyeceğini vurguladı. Sadece LGBTİ+’ların değil, LGBTİ+ mücadelesine açıkça destek veren kişilere de ceza yaptırımı getirildiğini belirtti.

“ADİL YARGILANMA HAKKI GASP EDİLİYOR”

Çevik, 12. Yargı Paketi’nin Özel Hayata Saygı, Sağlık Hakkı, İfade Özgürlüğü, Aile Hayatı Hakkı ve Ayrımcılık Yasağı gibi birçok sözleşme, protokol ve yasayı ihlal ettiğini, LGBTİ+ mücadelesine açıktan destek vermeyi suç olarak tanımlaması yönünden Adil Yargılanma Hakkı’nı da gasp ettiğini ifade etti.

“KADIN EV İŞLERİ VE ÇOCUK BAKIMINA HAPSEDİLİYOR”

Çevik, iktidarın bir önceki yargı paketinde de kullandığı “genel ahlak” kavramının son derece ucu açık ve muğlak olduğunu, benzer şekilde “aile kurumunun korunması” kavramının da “aile”yi yalnızca biyolojik iki cinsiyet ile kurulan ve kadını bir birey olmaktan çok çocuk doğurarak hem soyun devamı hem iş gücü üreten bir makineye indirgeyen bir kavram olarak karşımıza çıktığını belirtti. Bu bakış açısının kadının yalnızca toplum içindeki kimliğine ve özgürlüğüne değil, aynı zamanda bedenine de müdahale olduğunu söyledi. İktidarın transların uyum süreci için “evli olmama ve çocuk doğuramama” kıstasını getirirken kadını da kendi tanımladığı “aile” içinde salt çocuk doğuran, çocuk bakımı ve ev işleri üzerine kaldığı için çalışamayan ve dolayısıyla ekonomik olarak erkeğe bağlı bir çerçeveye hapsettiğini ifade etti. Bu yaklaşım ile kadının sistem içinde yok edilmek istendiğini belirtti.

“KADINLARIN TECAVÜZCÜLERİ İLE EVLENDİRİLMESİ HALA ÇOK YAYGIN BİR SUÇ”

Sert, açıklamanın ikinci bölümünde, kadının süresiz nafaka hakkının kaldırılmasının, aile içi ya da dışı tecavüz sonucu ya da çocuk yaşta zorla evlendirilerek doğurmuş kadını kendi tercihi olmayan bir çocuk sorumluluğu ile tek başına bıraktığını söyledi. Türkiye’de kız çocukların evlendirilmesinin ve kadınların özellikle aile içi tecavüz sonucu tecavüzcüleri ile evlendirilmelerinin halen çokça görülen bir suç olduğunu, ancak iktidarın yalnızca adaleti sağlamada değil, kadını ve çocuğu korumada da doğru ve adil olanı değil, kendi yargısını işlettiğini, çocuk ve kadın tecavüzcülerine verdiği cezalarla bu suçları açıkça teşvik ettiğini belirtti.

Sert, nafaka hakkının kaldırılmasının sistemin dayattığı aile yapısı içinde ekonomik özgürlüğü olmayan tüm kadınları hem ekonomik açıdan savunmasız bırakacağını hem de kadına yönelik baskı ve şiddeti artıracağını ifade etti.

“ÇOCUKLAR YETİŞKİNLER GİBİ YARGILANMAK İSTENİYOR”

Sert, 12. Yargı Paketi’nin yalnızca kadın ve LGBTİ+ düşmanı değil, aynı zamanda çocuklar için de sakıncalı yaptırımlar ve yaklaşımlar barındırdığını belirtti. Taslakta 12-15 yaş grubundaki çocukların ceza üst sınırlarının 15 yıldan 18 yıla çıkarılması, infazda çocuklara yönelik “bir günün iki gün sayılması” korumasının kaldırılması ve çocukların yetişkinler gibi ağırlaştırılmış müebbet cezalarına çarptırılması gibi çocuk sağlığı ve psikolojisi üzerinde dönülmez travmalar yaratacak, rehabilitasyon yerine çocukları suça daha çok itecek maddeler yer aldığını söyledi.

Sert, unutulmaması gereken noktanın, bir toplumda çocukların karıştığı suç oranının düşmesinin ilk adımının düzgün bir aile yapısı olması olduğunu belirtti. Eğitim, sağlık, barınma ve beslenmeye erişimin toplumun büyük kesimi için neredeyse imkânsız hale geldiği bir ekonomik düzende, toplumun en küçük örgütlenmesi olan aile yapısının çöküşünün ve bu çöküşün ilk olarak çocuğa yansımasının kaçınılmaz olduğunu ifade etti. Bu yüzden çocuklarla ilgili düzenlemelerde yapılması gerekenin çocuğu yaptığı eylemden sorumlu tutmak kadar sorunun köküne inmek ve bu sonuca yol açan süreci düzeltmek olduğunu söyledi.

Sert, bir kez daha yinelediklerini, 12. Yargı Paketi’nin bir baskılama ve nefret paketi olduğunu, hükümetin iktidarda olduğu 20 yılı aşkın süredir ülkeyi içine sürüklediği ekonomik çöküşün artık hiçbir kesimde saklanamaz, göz ardı edilemez sonuçlarını nefret ve ötekileştirme ile saklama paketi olduğunu belirtti.

“NEFRET YASALARINA BOYUN EĞMEYECEĞİZ”

Sert, açıklamada, LGBTİ+’lar ve kadınların sözlerinin net olduğunu, bu paketi geçirmeyeceklerini, birbirlerine, kimliklerine, haklarına sahip çıkacaklarını, çocuklara ve barışa sahip çıkacaklarını, iktidarın ve sermaye ortaklarının diliyle yapılan cinsiyetçi ayrımcılığa asla geçit vermeyeceklerini söyledi. Bedenlerin, kimliklerin ve hakların kendilerine ait olduğu, vazgeçmeyecekleri, nefret yasalarına boyun eğmeyecekleri ve susmayacakları ifade edildi.

Açıklamanın sonunda, örgütlü mücadelenin barış ve dayanışmayla devam edeceği belirtildi.

Basın açıklamasının ardından Antalya LGBTİ+ İnisiyatifi temsilcisi Avukat Ahmet Çevik Antalya Kent Haber’e 12. Yargı paketine ilişkin açıklamada bulundu.

“HAK VE ÖZGÜRLÜKLER ORTAN KALDIRILMAK HEDEFLENİYOR”

Çevik, bu yasa teklifiyle birlikte LGBTİ+ varlığını yok sayan, kriminalize eden ve cezalandırmaya çalışan bir tablo ortaya çıkıyor, belirtti. Çevik, bu durumun son derece tehlikeli bir tablo olduğunu, LGBTİ+’ların haklarını sınırlandıran, doğuştan sahip oldukları temel hak ve özgürlükleri ortadan kaldırmayı hedefleyen bir düzenlemeyle karşı karşıya olunduğunu belirtti.

Çevik, bu yasa öncelikle sağlık hakkını ve medeni hakları hedef aldığını ifade etti. Çevik, örneğin trans geçiş sürecinde yaş şartının 25’e çıkarılması, evli olmama, çocuk sahibi olmama ve hiç evlenmemiş olma gibi yeni şartlar getirilmesinin söz konusu olduğunu belirtti. Çevik, bunun yanı sıra trans geçiş ameliyatlarının yalnızca 4 hastaneye sevk edilerek, çok sayıda onay ve rapor sürecine bağlanmasının öngörüldüğünü ifade etti.

“ADİL YARGILANMA AÇISINDAN CİDDİ RİSKLER TAŞIYOR”

Çevik, bütün bunlar birlikte değerlendirildiğinde transların geçiş sürecini ciddi biçimde zorlaştıran; sağlık hizmetlerine erişim hakkını, medeni hakları ve yaşam hakkını olumsuz etkileyen bir tablo ortaya çıktığını belirtti. Çevik, ayrıca LGBTİ+’ları kriminalize eden yaklaşım nedeniyle adil yargılanma hakkı açısından da ciddi riskler barındıran bir düzenlemeyle karşı karşıya olunduğunu ifade etti.