CHP Antalya’dan TOKİ ve taş ocağı projelerine karşı açıklama: “İçme suyu havzasına taş ocağı yaptırmayacağız”

chp antalya boğaçay ve çandır çayı chp antalya boğaçay ve çandır çayı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya İl Örgütü, Konyaaltı sınırlarında yer alan Çandır Çayı ve Boğaçay havzalarında planlanan taş/kum ocağı faaliyetleri ile TOKİ projelerine karşı uyarılarda bulundu. Yapılan açıklamada, bölgenin birinci derece içme suyu koruma alanı olduğunu vurgulayarak, yapılacak müdahalelerin Antalya’nın içme suyu kaynakları ve Konyaaltı Plajı üzerinde geri dönüşü olmayan zararlara yol açacağını ifade edildi.

Antalya’nın Konyaaltı ilçesine bağlı Çakırlar Mahallesi’ndeki, Çandır Deresi’nin kurumuş yatağı üzerine 4 bin 574 konutluk bir TOKİ projesini 9 Aralık’ta başlayan ÇED süreci 11 Aralık’ta onaylandı.

CHP Antalya İl Örgütü, bölgede yapılması planlanan taş/kum ocağı ve TOKİ projesine karşı bugün (15 Ocak) saat:12.00’da Antalya Büyükşehir Belediyesi Eski Asfalt Şantiyesi yanında basın açıklaması düzenledi.

chp antalya boğaçay ve çandır çayı

“GERİ DÖNÜŞÜ MÜMKÜN OLMAYAN BİR ZARAR VERECEKTİR”

Basın açıklamasında konuşan CHP Konyaaltı İlçe Başkan Yardımcısı ve Çevre Mühendisi Barış Cengiz şunları söyledi:

“Çandır Çay Havzası, temel olarak Konyaaltı’nı dolayısıyla Antalya’mızı besleyen içme suyu kaynaklarını barındıran bir havzadır. Buraya yapılacak bir müdahale, doğrudan evlerimizden akan musluktaki suya ve ileride çocuklarımızın içeceği içme suyuna müdahale anlamına gelmektedir.”

Bölgede yapılmak istenen kum, çakıl, taş ocakları gibi faaliyetlerinin bir yatırım meselesi olmadığını ifade eden Cengiz, “Burası yasal mevzuatlarla müdahalelerin tamamen yasaklandığı bir alandır. Bu nedenle burası sadece çevre açısından değil, aynı zamanda bir hukuk meselesidir. Eğer burada planlanan taş ocağı veya çakıl ocağı gibi bir faaliyet yapılırsa, su altı kaynaklarımıza ve içme sularımıza doğrudan müdahale edilecektir. Bu kaynaklar çok kısa sürede kirletilecektir. Dolayısıyla bu, geri dönüşü mümkün olmayan bir zarar verecektir” dedi.

“BU EROZYONU ÇOK NET BİR ŞEKİLDE GÖREBİLİYORUZ”

Bölgenin Konyaaltı Plajı’nı besleyen ana damarlardan birinin Çandır Çayı üzerinde bulunduğunu vurgulayan Cengiz, “Çandır Çayı’ndan kontrolsüz bir şekilde alınmak istenen ki daha önceki yıllarda alınmıştır taş, çakıl ve kum, Konyaaltı Plajı’nda inanılmaz derecede erozyona sebebiyet vermektedir. Geçmiş resimlerle güncel Konyaaltı Plajı’nın resimlerini bir araya getirdiğimizde bu erozyonu çok net bir şekilde görebiliyoruz” sözlerini kullandı.

Cengiz, açıklamada şu soruları sordu:

“Konyaaltı’nı ve Antalya’mızı besleyen içme suyu kaynaklarını mı tercih edeceğiz, yoksa kısa vadeli rant projelerini mi?”

chp antalya boğaçay ve çandır çayı

Antalya’nın ve Konyaaltı’nın içme suyunu kısa vadeli bir rant projesine feda edilmemesi gerektiğini ifade eden Cengiz, “Bununla ilgili sorumlulardan beklentimiz, içme suyu havzalarına bu tarz müdahalelere kesinlikle izin verilmemesidir. Bu müdahalelerin önüne geçilmeli ve süreç şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Bu sadece siyasi bir mesele değil, aynı zamanda kamusal sorumluluğun gereğidir” ifade etti.

Bölgenin milyonlarca insanın içme suyu kaynağı olduğunu ifade eden Cengiz, “Ayrıca Konyaaltı Plajı, dünya çapında bir plaj olmasından dolayı çok önemli bir noktadadır. Buraya yapılacak müdahaleler hem yasalar hem de mevzuatlar açısından zaten yasaktır. Bu nedenle konuyu sürekli gündemde tutarak, projenin önüne geçmemiz ve hayatı doğru bir yöne taşıyarak kamu yararını korumamız gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

“BURASI ÖNEMLİ VE KORUNMASI GEREKEN BİR ALANDIR”

Barış Cengiz’in ardından açıklama yapan CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı şunları söyledi:

“12 Aralık’ta bu bölgede yaptığımız TOKİ’ye karşı eylemde yine hep birlikte, TOKİ’nin 4 bin 500 konutluk bir projesinin yapılmasının doğru olmadığını, teknik yönden bunun yanlışlara sebep olacağını söylemiştik. Şu anda Boğaçay havzasındayız. Yani 12 tane sondaj kuyusunun olduğu merkezdeyiz”

Bölgedeki sondaj kuyuları Antalya’nın yaşam kaynağı su ihtiyacının karşılandığı alanlar olduğunu ifade eden Kamacı, “O yüzden burası önemli ve korunması gereken bir alandır. Zaten 28 Aralık 2009 yılında Devlet Su İşleri ve ASAT burayı koruma alanı ilan etmiş. Yani bundan 16 yıl önce burası su kaynaklarının korunması konusunda Devlet Su İşleri ve ASAT’ın koruma kararı var” dedi.

Kamacı, bölgenin birinci derece içme suyu koruma alanı olduğuna dikkat çekerek yetkililere sorular yöneltti. Kamacı, 2009 yılında Resmî Gazete’de yayımlanan koruma kararına rağmen Devlet Su İşleri’nin bu alanda TOKİ konutlarına izin verip vermediğinin kamuoyuna açıklanması gerektiğini söyledi.

Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından söz konusu alan için TOKİ projelerine yönelik olumlu bir rapor verilmediğini belirten Kamacı, “Biz hâlâ 2009’da alınan koruma kararının arkasındayız” dedi. CHP’nin konut yapılmasına karşı bir tutum içinde olmadığının altını çizen Kamacı, barınma hakkını savunduklarını ancak su kaynakları üzerinde yapılaşmaya kesinlikle karşı olduklarını vurguladı.

“BUGÜNE KADAR ÇEVREYİ YILLARCA TAHRİP ETTİLER VE TAHRİP ETMEYE DEVAM EDİYORLAR”

Kamacı, içme suyu havzalarının konut projeleri için kullanılamayacağını belirterek, “Su kaynaklarının üstüne konut yapılmaz. Bu hem teknik olarak hem de hukuken yanlıştır” ifadelerini kullandı. Açıklamasında, yanlış alanlarda yapılan yapılaşmanın Antalya’nın geleceğini tehdit ettiğini dile getiren Kamacı, yetkilileri koruma kararlarına uymaya çağırdı.

TOKİ projesinin yanında taş ocağı, çakıl ocağı açılması gerekli olduğunu belirten Kamacı, “Yani derenin içinden alacaklar, inşaata götürecekler. Derenin taşıyla derenin kuşunu vuracaklar. Ne olacak? 200 metre ileriden alacaklar, körük yapacaklar. Hem de derenin su havzasını bozmuş olacaklar. Onlar için su havzasının önemi yok. Onlar için sadece para kazanmak önemli. Onun peşindeler. O yüzden bugüne kadar çevreyi yıllarca tahrip ettiler ve tahrip etmeye devam ediyorlar” dedi. 

Kamacı, söz konusu alanların birinci derece içme suyu koruma alanı olduğunu hatırlatarak, kum, çakıl ve taş ocağı faaliyetleri ile toplu konut projelerinin açıkça yasak olduğunu vurguladı.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu projelere karşı tutumunun net olduğunu belirten Kamacı, sivil toplum örgütleri ve sendikaların da aynı noktada durduğunu söyledi. Kamacı, 2009 yılında çıkarılan yasal düzenlemelerle bu alanların “mutlak koruma alanı” ilan edildiğini anımsatarak, buna rağmen bölgede toplu konut ve kum-çakıl faaliyetlerinin sürdürüldüğünü ifade etti.

Kamacı, Antalya Büyükşehir Belediyesi ve ASAT tarafından TOKİ projelerine ilişkin olumsuz rapor verildiğini, buna karşın merkezi yönetimin “istediği yere konut yapma” anlayışıyla hareket ettiğini söyledi. İçme suyu havzaları üzerine yapılaşmanın, özellikle iklim krizi ve kuraklığın etkili olduğu Antalya’da geri dönüşü olmayan sonuçlar doğuracağını belirten Kamacı, bu tür uygulamaların kamu yararıyla bağdaşmadığını dile getirdi.

TOKİ’nin son dönemde sosyal konut üretmekten uzaklaştığını savunan Kamacı, projelerin daha çok varlıklı kesimlere yönelik olduğunu öne sürdü. Bölgedeki taş ve kum ocaklarının yeraltı su akışını bozduğunu, besleme havzalarını tahrip ettiğini ve Konyaaltı Plajı’nda erozyonu artırdığını söyleyen Kamacı, bu faaliyetlere kesinlikle izin verilmemesi gerektiğini ifade etti.

Açıklamasında “Suyu koru, yaşamı koru” çağrısını yineleyen Kamacı, CHP Antalya örgütü olarak içme suyu kaynaklarına yönelik her türlü müdahaleye karşı mücadeleyi sürdüreceklerini kaydetti.

“NEDEN ACABA KAMUYA AİT BİR ALANI YİNE KAMUYA AİT OLAN BİR ŞİRKET BURADAN İZİN ALMAK İÇİN ÇABA GÖSTERİYOR?”

Bölgeyi Antalya Valiliği’ne bağlı bir şirket olan AYDAŞ işletmek istediğini ifade eden Kamacı, şunları söyledi:

“AYDAŞ’ı biliyoruz. Daha önceden Kaleiçi’ndeki bir otelle ilgili Mermerli Plajı alakalı bir konuda çalışma yapmıştır. Neden acaba kamuya ait bir alanı yine kamuya ait olan bir şirket buradan izin almak için çaba gösteriyor? ÇED raporu almak için izin ister. Aynı alanda özel bir şirket izin almak isterse ÇED raporu verilecek mi, verilmeyecek mi? O yüzden mi acaba AYDAŞ devreye girip devletin yaptığı TOKİ’ye yine devletin kurduğu, valinin kurduğu bir şirket aracılığıyla ÇED raporu almak istiyorlar?”

“BOĞAÇAY SUSARSA ANTALYA SUSAR”

Antalya Valiliği’ne seslenen Kamacı, “Siz de Antalya’da yaşıyorsunuz, biz de Antalya’da yaşıyoruz. Biz suyumuzu korumak istiyoruz. Antalya Valiliği’nin görevi suyu korumaktır, bunu kendilerinden talep ediyoruz. Boğaçay susarsa Antalya susar” dedi.

CHP Antalya İl Örgütü’nün Antalya’nın suyunu dokundurtmayacağını ifade eden Kamacı, son olarak şunları söyledi:

“İçme suyu havzasına taş ocağı yaptırmayacağız. Resmî koruma kararlarını hatırlatacağız. Bu süreci tutanaklarla ve tekliflerle takip edeceğiz.  Değerli katılımcılar, her şeye rağmen yapabilirler. Bildiğiniz gibi bu iktidarın böyle bir süreci var. Ama biz örgüt olarak tarih sayfalarına not düşüyoruz. Bir gün geldiğinde bu söylediklerimiz gerçekleştiği takdirde umarım gerçekleşmez biz ‘bunları uyarmıştık’ diyeceğiz. Çünkü bizim görevimiz, genelde iktidarı, özelde de Anadolu’da muhalefet partisi olarak iktidarı uyarmaktır. Biz uyarma görevimizi hep birlikte yerine getiriyoruz