Balbey’de eski sokakların yeni gerçeği: Kent yoksulluğu

Fotoğraf: Antalya Kent Haber/ Yasin Çoban

Antalya’nın Muratpaşa ilçesindeki en eski mahallelerden Balbey’de yurttaşlar, tarihi dokunun çöküşüyle birlikte derinleşen kent yoksulluğuna ve gündelik hayatın ağırlaşmasına dikkat çekiyor. Mahalle sakinleri, korunması gerekenin yalnızca yapılar değil; komşuluk ilişkileri, mahalle hafızası ve yaşamın kendisi olduğunu söylüyor.

Bahar Özkan- Yasin Çoban- Alp Hasdemir

Kent yoksulluğu, yalnızca düşük gelirle açıklanabilecek bir durum değil; barınma, altyapı, ulaşım, sağlık, eğitim ve kamusal hizmetlere erişimde yaşanan çok boyutlu yoksunlukların toplamı olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle kentte yoksulluk, sadece hanenin eline geçen parayla değil, o hanenin kentsel yaşamın imkânlarına ne ölçüde ulaşabildiğiyle de ilgili. Aynı gelir düzeyine sahip iki haneden biri güvenli konuta, düzenli altyapıya ve toplu taşımaya erişebilirken diğeri bunlardan mahrum kalıyorsa, burada belirleyici olan gelir farkından çok erişim farkı oluyor.

Fotoğraf: Antalya Kent Haber/ Yasin Çoban

Fransız düşünür Henri Lefebvre’nin gündelik hayat yaklaşımı, bu eşitsizliğin hayatın en sıradan görünen anlarında nasıl yeniden üretildiğini gösteriyor. Yoksulluk yalnızca gelir tablosunda değil; işe gidişte, kuyrukta beklemede, faturayı yetiştirme telaşında, bakım yükünde, yorgunlukta ve geleceği planlayamamada görünür hale geliyor. Bu bakımdan kent yoksulluğu, gündelik hayatın sürekli bir geçim ve dayanma mücadelesine dönüşmesi; zamanın, emeğin ve yaşam ritminin baskı altında şekillenmesi anlamına geliyor.

Fotoğraf: Antalya Kent Haber/ Yasin Çoban

Sosyolog Erving Goffman’ın gündelik etkileşimlere dair yaklaşımı da bu tabloyu sosyal ilişkiler üzerinden okumayı mümkün kılıyor. Goffman’a göre insanlar gündelik yaşamda yalnızca geçinmeye değil, aynı zamanda saygınlıklarını, toplumsal yerlerini ve görünürlüklerini korumaya çalışıyor. Bu açıdan kent yoksulluğu, yalnızca maddi eksiklik değil; insanların kamusal alanda kendilerini var etme, onurlarını koruma ve yaşamlarını sürdürülebilir kılma çabasını da zorlaştıran yapısal bir eşitsizlik biçimi olarak öne çıkıyor.

Fotoğraf: Antalya Kent Haber/ Yasin Çoban

Bu teorik çerçeve, kent yoksulluğunun yalnızca gelir eksikliği değil; gündelik hayatı kuşatan çok boyutlu bir yoksunluk biçimi olduğunu gösteriyor. Barınma, altyapı, geçim, kamusal hizmetlere erişim ve sosyal ilişkiler üzerindeki baskı, yoksulluğu soyut bir kavram olmaktan çıkarıp yaşamın her anına yayılan somut bir deneyime dönüştürüyor. Antalya’nın Muratpaşa ilçesindeki Balbey Mahallesi’nde anlatılanlar da, tam bu nedenle, yalnızca tarihi yapıların korunmasına ilişkin bir tartışma değil; kent yoksulluğunun, gündelik hayatın ve mahalle hafızasının nasıl iç içe geçtiğini görünür kılan bir tablo sunuyor.

Antalya’nın Muratpaşa ilçesindeki Balbey Mahallesi’nde yaşayan yurttaşlar, tarihi yapıların korunması, mahalle kültürünün sürmesi ve yerinde yaşam hakkının savunulması için mücadele ediyor. Mahallede hem tescilli yapıların bakımsızlık nedeniyle yıkılma riski, hem yoksulluk ve güvencesiz geçim biçimleri, hem de dönüşüm baskısının yarattığı belirsizlik bir arada yaşanıyor. Balbey’de konuşan mahalle sakinleri ve mahalle temsilcileri, mahallenin yalnızca binalardan değil, dayanışmadan, hafızadan ve komşuluk ilişkilerinden oluştuğunu vurguluyor.

TARİHİ YAPILAR ÇÖKÜŞ RİSKİ ALTINDA

Balbey Mahallesi Muhtarı Abdullah Uyaroğlu, mahallede 42 tescilli yapı bulunduğunu, bunların yalnızca birkaçının mülk sahiplerinin kişisel çabalarıyla restore edilebildiğini belirtti. Çok hisseli mülkiyet yapısı, miras sorunları ve ekonomik nedenler yüzünden çok sayıda yapının kaderine terk edildiğini anlatan Uyaroğlu, bakım ve restorasyon desteği olmadan bu yapıları ayakta tutmanın mümkün olmadığını söyledi. Mahallede üç çeşme ve kuyu ile iki caminin de bulunduğunu aktaran Uyaroğlu, Balbey’in kapsamlı bir bakım ve koruma programına ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.

Uyaroğlu, geçmişte kapıların kapanmadığı, sokakların birlikte süpürüldüğü, komşuların imece usulüyle bir araya geldiği bir mahalle yaşamı olduğunu anlattı. Bugün ise sit alanı statüsünün yeterli destek mekanizmalarıyla birleşmemesi nedeniyle tarihi dokunun birer birer yıkıldığını söyledi. Uyaroğlu’na göre Balbey, doğru bir planlamayla el sanatları, yerel üretim ve kültürel yaşamın öne çıktığı bir açık hava müzesine dönüşebilir.

Fotoğraf: Antalya Kent Haber/ Yasin Çoban

“BATAKLIĞI TERK ETMEK DEĞİL, KURUTMAK İSTİYORUZ”

BALDER Başkanı İzzet Türkdoğan ise Balbey’de verilen mücadelenin mahalleyi terk etmek değil, burada kalıp yaşam koşullarını iyileştirmek olduğunu söyledi. Türkdoğan, “Biz bataklığı terk etmek değil, bataklığı kurutmak için mücadele ediyoruz” sözleriyle, Balbey’deki çabanın yalnızca mekânsal değil, toplumsal bir savunu olduğunu vurguladı.

Türkdoğan, kent kimliğinin geçmişte bu topraklarda yaşamış unsurların yeniden görünür kılınmasıyla korunabileceğini belirtti. Ona göre nostalji, geçmişte var olmayan unsurların kente yerleştirilmesiyle değil, kentin gerçek hafızasının gün yüzüne çıkarılmasıyla anlam kazanıyor. Balbey’de asıl korunması gerekenin, taşın ve yapının yanı sıra sosyal hayatın, belleğin ve mahalle kültürünün kendisi olduğunu ifade etti.

Fotoğraf: Antalya Kent Haber/ Yasin Çoban

GEÇİM HURDACILIĞA DAYANIYOR

Mahallede yaşayan bir yurttaş ise Balbey’de geçim kaynaklarının daraldığını, hurdacılık ve atık toplamanın önemli bir yaşam stratejisine dönüştüğünü anlattı. Valilik ve emniyet gibi kamu kurumlarının bulunduğu bölgenin yakınında, direklere bağlanmış çekçek arabaları ve hurda toplama düzeninin mahallenin gündelik görüntüsünün parçası haline geldiğini söyledi.

Yurttaşın aktardığına göre mahallede dört hurda alım merkezi bulunuyor. Çöplerden toplanan pet şişe, metal ve kullanılabilir diğer atıklar bu merkezlerde biriktiriliyor, kamyon doluluğuna ulaşınca sevk ediliyor. Mahalle sakinleri ise bu zincirin en alt halkasında, topladıkları atıklardan elde ettikleri ücretle yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Bu tablo, Balbey’deki ekonomik kırılganlığın ve güvencesizliğin boyutunu da ortaya koyuyor.

Fotoğraf: Antalya Kent Haber/ Yasin Çoban

“BURADA HİÇBİR ZAMAN YALNIZ DEĞİLSİN”

Mahallede yaşayan 1954 doğumlu bir yurttaş da aileden kalan evi koruyarak gelecek kuşaklara bırakmak istediklerini söyledi. Anneannesinin annesinden kalan evde ablasıyla birlikte yaşadığını anlatan yurttaş, annesinin vefatından sonra kardeşleri evi satmak isterken kendilerinin bu yapıyı koruma yolunu seçtiğini belirtti. Uzun yıllar inşaat sektöründe çalıştıktan sonra emekli olduğunu, emekliliğin ardından el sanatlarına yöneldiğini anlatan mahalle sakini, Balbey’deki komşuluk ilişkilerini mahallenin en büyük gücü olarak tanımladı.

Mahalle sakini, apartman yaşamında kapılar kapandıktan sonra insanların birbirinden koptuğunu, Balbey’de ise bunun tam tersine bir sosyal hayat bulunduğunu söyledi. Çarşıya giderken bile herkesle selamlaşıp sohbet ettiğini, bu yüzden çoğu zaman gideceği yere geç kaldığını anlatan yurttaş, bu ilişkileri “terapinin ta kendisi” sözleriyle ifade etti. Mahallenin mevcut dokusuyla korunmasını istediklerini belirten yurttaş, üzerlerine düşen sorumluluğu almaya hazır olduklarını da söyledi.

Fotoğraf: Antalya Kent Haber/ Yasin Çoban

OTOPARK BASKISI VE YANGIN RİSKİ BÜYÜYOR

Balbey’in tarihi ara sokaklarında bir başka sorun da araç yoğunluğu. Muhtar Uyaroğlu, dar sokakların fiilen açık otoparka dönüştüğünü, bu nedenle ambulans ve itfaiye araçlarının zaman zaman mahalleye giremediğini anlattı. Son yaşanan bir yangında büyük araçların bölgeye ulaşamadığını, ahşap yapıların birbirine yakınlığı nedeniyle olası büyük bir yangının mahalle için ciddi tehdit oluşturduğunu söyledi.

balbey mahallesi,muratpala balbey mahallesi, kent yoksulluğu, muratpaşa balbey kentsel dönüşüm
Fotoğraf: Antalya Kent Haber/ Yasin Çoban

BALBEY’DE TALEP YERİNDE VE ADİL KORUMA

Balbey’de dile getirilen ortak talep, mahallenin yalnızca “değerli arazi” ya da “turistik potansiyel” olarak görülmemesi. Mahalle sakinleri, tarihi dokunun korunmasıyla birlikte burada yaşayanların da yerinde kalabileceği, sosyal yaşamın sürdürülebileceği ve yoksulluğun derinleşmediği bir model istiyor. Balbey’de verilen mücadele, bir yandan fiziksel çöküşe karşı koruma çağrısı, diğer yandan ise mahallenin toplumsal kimliğini savunma çabası olarak sürüyor.

balbey mahallesi,muratpala balbey mahallesi, kent yoksulluğu, muratpaşa balbey kentsel dönüşüm
Fotoğraf: Antalya Kent Haber/ Yasin Çoban