
Antalya’da yaygınlaşan site tipi konutlar ortak yaşam alanlarını artırırken mahalle içi temas ve komşuluk biçimlerini de dönüştürüyor.
Antalya’da yeni konut alanlarında güvenlikli girişleri, otoparkları, çocuk oyun alanları ve ortak peyzajları bulunan apartman ve site projeleri giderek daha görünür hale geliyor. Özellikle yeni yapılaşmanın yoğun olduğu bölgelerde sokakla doğrudan ilişki kuran eski apartman dokusunun yerini daha büyük parseller üzerinde kurulan toplu konut düzenleri alabiliyor.
Bu değişim beraberinde “Eski mahalle komşuluğu kayboluyor mu?” sorusunu getiriyor. Ancak Antalya’da site yaşamına geçen yurttaşlarla eski apartman veya mahalle dokusunda yaşayanların komşuluk ilişkilerini güncel olarak karşılaştıran kent geneli bir araştırma bulunmuyor.
Bu nedenle siteleşmenin Antalya’da komşuluk ilişkilerini doğrudan azalttığını söylemek mümkün değil. Akademik çalışmalar daha karmaşık bir tabloya işaret ediyor: Site tipi yaşam sokak ve mahalle ölçeğindeki karşılaşmaları azaltabilirken, aynı sitenin içindeki ortak alanlar yeni komşuluk ilişkilerinin kurulmasına da olanak sağlayabiliyor.
Antalya’da yeni konut üretimi devam ediyor
Antalya’nın yapılaşma hareketliliği güncel verilerde de görülüyor.
TÜİK verilerine dayanan iki bin yirmi altı ikinci çeyrek sonuçlarına göre Antalya’da Nisan-Haziran döneminde altı bin dokuz yüz yirmi üç daire için yapı ruhsatı düzenlendi. Aynı dönemde beş bin sekiz yüz elli yedi daire yapı kullanma izin belgesi aldı. Bir önceki yılın aynı döneminde yapı ruhsatı verilen daire sayısı beş bin beş yüz kırk altı olarak açıklanmıştı.
Bu veriler yeni konutların ne kadarının güvenlikli site biçiminde yapıldığını göstermiyor. TÜİK yapı izin istatistiklerinde “site tipi konut” ayrı bir kategori olarak yayımlanmıyor.
Dolayısıyla Antalya’da son yıllarda tam olarak kaç yeni sitenin inşa edildiğini söylemek mümkün değil. Buna karşılık binlerce yeni dairenin her yıl konut stokuna eklenmesi, yeni yerleşim biçimlerinin kent yaşamı üzerindeki etkisini önemli hale getiriyor.
Antalya’nın nüfusu da büyüyor
Konut biçimindeki değişim Antalya’nın nüfus artışıyla birlikte değerlendirilmeli.
TÜİK’in iki bin yirmi beş yılı sonuçlarına göre Antalya’nın nüfusu iki milyon yedi yüz yetmiş yedi bin altı yüz yetmiş yedi kişiye ulaştı. Antalya, İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa’nın ardından Türkiye’nin en kalabalık beşinci ili oldu.
Artan nüfus yeni konut alanlarına olan ihtiyacı büyütürken özellikle kent çeperlerinde daha büyük ölçekli konut projelerinin geliştirilmesine zemin hazırlıyor.
Ancak yeni konut üretiminin yalnızca kaç daire yapıldığı üzerinden değerlendirilmesi, mahallenin sosyal yapısında meydana gelen değişimi açıklamaya yetmiyor.
Bir yerleşim alanında park, kaldırım, küçük esnaf, meydan ve ortak sokak yaşamının nasıl tasarlandığı da insanların birbirleriyle ne sıklıkta karşılaşacağını etkiliyor.
“Tek tip siteleşme” ne anlama geliyor?
“Tek tip siteleşme” resmî bir şehircilik veya istatistik kavramı değil.
Gündelik kullanımda bu ifade genellikle benzer mimari özelliklere sahip, çevresi sınırlandırılmış, otoparkı ve ortak kullanım alanları kendi parseli içinde bulunan çok bloklu veya büyük ölçekli apartman projelerini tanımlamak için kullanılıyor.
Bu yerleşimlerde çocuk parkı, havuz, spor alanı, güvenlik, otopark ve dinlenme alanı gibi hizmetlerin bir bölümü sitenin kendi sınırları içerisinde sağlanabiliyor.
Bu durum sakinlere belirli avantajlar sunarken, günlük yaşamın daha büyük bölümünün site sınırları içinde geçirilmesi halinde mahalleyle kurulan ilişkinin biçimi değişebiliyor.
Eski mahalle yaşamında karşılaşmalar daha mı fazlaydı?
Geleneksel mahalle dokusunda sosyal ilişkinin önemli bir bölümü planlanmamış karşılaşmalar üzerinden kurulabiliyor.
Apartman girişinde karşılaşmak, bakkala yürümek, çocuğu mahalle parkına götürmek, kapının önünde oturmak veya aynı sokaktaki esnafı kullanmak farklı hanelerin birbirini tanımasını kolaylaştırabiliyor.
Site yaşamında ise bu karşılaşmalar tamamen ortadan kalkmıyor ancak mekân değiştirebiliyor.
Sokak yerine site bahçesi, mahalle parkı yerine özel çocuk oyun alanı, mahalledeki spor alanı yerine site içindeki spor tesisi kullanılabiliyor.
Böylece komşuluk ilişkisi mahalle ölçeğinden site ölçeğine doğru kayabiliyor.
Site yaşamı komşuluğu tamamen ortadan kaldırmıyor
Akademik çalışmalar güvenlikli sitelerin yalnızca insanları birbirinden uzaklaştıran yerler olarak değerlendirilmesinin yeterli olmadığını gösteriyor.
İki bin yirmi yılında yayımlanan “Güvenlikli Sitelerde Yeni Eğilimler ve Sosyo-Mekânsal İlişkiler” araştırmasında site yaşamında klasik komşuluk ilişkilerinin yanında ağ tipi ve daha akışkan sosyal ilişkilerin de geliştiği belirlendi. Araştırmacılar güvenlikli sitelerde ortaya çıkan ilişkilerin yalnızca “komşuluk var” veya “komşuluk yok” biçiminde değerlendirilmesinin yetersiz olduğuna dikkat çekti.
Başka bir akademik çalışmada da güvenlikli sitelerde komşuluk ilişkilerinin sakinlerin güvenlik algısında önemli rol oynayabildiği görüldü. Araştırma, fiziksel güvenlik önlemlerinin yanında insanlar arasındaki gayriresmî komşuluk ilişkilerinin de etkili olabildiğini ortaya koydu.
Bu çalışmalar Antalya’nın tamamını temsil etmiyor. Ancak site yaşamının komşuluğu otomatik olarak yok etmediğini, daha çok ilişkinin kurulduğu mekânı ve biçimini değiştirebildiğini gösteriyor.
Muratpaşa’da site sakinleri üzerine araştırma yapıldı
Antalya özelinde de güvenlikli site yaşamına ilişkin akademik bir çalışma bulunuyor.
Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi Ormancılık Dergisi’nde iki bin yirmi yılında yayımlanan araştırmada Muratpaşa’da güvenlikli bir sitede yaşayan yüz kişiyle yüz yüze anket yapıldı.
Araştırmada site sakinlerinin konut tercihlerinde etkili olan mekânsal ve tasarımsal unsurlar incelendi. Sonuçlar konut tercihinde öne çıkan faktörlerin yaş ve eğitim düzeyine göre değişiklik gösterebildiğini ortaya koydu.
Bu çalışma doğrudan eski mahalle komşuluğu ile site komşuluğunu karşılaştırmadığı için “Antalya’da siteler komşuluğu azalttı” sonucunu desteklemiyor.
Ancak site yaşamının Antalya’da da araştırılması gereken ayrı bir konut ve yaşam biçimi haline geldiğini gösteriyor.
Site içindeki çocuk parkı yeni bir komşuluk alanına dönüşebilir
Site yaşamının sosyal ilişkileri güçlendirebilen yönlerinden biri ortak alanlar.
Çocuk oyun alanları özellikle çocuklu aileler arasında düzenli karşılaşma yaratabiliyor. Aynı çocukların her gün aynı bahçede oynaması anne ve babaların da birbirlerini tanımasını kolaylaştırabiliyor.
Benzer biçimde yürüyüş alanı, bank, spor alanı veya ortak bahçe düzenli kullanılan mekânlar olduğunda site içi sosyal ilişki gelişebiliyor.
Bu nedenle yalnızca binanın veya sitenin fiziksel olarak kapalı olması komşuluk düzeyini belirlemiyor.
Ortak alanın büyüklüğü, tasarımı, gölgeli olup olmadığı, oturma alanlarının bulunması ve sakinlerin gerçekten kullanabileceği biçimde düzenlenmesi de önemli.
Sorun komşuluğun site duvarlarının içinde kalması olabilir
Site yaşamına ilişkin kent ölçeğindeki tartışma ise farklı.
Bir sitenin içinde güçlü bir komşuluk ilişkisi kurulabilir ancak bu ilişkinin çevredeki mahalleyle bağlantısı sınırlı kalabilir.
Site sakini aracını kapalı otoparka bırakıyor, alışverişini araçla yapıyor, çocuğunu site bahçesinde oynatıyor ve sporunu yine site içinde yapıyorsa mahalle sokaklarında geçirdiği süre azalabilir.
Bunun sonucunda yakındaki bakkal, park, meydan veya kaldırım yalnızca ulaşım güzergâhına dönüşebilir.
Bu etkinin Antalya’da ne ölçüde gerçekleştiğini gösteren güncel saha araştırması bulunmuyor. Ancak güvenlikli siteler üzerine yapılan çalışmalar, bu konut biçiminin kent içindeki sosyal ve mekânsal ilişkileri değiştirebildiğini gösteriyor.
Eski mahallelerde ilişki neden daha farklı olabiliyor?
Mahalle komşuluğunu yalnızca binaların yaşı belirlemiyor.
Eski mahallelerde aynı sokakta uzun yıllardır yaşayan hanelerin bulunması, esnafın müşterilerini tanıması ve yurttaşların aynı kamusal alanları paylaşması sosyal bağların oluşmasını kolaylaştırabiliyor.
Yeni sitelerde ise konutların kısa sürede yüzlerce farklı haneye teslim edilmesiyle komşuluk ilişkileri sıfırdan kuruluyor.
İnsanların birbirlerini tanıması zaman alabiliyor.
Ancak yeni bir sitede aynı kişilerin yıllarca yaşamaya devam etmesi halinde orada da zaman içerisinde güçlü komşuluk ilişkileri gelişebilir.
Dolayısıyla yapı tipinin yanında ikamet süresi de önemli.
Kiracı değişimi komşuluk ilişkilerini etkiliyor
Mahalle ilişkilerinin sürekliliği açısından konutta ne kadar uzun süre yaşandığı önemli bir faktör.
Kiracıların sık değiştiği bir apartman veya sitede insanların birbirlerini tanıması daha zor olabilir. Aynı hanelerin uzun yıllar yaşadığı yerlerde ise ilişkilerin gelişmesi için daha fazla zaman bulunuyor.
Antalya gibi yoğun iç ve dış göç alan, turizm hareketliliğinin güçlü olduğu bir kentte konut kullanıcılarının değişim hızı bazı mahallelerde daha yüksek olabiliyor.
Bu nedenle komşuluk ilişkilerindeki değişimi yalnızca “eski apartman-yeni site” karşılaştırmasına indirgemek eksik kalıyor.
Kiracılık, kısa süreli kiralama, çalışma saatleri, yaş grupları ve nüfus hareketliliği de sosyal ilişkileri etkileyebiliyor.
Kapalı otopark sokaktaki karşılaşmayı azaltabilir mi?
Yeni sitelerdeki en temel farklılıklardan biri araç kullanım düzeni.
Sakinler otomobille siteye girerek doğrudan kapalı otoparka ulaşabiliyor ve asansörle evine çıkabiliyor.
Bu sistem günlük yaşamı kolaylaştırırken sokakta geçirilen süreyi azaltabiliyor.
Eski apartman dokusunda ise aracı sokakta bırakıp eve yürümek, mahallede alışveriş yapmak veya bina önünde komşuyla karşılaşmak daha olası olabiliyor.
Ancak bu konuda Antalya özelinde yapılmış güncel davranış araştırması olmadığı için kapalı otopark kullanımının komşuluk ilişkilerini ne ölçüde azalttığı sayısallaştırılamıyor.
Mahalle esnafıyla ilişki de dönüşebilir
Komşuluk yalnızca apartmanda yaşayan insanlar arasındaki ilişki değil.
Mahalle bakkalı, fırın, kasap, berber ve diğer küçük işletmeler de geleneksel mahalle ilişkisinin parçaları.
Büyük sitelerin kendi sosyal tesislerini oluşturması ve sakinlerin alışveriş için otomobille daha büyük ticari alanlara yönelmesi durumunda mahalle esnafıyla kurulan gündelik ilişki azalabilir.
Buna karşılık site girişlerinin yaya ulaşımına açık olduğu ve çevresinde küçük işletmelerin bulunduğu projelerde yeni nüfus mahalle esnafına müşteri de kazandırabilir.
Bu nedenle siteleşmenin küçük esnaf üzerindeki etkisi de projenin çevresindeki sokak dokusuyla ne kadar bütünleştiğine göre değişiyor.
Duvar ve güvenlik sosyal ayrışmayı artırabilir mi?
Güvenlikli sitelerin en tartışmalı özelliklerinden biri kontrollü giriş.
Siteye yalnızca sakinlerin ve izin verilen ziyaretçilerin girebilmesi güvenlik ve mahremiyet hissini güçlendirebilir.
Ancak yüksek duvarlar, kapılar ve yalnızca site sakinlerine açık sosyal alanlar aynı zamanda fiziksel bir sınır yaratıyor.
Uluslararası ve Türkiye üzerine yapılan akademik çalışmalar güvenlikli siteleri sosyal ve mekânsal ayrışma tartışmalarının önemli unsurlarından biri olarak değerlendiriyor. Bununla birlikte bütün güvenlikli sitelerin çevresiyle aynı biçimde ilişki kurmadığı, bazı sitelerin çevredeki mahallelerle daha fazla temas geliştirebildiği de ortaya konuyor.
Dolayısıyla sorun yalnızca girişte güvenlik görevlisi bulunması değil, konut alanının çevredeki kent dokusuyla ne ölçüde ilişki kurduğu.
Kamusal parklarla özel site bahçesi aynı işlevi görmüyor
Bir sitenin içindeki park yalnızca o sitede yaşayanların kullanımına açık olabilir.
Mahalle parkı ise farklı gelir, yaş ve yaşam biçimlerine sahip yurttaşların aynı alanda karşılaşmasını sağlıyor.
Bu nedenle özel ortak alan ile kamusal alan sosyal açıdan aynı işleve sahip değil.
Antalya Büyükşehir Belediyesinin iki bin yirmi beş–iki bin yirmi dokuz Stratejik Planı’nda yaya odaklı alt merkezlerin ve yaya bölgelerinin oluşturulması, kamusal alanların geliştirilmesi ve kent merkezlerindeki yoğunluğun yeni merkezlere dağıtılması gibi hedeflerin yer alması, kamusal mekânların kent planlamasındaki önemini ortaya koyuyor.
Site bahçeleri yaşam kalitesini artırabilir ancak mahalle parklarının ve herkese açık buluşma alanlarının yerini tamamen tutmuyor.
Döşemealtı’nda kamusal buluşma alanı örneği
Döşemealtı Yeşilbayır Mahallesi’nde hazırlanan Cittaslow Yaşam Alanı bu açıdan dikkat çekici güncel örneklerden biri.
Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından on dört bin metrekarelik alanda geliştirilen projede çocuk oyun alanları, yürüyüş alanları ve sosyal kullanımlara yönelik bölümler planlandı. Projede kadınların sosyal yaşamda daha fazla yer almasına yönelik bir buluşma alanı da bulunuyor.
Bu proje siteleşmenin komşuluk üzerindeki etkisini ölçmüyor. Ancak yeni konut bölgelerinde yalnızca özel site alanlarının değil, bütün mahallelinin kullanabileceği kamusal buluşma noktalarının da gerekli olduğuna dair güncel bir şehircilik örneği oluşturuyor.
Tek tip mimari sosyal yaşamı da tek tipleştirir mi?
Aynı yükseklikte bloklar, benzer peyzaj düzeni, çevre duvarı, açık veya kapalı havuz ve ortak otopark yeni sitelerin sık kullanılan özellikleri arasında.
Ancak mimarinin benzer olması o yapılarda yaşayan insanların aynı biçimde ilişki kuracağı anlamına gelmiyor.
Çocuklu ailelerin yoğun olduğu bir sitede ortak alan kullanımı yüksek olabilirken, ağırlıklı olarak yatırım amaçlı alınan ve sık kiracı değişen dairelerin bulunduğu başka bir projede sosyal temas daha sınırlı kalabilir.
Yaşlı nüfusun bulunduğu bir sitede banklar ve yürüyüş alanları önem kazanırken genç çalışanların çoğunlukta olduğu bir projede gün içerisinde ortak alanlar daha az kullanılabilir.
Antalya Muratpaşa’daki site sakinleri üzerine yapılan araştırmada konut tercihlerini etkileyen mekânsal faktörlerin yaş ve eğitim durumuna göre değişmesi de kullanıcıların site yaşamından aynı beklentilere sahip olmadığını gösteriyor.
Eski komşuluk gerçekten tamamen kayboluyor mu?
Kent sosyolojisi açısından bu sorunun basit bir yanıtı yok.
İstanbul’da geleneksel mahallelerle güvenlikli sitelerin ilişkisini inceleyen bir saha araştırmasında mahalle sakinlerinin güçlü komşuluk ilişkilerini yaşadıkları yerle kurdukları bağın önemli bir unsuru olarak gördükleri ve kendilerini yakınlarındaki site sakinlerinden bu açıdan ayırdıkları görüldü.
Ancak başka araştırmalar site içerisinde de güçlü sosyal ağların gelişebildiğini gösteriyor.
Bu nedenle eski komşuluk tamamen ortadan kalkıyor demek yerine komşuluğun biçim değiştirdiğini söylemek daha doğru.
Eskiden aynı sokaktaki onlarca hane, esnaf ve kamusal alan üzerinden kurulan ilişki yeni yerleşimlerde yalnızca aynı blokta veya aynı sitenin içinde yaşayan kişiler arasında yoğunlaşabilir.
Antalya’da asıl soru sitenin mahalleyle ne kadar ilişki kurduğu
Antalya’da iki bin yirmi altının yalnızca ikinci çeyreğinde yaklaşık yedi bin yeni daire için yapı ruhsatı verilmesi, kentte konut üretiminin devam ettiğini gösteriyor.
Bu üretimin yalnızca daire sayısıyla değerlendirilmesi ise kent yaşamı açısından yeterli değil.
Yeni konut alanlarının kaldırımla, mahalle parkıyla, esnafla, toplu taşıma duraklarıyla ve çevredeki sokaklarla nasıl bağlantı kurduğu da önemli.
İnsanların yalnızca otomobille girip çıktığı, bütün sosyal ihtiyaçların özel alanlarda karşılandığı ve çevresi tamamen kapalı projeler mahalle ölçeğindeki günlük karşılaşmaları sınırlayabilir.
Buna karşılık yaya bağlantıları güçlü, kamusal yeşil alanlara açılan ve çevredeki sokak yaşamıyla bütünleşen konut projeleri farklı bir sosyal yapı oluşturabilir.
Komşuluk için bina değil, karşılaşma alanı gerekiyor
Antalya’da mahallelerde tek tip siteleşmenin eski komşuluk ilişkilerini ne kadar değiştirdiğini kesin olarak ortaya koyan güncel ve kent geneli bir çalışma bulunmuyor.
Akademik araştırmalar ise güvenlikli site yaşamının sosyal ilişkileri ortadan kaldırmaktan çok yeniden düzenleyebildiğini gösteriyor. Komşuluk sokaktan site bahçesine, mahalle parkından özel ortak alana ve mahalle ölçeğinden blok ölçeğine taşınabiliyor.
Bu dönüşümün kent açısından kritik noktası insanların site içinde komşuluk kurup kurmadığından çok, site dışındaki mahalleyle ilişkilerinin devam edip etmediği.
Antalya büyümeye ve yeni konut üretmeye devam ederken yalnızca konutların metrekaresi, otoparkı veya sosyal tesisi değil; yurttaşların birbirleriyle karşılaşabileceği kaldırımlar, meydanlar, parklar, küçük ticari alanlar ve herkese açık ortak mekânlar da planlamanın temel unsurları arasında yer almalı.
Çünkü eski mahalle ilişkilerinin devam etmesini sağlayan unsur yalnızca eski binalar değil, insanların gündelik yaşam içerisinde birbirleriyle karşılaşmasını mümkün kılan ortak kent mekânları.





