Antalya Meslek Odaları Eşgüdüm Kurulu, Antalya Arkeoloji Müzesi gündemiyle bugün (17 Eylül) İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi’nde basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamada, “Kültürel mirasımızın korunmasını, ısrarla talep ediyor, sürecin takipçisi olacağız” denildi.
Antalya Meslek Odaları Eşgüdüm Kurulu, Antalya Arkeoloji Müzesi gündemiyle daha önce yaptığı toplantıda basın açıklaması yapılmasına karar vermişti. Bu karar doğrultusunda, bugün İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi’nde basın açıklaması gerçekleştirildi.
Açıklamaya, Eşgüdüm Kurulu üyesi oda başkanları ve temsilcileri, basın mensupları, Müze Çalışma Grubu temsilcileri, çeşitli üniversitelerden akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve yurttaşlar katıldı.

Basın metnini, Antalya Meslek Odaları Eşgüdüm Kurulu Başkanı Mehmet Soner Akdoğan okudu. Açıklamada, müze sürecinde yaşanan gelişmeler teknik, hukuki ve kamusal yönleriyle kapsamlı biçimde ele alındı.
Açıklamada, sürecin kronolojisi ve gerçekleri şu şekilde sıralandı:
• 2014 yılında Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yenilenmesi gündeme gelmiş, mevcut yapıya ek olarak yeni bir müze projesi için ihale yapılmış ve yaklaşık 350 bin TL bedelle proje hazırlatılmıştır.
• 2020 ve 2021 yıllarında müzenin deprem riski taşıdığı yönünde kamuoyuna yansıyan söylemler bulunsa da, bu tarihlerde yapılan çalışmaların tam anlamıyla deprem performans analizi raporu olmadığı defalarca tarafımızdan ifade edilmiştir.
*Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün ve Bakan Yardımcısının 8/07/2025 tarihli kararıyla Antalya Arkeoloji Müzesi 16/07/2025 tarihinde ziyarete ve halka kapatılmış, akabinde taşınma işlemleri başlamıştır.
• 22 Temmuz 2025 tarihinde Antalya Valisi Sayın Hulusi Şahin ile yapılan görüşmede, tarafımızca “raporun olmadığı” açıkça ifade edilmesine rağmen, yetkililer “rapor vardır ve Antalya Müze binası risklidir” demişlerdir. Ancak 4 Eylül 2025 tarihinde bizlerle paylaşılan raporun teknik bölümünde, saha çalışmalarının 7 Temmuz 2025 tarihinde başladığı belirtilmekteydi; dolayısıyla o toplantıda Vali Bey’e ve kamuoyuna yetkililer yalan söylemiştir.
• 7 Ağustos 2025’te Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı’nın katılımıyla Kaleiçi’nde gerçekleştirilen toplantıda, Prof. Dr. Sabahattin Aykaç tarafından hazırlanan rapor kamuoyuna ilk kez sunulmuştur. Ancak raporun alelacele hazırlandığı, ciddi eksikler ve teknik hatalar içerdiği görülmüştür.
• 4 Eylül 2025’te Antalya Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü tarafından İnşaat Mühendisleri Odası’na gönderilen raporun, hem inşaat mühendisliği hem de jeoloji mühendisliği açısından yönetmeliklere uygun hazırlanmadığı görülmüş ve kamuoyuna bu yönde bilgilendirme yapılmıştır. Ayrıca raporu hazırlayan inşaat mühendislerinin uygun rapor hazırlamadıkları gerekçesiyle haklarında disiplin süreci başlatılması için İnşaat Mühendisleri Odası nezdinde girişimde bulunulmuştur.
Teknik ve mali çelişkiler şu şekilde sıralandı:
• 4 Eylül’de İnşaat Mühendisleri Odası ile paylaşılan raporda, müze kampüsünün 11 bloktan oluştuğu ve her bir blok için çalışma ile modelleme yapıldığı belirtilmiştir. Ancak 2002’de inşa edilen ek bölümün bodrum, zemin ve asma kattan oluşmasına, ayrıca müzenin bazı kısımlarının bodrumlu veya zemin artı bir kat olarak biliniyor olmasına rağmen, rapordaki tüm modellemeler tek katlı olarak yapılmıştır. Bu durum, saha çalışmasının doğru ve yeterli şekilde gerçekleştirilmediğini açıkça ortaya koymaktadır.
• Zemin Etüdünde sondaj derinlikleri çoğunlukla 7 m civarında bırakılmış, yalnızca birkaç kuyuda 15 m’ye ulaşılmıştır. Oysa bu ölçek ve önem sınıfındaki yapılarda daha derin sondaj zorunludur.
• Sondaj logları imzasızdır, tarih ve koordinat bilgileri içermemektedir. Bu durum sahada çalışmanın gerçekten yapılıp yapılmadığını tartışmalı hale getirmektedir.
• Saha çalışmasına ait fotoğraflar, sondaj makinesi görüntüleri rapora eklenmemiştir. Karot sandıklarında ise farklı kuyulardan ve farklı derinliklerden alınması gereken numunelerin aynı görsellerle temsil edildiği görülmektedir.
• Rapor kategori iki sınıfında yer almasına rağmen Jeofizik çalışmalar yapılmamış karstik özelliği oran erime boşlukları olabilecek alanda çalışmalar eksik bırakılmıştır.
• Jeoloji mühendisliği verileri kullanılarak hazırlanması gereken geoteknik rapor kısmı, mesleki disiplinle ilgisi olmayan, teknik geçerliliği bulunmayan ifadelerden ibarettir. Jeolojik rapor ile birbirinden tamamen uyumsuz bir geoteknik rapor sunulmuştur.
• Jeolojik raporda 33 sondaj yapıldığı bildirilirken Geoteknik raporda 2 adet sondaj yapıldığı belirtilmiştir.
• Yine Geoteknik raporda SPT deneylerinin yapıldığı beyan edilmiştir, ancak traverten formasyonu dikkate alındığında bu deneyin yapılması teknik olarak mümkün değildir.
• Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 2025 yılı yapı yaklaşık birim maliyetlerine göre müze ve benzeri yapılar için m² başına maliyet 39.500 TL’dir. Buna göre, 2002 yılında yapılmış olan ve yaklaşık 4.500 m² kapalı alana sahip ek bina, bugünkü değerlerle yaklaşık 180 milyon TL maliyetle inşa edilebilecek niteliktedir. Dolayısıyla bu yapının da yıkılması ciddi bir kamu zararı oluşturmaktadır.
• Mevcut müze 13.500 m² iken, yeni yapılacak müzenin 18.500 m² olacağı açıklanmıştır. Yalnızca 5.000 m²’lik bir artış için 3–3,5 milyar TL harcanacağı belirtilmektedir. Oysa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 2025 yılı yapı yaklaşık birim fiyatlarına göre 18.500 m² büyüklüğünde bir müze yapısının maliyeti yaklaşık 730 milyon 750 bin TL’dir. Turizm ve Kültür Bakanlığı’nın açıkladığı 3–3,5 milyar TL’lik öngörülen maliyet ile resmi birim fiyatlara göre hesaplanan maliyet arasındaki bu devasa farkın hangi gerekçelere dayandığı belirsizdir. Kamuoyuna bu farkın nedenlerinin şeffaf bir şekilde açıklanması gerekmektedir.
Hukuka ve kamu yararı ilkesine aykırılıklar ilkesi şu şekilde sıralandı:
• Süreç başından beri şeffaf yönetilmemiştir. 4 Haziran tarihinde yapıldığı belirtilen “Antalya Müze Yapımı ve 1.Etap Eser Taşıma İşi” ihalesinin nerede ilan edildiği, hangi usulde yapıldığı belli değildir. Böyle büyük bir ihale EKAP sistemine yüklenmemiştir.
•Müzenin tehlikeli olduğuna ve yıkılması gerektiğine dair hiçbir idari işlem mahkeme dosyalarına sunulmamıştır. Bu yöndeki belgeler müzenin kapatılması kararından sonrasına ilişkindir. Örnek vermek gerekirse Müze 16 Temmuz 2025’te kapatılmıştır. Deprem performans analizi ise 23 Temmuz 2025 tarihlidir. Bununla birlikte Baromuz ve yurttaşlarımız tarafından tüm yönleriyle usulsüz bu olaya ilişkin dava açılmasına ve açıkça telafisi mümkün olmayan bir durum bulunmasına rağmen mahkemeler de yürütmeyi durdurma kararı vermemiştir.
• 13 Eylül 2025 gecesi, yoğun bir toz, duman ve ses eşliğinde hem halk sağlığını hem iş güvenliğini hiçe sayarak, ayrıca 15 Mayıs–15 Ekim tarihleri arasında inşaat faaliyetlerini yasaklayan genelgeye rağmen müzenin yıkımına başlanmıştır.
*Yıkım sırasında olması gerekli “yıkım belgesi ve asbest raporunun” varlığı ortaya konulmamıştır. Yurttaşların başvuruları dahi sonuçsuz ve cevapsız bırakılmış, bu konuda Muratpaşa Belediyesi, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüne ayrıca CİMER’e dilekçeler verilmesine rağmen halk sağlığı hiçe sayılmıştır.
• Yıkım, “yangından mal kaçırır” gibi alelacele yapılmış, kamu vicdanında derin bir yara açmıştır.
•Geçerli bir deprem performans analizi raporu olmadan yıkıma onay verilmesi, güçlendirme imkanı varken bunun araştırılmaması, başlı başına kamu zararının oluşmasına neden olmuştur.
•Güçlendirme imkanı varken, Müzenin içindeki arkeolojik eserlerin taşınması, hem arkeolojik eserleri taşınma sırasında riske sokan, hem de taşınma sırasında ek maliyetle kamu zararına yol açan maliyetlerdir.
•Mimarlar Odası Genel Merkezi ve Serbest Mimarlar dernekleri Federasyonu açıklamalarında Antalya Arkeoloji Müzesinin Cumhuriyet dönemine ait mimari özellikleri ve bunun tescil edilmesi gerektiği açıklamaları ve açılan davalar yok sayılmıştır.
Açıklamanın sonunda şu çağrı yapıldı:
• Kamu kaynaklarının doğru ve şeffaf kullanılmasını,
• Bilimsel ve mühendislik raporlarının dikkate alınmasını,
•Kültürel mirasımızın korunmasını, ısrarla talep ediyor, sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.
Açıklamanın ardından Antalya İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Soner Akdoğan, Antalya Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Mustafa Karancı, Antalya Tabip Odası Başkanı Hüseyin Can Ertürk, Antalya Barosu Başkanı Ali Çağdaş Bozaner ile Eşgüdüm Kurulu üyesi oda temsilcileri, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Katılımcılar, teknik, hukuki ve sağlık boyutlarıyla sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Toplantıda, müzeye ilişkin tüm süreçte ortaya çıkan teknik usulsüzlükler, mevzuata aykırılıklar, hukuki ihlaller ve gelinen yıkım sürecinde çevre sağlığına yönelik zararlar gibi pek çok konu kapsamlı biçimde değerlendirildi.
İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mehmet Soner Akdoğan, müzeye ilişkin deprem performans analizi raporunun gerçeği yansıtmadığını belirterek, raporun eksik, alelacele ve mühendislik ilkelerine aykırı biçimde hazırlandığını ifade etti. Akdoğan, saha çalışmalarının usulüne uygun yapılmadığını, sondaj derinliklerinin yetersiz olduğunu, imzasız ve koordinatsız logların rapora eklendiğini, jeoloji ve geoteknik raporların birbiriyle çeliştiğini söyledi. Ayrıca raporu hazırlayan mühendisler hakkında disiplin süreci başlatılması için girişimde bulunduklarını açıkladı.
“MİLYARLARCA LİRALIK KAMU ZARARI”
Akdoğan, müzenin yıkımının ciddi bir kamu zararı doğurduğunu belirtti. 2002’de inşa edilen 4.500 m²’lik ek binanın bugünkü maliyetinin yaklaşık 180 milyon TL olduğunu, buna rağmen bu yapının da yıkıldığını söyledi. Mevcut müzenin 13 bin 500 m², yeni yapılacak müzenin ise 18.500 m² olacağı açıklandığını hatırlatan Akdoğan, yalnızca 5.000 m² artış için 3–3,5 milyar TL’lik harcama öngörüldüğünü, oysa resmi birim fiyatlara göre bu büyüklükte bir müze için maliyetin yaklaşık 730 milyon TL olması gerektiğini ifade ederek, kamuoyuna açıklanmayan büyük bir maliyet farkı bulunduğunu vurguladı.

“HALK SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ HİÇE SAYILDI”
13 Eylül gecesi yapılan ani yıkım sırasında yoğun toz ve duman nedeniyle halk sağlığının tehlikeye atıldığını söyleyen Antalya Tabip Odası Başkanı Hüseyin Can Ertürk, özellikle kronik hastalığı bulunan yurttaşların risk altında olduğunu belirtti. Asbest raporunun kamuoyuna sunulmadığını hatırlatan Ertürk, “İnsan sağlığı hiçe sayıldı. Bu konuda suç duyurusunda bulunacağız” dedi.
“İHALE VE RAPORLAR GİZLENDİ”
Avukat Tuncay Koç, müze yıkımına ilişkin açılmış beş davanın devam ettiğini, ancak tüm bu süreçlere rağmen yıkımın gerçekleştirildiğini söyledi. Koç, 4 Haziran 2025 tarihinde Ankara’da Barbaros Yapım Mühendislik adlı bir firmaya ihale yapıldığını, fakat ihalenin ayrıntılarının kamuoyuna açıklanmadığını ifade etti. Yıkım sahasında başka şirketlerin çalıştığını, alt taşeron kullanıldığını, bu nedenle ihalenin şeffaflıktan uzak olduğunu vurguladı.
“YARGI KARARI BEKLENMEDEN YIKILDI”
Antalya Barosu Başkanı Ali Çağdaş Bozaner ise müze yıkımının yargı süreci tamamlanmadan gerçekleştirildiğini belirtti. Bozaner, müzenin kapatıldığı tarihte herhangi bir deprem performans raporunun bulunmadığını, raporun bir hafta sonra hazırlandığını söyledi. Baro tarafından açılan davada yürütmeyi durdurma talebinde bulunduklarını, ancak mahkeme kararını beklemeden yıkımın yapıldığını dile getirdi.
Antalya Meslek Odaları Eşgüdüm Kurulu, müzenin yıkım sürecini “Bilimsel verilerden uzak, mühendislik ilkelerine aykırı, kamu kaynaklarını israf eden ve hukuki temelden yoksun” şeklinde tanımladı. Kurul adına yapılan açıklamada, kamu kaynaklarının doğru ve şeffaf kullanılmasının, bilimsel raporların dikkate alınmasının ve kültürel mirasın korunmasının ısrarla talep edildiği belirtildi.
Antalya Arkeoloji Müzesi Yıkım Süreci Kronolojisi
- 20 Mart 2025: Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları, Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından müze hakkında resmi yıkım duyurusu yapıldı. Yıkım gerekçesi olarak müze yöneticilerinin bakım eksiklikleri sonucu ortaya çıkan onarım ihtiyacı gösterildi.
- 27 Mart 2025: Antalya Kültürel Miras Derneği (ANKA), Antalya Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu’na müzenin tescili için başvuruda bulundu.
- 10 Nisan 2025: Bölge Kurulu, ANKA’nın tescil başvurusunu olumsuz yanıtladı.
- 24 Nisan 2025: Serbest Mimarlar Derneği çatısı altında “Antalya Müzesini Yeniden Düşünmek” başlıklı bir panel düzenlendi. Antalya Bilim Üniversitesi Mimarlık Bölümü öğrencileri, “Diyaloglar ve Mimarlıklar” teması çerçevesinde bitirme projelerini sergiledi. Panelde müzenin yıkım kararının hatalı olduğu bilimsel bir platformda dile getirildi.
- 29 Mayıs 2025: ANKA, Bölge Kurulu’nun olumsuz tescil kararına itirazını Ankara’daki Yüksek Kurula taşıdı.
- 5 Haziran 2025: Yüksek Kurul kararı beklenirken müzenin taşınması için ihale yapıldı.
- 27 Haziran 2025: Yüksek Kurul, ANKA’nın itirazını olumsuz yanıtladı.
- 5 Temmuz 2025: Müze Çalışma Grubu adına gerçekleştirilen basın açıklaması, kamuoyu tarafından fark edilen ilk kitlesel eylem olarak kayıtlara geçti.
- 7 Temmuz 2025: Merkez Mimarlar Odası, Antalya Kurulu’nun olumsuz tescil kararını mahkemeye taşıdı. Davayı, “bir kültür varlığı adına verilmiş mücadelenin hukuksal zemini” olarak tanımladı.
- Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkım kararına karşı, Müze Çalışma Grubu’nun çağrısıyla 7 Temmuz Antalya Arkeoloji Müzesi önünde basın açıklaması gerçekleştirildi.
- 7 Temmuz 2025’te ICOMOS Türkiye, ISC20c Türkiye, ISCARSAH Türkiye, DOCOMOMO Türkiye ve KORDER ortak yayınladıkları görüş metninde, Antalya Arkeoloji Müzesi’nin kültür varlığı niteliğini oluşturan özgün değerlerinin korunarak yaşatılması gerektiğini vurguladı. Metinde, müzenin güncel yönetmeliklere uygun şekilde güçlendirilip özgün mimari nitelikleri esas alınarak restore edilebileceği belirtilerek, Antalya Müzesi’nin Modern Mimarlık Mirası olarak korunmasının önemi dile getirildi.
- 13 Temmuz 2025: Müze Çalışma Grubu tarafından Müze Çalıştayı ve Forumu düzenlendi.
- 14 Temmuz 2025: Yurttaşlar Müze önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.
- Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkım kararına karşı, yurttaşlar 15 Temmuz Antalya Arkeoloji Müzesi önünde eylem yaptı.
- 16 Temmuz 2025: Kültür ve Turizm Bakanlığı, Antalya Arkeoloji Müzesi’ni ziyaretçilere kapatma kararı aldı. Aynı gün, yurttaşlar Müze önündeki eylemlerini sürdürdü.
- 25 Temmuz 2025: İMO Antalya Şubesi’nin desteğiyle eylemler devam etti.
- 2 Ağustos 2025: Akdeniz Serbest Mimarlar Derneği (Akdeniz SMD) müze önünde basın açıklaması yaptı.
- 17 Ağustos 2025: İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Antalya Şubesi, Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkımına gerekçe gösterilen “Deprem Performans ve Analiz Raporu”nun hâlâ kamuoyu ile paylaşılmadığını açıkladı. Oda, raporu sürecin başından itibaren talep ettiklerini ancak hâlâ paylaşılmadığını belirterek durumun ciddi bir soru işareti yarattığını duyurdu.
- 17 Ağustos 2025’te ayrıca Müze Çalışma Grubu, haftalardır süren direnişini kitaplaştırdı. İlk protestosunu 5 Temmuz’da gerçekleştiren grup, o tarihten itibaren yapılan basın açıklamalarını, yıkım kararını çürüten bilimsel raporları, medyada yer alan haberleri ve değerlendirme yazılarını 338 sayfalık ve 7 bölümden oluşan bir e-kitapta bir araya getirdi. Eserin editörlüğünü Müze Çalışma Grubu akademisyenleri Prof. Dr. Gül Işın, Prof. Dr. T. Elvan Altan, Prof. Dr. Hilmi Uysal, Prof. Dr. Nihat Dipova ve Prof. Dr. Memduh Sami Taner üstlendi.
- 21 Ağustos’ta Müze Çalışma Grubu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya Milletvekili Cavit Arı, CHP Antalya Milletvekili Aliye Coşar, CHP Antalya Milletvekili Mustafa Erdem, CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, CHP Konyaaltı İlçe Başkanı Demet Gündüz, CHP Konyaaltı İlçe Başkan adayı Ahmet Burak Zor, Antalya Barosu, Türk Tabipler Birliği (TTB) Antalya Şubesi, sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler, sendikalar ve yurttaşların katılımıyla bir eylem gerçekleştirildi
- Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkım kararına karşı, yurttaşlar 23 Ağustos Antalya Arkeoloji Müzesi önünde canlı heykellerle “gece müzeciliği” etkinliği yaptı.
- Depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkım kararı verilen Antalya Arkeoloji Müzesi’nin “deprem raporu” 49 gün (2 Eylül) sonra ortaya çıktı; müze çalışanları tarafından girişe asılan raporda ise yalnızca içindekiler bölümü yer aldı.
- İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi, depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkım kararı verilen Antalya Arkeoloji Müzesi’ne ilişkin hazırlanan “deprem raporu” hakkında 3 Eylül’de açıklama yaptı.
- Akdeniz Üniversitesi Öğretim Elemanları Derneği ile Antalya Kültürel Miras Derneği, Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkım ruhsatı ve asbest raporuna ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü ile ilgili personel hakkında 3 Eylül’de suç duyurusunda bulundu.
ANTALYA MÜZESİ’NİN KURULUŞUNDAN GÜNÜMÜZE YOLCULUĞU
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından 1919’da İtalyanların Antalya’yı işgal yıllarında, açıkta bulunan eski eserlerin İtalyan Konsolosluğu’na taşınmak istenmesi üzerine Süleyman Fikri Erten harekete geçti. Antalya Lisesi’nde öğretmenlik yapan Erten, 15 Ekim 1919’da Antalya Mutasarrıflığı’na başvurarak kendisini fahri Asar-ı Atika Memuru tayin ettirdi ve müze kurma çalışmalarını başlattı.
İlk olarak şehir merkezinde bulunan eserler, Tekeli Mehmet Paşa Camii karşısındaki terk edilmiş Bayraktar Baba Türbesi’nde toplanarak “depo müze” oluşturuldu. 1922’de mübadele sonrasında Rumlardan kalan Panaya Kilisesi’ne (Alâaddin Camii) taşınan eserler, Antalya’nın ilk resmi müze binasının temelini oluşturdu. Müze, 1937’de Yivli Minare Camii’ne, 1972’de ise günümüzde kullanılan binasına taşındı.
Bugün 30 bin metrekarelik bir alanda hizmet veren Antalya Müzesi, kapalı sergi salonları ve açık hava galerilerinin yanı sıra çocuk bölümü, modern sanatlar sergi salonu, konferans salonu, kafeterya ve video gösterim salonuyla ziyaretçilerini ağırlıyor.
Alt Paleolitik Çağ’dan Bizans Dönemi’ne uzanan geniş koleksiyonuyla öne çıkan müzede; doğa tarihi ve prehistorya eserleri, klasik dönem seramikleri, Perge kökenli mitolojik heykeller, lahitler, takılar, sikkeler, mozaikler, ikonalar ile cam ve madeni eserler sergileniyor.
Özellikle Perge kazılarından çıkarılan Roma Dönemi heykeltıraşlık eserleri ve müze kurtarma kazılarından elde edilen ünik buluntular, Antalya Müzesi’ni uluslararası alanda özel bir konuma taşıyor. Müze, bu nitelikleriyle 1988 yılında **“Avrupa Konseyi Yılın Müzesi Özel Ödülü”**ne layık görüldü.
Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanlığı






