
Mimarlar Odası Antalya Şubesi, Antalya Arkeoloji Müzesi’nin hukuksuz şekilde yıkımına ilişkin bugün (19 Şubat) Müze önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, müze alanı, falezler ve Otelcilik Okulu’nun yer aldığı aksın Cumhuriyet dönemi Antalya’nın simgesel mekânlarından biri olduğu vurgulanarak, bu alanlarda yaşanan dönüşümlerin kentin kültürel ve doğal mirası açısından ciddi riskler taşıdığı belirtildi.
Mimarlar Odası Antalya Şubesi, Antalya Arkeoloji Müzesi hukuksuz şekilde yıkılması ve Müze çevresi ve falezler üzerinde yürütülen uygulamalara ilişkin Müze önünde bugün saat 17.30’da basın açıklaması gerçekleştirdi.

Mimarlar Odası Antalya Şubesi’nin önceki dönem başkanı Hasan Çerçiler, Antalya Arkeoloji Müzesi’ne ilişkin değerlendirmelerinde, müzenin değişime ihtiyaç duyduğunu ve alanın bütüncül biçimde ele alınarak bir dönüşümün gerekli olduğunu ifade etmişti.
Müzenin yıkım kararının ardından Antalya’da çok sayıda sivil toplum kuruluşu bir araya gelerek Antalya Müze Çalışma Grubu’nu oluşturdu. Grup, müze önünde çeşitli tarihlerde basın açıklamaları yaparak yapının korunması yönünde kamuoyuna çağrılarda bulundu. Bu süreçte, Hasan Çerçiler’in başkanlığı döneminde Mimarlar Odası Antalya Şubesi söz konusu oluşumda yer almamıştı.
Yaşanan gelişmelerin ardından Mimarlar Odası Antalya Şubesi geçtiğimiz günlerde olağan seçim sürecini tamamladı. Yapılan seçimlerde mevcut başkan Hasan Çerçiler ile Fatma Gül Yalçınkaya yarıştı. Seçim sonucunda Mimarlar Odası Antalya Şubesi Başkanlığı’na Fatma Gül Yalçınkaya seçilmişti.
Fatma Gül Yalçınkaya ilk basın açıklamasını yıkılan Antalya Arkeoloji Müzesi önünde gerçekleştirdi.
Eyleme; Antalya Mimarlar Odası Şubesi, Müze Çalışma Grubu, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Antalya ve yurttaşlar katıldı.
Antalya Mimarlar Odası Şubesi adına basın açıklamasını Mimarlar Odası Antalya Şubesi Başkanı Fatma Gül Yalçınkaya yaptı.
“TURIZM; DOĞA VE KÜLTÜRLE VAR OLUR, GELIŞIR VE ANLAM KAZANIR”
Mimarlar Odası Antalya Şubesi adına yapılan açıklamada, mimarlık disiplininin temel sorumluluklarından birinin kültürel mirası korumak olduğu ifade edilerek, “Mimarlık disiplininin en temel sorumluluklarından biri, insanlığın varoluşundan günümüze ulaşan mimari eserleri korumak ve onları gelecek kuşaklara aktarmaktır. Çünkü bu eserler yalnızca yapılar değil; geçmişin tanıkları, toplumsal belleğin taşıyıcıları ve insanlık mirasının vazgeçilmez parçalarıdır” denildi.
Açıklamada, Arkeoloji Müzesi, falezler ve Otelcilik Okulu’nun aynı aks üzerinde yer almasının tesadüf olmadığına dikkat çekilerek, “Burası, Cumhuriyet dönemi Antalya’sının bir aks üzerinde mekânsal anlatımıdır; turizmle kalkınma kararı alınmış bir kentin simgesel ifadesidir. Turizm; doğa ve kültürle var olur, gelişir ve anlam kazanır” ifadeleri kullanıldı.
Cumhuriyet döneminde söz konusu alanın mimari proje yarışmalarıyla elde edildiği hatırlatılan açıklamada, “Cumhuriyet, böylesi önemli bir aksı asla şansa bırakmamış, hem müze yapısını hem de turizm eğitimine ayrılan yapıyı ulusal mimari proje yarışmalarıyla elde etmiştir. Güneydeki falezlere ise yapı yasağı getirilmiştir” denildi.

“BURANIN KORUNMASI İÇİN YÜREKTEN ORTAYA KONULAN DİRENİŞ BİZLERİ UMUTLANDIRMAKTADIR”
Açıklamada, son yıllarda alanda yaşanan değişimlere de dikkat çekilerek, “Önce falezlerin korunma derecesi düşürülmüş, ardından meteoroloji binası ve müze yıkılmış, bugün ise Otelcilik Okulu yıkım için boşaltılmıştır. Bundan 50 yıl önce kentin kültür ve turizm sembolü olan bu aks, bugün kentin nasıl yağmalandığının bir göstergesi haline gelmektedir” değerlendirmesinde bulunuldu.
Açıklamada, alandaki gelişmelere karşı yürütülen mücadelenin önemine vurgu yapılarak, “Buranın korunması için yürekten ortaya konulan direniş bizleri umutlandırmaktadır. Her mimarlık eseri insanlık mirasının ayrılmaz bir parçasıdır ve bu eserlerin gerçek sahipleri toplumdur” denildi. Bu kapsamda, Müze Çalışma Grubu ile konuyu kamuoyuna taşıyan basın mensuplarına teşekkür edildi.

Açıklamanın sonunda şu sözlere yer verildi:
“Anayasa’dan ve yasalardan aldığımız yetki ve sorumlulukla, ülkemizde ve kentimizdeki doğal ve kültürel değerlerin korunmasında bundan sonra daha etkin bir şekilde yer alacağız. Mimarlar Odası Antalya Şubesi, 50 yılı aşkın geçmişi boyunca bu değerlerin korunmasında öncü bir rol üstlenmiştir ve bu sorumluluğunu sürdürmeye devam edecektir.”
Eylemin ardından Prof. Dr. Hilmi Uysal Antalya Kent Haber’e açıklamalarda bulundu.
Uysal, müzenin kamuoyuna herhangi bir bilgilendirme yapılmadan kapatıldığını, yıkım sürecinin ise hukuki ve idari açıdan çok sayıda soru işareti barındırdığını söyledi.
Uysal, müzenin 16 Temmuz 2025’te kapatıldığını, ancak bu kararın öncesinde kamuoyuna hiçbir duyuru yapılmadığını belirterek, “15 Temmuz’dan itibaren müzenin kapatılabileceğine dair hiçbir resmi açıklama yoktu. Biz, müzenin yıkılmaması için 5 Temmuz’da eyleme başladık ve bugüne kadar da bu mücadeleyi sürdürdük” dedi.
“DEPREME DAYANIKSIZ RAPORU KAPATMA TARİHİNDE YOKTU”
Müzenin kapatılmasına gerekçe olarak “depreme dayanıksızlık” iddiasının öne sürüldüğünü hatırlatan Uysal, bu raporun kamuoyuyla paylaşılmadığını vurguladı. Uysal, “16 Temmuz’da kapatıldığında ortada deprem raporu yoktu. Biz raporu görmek istedik, halka açıklanmasını talep ettik ancak açıklanmadı” ifadelerini kullandı.
Ağustos ayında yapılan bir toplantıda raporun varlığının söylendiğini ancak yine paylaşılmadığını aktaran Uysal, hukuki sürecin ardından rapora Eylül ayı başında ulaşıldığını belirtti. Raporda yer alan tarihin 23 Temmuz olduğuna dikkat çeken Uysal, “Yani müze kapatıldığında dayanıksızlık raporu henüz düzenlenmemişti” dedi.

“YÜRÜTMEYİ DURDURMA ÇIKMADAN GECE GÜNDÜZ YIKTILAR”
Hukuki sürecin başlamasıyla birlikte yıkımın hızlandırıldığını ileri süren Uysal, “Yürütmeyi durdurma kararı çıkacağını anladıkları için cuma, cumartesi, pazar geceleri sabaha kadar çalıştılar. ‘Üflesen yıkılır’ denilen bina dört gün boyunca dört kepçeye ve kaya deliciye direndi” diye konuştu.
Yıkım sırasında binanın dışına “yenileniyor” yazısı asıldığını söyleyen Uysal, bunun kamuoyunu yanıltmaya yönelik olduğunu savundu. “Yıkım ihalesi yerine taşıma ihalesiyle bina yıkıldı. Halk, içeride yenileme yapıldığını sandı. Bu açıkça yanıltmadır” dedi.
“BİLGİ PANOSU YOK, İHALELER GİZLİ”
Müze alanında bugüne kadar herhangi bir bilgi panosu asılmadığını belirten Uysal, “Kim yapıyor, kaça yapıyor, hangi ihaleyle yapıyor; hiçbir bilgi yok. Burası bir kamu alanı ama şeffaflık yok” ifadelerini kullandı. İhale bilgilerine ulaşmak için yapılan başvuruların “ticari sır” gerekçesiyle reddedildiğini de aktardı.
“BU ALAN MÜZEDEN BAŞKA BİR ŞEYE AÇILMAMALI”
Antalya Arkeoloji Müzesi’nin tarihsel önemine dikkat çeken Uysal, müzenin 1922 yılında Süleyman Fikri Erten tarafından kurulduğunu hatırlattı. “Bu müze, Antalya halkının İtalyan işgaline karşı direnişinin simgesidir. Dünyada benzeri yoktur” diyen Uysal, müzenin yalnızca fiziksel bir yapı olmadığını, toplumsal hafızanın taşıyıcısı olduğunu vurguladı.
Uysal açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Biz Antalya Müze Grubu olarak bu alanda müze dışında başka bir yapıya kesinlikle karşıyız. Antalya’nın en değerli alanlarından biri burasıdır. Ne yapılmak istendiğini bilmiyoruz ama Antalya halkının buna izin vermeyeceğine inanıyoruz. Bu, kente yapılmış en büyük müdahalelerden biridir.”,
Antalya Arkeoloji Müzesi Yıkım Süreci Kronolojisi
- 20 Mart 2025: Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları, Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından müze hakkında resmi yıkım duyurusu yapıldı. Yıkım gerekçesi olarak müze yöneticilerinin bakım eksiklikleri sonucu ortaya çıkan onarım ihtiyacı gösterildi.
- 27 Mart 2025: Antalya Kültürel Miras Derneği (ANKA), Antalya Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu’na müzenin tescili için başvuruda bulundu.
- 10 Nisan 2025: Bölge Kurulu, ANKA’nın tescil başvurusunu olumsuz yanıtladı.
- 24 Nisan 2025: Serbest Mimarlar Derneği çatısı altında “Antalya Müzesini Yeniden Düşünmek” başlıklı bir panel düzenlendi. Antalya Bilim Üniversitesi Mimarlık Bölümü öğrencileri, “Diyaloglar ve Mimarlıklar” teması çerçevesinde bitirme projelerini sergiledi. Panelde müzenin yıkım kararının hatalı olduğu bilimsel bir platformda dile getirildi.
- 29 Mayıs 2025: ANKA, Bölge Kurulu’nun olumsuz tescil kararına itirazını Ankara’daki Yüksek Kurula taşıdı.
- 5 Haziran 2025: Yüksek Kurul kararı beklenirken müzenin taşınması için ihale yapıldı.
- 27 Haziran 2025: Yüksek Kurul, ANKA’nın itirazını olumsuz yanıtladı.
- 5 Temmuz 2025: Müze Çalışma Grubu adına gerçekleştirilen basın açıklaması, kamuoyu tarafından fark edilen ilk kitlesel eylem olarak kayıtlara geçti.
- 7 Temmuz 2025: Merkez Mimarlar Odası, Antalya Kurulu’nun olumsuz tescil kararını mahkemeye taşıdı. Davayı, “bir kültür varlığı adına verilmiş mücadelenin hukuksal zemini” olarak tanımladı.
- Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkım kararına karşı, Müze Çalışma Grubu’nun çağrısıyla 7 Temmuz Antalya Arkeoloji Müzesi önünde basın açıklaması gerçekleştirildi.
- 7 Temmuz 2025’te ICOMOS Türkiye, ISC20c Türkiye, ISCARSAH Türkiye, DOCOMOMO Türkiye ve KORDER ortak yayınladıkları görüş metninde, Antalya Arkeoloji Müzesi’nin kültür varlığı niteliğini oluşturan özgün değerlerinin korunarak yaşatılması gerektiğini vurguladı. Metinde, müzenin güncel yönetmeliklere uygun şekilde güçlendirilip özgün mimari nitelikleri esas alınarak restore edilebileceği belirtilerek, Antalya Müzesi’nin Modern Mimarlık Mirası olarak korunmasının önemi dile getirildi.
- 13 Temmuz 2025: Müze Çalışma Grubu tarafından Müze Çalıştayı ve Forumu düzenlendi.
- 14 Temmuz 2025: Yurttaşlar Müze önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.
- Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkım kararına karşı, yurttaşlar 15 Temmuz Antalya Arkeoloji Müzesi önünde eylem yaptı.
- 16 Temmuz 2025: Kültür ve Turizm Bakanlığı, Antalya Arkeoloji Müzesi’ni ziyaretçilere kapatma kararı aldı. Aynı gün, yurttaşlar Müze önündeki eylemlerini sürdürdü.
- 25 Temmuz 2025: İMO Antalya Şubesi’nin desteğiyle eylemler devam etti.
- 2 Ağustos 2025: Akdeniz Serbest Mimarlar Derneği (Akdeniz SMD) müze önünde basın açıklaması yaptı.
- 17 Ağustos 2025: İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Antalya Şubesi, Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkımına gerekçe gösterilen “Deprem Performans ve Analiz Raporu”nun hâlâ kamuoyu ile paylaşılmadığını açıkladı. Oda, raporu sürecin başından itibaren talep ettiklerini ancak hâlâ paylaşılmadığını belirterek durumun ciddi bir soru işareti yarattığını duyurdu.
- 17 Ağustos 2025’te ayrıca Müze Çalışma Grubu, haftalardır süren direnişini kitaplaştırdı. İlk protestosunu 5 Temmuz’da gerçekleştiren grup, o tarihten itibaren yapılan basın açıklamalarını, yıkım kararını çürüten bilimsel raporları, medyada yer alan haberleri ve değerlendirme yazılarını 338 sayfalık ve 7 bölümden oluşan bir e-kitapta bir araya getirdi. Eserin editörlüğünü Müze Çalışma Grubu akademisyenleri Prof. Dr. Gül Işın, Prof. Dr. T. Elvan Altan, Prof. Dr. Hilmi Uysal, Prof. Dr. Nihat Dipova ve Prof. Dr. Memduh Sami Taner üstlendi.
- 21 Ağustos’ta Müze Çalışma Grubu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya Milletvekili Cavit Arı, CHP Antalya Milletvekili Aliye Coşar, CHP Antalya Milletvekili Mustafa Erdem, CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, CHP Konyaaltı İlçe Başkanı Demet Gündüz, CHP Konyaaltı İlçe Başkan adayı Ahmet Burak Zor, Antalya Barosu, Türk Tabipler Birliği (TTB) Antalya Şubesi, sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler, sendikalar ve yurttaşların katılımıyla bir eylem gerçekleştirildi
- Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkım kararına karşı, yurttaşlar 23 Ağustos Antalya Arkeoloji Müzesi önünde canlı heykellerle “gece müzeciliği” etkinliği yaptı.
- Depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkım kararı verilen Antalya Arkeoloji Müzesi’nin “deprem raporu” 49 gün (2 Eylül) sonra ortaya çıktı; müze çalışanları tarafından girişe asılan raporda ise yalnızca içindekiler bölümü yer aldı.
- İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi, depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkım kararı verilen Antalya Arkeoloji Müzesi’ne ilişkin hazırlanan “deprem raporu” hakkında 3 Eylül’de açıklama yaptı.
- Akdeniz Üniversitesi Öğretim Elemanları Derneği ile Antalya Kültürel Miras Derneği, Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkım ruhsatı ve asbest raporuna ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü ile ilgili personel hakkında 3 Eylül’de suç duyurusunda bulundu.
- Antalya Meslek Odaları Eşgüdüm Kurulu, Antalya Arkeoloji Müzesi gündemiyle 17 Eylül’de İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi’nde basın açıklaması gerçekleştirildi.
ANTALYA MÜZESİ’NİN KURULUŞUNDAN GÜNÜMÜZE YOLCULUĞU
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından 1919’da İtalyanların Antalya’yı işgal yıllarında, açıkta bulunan eski eserlerin İtalyan Konsolosluğu’na taşınmak istenmesi üzerine Süleyman Fikri Erten harekete geçti. Antalya Lisesi’nde öğretmenlik yapan Erten, 15 Ekim 1919’da Antalya Mutasarrıflığı’na başvurarak kendisini fahri Asar-ı Atika Memuru tayin ettirdi ve müze kurma çalışmalarını başlattı.
İlk olarak şehir merkezinde bulunan eserler, Tekeli Mehmet Paşa Camii karşısındaki terk edilmiş Bayraktar Baba Türbesi’nde toplanarak “depo müze” oluşturuldu. 1922’de mübadele sonrasında Rumlardan kalan Panaya Kilisesi’ne (Alâaddin Camii) taşınan eserler, Antalya’nın ilk resmi müze binasının temelini oluşturdu. Müze, 1937’de Yivli Minare Camii’ne, 1972’de ise günümüzde kullanılan binasına taşındı.
Bugün 30 bin metrekarelik bir alanda hizmet veren Antalya Müzesi, kapalı sergi salonları ve açık hava galerilerinin yanı sıra çocuk bölümü, modern sanatlar sergi salonu, konferans salonu, kafeterya ve video gösterim salonuyla ziyaretçilerini ağırlıyor.
Alt Paleolitik Çağ’dan Bizans Dönemi’ne uzanan geniş koleksiyonuyla öne çıkan müzede; doğa tarihi ve prehistorya eserleri, klasik dönem seramikleri, Perge kökenli mitolojik heykeller, lahitler, takılar, sikkeler, mozaikler, ikonalar ile cam ve madeni eserler sergileniyor.
Özellikle Perge kazılarından çıkarılan Roma Dönemi heykeltıraşlık eserleri ve müze kurtarma kazılarından elde edilen ünik buluntular, Antalya Müzesi’ni uluslararası alanda özel bir konuma taşıyor. Müze, bu nitelikleriyle 1988 yılında **“Avrupa Konseyi Yılın Müzesi Özel Ödülü”**ne layık görüldü.
Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanlığı





