
Antalya Barosu Toplumsal Olay ve Davaları İzleme Kurulu (TODAK) tarafından, 5 Ocak 2020 tarihinden beri kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku’nun dosyasına ilişkin açıklama yayımlandı. Açıklamada, soruşturma sürecindeki eksikliklerin ve cezasızlık politikalarının toplumsal boyuttaki etkilerine dikkat çekildi.
Antalya Barosu Toplumsal Olay ve Davaları İzleme Kurulu (TODAK) tarafından, Gülistan Doku’nun dosyasına ilişkin açıklama yayımlandı.
Açıklamada, 5 Ocak 2020 tarihinden beri kendisinden haber alınamayan Doku’nun akıbetinin aradan geçen yıllara rağmen ortaya çıkarılamamasının sıradan bir kayıp vakası olarak değerlendirilemeyeceği ifade edildi.
Dosyada saptanan bulgular ile çelişkili beyanların birlikte değerlendirildiği ve bu olayın yalnızca bir “kayıp” olarak ele alınmasının gerçeğin üzerini örten bir yaklaşım haline geldiği aktarılan açıklamada, soruşturma sürecindeki delil toplama eksiklikleri ve kritik verilerin yok edilmesine ilişkin iddiaların, yükümlülüklerin yerine getirilmediğine dair bir tablo oluşturduğu kaydedildi.
SORUŞTURMA SÜRECİNDEKİ İDDİALAR
Açıklamada, dönemin mülki idare amirinin yakınlarına uzanan ilişkilerin soruşturma süreçlerine kasten müdahale ettiğine yönelik iddiaların şüphe uyandırdığı ve bu durumun aydınlatılmasının beklendiği dile getirildi.
“Bugün gelinen noktada, dosyanın başından itibaren “kayıp” söylemi üzerinden yürütülmesinin, kasten olayın gerçek mahiyetinin ortaya çıkarılmasını geciktiren ve zorlaştıran bir etki yaratmaya yönelik olduğuna ilişkin birbiriyle uyumlu nitelikte yaygın karineler ortaya çıkmıştır” ifadelerinin kullanıldığı açıklamada, dosyanın en başından itibaren “kayıp” söylemi üzerinden yürütülmesinin, olayın gerçek mahiyetinin ortaya çıkarılmasını zorlaştıran bir etki yarattığı belirtildi.
Ortaya çıkan yeni gelişmelerle birlikte, uzun süredir dile getirilen delil karartma ve koruma iddialarının ciddiyetle ele alınması gerektiği vurgulandı.

CEZASIZLIK DÜZENİNE DİKKAT ÇEKİLDİ
Bürokratik korumanın, siyasi bağlantıların ve sınıfsal imtiyazların hiçbirinin bir insanın hayatının üzerinde olmadığı belirtilen açıklamada, “Sınıfsal imtiyazların hiçbirisi genç bir kadının hayatının ve hakikatin üzerinde değildir. Bu karanlık zemin, yalnızca bir dosyaya özgü olmayıp; Gülistan Doku olayından Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu cinayetine, Rabia Naz Vatan ve Rojin Kabaişi dosyalarına ve bugün Maraş ile Siverek’te yaşanan şiddet olaylarına uzanan daha geniş bir cezasızlık ve şiddet düzeninin parçası olarak karşımıza çıkmaktadır” ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada, “Etkin soruşturmanın yapılmadığı, sorumluların ortaya çıkarılmadığı her dosya yeni hak ihlallerinin önünü açmaktadır” vurgusu yapılırken, imtiyazlı şiddetin cezasız bırakıldığı her durumda, bu şiddetin büyüyerek topluma yayıldığı ve yeni ihlalleri beslediği gerçeğiyle karşı karşıya kalındığı belirtildi.
SÜREÇ TAKİP EDİLECEK
TODAK tarafından, Gülistan Doku dosyasında gerçeğin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması ve sorumluların yargı önüne çıkarılması sağlanana kadar sürecin takip edileceği duyuruldu.
Siyasi ve bürokratik imtiyazların yargı süreçlerini belirlemesine karşı durulacağının belirtildiği açıklamada, adaletin geciktirildiği tüm dosyalarda hakikatin açığa çıkarılması için mücadele edileceği ifade edildi.





