
Antalya Mimarlar Odası Şube Başkanı Yüksek Mimar Fatma Gül Yalçınkaya, Balbey Mahallesi’nin yalnızca tekil projelerle değil, Antalya tarihî kent merkezi bütünü içinde ele alınması gerektiğini belirtti. Yalçınkaya, koruma, sağlıklaştırma, yenileme, ulaşım, kamusal alan, altyapı, afet ve yangın güvenliği, ekonomik canlandırma ve sosyal yaşam başlıklarının birbirinden bağımsız değil, bütünleşik bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Yasin Çoban
Antalya’nın Muratpaşa ilçesindeki Balbey Mahallesi, 1990’lı yıllardan bu yana Kale Kapısı Kentsel Tasarım Projesi kapsamında ele alınırken, sahip olduğu tarihî, kültürel ve mimari değerler nedeniyle kentsel sit alanı olarak koruma altına alındı. Mahallede tescilli yapıların korunması ve yeni yapılaşmanın tarihî dokuya uyumlu biçimde gelişmesi amacıyla yıllar içinde farklı planlama ve uygulama arayışları gündeme geldi.
Ancak Balbey’e yönelik koruma amaçlı imar planlarının yeterince uygulanamaması, mülkiyet ve yapılaşma sorunlarının çözülememesi ve uzun süren belirsizlikler nedeniyle mahalle zaman içinde fiziksel ve sosyal açıdan yıprandı. Alanın daha sonra kentsel yenileme alanı ilan edilmesi ve birinci etap uygulamalarının başlatılması önemli bir adım olarak görülse de bugüne kadar ortaya konan çalışmaların beklenen bütüncül sonucu üretmediği değerlendiriliyor.
Gelinen aşamada Balbey’in geleceğinin yalnızca mahalle sınırları içinde ve tekil projeler üzerinden ele alınmasının yeterli olmayacağı belirtiliyor. Alanın, Antalya tarihî kent merkezi bütünü içinde; Kale Kapısı ve Hanlar Bölgesi, Haşimişcan Kentsel Sit Alanı ile Karaalioğlu Doğal Sit Alanı arasındaki tarihî, mekânsal ve sosyal ilişkiler gözetilerek yeniden değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Bu çerçevede koruma, yenileme, ulaşım, altyapı, kamusal alan, afet ve yangın güvenliği, ekonomik canlandırma ve sosyal yaşam başlıklarının bütünleşik bir yaklaşımla ele alınması isteniyor.

Kentsel sit alanı olarak koruma altında bulunan mahallede, tescilli yapıların geleceği, mülkiyet sorunları, sosyal yaşamın zayıflaması ve alanın yeniden nasıl canlandırılacağı tartışmaları sürerken, Mimarlar Odası Antalya Şube Başkanı Yüksek Mimar Fatma Gül Yalçınkaya değerlendirmelerde bulundu.
Yalçınkaya, Balbey’de en acil sorunun, mahallenin tarihsel kimliğini oluşturan yapıların ciddi risk altında olması olduğunu söyledi. Yalçınkaya, “Tescilli yapıların bir kısmı statik ömrünü tamamlamış, bazı yapılar ise metruklaşarak hem can güvenliği hem de yangın riski açısından ciddi bir tehdit oluşturmaya başlamıştır” diyen Yalçınkaya, sorunun yalnızca tekil yapıların yıpranmasıyla sınırlı olmadığını vurguladı. Yalçınkaya’ya göre Balbey’in temel problemlerinden biri de “uygulanabilir, bütüncül ve mülkiyet sorunlarını çözebilen bir plana sahip olmaması.”
Mahallenin kent merkezinde bulunmasına rağmen bugün güçlü bir tarihî merkez niteliğinden uzaklaştığını belirten Yalçınkaya, bazı alanların otopark, depo ve geçiş alanı gibi kullanıldığını, bunun da sosyal ve fiziksel çöküntüyü derinleştirdiğini ifade etti. Kaleiçi’nde olduğu gibi mahalleye girişlerin belirgin olmaması, çevresindeki yapılaşmanın Balbey’in ölçeğini görünmez kılması, kamusal açık alan eksikliği, güvenlik sorunları ve çağdaş yaşam standartlarını karşılamayan altyapı da Yalçınkaya’nın dikkat çektiği başlıklar arasında yer aldı.

“BALBEY’DEKİ SORUN YALNIZCA FİZİKSEL ESKİME DEĞİL”
Balbey’deki tabloyu kent yoksulluğu ve kent hakkı açısından da değerlendiren Yalçınkaya, mahalledeki sorunun yalnızca gelir düzeyi üzerinden okunamayacağını söyledi. Yalçınkaya, “Burada karşımıza çıkan durum, güvenli barınma hakkına, nitelikli kentsel altyapıya, kamusal hizmetlere, sosyal donatılara ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkına erişim açısından çok boyutlu bir yoksunluk halidir” dedi.
Dar ve sorunlu sokak dokusunun bazı alanlarda acil servis, itfaiye ve ambulans erişimini güçleştirdiğini belirten Yalçınkaya, metruk yapıların da yangın ve güvenlik risklerini artırdığını kaydetti. Yalçınkaya, “Bu yönüyle Balbey’deki sorun, yalnızca fiziksel eskime değil; kent hakkına erişimin zayıflaması ve mahallenin kentin bütününden kopmasıdır” ifadelerini kullandı.
“KORUNMASI GEREKEN YALNIZCA YAPILAR DEĞİL”
Yalçınkaya, koruma politikalarının en temel eksiklerinden birinin fiziksel çevreyi toplumsal yaşamdan bağımsız ele almak olduğunu söyledi. Yalçınkaya, “Tarihi mahalleleri değerli kılan yalnızca yapıların cepheleri, sokak dokusu ya da tescil kararları değildir; o alanda biriken gündelik yaşam, komşuluk ilişkileri, mahalle hafızası, kullanım alışkanlıkları ve sosyal bağlar da korunması gereken değerlerdir” dedi.
Balbey’de uzun süredir devam eden belirsizlik, yapıların boşalması, metruklaşma, depo kullanımları, düzensiz kiracılık ilişkileri, kağıt toplayıcılarının yoğunlaştığı alanlar, yangınlar ve güvenlik sorunlarının mahalle yaşamını zayıflattığını belirten Yalçınkaya, koruma yaklaşımının geçmişi romantize etmekle sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı. “Bugünkü gerçekliği doğru okuyarak yeni bir sosyal ve kentsel yaşam kurgusu üretmek gerekir” diye konuştu.
YERİNDE, KATILIMCI VE ETAPLI MODEL ÖNERİSİ
Balbey için hem tarihî dokuyu koruyan hem de mevcut kullanıcıları dışlamayan bir modelin mümkün olduğunu söyleyen Yalçınkaya, “Balbey için tarihi dokuyu koruyan, mülk sahiplerini ve mevcut kullanıcıları dışlamayan, yerinde ve katılımcı bir canlandırma modeli mümkündür” dedi.
Bunun için rant odaklı, yalnızca mülkiyet değerini artırmaya dayalı dönüşüm anlayışlarından uzak durulması gerektiğini belirten Yalçınkaya, koruma, iyileştirme ve ekonomik canlandırmanın birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti. Restorasyon maliyetlerinin yalnızca dar gelirli mülk sahiplerinin omuzlarına bırakılamayacağını kaydeden Yalçınkaya, kamu desteği, hibe, kredi ve teknik danışmanlık mekanizmalarının birlikte işletilmesi gerektiğini söyledi.

Yalçınkaya, Mimarlar Odası’nın önerisinin “katılımcı, yerinde, etaplı ve kamu yararını önceleyen bir Balbey canlandırma modeli” olduğunu belirterek, Balbey’in Antalya’nın merkezinde geçmişiyle bağ kuran, güvenli, yaşanabilir, erişilebilir ve kamusal yaşamı güçlü bir tarihî kent parçası olarak yeniden kente kazandırılması gerektiğini kaydetti.





