Antalya Müzesi’nin yıkılışının birinci yılında MÇG açıklama yaptı: “Müzenin kaderini Kültür ve Turizm Bakanlığı belirlemiştir, ne yazık ki Antalya halkı belirleyici olmamıştır”

Fotoğraf: Aliye Coşar/Instagram

Müze Çalışma Grubu (MÇG), Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkılışının birinci yılında bir araya gelerek basın açıklaması düzenledi. 51 sivil toplum kuruluşu (STK) adına okunan basın açıklamasında, yıkımın sadece dünyaca ünlü ödüllü bir binanın yıkımı olmadığı, aynı zamanda kent belliği, kültürel miras, Cumhuriyet dönemi mimarlık mirası, dünya mimarlık ve müzecilik tarihini ilgilendiren bir yıkım ve sosyal bir travma olduğu ifade edildi. 

MÇG, Arkeoloji Müzesi’nin yıkılışının birinci yılında, dün (15 Eylül) yıkılan müze binasının bulunduğu alanda bir araya gelerek “Yıkım sürecine karşı yürütülen toplumsal bellek mücadelesi” isimli  basın açıklaması metnini okudu.

51 sivil toplum kuruluşu (STK) adına yapılan basın açıklamasında, yıkımın sadece dünyaca ünlü ödüllü bir binanın yıkımı olmadığı, aynı zamanda kent belliği, kültürel miras Cumhuriyet dönemi mimarlık mirası, dünya mimarlık ve müzecilik tarihini ilgilendiren bir yıkım ve sosyal bir travma olduğu ifade edildi. 

“TİCARİ SIR” 

Antalya Müzesi’nin yıkımına ilişkin gerçekleştirilen basın açıklamasında, müzenin yıkılmasına ilişkin hukuki süreçlerinin henüz tamamlanmadan yapılmış bir yıkım olduğu belirtildi. Müze yıkımın ardından geçen bir yıllık süre içerisinde, 63 haftadır müzenin kapalı olduğu, inşaat başladığından beri her hafta bilgi panosunun sorgulandığı ifade edildi. Cevap olarak önce “ticari sır” denildiği belirtilerek şu açıklama yapıldı: 

“Kamu alanına yapılan bir kamu inşaatının ticari sır olmasını elbette Antalya halkına anlatamazdınız. Antalya halkı, müze savunucuları bunu kabul etmedi ve sonuçta bir ay önce bir bilgi panosu asıldı.”

Dünyadan ve Türkiye’den müzeyi görmeye gelenlere müzenin kapılarının 63 haftadır kapalı olduğu, devasa vinç, kaya delicileri, hafriyat taşıyan kamyonun ziyaretçileri karşıladığı belirtilerek kamyonların etrafa saçtığı toz toprağa boğulmuş bir inşaat görüldüğü ifade edildi. 

“ARALIK 2026’YA DEK BİTER Mİ?”

Müze inşaatının bitimine ilişkin asılı duran pano üzerinde Aralık 2026 tarihinde biteceğinin yazılı olduğu belirtilerek şu ifadeler kullanıldı: 

“Bu, hepiniz tanığısınızdır ki üzerinde Aralık 2026 tarihinde biteceğini yazan bir panodur. Sevgili Antalyalılar sorarız sizlere, gördüğünüz bu inşaat Aralık 2026’ya dek biter mi? Sevgili Antalyalılar, üzerinde Etap 2 yazıyor.

Sorarız sizlere bu ürkütücü değil mi? Müzemizi yerinde görmek için kadim eserlerin yeniden ziyaretçilerine kavuşabilmesi için kaç etap gerekecek? Bu nasıl bir anlayıştır? Başlandığında sonu bilinmemekte midir? Biliniyorsa eğer, neden Antalya halkıyla paylaşılmamaktadır? Önce ‘ticari sır’ deyip sonra ‘Etap 2’ demekle ne gibi hesaplar taşımaktadır?”

“CUMHURİYETİN İLK SAYILI MÜZELERİNDEN”

Müzenin, tarihine değinilen açıklamada,  müzeyi  tarih öğretmeni Süleyman Fikri Erten’in, Kurtuluş Savaşı sürecinde İtalyan işgaline karşı direnişiyle kurduğu, Antalya Arkeoloji Müzesi’nin kuruluşunun Türkiye Cumhuriyet tarihinin bir parçası olduğu ve Cumhuriyetin ilk sayılı müzelerinden olduğu ifade edildi.

Bu yıkımın vicdanları sızlatan bir yıkım olduğu, Antalya halkının onaylamadığı bir yıkım olduğu belirtilerek şu ifadeler kullanıldı: 

“Bu müze, Anadolu’nun en kadim medeniyetlerinin, dünya tarihinin gözde uygarlıklarının eserlerini içinde barındıran nadir müzelerden birisiydi. Antalya’nın bir “inci”siydi; mücevher kutusuydu.Bu müze, her yıl ülkemizden ve dünyadan binlerce ziyaretçisi ile dünyada başka yerde görmeyeceğiniz eserleri içinde barındıran çok özel bir müzeydi.

Bu müze, yıkımından iki yıl önce, kuruluşunun 100’üncü yılında büyük bir coşkuyla kutlanmış, hatta yıkım kararı verenlerin bu müze hakkında övgülü sözlerini içeren cilt cilt kitapları yayınlanmış bir müzeydi.Bu müze, sadece içindeki eserleriyle mitoloji tarihinin okunabileceği, öğrenilebileceği bir müzeydi.”

Açıklamanın devamında, okulların toplu gezilerle geçmiş tarihi öğrencilerin gözleriyle görmesini sağlayabildiği, öğrencilerin öğrendiği, eğlendiği, sevecen, başka müzelerde görülemeyeceği belirtilen “çocuk bölümü” içeren nadir bu müze olduğu ifade edilerek, “Müzemizi yıktılar. Müzemizi yıktılar. Müzemizi yıktılar” denildi. 

“TÜM YIKIM SÜRECİNİN TANIĞIYIZ”

Tüm yıkım sürecinin tanığı oldukları, Antalya halkının da tanığı olduğu ifade edilerek. Antalyalı yurttaşların  5 Temmuz’dan itibaren tüm yapılanlara müzenin önünde bizzat tanık olduğu ve düşüncelerini, itirazlarını, duygularını, isteklerini ifade ettiği belirtilerek, “ Ama müzemiz yıkılmıştır” ifadeleri kullanıldı.

Yıkım sürecinin tüm sorumluluğunun Antalya’lı bir bakana ait olduğu belirtilerek müzenin kaderini Turizm ve Kültür Bakanlığı’nın belirlediği, Antalya halkı belirleyici olmadığı ifade edildi.

CEBİMİZDEN ÇIKAN PARANIN HESABINI SORMAK BİZİM EN DOĞAL HAKKIMIZ

Antalya halkı olarak yıkımın da yapımın da maliyetini ödedikleri belirtilerek açıklamanın sonunda şu ifadeler kullanıldı: 

“Yıkımın da, yapımın da maliyetini ödeyen biz, Antalya halkıyız. Cebimizden çıkan paranın hesabını sormak bizim en doğal hakkımızdır. Bizim vergilerimizle, bizim onaylamadığımız, karşı çıktığımız harcamaların yapılmasını kabul etmiyoruz. Harcamaların, ihalelerin nereye gittiğini sormak en önemli vatandaşlık hakkımız olup, bu hakkımızdan vazgeçmiyoruz.

Vergilerimizle yapılan bu yapıtları korumak için görevlendirilen, maaşlarını vergilerimizle ödediğimiz kamu çalışanlarının, belleğimize, geçmiş ve varlıklarıyla onur duyduğumuz bu yapıtlara saygı duyma, korunma görevlerini bir kez daha hatırlatmak gereğini duyuyoruz. Kamu görevi yaptığınızı aklınızdan çıkarmayınız.

Ve ey halkım, Müze Çalışma Grubu olarak size, Antalya halkına seslenmek istiyoruz; kentine, müzene ve geçmişine sahip çık! Antalya’nın “dünyanın en güzel kenti olması”, onun “rantın en güzel yeri olması” kötü kaderine dönüşmesini engellemek senin ellerinde!

Ey halkım, ey Antalyalılar, müzene ve kentine sahip çık, çünkü bu sadece bugününün değil, geçmişinin ve geleceğinin savunulmasıdır.”