
Antalya’da klima kullanırken ideal sıcaklık, filtre bakımı, hava akımı ve risk gruplarına yönelik sağlık önerileri bu haberde yer alıyor.
Antalya’da yaz aylarında hava sıcaklığının 40 derecenin üzerine çıkması, evlerde, iş yerlerinde, araçlarda ve toplu kullanım alanlarında klima kullanımını artırıyor. Klima, aşırı sıcaklardan korunmaya yardımcı olurken yanlış sıcaklık ayarı, doğrudan hava akımı ve düzenli yapılmayan bakım çeşitli sağlık şikâyetlerine yol açabiliyor.
Klima kullanırken ortamı bir anda aşırı derecede soğutmak yerine sıcaklığı kademeli olarak düşürmek, hava akımını doğrudan vücuda yöneltmemek, filtreleri düzenli temizlemek ve kapalı alanı belirli aralıklarla havalandırmak gerekiyor.
KLİMA KAÇ DERECEDE ÇALIŞTIRILMALI?
Klima için herkes ve her ortam açısından geçerli tek bir sıcaklık değeri bulunmuyor. Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarının yaz dönemi bilgilendirmelerinde iç ortam sıcaklığının genellikle 23 ile 26 veya 24 ile 26 derece arasında tutulması öneriliyor.
Dünya Sağlık Örgütü ise aşırı sıcak dönemlerinde klima termostatının 27 dereceye ayarlanarak vantilatörle desteklenmesinin ortamın daha serin hissedilmesini sağlayabileceğini belirtiyor. Bu öneriler birlikte değerlendirildiğinde, Antalya’daki evlerde sıcaklığın kişinin sağlık durumu ve ortam koşullarına göre yaklaşık 24 ile 27 derece arasında tutulması uygun olabilir.
Klimayı 18 veya 20 dereceye ayarlamak odanın daha hızlı soğumasını sağlamaz. Cihaz, belirlenen sıcaklığa ulaşana kadar daha uzun süre yüksek güçte çalışır. Çok düşük ayar ise dışarıdaki sıcak ortamla iç mekân arasında ani sıcaklık farkı oluşturabilir.
ORTAM BİR ANDA SOĞUTULMAMALI
Antalya’da dışarıdaki sıcaklığın çok yüksek olduğu saatlerde klimalı bir ortama girildiğinde vücudun yeni sıcaklığa uyum sağlaması için zamana ihtiyaç duyulabilir.
Klimayı başlangıçta orta bir sıcaklığa ayarlayıp ortamı kademeli olarak serinletmek, ani sıcaklık değişimine bağlı baş, boyun, sırt ve kas ağrılarının önlenmesine yardımcı olabilir.
Sağlık Bakanlığına bağlı Ankara Etlik Şehir Hastanesinin bilgilendirmesinde, ortam sıcaklığının hızla düşürülmesi ve soğuk havanın doğrudan vücuda gelmesinin kas ve eklem ağrılarına yol açabileceği belirtiliyor.
Dışarı çıkmadan birkaç dakika önce klima sıcaklığının yükseltilmesi veya cihazın düşük ayara alınması da vücudun dış ortam sıcaklığına daha yumuşak biçimde uyum sağlamasına yardımcı olabilir.
KLİMANIN HAVASI DOĞRUDAN VÜCUDA GELMEMELİ
Klima kanatları yatak, çalışma masası, koltuk veya yemek masasında oturan kişilerin üzerine doğrudan hava üflememeli.
Uzun süre yüz, boyun, omuz, sırt veya göğüs bölgesine gelen soğuk hava; kas tutulması, baş ağrısı, boğaz kuruluğu, gözlerde yanma ve burun tıkanıklığı gibi şikâyetleri artırabilir.
Klimanın yönü tavana veya odanın boş bir bölümüne çevrilerek serin havanın ortama dengeli biçimde dağılması sağlanmalı. Fan hızı da sürekli en yüksek seviyede tutulmak yerine düşük veya orta ayarda kullanılabilir.
Sağlık kuruluşları, klima karşısında uzun süre oturulmamasını ve doğrudan hava akımına maruz kalınmamasını öneriyor.
KLİMA FİLTRELERİ NE SIKLIKLA TEMİZLENMELİ?
Klima filtresinin ne sıklıkta temizleneceği cihazın modeli, kullanım yoğunluğu, evde sigara içilip içilmemesi, evcil hayvan bulunması ve dış ortamın toz düzeyine göre değişebilir.
Bu nedenle bakım ve filtre temizliğinde cihaz üreticisinin kullanım kılavuzundaki süreler esas alınmalı. Yoğun kullanılan cihazların filtreleri düzenli olarak kontrol edilmeli; tozlanmış, tıkanmış veya zarar görmüş filtreler temizlenmeli ya da değiştirilmelidir.
Filtre temizlenirken cihazın elektriği kapatılmalı. Yıkanabilir filtre tamamen kurutulmadan yeniden takılmamalı. Klima içinde küf, kötü koku, su sızıntısı veya olağan dışı ses fark edilirse cihaz kullanılmaya devam edilmeden yetkili servise başvurulmalı.
Sağlık Bakanlığına bağlı kuruluşlar, periyodik klima bakımının yapılmasını, filtrelerin düzenli temizlenmesini veya değiştirilmesini öneriyor.
KLİMA HAVAYI TEMİZLER Mİ?
Standart bir klima öncelikle ortamın sıcaklığını ve bazı modellerde nemini düzenler. Klima, açık pencere yoluyla yapılan havalandırmanın yerine geçmez.
Cihazın filtresi büyük toz parçacıklarının bir bölümünü tutabilir ancak iç mekândaki karbondioksiti dışarı atmaz ve her türlü kirleticiyi ortadan kaldırmaz. Evde yemek pişirme, temizlik ürünleri, sigara, mobilyalar ve insanlardan kaynaklanan kirleticiler birikebilir.
Bu nedenle dışarıdaki hava iç ortamdan daha serin ve hava kalitesi uygunsa, klima kapatılarak veya düşük ayara alınarak odalar belirli aralıklarla havalandırılmalı.
CDC, havalandırma sistemlerinde daha yüksek verimli filtrelerin havadaki parçacık yoğunluğunu azaltabildiğini ancak filtrenin cihazın teknik kapasitesine uygun olması gerektiğini belirtiyor. Uygun olmayan yoğunluktaki bir filtrenin hava akışını düşürmesi ve cihazın çalışmasını olumsuz etkilemesi mümkün.
PENCERELER KLİMA ÇALIŞIRKEN AÇIK MI OLMALI?
Klima çalışırken pencere ve kapıların sürekli açık tutulması cihazın daha fazla enerji harcamasına ve ortamın yeterince serinlememesine neden olabilir.
Bununla birlikte bütün gün kapalı kalan bir ortamın hiç havalandırılmaması da iç hava kalitesini düşürebilir. En uygun yöntem, klima geçici olarak kapatılarak ortamın kısa süreyle ve etkili biçimde havalandırılmasıdır.
Dünya Sağlık Örgütü, dışarıdaki sıcaklığın içeriden düşük olduğu gece saatlerinde pencerelerin açılmasını; gündüz dışarısı daha sıcak olduğunda ise pencerelerin kapatılarak güneş alan bölümlerin perde veya panjurla gölgelendirilmesini öneriyor.
KLİMA BOĞAZ KURULUĞU YAPAR MI?
Klima çalışırken ortamın nemi azalabilir. Kuru hava bazı kişilerde boğaz, burun, cilt ve gözlerde kuruluk hissini artırabilir.
Özellikle alerji, astım, kronik sinüzit, kuru göz veya solunum sistemi hastalığı bulunan kişiler bu durumdan daha fazla etkilenebilir. Klimanın doğrudan yüze üflemesi de kuruluk ve tahriş şikâyetlerini artırabilir.
Gün içinde yeterli su tüketmek, klimayı çok düşük sıcaklıkta çalıştırmamak ve kapalı ortamı düzenli olarak havalandırmak önemli. Hekim tarafından sıvı kısıtlaması yapılan kalp veya böbrek hastaları ise genel su tüketimi önerileri yerine kendi tedavi planlarına uymalı.
Sağlık Bakanlığına bağlı Ankara Etlik Şehir Hastanesi, yanlış klima kullanımına bağlı nem azalmasının üst solunum yollarında kuruluğa yol açabileceğine dikkat çekiyor.
NEMLENDİRİCİ KULLANMAK GEREKİR Mİ?
Klima kullanılan her ortamda nemlendirici cihaz çalıştırılması gerekmiyor. Ortam gerçekten kuruysa ve kişide kuruluğa bağlı şikâyetler bulunuyorsa nem ölçer yardımıyla iç ortam takip edilebilir.
Nemlendirici kullanılacaksa cihazın su haznesi düzenli temizlenmeli, suyu uzun süre bekletilmemeli ve üretici talimatlarına uyulmalı. Bakımsız nemlendiriciler mikroorganizmaların ortama yayılmasına neden olabilir.
Aşırı nem de küf ve ev tozu akarlarının çoğalmasını kolaylaştırabileceği için ortamın gereğinden fazla nemlendirilmemesi gerekiyor.
LEJYONER HASTALIĞI HER KLİMADAN BULAŞIR MI?
Lejyoner hastalığı, Legionella bakterisinin neden olduğu ciddi bir akciğer enfeksiyonudur. Ancak evlerde ve araçlarda kullanılan her klima Legionella kaynağı değildir.
CDC’ye göre ev ve otomobil klimaları havayı soğutmak için su kullanmadığından Legionella bakterisinin çoğalması açısından risk oluşturmaz. Risk daha çok su kullanan merkezi soğutma kuleleri, büyük bina su sistemleri, sıcak su tesisatları, jakuziler ve benzeri sistemlerle ilişkilidir.
Sağlık Bakanlığının Lejyoner Hastalığı Kontrol Programı Rehberi de soğutma kulelerini, sıcak ve soğuk su sistemlerini, termal havuzları ve nemlendiricileri olası kaynaklar arasında gösteriyor.
Oteller, hastaneler, alışveriş merkezleri ve büyük iş yerlerindeki merkezi sistemlerin düzenli bakım ve su yönetimi planına sahip olması gerekiyor. Ev tipi klimalarda ise filtre, iç ünite, drenaj hattı ve yoğuşma tavası bakımının ihmal edilmemesi iç hava kalitesi açısından önem taşıyor.
KÖTÜ KOKU GELEN KLİMA KULLANILMALI MI?
Klima açıldığında rutubet, küf, yanık, kanalizasyon veya kimyasal koku gelmesi normal kabul edilmemeli.
Rutubet ve küf kokusu cihazın iç ünitesinde, filtresinde, yoğuşma tavasında veya drenaj hattında nem ve kir biriktiğini gösterebilir. Yanık kokusu ise elektrik bağlantısı ya da motorla ilgili bir soruna işaret edebilir.
Bu durumda klima kapatılmalı, elektrik bağlantısı güvenli biçimde kesilmeli ve yetkili servis çağrılmalı. Yalnızca oda kokusu veya parfümlü sprey kullanarak kokunun üzeri örtülmemeli.
BEBEKLİ EVLERDE KLİMA NASIL KULLANILMALI?
Bebeklerin bulunduğu odalarda klima doğrudan bebek yatağına, oyun alanına veya emzirme koltuğuna yöneltilmemeli.
Bebek gereğinden fazla giydirilmemeli; ense, sırt ve göğüs bölgesi kontrol edilerek terleyip terlemediğine bakılmalı. Ellerin veya ayakların serin olması, bebeğin mutlaka üşüdüğü anlamına gelmez.
Bebek uyurken başı örtülmemeli ve yatağında kalın battaniye bulundurulmamalı. Oda serin tutulurken aşırı soğutulmamalı ve sıcaklık düzenli olarak kontrol edilmeli.
Dünya Sağlık Örgütü, sıcak hava dalgalarında yaşam alanının gündüz 32, gece ise 24 derecenin altında tutulmasını özellikle bebekler, 60 yaş üzerindekiler ve kronik hastalığı bulunanlar açısından önemli görüyor. Bu değerler ideal klima ayarını değil, sıcak hava döneminde aşılmaması hedeflenen iç ortam sınırlarını ifade ediyor.
YAŞLILAR VE KRONİK HASTALAR DAHA DİKKATLİ OLMALI
Yaşlılar ile kalp, akciğer, böbrek, tansiyon ve diyabet hastalığı bulunan kişiler aşırı sıcaklardan daha fazla etkilenebilir. Bu gruplar için klima, sıcak çarpmasını önleyen önemli bir araç olabilir.
Ancak oda aşırı soğutulmamalı, kişinin üzerine doğrudan hava üflenmemeli ve sıcaklık değişimi kademeli gerçekleştirilmelidir.
Solunum sistemi hastalığı bulunan kişilerde tozlu filtreler ve kuru hava öksürük, burun tıkanıklığı, gözlerde yanma veya nefes darlığı şikâyetlerini artırabilir. Astım ve KOAH hastalarının ilaçlarını hekimlerinin önerdiği şekilde kullanması, şikâyetleri artarsa sağlık kuruluşuna başvurması gerekiyor.
Dünya Sağlık Örgütü, aşırı sıcaklarda yaşlıların ve kalp, akciğer ya da böbrek hastalığı bulunanların düzenli olarak kontrol edilmesini öneriyor.
ALERJİSİ VE ASTIMI OLANLAR NELERE DİKKAT ETMELİ?
Alerji ve astımı bulunanlar klima filtresinin temizliğini daha yakından takip etmeli. Evde tadilat, yoğun toz, küf veya sigara dumanı varsa yalnızca klima çalıştırmak yeterli olmaz.
Klima açıldığında öksürük, hırıltı, nefes darlığı, gözlerde kaşıntı veya burun akıntısı başlıyorsa cihaz kapatılarak ortam havalandırılmalı. Filtre ve iç ünite kontrol edilmeli.
Şiddetli nefes darlığı, konuşmakta güçlük, dudaklarda morarma veya kullanılan rahatlatıcı ilaca rağmen düzelmeyen astım atağında 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalı.
UYURKEN KLİMA AÇIK BIRAKILIR MI?
Klima uygun sıcaklıkta, düşük fan hızında ve doğrudan yatağa üflemeyecek biçimde ayarlanmışsa uyku sırasında kullanılabilir.
Gece boyunca çok düşük sıcaklıkta çalışan ve doğrudan kişiye hava veren klima; boğaz kuruluğu, burun tıkanıklığı, kas ağrısı ve uykunun bölünmesine neden olabilir.
Uyku modu, zamanlayıcı veya otomatik sıcaklık ayarı kullanılabilir. Klimanın gece boyunca sık sık açılıp kapanması yerine sabit ve ılımlı bir ayarda çalışması daha dengeli bir ortam sağlayabilir.
Yatak, bebek yatağı ve evcil hayvanların uyuduğu alan doğrudan iç ünitenin karşısında bulunmamalı.
ARAÇ KLİMASI NASIL KULLANILMALI?
Güneş altında park edilen araçta klima açılmadan önce kapılar veya camlar kısa süre açılarak içeride biriken sıcak havanın dışarı çıkması sağlanmalı.
Araç kliması ilk anda en düşük sıcaklığa ve en yüksek fan hızına ayarlanmamalı. Sıcaklık kademeli olarak düşürülmeli ve hava kanalları doğrudan sürücünün veya yolcuların yüzüne çevrilmemeli.
Uzun yolculuklarda temiz hava girişi belirli aralıklarla açılabilir. Polen filtresi ve klima bakımı, aracın üretici tarafından belirlenen bakım takvimine göre yapılmalı.
Bebekler, çocuklar, yaşlılar ve hayvanlar klima çalışıyor olsa bile park edilmiş araçta yalnız bırakılmamalı. Dünya Sağlık Örgütü, park halindeki araçların kısa sürede tehlikeli sıcaklıklara ulaşabileceğini belirtiyor.
İŞ YERLERİNDE KLİMA AYARI NASIL YAPILMALI?
İş yerlerinde klimayı yalnızca bir kişinin tercihine göre çok düşük sıcaklığa ayarlamak çalışanlar arasında sağlık ve konfor sorunları yaratabilir.
Çalışma masaları doğrudan hava üfleme noktalarının altına yerleştirilmemeli. Ortamın farklı bölümlerindeki sıcaklık kontrol edilmeli ve klimanın serinliği bütün alana dengeli dağıtılmalı.
Kapalı ofisler düzenli olarak havalandırılmalı, klima ve havalandırma sistemlerinin bakımı kayıtlı biçimde yaptırılmalı. Sağlık Bakanlığına bağlı iş sağlığı yönergelerinde de termal konfor koşullarının uygun tutulması, ofislerin havalandırılması ve iklimlendirme cihazlarının düzenli kontrol edilmesi öneriliyor.
VANTİLATÖR KLİMAYLA BİRLİKTE KULLANILABİLİR Mİ?
Vantilatör, serin havanın oda içinde daha dengeli dağılmasına yardımcı olabilir. Dünya Sağlık Örgütü, klimanın 27 dereceye ayarlanıp vantilatörle desteklenmesinin ortamı yaklaşık dört derece daha serin hissettirebileceğini belirtiyor.
Vantilatör de doğrudan yüz ve vücuda uzun süre yöneltilmemeli. Ortam sıcaklığı çok yüksekse yalnızca vantilatör kullanmak yeterli koruma sağlamayabilir.
Dünya Sağlık Örgütü, ortam sıcaklığı 40 derecenin üzerindeyken vantilatörün vücudu daha fazla ısıtabileceği uyarısında bulunuyor. Bu koşullarda serin bir alana geçmek, klima kullanmak ve sıvı kaybını önlemek gerekiyor.
KLİMA KULLANIRKEN SU TÜKETİMİ UNUTULMAMALI
Klimalı ortamda serinlik hissedilmesi, vücudun sıvıya ihtiyaç duymadığı anlamına gelmiyor. Gün boyunca düzenli su tüketilmeli ve susama hissi beklenmemeli.
Kalp veya böbrek hastalığı nedeniyle sıvı kısıtlaması bulunanlar ise ne kadar su içmeleri gerektiğini hekimlerine danışmalı.
Alkol ve aşırı kafein tüketimi sıcak havalarda sıvı dengesini olumsuz etkileyebilir. Klima kullanımıyla birlikte hafif giysiler, güneşten korunma ve yeterli dinlenme gibi diğer sıcak hava önlemleri de sürdürülmeli.
HANGİ BELİRTİLERDE SAĞLIK KURULUŞUNA BAŞVURULMALI?
Klima kullanımı sırasında veya sonrasında uzun süren ateş, şiddetli öksürük, nefes darlığı, göğüs ağrısı, bilinç bulanıklığı veya belirgin halsizlik görülürse sağlık kuruluşuna başvurulmalı.
Yüksek ateş, nefes almakta güçlük, dudaklarda morarma, bilinç kaybı veya hızla kötüleşen genel durumda 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalı.
Baş, boyun veya kas ağrısı yalnızca “klima çarpması” olarak değerlendirilmemeli. Ateş, öksürük ve nefes darlığı gibi belirtiler başka bir enfeksiyon veya sağlık sorununun işareti olabilir. Sağlık Bakanlığına bağlı kuruluşlar, bu belirtilerin basit bir soğuk algınlığı olarak görülmemesi gerektiği konusunda uyarıyor.
SAĞLIKLI KLİMA KULLANIMININ TEMEL KURALLARI
Antalya’da klima kullanırken ortamı bir anda aşırı soğutmamak, sıcaklığı yaklaşık 24 ile 27 derece arasında tutmak ve hava akımını doğrudan insanların üzerine yöneltmemek gerekiyor.
Filtre ve cihaz bakımı üreticinin belirlediği aralıklarla yapılmalı, kötü koku ve su sızıntısı gibi sorunlar ihmal edilmemeli. Klima kullanılan odalar düzenli olarak havalandırılmalı ve serinlik hissedilse bile su tüketimi sürdürülmeli.
Bebekler, yaşlılar, kronik hastalar, astım ve KOAH hastaları ile bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde oda sıcaklığı ve belirtiler daha yakından takip edilmeli.





