Anayasa Mahkemesi’nin süresiz nafaka iptaline ilişkin konuşan Av. Eroğlu: “‘Süresiz nafaka’ söylemi hukuki gerçekliği tam olarak yansıtmıyor”

Fotoğraf: Serra Akcan/csgorselarsiv.org

Antalya Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu Kolaylaştırıcısı Avukat Gamze Eroğlu, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) süresiz nafaka düzenlemesini iptal etmesine ilişkin Antalya Kent Haber’e değerlendirmede bulundu. Eroğlu, kamuoyunda sıklıkla kullanılan “süresiz nafaka” ifadesinin hukuki durumu tam olarak yansıtmadığını, bu tartışmanın erkek egemen toplumsal cinsiyet rolleriyle ilişkili olduğunu söyledi.

Nazlı Özbiçen

Anayasa Mahkemesi (AYM) süresiz nafaka düzenlemesini oy çokluğuyla iptal etti. İptal hükmünün dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildi ve iptal kararının gerekçesinin daha sonra yazılacağı belirtildi. Süresiz nafaka düzenlemesini iptal etmesine ilişkin Antalya Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu Kolaylaştırıcısı Avukat Gamze Eroğlu, Antalya Kent Haber’e değerlendirmelerde bulundu.

“NAFAKA MUTLAK BİÇİMDE ÖMÜR BOYU DEVAM ETMİYOR”

Eroğlu, Türk Medeni Kanunu’nda yoksulluk nafakası için kanunda önceden belirlenmiş bir sürenin öngörülmediğini, ancak bu durumun nafakanın mutlak biçimde ömür boyu devam ettiği anlamına gelmediğini söyledi. Nafaka alan kişinin yeniden evlenmesi, evliymiş gibi fiili birliktelik kurması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya tarafların ekonomik koşullarının değişmesi gibi durumlarda nafakanın kaldırılması ya da azaltılmasının mümkün olduğunu belirten Eroğlu, kamuoyunda sıklıkla kullanılan “süresiz nafaka” ifadesinin hukuki durumu tam olarak yansıtmadığını ifade etti.

“TARTIŞMANIN TOPLUMSAL CİNSİYET BOYUTU VAR”

Eroğlu, tartışmanın toplumsal cinsiyet boyutu bulunduğunu, Türkiye’de kadınların iş gücüne katılım oranları, ücret eşitsizlikleri, bakım emeğinin büyük ölçüde kadınların üzerinde olması ve boşanma sonrasında ekonomik olarak daha kırılgan hale gelmeleri gibi yapısal sorunların devam ettiğini belirtti. Nafaka kurumunun bu eşitsizliklerin boşanma sonrasındaki etkilerini bir ölçüde dengelemeyi amaçlayan bir mekanizma olduğunu ifade eden Eroğlu, konunun yalnızca nafaka yükümlülüğü üzerinden değil, kadınların ekonomik ve sosyal gerçekliği dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“KADINLAR AÇISINDAN CİDDİ HAK KAYIPLARI OLACAKTIR”

Eroğlu, Anayasa Mahkemesi’nin kararı sonrasında yasama organının yeni bir düzenleme yapması halinde düzenlemenin içeriğinin belirleyici olacağını, eğer yoksulluk nafakasına katı süre sınırları getirilirse özellikle uzun yıllar evlilik içinde ücretsiz bakım emeği vermiş, çalışma hayatından uzak kalmış veya gelir elde etme imkânı sınırlı kadınlar açısından ciddi hak kayıpları ortaya çıkabileceğini belirtti.

“KADINLARDA BOŞANMA SONRASI YOKSULLUK RİSKİ DAHA FAZLA”

Türkiye’de boşanma sonrası yoksulluk riskinin kadınlar açısından erkeklere kıyasla daha yüksek olduğunu ifade eden Eroğlu, belirli bir sürenin sonunda nafakanın kendiliğinden sona ermesi halinde ekonomik bağımsızlığını henüz sağlayamamış kadınların gelir güvencesinden mahrum kalabileceğini, bu durumun kadınların yoksullukla karşı karşıya kalmasına, şiddet içeren veya sağlıksız evlilikleri sonlandırmaktan çekinmesine ve sosyal yardım mekanizmalarına daha fazla bağımlı hale gelmesine yol açabileceğini söyledi.

Eroğlu, “Olası düzenlemelerde, her somut olayın özelliklerini dikkate alan ve kadınların ekonomik kırılganlığını göz önünde bulunduran bir yaklaşımın benimsenmesi önemlidir” dedi.

İSTİSNAİ ÖRNEKLER, NAFAKA ALAN TÜM KADINLARIN HAKSIZ AVANTAJ SAĞLADIĞI ALGISINI YARATABİLİYOR

Eroğlu, nafaka tartışmalarının önemli bir kısmında kadınların boşanma sonrasında karşılaştığı ekonomik gerçekliklerin yeterince görünür kılınmadığını düşündüğünü belirtti. Kamuoyunda istisnai örnekler üzerinden oluşturulan algının, nafaka alan tüm kadınların haksız avantaj elde ettiği yönünde bir izlenim yaratabildiğini, oysa uygulamada nafaka miktarlarının çoğu zaman oldukça düşük seviyelerde olduğunu ve birçok kadın açısından temel geçim desteği niteliğinde bulunduğunu ifade etti.

Eroğlu, bizzat takip ettiği dosyalarda gözlemlediği üzere nafaka borçlusunun ödeme gücünün ve tahsil kabiliyetinin bulunmadığı durumlarda nafaka alacaklılarının yıllarca yoksulluk ve iştirak nafakalarını tahsil edemediğini, zira nafaka borçlusunun ekonomik imkânlarının bulunmaması halinde mevcut yasal takip yollarına rağmen alacağın fiilen tahsilinin çoğu zaman mümkün olamadığını söyledi.

“KARAR, TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİNİ DERİNLEŞTİREBİLİR”

Eroğlu, olası bir yeni düzenleme ile nafakaya katı süre sınırları getirilmesinin, özellikle gelir elde etme imkânı kısıtlı, ileri yaşta olan, engelli bulunan, çocuk bakım sorumluluğunu üstlenen veya uzun süre çalışma hayatından uzak kalmış kadınlar açısından ciddi mağduriyetlere yol açabileceğini, bu durumun yalnızca bireysel bir ekonomik sorun değil aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin derinleşmesine neden olabilecek bir sonuç doğurabileceğini belirtti.

Eroğlu, nafaka kurumunun değerlendirilmesinde temel ölçütün kadın ve erkek arasındaki fiili eşitsizlikleri göz ardı etmeden, boşanma sonrası yoksulluğun önlenmesi ve ekonomik adaletin sağlanması olması gerektiğini, bu nedenle yapılacak düzenlemelerin kadınların mevcut haklarını geriye götürmeyecek ve ekonomik güvencelerini koruyacak şekilde oluşturulması gerektiğini söyledi.

“KARAR HATALIDIR”

Eroğlu, Anayasa Mahkemesi’nin son kararının kanaatince hatalı bir karar olduğunu belirterek, Mahkemenin yaklaşık 10 yıl önce verdiği kararda yoksulluk nafakasının süresiz olarak düzenlenmiş olmasının Anayasa’ya uygun olduğu sonucuna varmışken bugün hangi hukuki ve toplumsal gerekçelerle farklı bir değerlendirmeye ulaştığının açıklığa kavuşturulması gerektiğini ifade etti. Eroğlu, şu soruların sorulması gerektiğini belirtti:

“Türkiye’de kadınlarla erkekler arasında ekonomik ve sosyal eşitliğin sağlandığını ortaya koyan yeni bir veri ya da toplumsal dönüşüm mü gerçekleşmiştir?

Kadınların iş gücüne katılım oranları, ücret eşitsizliği, bakım emeğinin paylaşımı ve boşanma sonrası yoksullaşma riskleri bakımından hangi koşullar değişmiştir?”

“KADINLAR EKONOMİK OLARAK DEZAVANTAJLI KONUMDA, KARAR KAYGI VERİCİDİR”

Eroğlu, kadınların halen ekonomik açıdan dezavantajlı konumda bulunduğu, ücretsiz bakım emeğinin büyük ölçüde kadınların omuzlarında olduğu ve boşanma sonrasında yoksullaşma riskinin ağırlıklı olarak kadınları etkilediği bir gerçeklik karşısında nafaka hakkının sınırlandırılmasına zemin hazırlayabilecek bu kararın son derece kaygı verici olduğunu söyledi.

Bu karara dayanılarak kadınların ekonomik güvencesini zayıflatacak yeni bir yasal düzenleme yapılmasının mevcut eşitsizlikleri daha da derinleştireceğini belirten Eroğlu, nafaka tartışmalarında esas alınması gerekenin istisnai örnekler değil, kadınların yaşadığı yapısal eşitsizlikler ve boşanma sonrası karşı karşıya kaldıkları ekonomik riskler olduğunu ifade etti.

“KAZANILMIŞ HAKLARI GERİYE GÖTÜRECEK ADIMLARDAN VAZGEÇİLMELİ”

Eroğlu, yetkilileri kadınların kazanılmış haklarını geriye götürecek adımlardan kaçınmaya ve bu yanlış yaklaşımdan dönmeye davet ettiğini belirterek, kadınların ekonomik güvencesini zayıflatan değil, toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendiren politikalar üretilmesi gerektiğini söyledi.