
Antalya’da depreme dayanıklı bina; ruhsat, iskân, zemin, taşıyıcı sistem ve mühendislik analizi birlikte incelenerek anlaşılabilir.
Antalya’da ev satın almak veya kiralamak isteyenlerin en çok araştırdığı konular arasında binanın depreme dayanıklı olup olmadığı bulunuyor. Ancak bir binanın dış cephesinin yeni görünmesi, yakın zamanda boyanmış olması veya kolonlarının kalın görünmesi, yapının deprem güvenliğini kanıtlamıyor.
Bir binanın deprem karşısındaki güvenliği; zeminin özellikleri, temel sistemi, statik proje, beton ve donatı kalitesi, taşıyıcı sistem düzeni, yapım denetimi ve bina kullanıma açıldıktan sonra gerçekleştirilen müdahalelerin birlikte değerlendirilmesini gerektiriyor.
AFAD da yalnızca beton kalitesinin ölçülmesinin yeterli olmadığını, binanın gerçek güvenlik düzeyinin taşıyıcı sistemin tamamını kapsayan bir deprem performans analiziyle belirlenebileceğini vurguluyor.
BİNA DIŞARIDAN BAKILARAK GÜVENLİ İLAN EDİLEMEZ
Bir binaya yalnızca dışarıdan bakarak “depreme dayanıklı” veya “riskli” kararı vermek mümkün değil. Dış cephede çatlak görülmemesi, kolon ve kirişlerin içindeki donatı miktarının, beton kalitesinin, temel sisteminin ve yapının deprem sırasında göstereceği davranışın yeterli olduğunu göstermiyor.
Bununla birlikte kolon, kiriş ve perde duvarlarda belirgin hasar, beton dökülmesi, donatıların açığa çıkması, yoğun korozyon, binada gözle fark edilen eğilme veya zemine bağlı oturma belirtileri bulunması durumunda yapının bir inşaat mühendisi tarafından incelenmesi gerekiyor.
AFAD’a göre kolonlar, kirişler, perde duvarlar, döşemeler, çatı, temel ve bu elemanların bağlantıları binanın taşıyıcı sistemini oluşturuyor. Bu nedenle yalnızca dairenin içindeki duvarlara veya dış cephe görünümüne bakılarak değerlendirme yapılmamalı.
BİNA YAŞI DEPREM GÜVENLİĞİNİ GÖSTERİR Mİ?
Bina yaşı önemli bir ön bilgi sağlasa da tek başına deprem güvenliğini göstermiyor. Yeni bir bina hatalı proje, düşük malzeme kalitesi veya uygulama eksiklikleri nedeniyle risk taşıyabileceği gibi eski bir bina da doğru tasarım, iyi işçilik ve düzenli bakım sayesinde daha iyi durumda olabilir.
Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği 18 Mart 2018’de yayımlandı ve 1 Ocak 2019’da yürürlüğe girdi. Yönetmelik, binanın bulunduğu noktadaki deprem tehlikesi ile zemin özelliklerine göre yeni binaların tasarlanması ve mevcut binaların değerlendirilmesine ilişkin asgari teknik kuralları belirliyor.
Bir binanın 2019 sonrasında yapılmış olması güncel yönetmelik bakımından olumlu bir veri olabilir. Ancak binanın yönetmeliğe uygun projelendirilip projelendirilmediği, projenin sahada doğru uygulanıp uygulanmadığı ve sonradan taşıyıcı sisteme müdahale edilip edilmediği ayrıca araştırılmalı.
Eski binalar için yalnızca “1999 öncesi” veya “2000 sonrası” ayrımıyla kesin hüküm verilmemeli. Yapı ruhsatının tarihi, uygulanan deprem yönetmeliği, projeler, kullanılan malzemeler ve binanın mevcut durumu birlikte değerlendirilmelidir.
YAPI RUHSATI MUTLAKA KONTROL EDİLMELİ
Yapı ruhsatı, binanın inşasına başlanmadan önce ilgili belediye veya yetkili idare tarafından verilen temel belgelerden biri. Ruhsatın bulunması, binanın bulunduğu alanın zemin ve deprem koşulları dikkate alınarak hazırlanan mimari, statik, mekanik ve elektrik projelerinin ilgili idareye sunulduğunu gösteriyor.
Ev satın alırken yapı ruhsatının tarihi, ruhsattaki kat sayısı, kullanım amacı ve bağımsız bölüm bilgileri kontrol edilmeli. Binanın mevcut durumu ile ruhsattaki projenin birbirine uygun olup olmadığı araştırılmalı.
Kaçak kat, ruhsata aykırı kapalı balkon, sonradan eklenen oda veya ortak alana yapılan müdahaleler yalnızca imar sorunu oluşturmuyor; taşıyıcı sisteme yük eklenmesi durumunda yapı güvenliğini de etkileyebiliyor.
AFAD, ev satın alma ve kiralama sürecinde yapı ruhsatının kontrol edilmesini ve binada gerçekleştirilen değişiklikler için gerekli tadilat ruhsatlarının bulunmasını öneriyor.
İSKÂN BELGESİ NE ANLAMA GELİYOR?
Halk arasında iskân olarak bilinen Yapı Kullanma İzin Belgesi, tamamlanan binanın onaylı projesine ve kullanım koşullarına uygunluğunun ilgili idare tarafından değerlendirilmesinin ardından düzenleniyor.
İskânın bulunması; yapının ruhsat ve projeleri doğrultusunda tamamlandığını gösteren önemli belgelerden biri. AFAD, yapı kullanma izin belgesini ev alırken veya kiralarken kontrol edilmesi gereken temel göstergeler arasında gösteriyor. İskânla ilgili hizmetlere e-Devlet üzerinden de erişilebiliyor.
Ancak iskân belgesi tek başına güncel bir deprem performans raporu yerine geçmiyor. Özellikle uzun yıllar önce yapılmış, taşıyıcı sisteminde değişiklik şüphesi bulunan veya malzeme kalitesi konusunda soru işareti olan binalarda mühendislik incelemesi gerekebilir.
ZEMİN ETÜDÜ NEDEN ÖNEMLİ?
Deprem sırasında binanın davranışını yalnızca yapının beton ve demir kalitesi belirlemiyor. Yapının bulunduğu zeminin özellikleri ve bu zemine uygun temel sisteminin seçilmesi de büyük önem taşıyor.
AFAD’a göre depreme dayanıklı bir yapı için temel sisteminin zemine uygun tasarlanması, statik projenin doğru hazırlanması, yeterli miktar ve kalitede donatı kullanılması ve donatıların projeye uygun biçimde yerleştirilmesi gerekiyor.
Antalya’da aynı ilçe, hatta aynı mahalle içinde bile zemin koşulları parselden parsele değişebilir. Bu nedenle “bu mahalle sağlam zeminde” veya “bu ilçe tamamen riskli” şeklindeki genellemeler bir binanın güvenliği hakkında yeterli bilgi vermez.
Zemin ve temel etütlerinde yeraltı suyu, zemin tabakaları, taşıma gücü, oturma riski ve deprem etkisi altındaki yerel zemin davranışı gibi unsurlar incelenir. Güncel Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği ile zemin ve temel etütlerinin hazırlanmasına ilişkin teknik esaslar birlikte uygulanıyor.
ANTALYA KAÇINCI DERECE DEPREM BÖLGESİNDE?
Türkiye’de 1 Ocak 2019’dan itibaren “birinci derece, ikinci derece veya üçüncü derece deprem bölgesi” biçimindeki eski sınıflandırma kullanılmıyor.
AFAD’ın yürürlükteki Türkiye Deprem Tehlike Haritası’nda her nokta için yerel deprem tehlikesini ifade eden yer ivmesi değerleri bulunuyor. Bir binanın bulunduğu konuma ilişkin değer, AFAD’ın interaktif haritası üzerinden incelenebiliyor.
Deprem tehlike haritası, belirli bir noktada deprem yer hareketinin ne ölçüde güçlü olabileceğine ilişkin bilgi veriyor. Ancak haritadaki değer, o noktadaki binanın sağlam veya çürük olduğunu göstermiyor.
Deprem tehlikesi ile bina riski aynı kavram değil. Bina riskinin belirlenebilmesi için zemin, taşıyıcı sistem, malzeme, proje ve kullanım koşullarının birlikte incelenmesi gerekiyor.
KOLON VE KİRİŞLERE MÜDAHALE EDİLMİŞ Mİ?
Binanın yapımından sonra taşıyıcı sisteme yapılan müdahaleler deprem güvenliği açısından önemli riskler oluşturabiliyor.
Özellikle zemin kattaki iş yerlerinde daha geniş kullanım alanı oluşturmak amacıyla kolon, kiriş, perde duvar veya taşıyıcı nitelikteki diğer elemanlara müdahale edilip edilmediği araştırılmalı.
Kolonda kesme veya inceltme, kirişte tesisat boşluğu açılması, perde duvarın kaldırılması ve projede bulunmayan ağır eklentiler mühendislik incelemesi gerektiren durumlar arasında bulunuyor.
AFAD, binanın taşıyıcı sistemine ilgili resmî kurumlardan onay alınmadan müdahale edilmemesi gerektiğini belirtiyor. Yapılan değişikliklerin onaylı tadilat projesi ve ruhsatının bulunması gerekiyor.
ZEMİN KATTAKİ İŞ YERLERİNE DİKKAT EDİLMELİ
Apartmanların zemin katlarında bulunan market, restoran, depo, galeri veya geniş vitrinli iş yerleri incelenirken taşıyıcı elemanların korunup korunmadığı kontrol edilmeli.
Zemin katın üst katlara göre çok daha açık bırakılması, dolgu duvarların kaldırılması veya taşıyıcı sisteme müdahale edilmesi binanın deprem davranışını etkileyebilir. Ancak yalnızca zemin katta iş yeri bulunması, binanın otomatik olarak riskli olduğu anlamına gelmez.
Kesin değerlendirme için mevcut durumun onaylı statik ve mimari projeyle karşılaştırılması ve bir inşaat mühendisi tarafından incelenmesi gerekir.
ÇATLAKLAR HER ZAMAN TAŞIYICI SİSTEM HASARI MI?
Binalardaki her çatlak aynı anlama gelmiyor. Sıva, boya veya bölme duvarlarda sıcaklık değişimi, malzeme hareketi ve uygulama hataları nedeniyle yüzeysel çatlaklar oluşabilir.
Buna karşılık kolon, kiriş, perde duvar ve kolon-kiriş birleşimlerinde görülen geniş, ilerleyen veya çapraz çatlaklar mühendislik incelemesi gerektirebilir. Betonun parçalanması, donatının görünmesi ve paslanma izleri de dikkate alınmalı.
Çatlağın fotoğrafına bakılarak kesin bir güvenlik kararı verilmemeli. Çatlağın bulunduğu yapı elemanı, genişliği, yönü, derinliği ve zaman içindeki değişimi yerinde incelenmelidir.
BODRUM KAT VE TEMEL ÇEVRESİ İNCELENMELİ
Binanın bodrum katı, taşıyıcı sistem ve temel çevresindeki sorunların gözlenebildiği alanlardan biri.
Kolon ve perde duvarlarda yoğun nem, su sızıntısı, beton dökülmesi veya donatı korozyonu bulunup bulunmadığı kontrol edilmeli. Özellikle uzun süre suya maruz kalan taşıyıcı elemanlar için teknik inceleme yaptırılmalı.
Bodrum katın sonradan otopark, depo veya iş yeri amacıyla değiştirilip değiştirilmediği ve taşıyıcı sisteme müdahale edilip edilmediği de araştırılmalıdır.
KAROT TESTİ TEK BAŞINA YETERLİ Mİ?
Karot testi, betonun basınç dayanımı hakkında bilgi edinmek amacıyla taşıyıcı elemanlardan numune alınmasını içeriyor. Ancak yalnızca karot sonucuna bakılarak binanın depreme dayanıklı olduğu söylenemez.
AFAD, beton kalitesinin tek başına yeterli olmadığını; temel, zemin, statik proje, donatı miktarı, donatı yerleşimi ve taşıyıcı sistemin tamamının değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Deprem performans analizinde statik röleve çıkarılması, beton numunelerinin incelenmesi, donatıların cihazlarla tespit edilmesi, temel ve zemin bilgilerinin değerlendirilmesi ve binanın bilgisayar ortamında modellenmesi gibi işlemler yapılabiliyor.
Bu nedenle yalnızca “karot sonucu iyi çıktı” ifadesi, taşıyıcı sistemin deprem performansını kanıtlayan yeterli bir sonuç olarak kabul edilmemeli.
DEPREM PERFORMANS ANALİZİ NASIL YAPILIR?
Deprem performans analizi, mevcut binanın güncel teknik kurallara göre deprem etkisi altındaki davranışını belirlemek için gerçekleştirilen ayrıntılı mühendislik çalışması.
Çalışma öncesinde belediyeden binanın onaylı mimari ve betonarme projeleri temin edilir. Binanın mevcut ölçüleri projelerle karşılaştırılır; kolon, kiriş, perde, döşeme ve temel sistemi yerinde incelenir.
Beton dayanımı, donatıların sayısı ve yerleşimi, korozyon, zemin özellikleri ve taşıyıcı sistem düzensizlikleri belirlendikten sonra bina bilgisayar ortamında modellenir. Yapının belirlenen deprem etkileri altında hangi performans düzeyini sağladığı hesaplanır.
Bu işlemlerin üniversiteler veya gerekli mesleki yetki ve belgelere sahip mühendislik kuruluşları tarafından gerçekleştirilmesi gerekiyor.
RİSKLİ YAPI TESPİTİ NEREYE YAPTIRILIR?
6306 sayılı Kanun kapsamındaki riskli yapı tespiti, Bakanlık tarafından lisanslandırılan kurum ve kuruluşlar aracılığıyla yürütülen resmî bir süreç.
Başvurunun malik veya kanuni temsilci tarafından yapılması ve raporun güncel yetkili kuruluşlar listesinde bulunan bir kurum tarafından hazırlanması gerekiyor. Riskli yapı kararının kesinleşmesi, tapu ve dönüşüm süreci bakımından hukuki sonuçlar doğurabiliyor.
6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinde 4 Şubat 2026 tarihinde de değişiklik yapıldı. Bu nedenle resmî riskli yapı tespiti başlatılmadan önce güncel süreç ve sonuçlar hakkında Kentsel Dönüşüm Başkanlığı veya yetkili kurumdan bilgi alınmalı.
Teknik durum hakkında ön bilgi edinmeye yönelik mühendislik incelemesi ile 6306 kapsamındaki resmî riskli yapı tespitinin amaçları ve hukuki sonuçları aynı olmayabilir. Başvuru öncesinde hangi incelemenin talep edildiği açık biçimde belirlenmelidir.
HIZLI TARAMA KESİN SONUÇ VERİR Mİ?
Hızlı tarama yöntemleri, çok sayıda binanın belirli göstergeler üzerinden önceliklendirilmesi amacıyla kullanılabilir. Bu çalışmalar bir binanın ayrıntılı incelemeye ihtiyaç duyup duymadığı konusunda ön değerlendirme sağlayabilir.
Ancak hızlı tarama sonucu, ayrıntılı deprem performans analizinin yerine geçmez. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının DepremRiskim uygulamasına ilişkin açıklamasında da bir binanın gerçek deprem dayanıklılığının ancak uzmanların ayrıntılı analiz ve incelemeleriyle belirlenebileceği ifade ediliyor.
EV ALMADAN ÖNCE HANGİ BELGELER İSTENMELİ?
Antalya’da ev satın almadan önce bina yöneticisinden, ev sahibinden, yükleniciden veya ilgili belediyeden şu belgeler araştırılmalı:
Yapı ruhsatı
Yapı Kullanma İzin Belgesi
Onaylı mimari proje
Onaylı statik veya betonarme proje
Zemin ve temel etüt raporu
Yapı denetim bilgileri
Varsa tadilat ruhsatları ve tadilat projeleri
Varsa daha önce hazırlanmış deprem performans raporu
Varsa güçlendirme projesi ve uygulama belgeleri
Belge bulunması önemli olmakla birlikte, projedeki taşıyıcı sistem ile binanın mevcut durumunun aynı olup olmadığı da kontrol edilmelidir.
YENİ BİNA HER ZAMAN GÜVENLİ Mİ?
Yeni binaların güncel yönetmelik, zemin etüdü ve yapı denetimi süreçlerine tabi olması önemli bir avantaj sağlıyor. Ancak yalnızca binanın yeni olması kesin güvenlik garantisi oluşturmuyor.
Projeye aykırı uygulama, hatalı malzeme, yetersiz işçilik, denetim eksikliği veya sonradan yapılan müdahaleler yeni binalarda da risk oluşturabilir.
Eski binaların da yalnızca yaşlarına bakılarak dayanıksız ilan edilmesi doğru değil. Kesin değerlendirme, mevcut binaya ait proje ve saha verileri kullanılarak mühendislik hesabıyla yapılmalıdır.
ANTALYA’DA DEPREME DAYANIKLI BİNA SEÇERKEN NELERE BAKILMALI?
Antalya’da depreme dayanıklı bina arayanların ilçe veya mahalle adına göre karar vermek yerine bina ve parsel bazında inceleme yapması gerekiyor.
Yapı ruhsatı ve iskân kontrol edilmeli, binanın hangi deprem yönetmeliği döneminde projelendirildiği öğrenilmeli, zemin etüt raporu incelenmeli ve taşıyıcı sistemde sonradan değişiklik yapılıp yapılmadığı araştırılmalı.
Kolon, kiriş ve perde duvarlarda şüpheli hasar bulunması, projelerin mevcut olmaması, kaçak kat veya ruhsatsız değişiklik görülmesi durumunda yetkin bir inşaat mühendisinden değerlendirme alınmalı.
Binanın deprem güvenliği konusunda ciddi şüphe bulunuyorsa yalnızca emlak ilanındaki açıklamaya, müteahhit beyanına veya görsel incelemeye güvenilmemeli. Gerçek güvenlik düzeyi, taşıyıcı sistem ve zemin verilerini birlikte ele alan ayrıntılı mühendislik analiziyle belirlenmelidir.





