
İklim krizi ve ranta karşı bir araya gelen gönüllüler, Antalya’nın Konyaaltı ilçesinde bugün (12 Nisan) yapılan toplantıyla İklim Adaleti Forumu çatısı altında çalışma grupları kurdu ve çözüm önerilerini paylaştı. Antalya Kent Haber’e konuşan yurttaşlar, Kasımda Antalya’da yapılacak 31. Taraflar Konferansı (COP31) sürecine değinerek, halkın karar mekanizmalarına dahil edilmediği bir iklim politikasının kabul edilemeyeceğini vurguladı.
Aslı Görgülü-Bahar Özkan-Yasin Çoban
İklim Adaleti Forumu, bugün (12 Nisan) Antalya’nın Konyaaltı ilçesindeki Cemevi Konferans Salonu’nda ikinci büyük buluşmasını yaptı. Toplantıda; temiz doğa, barınma, emek, kadın ve hayvan hakları gibi farklı alanlarda 12 alt çalışma grubu kuran yurttaşlar, ekolojik yıkıma karşı ortak mücadele sergiledi. Antalya Kent Haber’e açıklamalarda bulunan yurttaşlar, Antalya’da gerçekleşecek 31. Taraflar Konferansı (COP31) İklim Zirvesi öncesinde, sorunların asıl muhatabının halk oduğunu vurguladı.
“İKLİM ADALETİ ‘YEŞİL SEKTÖRÜ BÜYÜTMEK’ DEĞİLDİR”
Avukat Salim Berkay Aksu ise iklim adaletinin sadece “yeşil sektörü büyütmek” olmadığını ifade etti. Aksu, Antalya’da Kasım ayında düzenlenecek olan COP31 zirvesine değinerek şu ifadeleri kullandı:
“İklim adaleti konusu; iklim krizinin getirdiği sel, kuraklık, orman yangınlarıyla ve bütün yaşam sürecini içerisine alan düzlemde yoksullar, yoksunlar ve kırılgan grupların bundan nasıl etkilendiğini inceliyoruz. Mevsimlik işçiler, sera işçileri, kadınlar, yaşlılar, engelliler açısından ikim değişikliği ne ifade ediyor sorusunu esas aldık. Biz bu toplumun bütün uluslararası örneklerinde olduğu gibi, sivil toplumun, halkın ve sorunların diğer bütün öznelerinin içinde olduğu genel bir iklim adaleti tartışması şeklinde olmasını tasavvur ettik”

“AŞAĞIDAN YUKARIYA BİR YAPILANMA”
Finike Alacadağ’da mermer ocaklarına karşı doğa mücadelesi verirken öldürülen Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu çiftinin kızı Emine Büyüknohutçu da Forumun kurucuları arasında yer aldığını belirterek Antalya’nın her geçen gün artan iklim felaketlerine sahne olduğunu ifade etti.
Halkın söz söyleme hakkını savunan Büyüknohutçu, “Barınma hakkımıza, eğitim hakkımıza, iklim ve sağlıklı bir şehirde yaşama hakkımıza sirayet eden olayların yaşandığı bir şehirdeyiz. Dolayısıyla Antalya’da böyle bir mücadele hattı ihtiyacı zaten vardı. Bu gereksinimi, Baroların da öncülük ettiği bir sivil halk inisiyatifi olarak, aşağıdan yukarıya bir yapılanma modeliyle hayata geçirmeyi amaçladık ki hem Antalya halkı adına hem de kendi adımıza söz söyleme hakkımızı bu platform üzerinden oluşturalım” dedi.

SİSTEMİN KRİZİ VE HALKIN KÜRSÜSÜ
Eskişehir’den gelerek foruma katılan SOL Parti Ekoloji Temsilcisi Avukat Mert Yedek, Birleşmiş Milletler tarafından “İklim Değişikliği” adı altında yürütülen sürecin aslında “İklim Krizi” süreci olduğunu ifade etti. Mevcut kapitalist sistemin doğayı bir meta haline getirdiğini savunan Yedek, şunları söyledi:
“COP31 aslında mevcut kapitalist sistemin nasıl sürdürülebileceği ile alakalı bir görüş alışverişi. Bürokratlar buraya gelip, karar mekanizmasına dahil edilmeyen halklar adına kararlar alarak, devletlerin aslında en büyük yıkım yarattığı; su kaynaklarımızı, hayatımızı bir meta haline getiriyor. İklim adaleti dediğimiz şey, burada bir avuç sömürücünün, sermaye grubunun kirleticiliği ile alakalı bir konu değil. Biz burada bu sorunun göçle, kadın haklarıyla, gençlik ve ekolojik yıkımla alakalı olduğunu düşünüyoruz. Halkın kürsüsünün bir parçası olmak için buraya geldik”

ÇALIŞMA GRUPLARI ÇÖZÜM ÜRETECEK
Emek Partisi (EMEP) Antalya İl Teşkilatı’ndan Fatma Şahin, forumda 12 tane alt çalışma grubu oluşturduklarını ve bu sayıya yenilerinin eklenebileceğini belirtti. Şahin, “Çalışma grupları oldukça geniş kapsamlı. Sadece doğa değil; insan hakları, hayvan hakları, çocuk hakları, toplumsal cinsiyet, emek, adil geçiş bunların hepsini kapsıyor. Bu konuda birleşilerek, hep birlikte mücadele yürütülecek” dedi.
Sol Ekoloji Antalya İl Temsilcisi İdris Emektar ise COP31 zirvesinde halkın temsiliyeti konusunda kaygılı olduklarını paylaştı. Emektar, “Orada halkın temsiliyetinin ne kadar olacağı, doğanın ve çevrenin ne kadar korunacağı konusunda biz kaygılıyız. Çevremizi, suyumuzu, toprağımızı korumak için mücadele veriyoruz ve buna devam edeceğiz” dedi.

“ARTIK HAREKETE GEÇME ZAMANI”
Avukat Alperen Çelik, Antalya Barosu’nun çağrısıyla başlayan sürece kentin tüm bileşenlerinin katıldığını belirterek, “Dünyanın en güzel kenti olan Antalya ve ülkemiz için neler yapabilir diye düşünerek yanyana geldik” ifadelerini kullandı.
Çelik, Antalya ve Türkiye’nin çevre felaketleriyle karşı karşıya olduğunu anlatarak, “Biz birleşik olarak, Antalyalılar olarak ya da Türkiye’deki insanlar olarak ne yapabiliriz sorusunu cevaplamak için bu bölgede bulunan öznelere giderek birlikte bir şeyler inşa edebiliriz diye düşündük. Hep birlikte bir şeyler yapmak için yola çıktık. Artık hareket zamanı” dedi.





